Alimler'in beş yaşına kadar güzel bir çocukluğu vardı; en azından kendisi öyle sanıyordu. Yakında bir kardeşi olacaktı ama ne yazık ki izin yoktu. Bebeği aldırmaya gitmek zorundaydılar.
Evden çıkacakları sırada polisler Ayşe'yi tutuklamıştı Alimler ağlayarak annesinin gitmemesi için bacağına yapıştı. Sımsıkı tutuyor, bırakmıyordu.
— كەتمەڭ، ئانا، ئۆتۈنىمەن كەتمەڭ! كەتمەڭ، ئانا، ئۆتۈنىمەن كەتمەڭ!
(Gitme anne, lütfen gitme! )
Annesi Ayşe çaresizce gardiyanların kolundan kurtulmaya çalışarak
—放开我,放开我,我没有犯罪!
(Bırakın beni bırakın ben suç işlemedim!)
.Alimler gardiyanlara küçük yumrukları ile yumruk atarak çinceyi tam bilmediği için yarı Uygurca yarı çince konuştu
—别碰我妈妈,别带走她。ئاكام ئۆلىدۇ، ئۇنى يالغۇز قويۇڭلار.
(Bırakın annemi götürmeyin onu. Kardeşim ölücek bırakın.)
Ama maalesef Alim’in çabaları yetmedi. Annesi o soğuk hastaneye götürüldü. Küçük çocuk arkalarından bakarken içine korkunç bir şüphe düştü. Belki de hastaneden sonra Ayşe’yi hapse atacaklardı.