İçeriğe geç

ÇIKMAZ SOKAK

Bölüm 7 · 10 dk okuma

ÇIKMAZ SOKAK

Bölüm 7

7. Bölüm: KANLI DUVAR

"Şimdiden uyarayım içerisi bir tık dağınık olabilir." dedi Utku Abim

"Bir tık ya çok fazla değil!" dedi Mert iğneleme dolu sesiyle.

Ben ise "En fazla ne kadar dağınık olabilir ki?" diyerek odalarına ilk adımımı attım ama daha ilk adımda yanıldığımı anladım..

Kapıdan içeriye girer girmez ayağımın ucuna bir kırmızı tişört değdi ve kafamı eğerek soru işaretleri içeren gözlerle tişörtte baktım. Yere baktığımı gören Utku Abim hemen tişörttü görerek aldı onu yerden.

"Mert Abicim ben sana kaç defa diyeceğim bu kadar dağınık olma diye!"

"Abi farkında mısın bilmiyorum ama burası senin odan ve şuan elinde tuttuğun tişörtte sana ait. Hiç bana suç atma!" dedi Mert abisine alayla bakarak.

"Benim için sorun değil. Yani burası senin odan ve istediğin gibi kullanırsın." dedim.

Utku Abim benim konuşmamla yanaklarımı iki eliyle sıkmaya başladı. Şuan yanaklarımın kıpkırmızı olduğuna eminim. "Oy abisinin gülü nasılda koruyor abisini. Yerim kızım seni!" dedi dişlerini gıcırdatarak.

"Ya abi bıraksana kızının yanaklarını!" dedi Mert buram buram kıskançlık kokan sesiyle.

"Kes lan, dünkü bebe!" dedi Utku Abim Mert'in dediğini hiç umursamadan.

"Ya ablaa!" dedi benden yardım ister gibi.

Sesimi çıkarmadan onları dinliyordum ve kardeşimin bana yardım ister gibi seslenmesiyle gülerek ellerimi yanaklarımın üzerinde olan ellerin üzerine koydum. "Ben en son buraya konuşmak için gelmiştim ama!" dedim.

Utku Abim ellerini çekti ama bir saniye geçmeden sol yanağıma ufacıcık buse kondurdu. Ufakta olsa kalbimde uçuşan kelebeklere ve dudaklarımda kocaman gülümseme oluştu. "Sen yeter ki iste miniğim" dedi Utku Abimde tıpkı benim gibi gülerek.

Sonunda kapının önündeki duruşmamız bitmiş ve yatağın üzerinde olan abur cuburların yanına oturmuştuk. Şapşikler hemen de depresyon pozisyonuna girmişler.

"Eee?" dedi Mert dakikalarca süren sessizliği bozarak.

"Şey... Ben aslında aşağıda size öyle seslenirken düşündüğünüz şeyleri kastetmedim. Yani daha önce sizi hiç görmedim, yani sizi tanımıyordum ve bu yüzden size nasıl sesleneceğimi bilemedim. Rahatsız olursunuz belki diye sizinle resmi konuşmayı daha uygun buldum. " dedim parmaklarımla oynayarak. Tanımadığım ve gergin olduğum yerlerde genellikle parmaklarımla oynar ve yere bakardım.

Çenemde hissettiğim parmaklar nazik bir şekilde kafamı yerden kaldırdı ve parmakların sahibi yani Mertle göz göze geldik. "Abla ya biz sana kıyamaz ki sen böyle tatlı tatlı konuştukça. Sen üzülme kabahat bizde, seni düşünmedik." dedi.

"İlk defa katılıyorum bu salağa. Benim miniğim üzülse ben ona kıyamam ki! Senden hemen bize alışmanı beklemek bizim suçumuz. Daha evimize, aramıza yeni geldin ve emin ol asla pişman olmayacaksın." dedi Abim son cümlesini gülerek söylemişti.

"Ehh! Yeter ama artık ya! Şuan odada bulunan kara bulutları atabilir miyiz artık? Bunaldım! Hem artık barıştığımıza göre şuan benimle göz göze olan cipsleri film izleyerek yiyebilir miyiz?" dedi Mert hafif yüksek sesle ve çoktan elini cips paketine daldırmış ve yemeğe başlamıştı.

Ona dişlerimi gösterecek kadar gülerken benden beklemedikleri bir şey söyledim. "Küsmedik ki barışalım Şapşik" dedim. Bunu dediğimi duyan Mert gözlerini cipsten ayırdı ve bana bir kaç saniye baktı aynı şekilde abimde baktı. Şaşkın ördek gibi yüzüme bakıyorlardı. Daha çok güldüm hatta kahkaha attım.

Bu evdeki ilk kahkaham gerçekleşmişti. Darısı diğer günlere...

Şoktan çıkan Mert üzerime atlamış ve beni gıdıklamaya başlamıştı. Ben daha yüksek hatta dışarıdan bile duyulabilecek şekilde kahkaha atarken Mert bana söyleniyordu. "Demek şapşik ha? Yerim kızım seni!" gibi şeyler söylüyordu.

"Mert b-bırak! Olm c-ciddiyim b-bırak a-altıma edeceğim."

"A-abi yardım e-et" diyerek son çare abimden yardım istedim.

Yardımımı duyan abimle Mert saniyesinde üzerimden gitmişti. Ve görüş açımda şuan hem sevgi hem de şaşkınlıkla bakan bir adet Utku Doğan Açar vardı. "N-ne dedin sen?"

O böyle sorunca kötü bir şey dediğimi zannettim ama sadece yardım istemiştim. Derince yutkundum fark ettiğim şeyle.

Ben ona abi demiştim. Tabii ki de ona abi diyordum ama içimden..

"Abi" dedim yavru kedi gibi ona bakarken.

Aniden havalanmamla ağzımdan kaçan çığlığa engel olamadım. Abim beni hem belimden hem de diz kapağımın altında tutarak beni etrafında döndürüyordu. Ben ise kollarımı boynuna sımsıkı dolamış kahkaha atıyordum.

"Senin abi diyen dillerini yerim!" dedi sevinçle abim.

"Güzelim!" dedi coşkuyla abim.

"Abimgil ilk bana abi dediğini hatta ilk günden bana abi dediğini duyunca kıskançlıktan deliye dönecekler." dedi mutlulukla abim.

Bir aç kez daha beni etrafında döndürdükten sonra yavaşça yatağın üzerine geri koydu. Koymasıyla yanaklarıma, alnıma, şakaklarıma kısacası yüzümün her yerine kondurulan öpücükler bir oldu. O sırada Mert kapıda birileriyle konuştuktan sonra gülerek yanımıza geldi ve kendini yatağa attı.

"Abi-Kardeş sevinmeniz bittiyse filmi açıyorum." sesinde hafif bir kıskançlık sezmiştim ama yanılıyor da olabilirimdim.

Beni ortalarına alarak yatağa yattık ve karşımızdaki dev ekrandaki film başladı. Yatakta ne büyükmüş bee! 3 kişi birden sığabildik. gerçi biraz sıkıştık ama olsun.

Ha bu arada yataktaki abur cuburları Mert'in yanındaki sehpaya koymuştuk. Yani nimetlerin üzerine yatmadık! Ara sıra Mert ağzıma cips ya da çikolata veriyordu ve bende hiç reddetmeden yiyordum.

...

"Mert bu açtığın korku filmi mi?" dedim sesimden bile belli olacak endişeyle.

Bu arada Mert perdeleri kapatmıştı. Her yer kapkaranlık olmuştu ve Mert'in dediğine göre böyle bir ortamda film izlemek daha iyiymiş..

"Evet güzelim." dedi hala cipsini yerken. Sonra kafasına dank etmiş olmalı ki bana doğru döndü sorgu dolu bakışlarla. "Abla yoksa sen korkuyor musun?" dedi gözlerini kısarak.

"Yani... Birazcık olabilir." dedim işaret ve baş parmağımı birbirine yaklaştırıp gösterirken.

Ama Mert biraz daha yüzüme bakıp kahkaha atmaya başladı. "A-abla korkma b-ben seni k-korurum." dedi alayla.

Benimle dalga geçmesi hiç hoşuma gitmemişti ve abime baktım. "Abi?!" dedim. Abim hemen durumu anlamış ve Mert ensesine bir tane indirmişti.. "Kardeşimle dalga geçme lan! Pezevenk!" dedi.

Ensesine yediği darbeyle hemen kendine gelmiş, kahkahasını durdurmuştu Mert. "Abi ya acıttın!" dedi.

O sırada ben karnımın üzerinde bana sarılmış olan Mert'in kolunu ittirdim ve abime döndüm. "Abi bana sarılsana." dedim. Abim ise hiç kaçırmadan kollarını bana sımsıkı dolamış ve saçlarıma öpücük kondurmuştu. Bu durumu gören Mert yalandan olduğu bariz belli üzgün sesiyle "Pabucum dama atıldı ama!" dedi ve bana sarılmaya çalıştı.

Ama izin verir miyim? Asla!

Benimle dalga geçmeyecekti!

Bana sarılmaya çalışan koluna bir tane fiske attım. "Sarılma bana! İstemiyorum!" dedim. bunu duyan Mert bu sefer gerçekten üzgün gözlerle bana baktı. "Abla özür dilerim." dedi.

Onu görmezden gelmeyi denedim. Denedim ama olmadı, yapamadım. Dayanamadım. Bana yağmurun altında ıslanmış kedi gibi bakarken film izlemeye gönlüm izin vermedi. Kollarımı kocaman açarak "Gel buraya şapşal!" dedim.

anında kollarımın arasına girerken abimin bana yaptığı gibi ben de Mert'in yumuşacık saçlarına öpücük kondurdum. "Bir daha olursa affetmem ama!" dedim şakacıktan kızgınlıkla. O ise bunu fark edememiş ve bana daha sıkı sarılıp "Asla bir daha olmayacak abla." dedi.

...

Film sonunda bitmiş ve bende bitmiştim zaman zaman korkudan affedersiniz ama altıma sıçacak hale gelmiştim. Abim korktuğumu gördükçe filmi kapatmak istemişti ama Mert buna izin vermemişti. Hatta abim bir ara kumandayı almıştı ama deli Mert çığlık atıp abimin dikkatini dağıttı ve kumandayı kaptığı gibi camdan aşağı fırlattı. Aşağıdan gelen su sesiyle kumandanın havuza düştüğünü anlamıştık.

Kumandanın havuza gitmesiyle abimin Mertle kavgası benim söylediğimle son bulmuştu. "Abi boş ver uğraşma korktuğum yerlerde gözümü kapatırım olur biter." abim önce kabul etmemişti ama ısrarlarımla kabul ettirmiştim.

Şimdi ise gözlerime çöken uykuyla savaşıyordum. Ben ne kadar uyumak istemesem de uykunun kollarımı beni daha çok çekiyordu.

Abimle Mert'e baktığımda bana sarılarak çoktan uyumuş olduklarını gördüm.

Bende daha fazla uykuyla olan savaşımı uzatmadan kendimi uykunun kollarına bıraktım. Ellerimi karnım üzerinde olan, abim ve Mert'e ait olan kolların üzerine koydum.

Ve ben ilk defa o akşam huzurlu bir uykuya daldım aynı zamanda ilk defa kardeşlerimle uyudum...

...

Terden ıslanmış alnım ve belime ahtapot gibi sarılan kollar ve başımda susmayan sesler yüzünden uyanmak zorunda kaldım. Bıraksalar ömrümün sonuna kadar bu şekilde yatabilirim..

"Anne ya biraz susabilir misiniz?" abimin verdiği cevapla sesler biraz olsun kesilmişti ama bu çok kısa sürdü. çünkü kapının aniden açılması, kapının şiddetle duvara vurması ve daha önce duymadığım bir erkek çığlığı uymamı imkansız kılmıştı.

"MERT BENİ ALDATTIN MI LAN GÖT" işte bu ses artık gözlerimi açmam gerektiğini söylüyordu.

Defne ben yanlış mı duydum yoksa gerçekten bir erkek sesi Mert'e beni aldattın mı dedi?

Hayır, kesinlikle yanlış duymadın iç ses çünkü karşımda şuan gerçekten aldatılmış gibi duran meteor gibi bir çocuk var!

DEFNE YOKSA MERT GAY Mİ?!

İnşallah değildir iç ses, inşallah...

"Can ne saçmalıyorsun sen oğlum? Ne güzel kardeşlerin beraber uyumuşlar!" dedi Aykut Bey.

Hey! İç ses Mert gay değilmiş baksana şuan tam karşımızdaki abisiymiş!

O çocuğun abisi olması gay olmasına engel değil!

Oha gari iç ses! Abisiyle de şey değildir yani iç ses!

Nereden biliyorsun? Kendin dedin çocuk meteor diye belki de Mert de abisiyle sev-

KES SESİNİ İÇ SES!!!

Tabi efendim.

"Bir susar mısınız artık! rahat bırakın da ablamla güzel uykuma devam edeyim!" Mertten beklemediğim ani tepki irkilmeme sebep olmuştu. O da bunu fark etmiş olmalı ki sağ gözü açıp bana göz kırptı ve sol yanağıma minicik bir öpücük kondurdu. Sımsıkı sarılmasına ben de karşılık verince sağ bacağını üzerime attı Mert.

Son yaptığını asla ama asla beklemiyordum ki sadece ben beklemediğimi odadaki kişilerden çıkan seslerle de anlamış oldum.

"AĞAĞAĞAĞA BABA GERÇEKTEN ALDATILIYORUM! HEMDE GÖZÜMÜN ÖNÜNDE YAPIYORLAR! VİCDANSIZ, AHLAKSIZ, HAYSİYETSİZ, ŞEREF YOKSUNU, GURURSUZ! ŞEREFİNİ S*İKTİĞİMİN ADİ HERİFİ!" bu kimse gerçekten oyunculuğu harika. Abimiz gerçekten oscarlık bir performans sergiliyor.

Sonunda uykumdan biraz olsun ayılmıştım ama üstümdeki Mert'in ağırlığı nefes almamı zorlaştırıyordu. "Mert nefes alamıyorum" dedim. O da gözlerini açtığında göz göze geldik.

"Günaydın ablam." dedi. Tabii bu sırada o çocuk hala susmamış yakınmaya devam ediyordu. "Gözlerimin önünde resmen aşk yaşıyorlar!" diyordu ama onu bir şey susturdu.

Tabii ki de babamın çocuğun ensesine indirdiği tokat... ve bir daha da onun sesini duymadım.

"Çocuklar hadi kahvaltı hazır. Gelin!" dedi annem.

"Haydi herkes aşağıya onlar uyanana koysun!" diye destekledi annemi babam.

"Ama baba-"

"Hadi dedim oğlum, hayde!"bunu babam derken bir de eliyle tavuk kovalarmış gibi hareketler yapıyordu ve oldukça komik görünüyordu.

Onlar çıkınca ve kapıyı da kapatınca daha fazla kahkahamı tutamadım. ben ağzım kulaklarıma varıncaya kadar gülerken Utku Abim ve Mert te gülerek bana bakıyorlardı.

"Evet küçük hanım, yeterince eğlendiğinize göre artık kahvaltı yapalım çünkü ben çok acıktım." tabii ki de bunu diyen dünyaları yese de doymayan Mertti.

"Miniğim günaydın!" dedi Utku Abim kendini hatırlatmak istercesine. "Günaydın abim" dedim neşeyle. O zamana kadar sadece üçümüz olduğunu sanıyordum ama duyduğum boğaz temizleme sesi yalnız olmadığımızı kanıtladı.

Bakışlarımı sesin geldiği yöne çevirdiğimde daha önce görmediğim bir çocuk hatta adam bize yarım ağızla gülümseyerek bize bakıyordu. söylemeden geçemeyeceğim ama adam çok karizmatik görünüyor!

"Bakıyorum da hemen alışmışsın. bu dediğimi yanlış anlama senin adına çok sevindim, yabancılık çekmemişsin." dedi anlayışlı bir sesle ve devam etti "Ben Göktuğ Enes Açar, en büyük ikinci abinim. 26 yaşındayım ve kendi hastanemizde doktorum. Futbolu severim ama izlemesini. Hmm... başka diyeceğim yok sanırım. Peki sen güzel kız?" dedi gür sesiyle.

Defne abinin sesi çok iyii!

İlk defa haklısın iç ses.

Aniden beni sorması yatakta doğrulmama sebep olmuştu. Biz neden bu tanışma işini ben yatakta otururken ve daha yeni uyanmışken yapıyoruz ki? Peşimizden at mı koşturuyor yani! "Yani ben Defne Gül Kızıl- ay aman Açar. Ben ders çalışmayı severim. Yalan... Müzik dinlemeyi kitap okumayı severim. Ha bir de daha yenice 18 yaşına girdim yani lise son sınıfım."

"Abi kusura bakma ama neden şuan bu konuşmayı yapıyorsun? Elbette tanışın ama şuan da mı yani? Daha kargalar bokunu yemeden mi?" dedi Mert gözlerini ovuştururken.

"Mert, abicim saat 11.00 oldu ama sen bilirsin?" Göktuğ abim bunu öyle bir ses tonuyla söylemişti ki Mert ve Utku abim aynı anda yataktan kalktılar. Kalktıklarıyla odadan çıkmaları aynı anda oldu öyle ki utku abimin ne zaman üstünü çıkarmıştı hatırlamıyorum ama onu bile giymesine fırsat olmamıştı.

Ben ise şaşkın ördek gibi açık kalan kapıya bakıyordum. Ne olmuştu birdenbire? bu kadar hızlı odadan çıkmalarının sebebi ne?

"Neden odadan kaçtılar?" dedim Göktuğ abime bakarak.

"Boş ver sen onları, önemli değil düşünecek kadar. Hadi sende elini, yüzünü yıka aşağıya gel." dedi tam gidiyordu ki onu durdurdum.

"Şey... Lavabo ne tarafta?"

"Odanda var ya?" dedi sorgular bir biçimde.

"Dün evi gezmeye fırsatım olmadı da..." nedense karşımdaki adamla yani dediğine göre en büyük ikinci abimle konuşurken geriliyordum. Ama bu benim suçum değil ki o çok ciddi duruyor!

"O zaman kahvaltıdan sonra evi beraber gezelim olur mu? seni odan koridorun sonundaki sağdaki oda." dedi ve göz kırptı.

"Olur." der demez oradan resmen kaçarcasına hemen arkamı döndüm ve dediği odaya gittim.

Odaya girdiğimde aniden midem bulandı. Çünkü oda ağır alkol kokusu ve sert parfüm kokusu kokuyordu. Bu da yetmezmiş gibi her yer kıyafet, ayakkabı ve makyaj malzemesiydi. Ama daha dikkat çekici, daha kötü bir şey vardı..

Duvara kırmızı ,kanla resmen aynı ton, olan rujla yazılmış yazı...

Belki de kandı? Nereden bilebilirim ki?

Kanlı duvar...

...

Evet yepyeni bir bölümün daha sonuna geldik. Açıkçası son kısım benim de aklımda yoktu ama birden aklıma geldi ve bende dedim ki;

Neden yazmayayım ki? ;))

Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum..

Umarım beğendiğiniz bir bölüm olmuştur. bir sonraki bölümde görüşürüz..

Bye Bye ♡

E.K.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.