İçeriğe geç

Çıkmaz sokak (gxg)

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Çıkmaz sokak (gxg)

Bölüm 2

Şemsiye

Otobüs durağına yürüyorum, kurs saat 19.30 gibi kapandı. Öğlen yaşadığım olaydan sonra keman odasında tek başıma ısınmak için pratik yaptım. Rabia ablayada o odanın kime ait olduğunu sordum, ama o da orada yeni çalışmaya başlamış. Bu yüzden bilmediğini söyledi. Bunun yanı sıra sabahtan beri hiçbir şey yemedim, annem sabah yumurta yapmıştı ama o kadar özensiz di ki, içinde yumurta kabukları vardı. Annem genelde yemek hazırlamakta berbattır o yüzden genelde kahvaltımı kendim hazırlarım ama bugüne istisna saat 15.10 gibi kalktım, o yüzden annemin eline düştüm.

Sonunda otobüs durağına geldim, ve oturdum. Benden başka kimse yoktu durakta, yağmur yağıyordu. Saçım başım ıslanmıştı. Soğuktan donuyordum, birde üstüne otobüsten indikten sonra eve 15 dakikalık yürüme yolum vardı. Kesin hasta olacaktım. Tam yanımda hamur işi yapan bir dükkan vardı. Küçük sırt çantamı önüme aldım ve içinden cüzdanımı çıkarttım. Cüzdan bomboştu. Sabah annem masama para koymuştu büyük ihtimal, ama dikkatsizlikten fark etmemişim.

O sıra yanıma biri oturdu, gözlerimi çevirip ona baktım. Koyu gri dar pantolonu, uzun koyu kırmızı kazağı ve diz kapağına kadar gelen siyah topuklu botları vardı. Şemsiyesini kapattı, bacak bacak üstüne attı ve kollarını kavuşturdu. Siyah bir atkısı vardı ve bu yüzden ağzı kapalıydı. Taktığı şapkadan dolayıda gözlerini göremiyordum. Başını öne eğdi ve sessiz kaldı. Biraz duraksadıktan sonra çantamı karıştırdım, dipte bir yerlerde para bulabilirim sandım ama bulamadım.

”Off.. Anne insan çantama koyar parayı ya..”

Kızı rahatsız etmemek için kısık sesle, mırıldanarak konuştum. Ama kız rahatsız olmamış olsa gerek, kafasını bana çevirdi.

”Paran mı yok?”

Sesi çok buğulu geliyordu, üşümemek için ağzına doladığı atkı yüzünden söylediği şeyi bile zar zor anladım.

“Evet.. sanırım annem masanın üstüne bırakmış.. acelem vardı o yüzden almadım.”

Sonra yavaşça tekrar başını öne eğdi.

Kızım, madem soruyorsun biraz yardım etsene?

Sinirim bozuldu ve güldüm.

”Ay Allahım..”

”Sana para vereceğimi düşünmedin herhalde?”

Düşündüm canım. Tamam bu bir zorunluluk değil ama vermeyeceksen neden soruyorsun ki? Zaten açım..

“Ben olsam benim durumumda olan birine verirdim”

”Adı üstünde, ‘Sen olsan’...”

Wow, çok nazikti maşallah.

Tam bir şey diyecektim, o sıra otobüsüm geldi. Ayağa kalktım ve omuz üstünden kıza bakıp hafifçe el salladım.

”Neyse.. görüşü-”

Tam o sıra kız şemsiyesini bana uzattı.

Bir şemsiyeye bir kıza bakım.

”Sırılsıklam olmuşsun.”

Yani.. belkide o kadarda kötü biri değildir.

”Emin misin? Sen ne yapacaksın..?”

”5 saniye içinde şemsiyeyi elimden almazsan fikrimden vazgeçerim.”

Biraz önce ki düşüncemden vazgeçmem 2 saniye bile sürmedi.

Hemen uzanıp şemsiyeyi aldım. Sonuçta, size teklif edilen bir şeyi reddetmen ayıptır, değil mi?

”Sağ ol…”

“Otobüsün kaçacak.”

”Lan!”

Hemen önüme dönüp koşar adımlarla otobüse bindim. Cebimden Akbilimi çıkartıp bastım, ve cam kenarında bir yere oturdum, kız tekrar kollarını kavuşturmuştu. Garip biriydi, eğer bir gün tekrar karşılaşırsak ona bir şeyler ısmarlamam gerekebilir.

Sonunda eve geldim, durakta karşılaştığım gizemli kızın verdiği şemsiye beni kurtardı, yani.. en azından hastahaneye gitmekten kurtardı. Her türlü hasta oldum. Eve geldiğimde annem çok kızdı ama pek umurumda değildi açıkcası, odama çıktım ve üstümü değiştirip pijamalarımı giydim sonrasında ısınmak için yorganın altına girdim. Yarından sonra okul vardı. Yeni bir okul, yeni bir sınıf… biz buraya babamın işleri yüzünden yeni taşındık. Bir nevi pazartesi günü yeni okuluma gideceğim. O yüzden çok heyecanlıyım diyebiliriz. Aslında “heyecanlı” çok doğru bir kelime değil, stresle karışık bir heyecan bu. Doğru kelime akılma gelmiyor şu an.. ben kelimeyi bulmaya çalışırken annem kapıyı açtı, elinde bir bardak çayla içeri girdi.

”Cidden yanına şemsiye almayacak kadar salak mısın Mina?”

”Anne ne bileyim ben.. sabah güneş vardı.”

”1 gün sonra yeni okulunun ilk günü, hasta hasta ne yapmayı planlıyorsun acaba?”

Yani, biraz haklıydı.. ama nereden bileyim ben yağmur yağacağını?

“Bilmiyorum.. bir şey olacağını sanmıyorum yarına kalmaz iyileşirim herhalde…”

”Umarım iyileşirsin Mina. Yoksa külahları değişiriz.”

ve annem kapıyı çarparak odadan çıktı.

Garip bir ailem vardı aslında.

Annemin böyle göründüğüne bakmayın, içinde çok başka şeyler yaşıyor aslında. Hatta genellikle iyi anlaşıyoruz, ama aramızda bazen büyük kavgalar olabiliyor. Annem bizim için uğraşmayı sevmiyor, ama saç telimize bile zarar gelse dünyayı yıkar. Babam desen işkolik, ama bizi çok seviyor, sürekli hediyeler alır, iyiliğimiz için çabalar. Babamla hiç tartışmayız. Birde küçük erkek kardeşim Ayaz var, 6 yaşında daha, diğer çocukların aksine şımarık değil, hatta çok uslu. Ailemi seviyorum aslında, sağ olsunlar Ayaz’a da banada 1 kez bile el kaldırmadılar. İyiliğimiz için çabalıyorlar. Bunun yanı sıra Ayazla ben saç rengimizi annemden almışız, ikimizinde simyah saçları var. Babamdanda ela göz genini almışız.

İkimizde siyah saçlı ela gözlüyüz anlayacağınız. Keşke boy genlerinide babamdan alsaydık, yani umarım Ayaz babamdan almıştır. Çünkü ben annemden almışım o kesin. Babam 1.82, annem ise 1.58 hani o boyuyla 1.82 adamı nerden bulmuş anlamıyorum.. bende 1.62 falanım.

Kendimden ve ailemden bahsettiğim yeter, 1 gün sonra okul var ve benim acil olarak iyileşmem lazım.. sanırım Gülay ablayı (yan komşu, annemin yakın arkadaşı) arayıp bizim eve gelmesi için yalvarsam iyi olur, 1 kaseden çok daha fazla tavuk çorbasına ihtiyacım var çünkü.

Bölüm sonu

3 yorum

  • bacım ilk bölüm için aşırı iyi beni göt etti bazı yerler ama aşırı iyi umarım yeni bölümler hızlıca gelir