İçeriğe geç

Çilekli pastam

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Çilekli pastam

Bölüm 1

Sonun başlangıcı

Ben yine denizin masumiyetine kapılıp gidiyorum galiba.

Artık yapacak birşeyimiz yok değil mi? Kim olduğumu biliyorsun.

Bu yüzden ya sen ya ben bu hayata ikimiz fazla geliriz,kaldıramazlar.

Son sözlerimi söyleyip gözlerimi ve kulaklarımı kapattım; Kulaklarımı neden kapattığımı sorgulamayın alışkanlık işte...

3 ay önce...

Eliz Pera

17.05.2023

İlk defa tek başıma yönettiğim sonrasında sevgilimle ortak olduğum dükkanımızın birinci ayıydı bugün.

Yıllardır hayalini kurduğumuz o bahçeli dükkanı pastahane olarak 1 aydır işletiyorduk ve kesinlikle bu kutlamaya değer birşeydi.

"Aşkım,bu akşam yeni mekanımızın partisi var, hemen parti hazırlıklarına başlayalım. Bu gece full eğlence var sende geliyorsun değil mi ?"Diyerek soru yönelttiğimde erim derin bir iç çekip beni süzdü ve daha sonra üzgün gözlerle bana döndü.

"Çok işim var; siz partide eğlenirken ben ise evimizde ki odalardan birinde dosya hazırlamalıyım."

Dudaklarımı büküp yüzüne baktığımda üzüldüğüm her halimden belli oluyordu. "Keşke sen de bize katılabilseydin, neyse bu konuda ısrar etmemi sevmediğini biliyorum o yüzden ısrar etmeyeceğim.

Ee kimleri çağırıcaz partiye?"

Düşünceli bakışlarıyla cümleye başladı.

"Bütün çalışanlar, kız arkadaşların ve arkadaşım özgür gelecek sorun olmaz değil mi?"

Erimle özgürün bu sıralar aralarının bozuk olduğunu düşünüyordum.

Büyük ihtimal şaşkınlığım yüzümden belli oluyordu. Fakat hemen yüzümdeki şaşırma ifadesini yok ettim ve erimin kalbini kırmamak için geçiştirici bir cevap verdim

"Tabi ki gelebilir sorun olmaz..."

Tanıştırayım Sevgilim Erim .

Üniversitenin son yıllarında bizim okula yeni gelmişti. Bu sayede tanışmış arkadaş olmuştuk ve çok yakındık şimdi ise 3 aydır aynı evde yaşıyoruz ve tam 9 aydır sevgiliyiz neredeyse 1 aydır da ortağım.

Ben onu seviyorum,oda beni seviyor.

Erim bir anda hayatım, herşeyim oluverdi...

Onu sevmekten daha öte hiç

bir duygu hissetmiyordum...

Parti hazırlıkları bittiğinde evimiz şahane gözüküyordu. Erimde çoktan çalışma odasına çalışmak için geçmişti.

İşte insanlar da yavaş yavaş gelmeye başladı. Özgür ise çoktan gelmişti ve aynı masada duruyorduk.

Özgür,sevgilimin arkadaşı...

Erimden 2-3 santim uzunken 1.89 boylarındaydı.

Ve neredeyse erimle çok zıtlardı; erim romantik biriydi ama özgür tam aksine ruhsuz gözüküyordu. Sanki her an bu kalabalıktan uzaklaşıp bir köşede kitap okumak istiyordu.

Aslında birbirlerinden pek hoşlanmadıkları netti ama eskiden çok yakın arkadaşlarmış haliyle ortamları ve arkadaşları yüzünden bir araya gelmek mecburiyetinde kalıyorlardır diye düşünmüştüm.

İnsanlar dans etmeye birşeyler içmeye başlamışlardı.

O sırada içeri doğru giren arkadaşım mayayı gördüm.

Özgür dedim çekingen bir ses tonuyla.

Bir anda dönüp bana baktığında "arkadaşım geldi ona selam vereceğim ve kendime içecek birşeyler alacağım, sende ister misin?"Diye soruverdim.

"Ben şimdi içecek almayayım, böyle iyiyim." Dediğinde ses tonu gayet net ve ciddi geliyordu.

Mayanın yanına gittim ve sarıldık.

Uzun zamandır görüşmüyorduk yani zamanımız birbirine denk gelmiyordu demeliyim.

Çok yoğun çalışıyorduk ikimizde.

"Maya", dedim."Nasılsın uzun zamandır görüşemedik, seni çok özledim." Dediğimde kocaman gülümsedi ve "bende seni çok özlemişim bir ara bütün dedikoduları elden geçiririz" demesinin ardından bana sıkıca sarıldı.

Ve Arkadaşım Maya .

Yurt zamanlarından beri tanışıyoruz

Çok iyi bir kızdır çok da iyi anlaşırız ama aslında karakterlerimiz çok uyumlu değil o dedikodu seven eğlenceden başka birşey bilmeyen biriydi; ben ise acıdan besleniyordum.

Biraz daha sohbet ettikten sonra

İçecek almak için mayanın yanından ayrılmıştım ve içeceklerin olduğu masaya doğru yürüyordum üstümdeki beyaz elbise saçlarımın siyahıyla zıttı beni yeterince saf ve güzel gösteriyordu.

Beyaz kesinlikle saflığın masumluğun rengiydi ve ben o akşam tam da

öyle gözükmek istiyordum.

Hafif makyajım açık kahverengi gözlerimi oldukça güzel gözüktürüyordu. Dolgun dudaklarımdaki hafif ton ruj da beyaz elbisemin masumiyetine ortaklık ediyor gibiydi buna emindim.

Daha sonrasında elimdeki içeceğimle özgürün yanında doğru ilerdim ve

"İyi misin, herşey yolunda mı?" Diye sordum.

"İyim herşey de gayet yolunda gidiyor"cevabını vermişti.

Gerçekten görünürde herşey normaldi .

"Anladım" dedigimde sesim beklediğimden daha tahammülsüz çıkmıştı. Daha sonrasına "ben erime bakayım en iyisi" diyerek oradan uzaklaştım.

Erimin odasının kapısını tıklattım bir kaç defa ama ses çıkarmadı.

Ses çıkarmayınca bir anda odaya girdim.

Gördüklerime inanamıyordum...

Yerde bir sürü içki şişeleri vardı. Ama erim hayatta içki içmeyi sevmezdi.

Bırak içki içmeyi; içki içeni de sevmezdi.

Arkamı döndüğümde tanıdık bir suratla karşılaştım.

Özgür bana soran gözlerle bakıyordu.

Özgüre açıklama yapmakla vakit harcayamazdım, odadan ayrılıp bütün odaları aradığımda geriye sadece teras kalıyordu. İnsanlar ise aşağıda beni bekliyordu. Özgüre döndüm ve" sen orada mı diye terasa bakabilirmisin? Bende insanların yanına dönüp onları yolcu edip hemen yanına gelirim." Dediğimde özgür kafasını aşağı yukarı hareket ettirerek beni onayladı ve "tamam sen insanları yolcu et,ben erimi bulurum" dedi.

Özgüre güvenip dubleks evimizin merdivenlerinden aşağıya indim herkese geldikleri için kibar şekilde teşekkür ediyordum ki birden ses geldi.

Herkes sesin geldiği yöne bakıyordu.

Ben ise korktuğum şeyin başıma gelmiş olabileceği düşüncesi ile gözl

erimi kapattım.

Evet, tam da düşündüğüm gibi çığlık sesleri gelmeye başlamıştı...

Arkamı döndüğümde erim yerde yatıyordu..

Bunu neden düşündüğümü bilmiyordum ama günün enerjisinden hissetmiştim bugün birşeyler olacağını biliyordum.

Olduğum yerde donup kalmıştım. Uzun bir süre kendime gelemedim ama bir şekilde erimin yanına gittim. Elinden tutup ağlamaya başladım. Sarıldım,uyanması için beni bırakmaması için yalvardım ama o uyanmadı.

Bem beyaz elbisemin üstünde kan lekeleri olmuştu. Sevgilimin kanı ruhumda ve bedenimdeydi .

Sonunda zaten dayanamayıp bayılmışım.

Gözlerimi açtığımda tek hatırladığım şey erim kendini terastan aşağı atarak intihar etmişti.

Uyandığımda hastahane de olduğumu anladım. Gözlerim onu, sevgilimi aradı.

Yukarı katta ameliyathane de olduğunu öğrendiğimde kolumdaki serumları umursamazca söküp attım.

Koşarak yanına gitmek istiyordum fakat üzerinde sevgilimin kan lekeleri olan uzun elbisem bana engel oluyordu.

Bir kaç takılmadan sonra ameliyathanenin kapısının önüne gelmiştim özgür sandalyede oturmuş kafasını iki elinin arasına almıştı.

Araları bozuk olmasına rağmen çok üzgün gözüküyordu.

Ameliyathaneden bir doktorun çıktığını farkettim. Doktor yanımıza gelip bize açıklama yapacaktı ama ben dinlemeden ameliyathaneye daldım ve koşarak erimin yanına gittim.

Doktorlarla hiç konuşmadan sadece umut dolu gözlerle baktım; onlarda hiç konuşmadan başlarını sağa sola hareket ettirerek cevap verdiler.

O an erimin yanına doğru koştum.

Bana ilham veren,benim hayatıma mutluluğu veren gözleri kapalıydı.

Elimi kalbine doğru yasladım.

Ve gözlerimi kapattım sevgiliyken buluştuğumuz zamanlarda ki kalbinin sesleri aklıma gelmişti.

Benim için atan,titreyen kalbi artık atmıyor titremiyordu.

O an bedenim sanki ruhum özgür bırakmıştı.

Dizlerimin üstüne çöktüm, ve ardından çığlık seslerim bütün hastahanede yankılandı.

Ellerimi yere durmaksızın vurdum.

O sırada özgür içeri girdi,kolumdan tutup beni kaldırdı.

"Bırak beni çıkmak istemiyorum erimi yalnız bırakamam, o bensiz yapamaz."

Diye bağırırken ağlıyordum, ellerim yere vurmaktan morarmıştı.

Ama benim zerre umrumda değildi.

Ona zorluk çıkaracağımı anlayan özgür beni tuttuğu gibi kaldırdı, bir eliyle belimi sardı ve diğer eliyle bacaklarımı tuttuğunda kucağında çırpınıyordum.

"Nereye götürüyorsun beni bırak,bırak dedim sana!"Sesim oldukça gür çıkıyordu.

Onun sesi ise sinir bozacak şekilde sakindi.

"Sakin ol uzaklaşman lazım burdan. Yoksa perişan olursun" dedi.

Ve beni hastahane'nin kantinine doğru götürdü.

"O güne dair hatırladığım tek şey bunlardan ibaret" dediğimde polis sorgulayan gözlerle bana bakıyordu.

Daha sonra dudaklarını araladı.

"Erim ve özgürün aralarının bozuk olduğundan bahsetmiştin değil mi ?"diye sordu.

Beni deniyor, yalan mı söylüyordum anlamaya çalışıyordu.

"Evet aralarının bozuk olduğunu düşündüğümden bahsetmiştim ama araları bozuk mu? değil mi? bilmiyorum ben size sadece tahminimden bahsettim."

Dedim kendimden emin bir ses tonuyla.

Eğer tahminim olduğunu vurgulayarak söylemeseydim araları bozuk olduğu için Özgürü şüpheli gösterirlerdi ve hatta belki de özgürü tutuksuz yargılarlardı.

2 saat önce...

Sabah saat 14:00 sularında kapımı çalan polis beni evde bulamayınca telefon numaramı bulmuş ve beni aramıştı. Karakola ifade vermem için beni karakola götürmek istediklerini söyleyince bende onlara üstümü değiştirip kendi aracımla geleceğimi söyleyip telefonumu kapattım.

Kalp ritmim neredeyse durmuştu. Hemen elime ne geldiyse giyip çıktım.

Ve karakola gittim.

Evet erimin ölümünden neredeyse 3 gün geçmişti. Ben erimle yaşadığım eve gidemiyordum. O yüzden teyzemin evine gittim benden o kadar nefret etmesine rağmen beni evine aldı. Ama istenmediğimi biliyordum.

Ne halde olduğumun kimse farkında değildi ve ben yanlızlığa mahkûm edilmiştim.

Oraya gittiğimde polisler intihar mı? cinayet mi? diye düşünüyordu.

Orada olan olmayan herkes şüpheliydi.

ifade verdikten sonra karakolun bahçesinde özgürle karşılaştım birbizimize baktığımızda onun gözünde bir gram bile korku görememiştim ama ben neredeyse korkudan titriyordum.

Normalde karakollara alışkındım fakat bu sefer konu sevgilimin ölümü olunca ister istemez kötüydüm.

Çünkü herşey bir anda olmuştu.

"Özgür" dedim çekinerek "ben şimdi ne yapacağım?"

Duraksadı düşünüyor olmalıydı.

Bir anda başım döndü düşecek gibi olmuştum.

O sırada özgür beni kolumdan tutarak ayakta durmamı sağladı.

"Gel oturalım istersen, kötü görünüyorsun" dediğinde ikimizde anlaşmış gibi bir anda yangın merdivenine doğru yürüdük ve merdivenlere oturduk.

"Sakin ol" dedi.

Ama ben sanki onu duymuyordum o sırada hiç birşey düşünemiyordum.

Donup kalmıştım.

"Pera" dediğinde gözlerim ona döndü.

"Eliz" diye düzelttim.

Sonrasında sanki dikkatimi bir an olsa bile erimin ölümünü unutmamı istermiş gibi farklı bir konu açtı.

"Neden" dedi

"Ne ?" Dediğimde neyden bahsettiğini anlamıştım ama bilmemezlikten gelmek istedim.

"Neden Pera ismini kullanmıyo

rsun ?

Neden Pera değil de eliz?"

Sorusunu sorduktan gözlerim yine boşluğa daldı.

"Babam" diye başladım cümleye " Pera ismimi babam,Elis ismimi annem koymuş. Pera ismi peri anlamına geliyormuş. Elis ise güzel kokan çiçek anlamına geliyormuş.Ama ben kendimi hiçbir zaman peri gibi ya da güzel kokan bir çiçek gibi hayal etmedim;edemedim.

Aslında ismim Elis Pera ama ben kendime Eliz diyorum, dedirtiyorum. Küçük bir harfi değiştirdiğim de artık güzel kokan bir çiçek değil de güçlü bir kadın anlamına gelen ismimi kullanıyorum.

Benim annem çok güçlü bir kadındı.

Yıllarca acı çekmesine rağmen hep güçlüydü.

Bende onun gibi güçlü olmak istedim o yüzden Eliz."

Gözleri boşluğa bakıyordu.

Birşeyler düşündüğü her halinden belliydi.

O an ayağa kalktı ve beni de kolumdan tutarak kaldırdı yangın merdivenlerin tam karşısında kadınların kullandığı tuvalet vardı ve beni kolumdan çekiştirerek tuvalete soktu.

Gizli bir şekilde kapının önüne içeride temizlik var yazan bir levha koyup tuvaletin kapısını kilitledi.

Gözlerim açılmıştı ne yaptığını izliyordum konuşamayacak kadar da güçsüz hissediyordum o yüzden hiçbir soru iletmemiştim.

Bana döndü ve elimden cep telefonumu aldı kökten kapattı daha sonrasında aynı şekilde kendi cep telefonunu da kapattı.

"Bak eliz"dedi temkinli bir ses tonuyla sonrasında "telefonlarımız dinleniyor ve her yerde bizi izleyen kameralar var tuvaletler hariç". Dediğinde lafı nereye getireceğini anlamıştım.

Polislerin bizi duymasını

istemiyordu.

"Bak eliz biliyorum senin için çok zor bir durum ama o evde her ne olduysa olaya bende dahil oldum ve şuan karakoldayız,

bütün oklar bizi gösteriyor çünkü sen erimin sevgilisisin yani en yakınısın ben ise erimin arası bozuk olduğu kişiyim. Eğer ne olduğunu tam olarak yalansız anlatırsan seni korurum, yemin ederim ki seni korurum.Burada kimse yok bana güven."Dedi güven dolu bir ses tonuyla.

Konuşmasına devam etti.

"Korktuğunu biliyorum ama korkma;

sadece bana güven."diyerek de bitirdi cümlesini.

"O gün orda gördüklerin ve verdiğim ifade dışında hiçbir şey olmadı."

Kelimeler dudaklarımdan dökülürken duygusuzdum.

Çünkü artık ağlamaktan da duygularımdan da nefret ediyordum.

İlk önce yutkundum daha sonrasında kafamı sağa sola hareket ettirdim.

Eğer ağlarken kafamı sağa sola doğru hareket ettiriyorsam birşeyleri kabullenemiyorumdur. Daha sonrasında cümleme devam ettim.

"Ben şuan korkmuyorum sadece onun ölümü beni mahvetti. Bu yüzden nefes alamıyorum, geceleri vicdan azabından uyuyamıyorum sürekli kabuslar görüyorum."

Sesim de bir çok duygu vardı ama en fazlası üzüntü ve suçluluktu.

"Özgür istemeden ikimizde bu olaya dahil olduk ama beni korumak zorunda değilsin. Senin hiçbir suçun yok eğer kendini suçlu hissediyorsan da bilmelisin ki bütün suç benim.

Sen sadece beni korudun."

Dediğimde bütün suçu üstleniyordum.

Bana yaklaştı. Soğuk elleri tenime değdiğinde içim ürperdi.Göz yaşlarımı siliyordu.

"Tamam" dedi. "Herşeyde yanındayım.

Henüz seni doğru düzgün tanımıyorum ama söz veriyorum seni yanlız bırakmayacağım".

Yazarın açıklaması

2 Eylül 4:22

Bu kitap ciddi anlamda yazmaya başladığım ilk eserim.

Ve şimdi ilk bölümünü şimdi yayınlıyorum.

İlk bölümümüz kitap halindeyken 7 sayfa şeklinde sayfaların uzunluguna göre bölümler de uzuyor.

Kitabın ismi konusunda çok kararsızım 2-3 bölüm attıktan sonra bana isim fikri vermenizi isteyeceğim.

Hiç ara vermeden kitabımı çıkarmak için uğraşacağım. Kimse okumasa bile kitap haline getirip her gün okuyacağım. Çünkü bu benim hayalimdi.

Şimdilik hiç biriniz beni tanımıyorsunuz ama bende sizden biriyim bir gün hayallerim gerçek olurda gerçek bir yazar olursam benim için herşey tamamlanacak.

Kim bilir belki bir gün imza günümde ellerinizde kitaplarım varken karşılaşır fotoğraf çekeriz :)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.