Yağmurun bardaktan boşalırcasına yağdığı, şimşeklerin yeri göğü inlettiği serin bir akşamda ailesi tarafından terk edileli 1. yıl olan Ege ve Canberk kadehlerinden kırmızı şaraplarını yudumluyolardı.
Bir yandan şarap ve müzik bi yandan yağan yağmurun seslerini dinleyen Ege ve Canberk sadece sessiz bi şekilde oturup birbirlerinin gözlerinin içine bakıyolardı.
Fakat bu sessizlik bir telefon sesi ile yokoluverdi.
Arayan; çocukluk arkadaşları Nur'du.
Fakat telefonu açmak istemediler.
Çünkü Canberk'le Nur'un arasında bir zamanlar birşeyler yaşanmıştı.
Tekrar sessizliğe boğulan evde artık sadece yağmur sesleri vardı.
Ege bir anda:
"Canberk dışarıda ıslanmaya ne dersin!" Dedi.
Canberk sadece Ege'ye bakarak gülümsedi.
Ceketlerini bile almadan yağan yağmurun altına koştular; yağmur bir o kadar soğuk ve bir o kadar rahatlatıcı olduğundan Canberk bir şarkı açmak istedi.
Fakat Canberk soğuktan ellerini bile oynatamıyordu.
Ege hemen atıldı ve cebinden telefonu çıkartmaya çalışırken Canberk'in şişkin, bi o kadar kalın penisini eline almıştı.
Canberk Ege'ye:
"Şuan tuttuğun şey penisim" diyerek gülümsedi.
Ege bir anda geriye atıldı.
"Pardon" diyerek geçiştirdi fakat Ege'nin aklından Canberk'in penisi bir türlü çıkmıyordu.
Sonunda cebinden telefonu çıkartmış olan Canberk telefonunun çalışmadığını fark etti.
Yağmurdan dolayı ıslanmıştı.
O sırada Ege, Canberk'in ıslaktan belli olmuş penisine bakakalmıştı.
Canberk'i o kadar arzuluyordu ki düşüncelerinden kopamadı...
Ege arzularından uzaklaşmak için telefonundan hemen bir şarkı açarak dinlemeye karar verdi.
Şarkıyı açıp dinlemeye başladı ama bu şarkı arzularını daha da tetikliyordu.
Bi anda şarkı sesi kesilip telefon çalmaya başladı.
Arayan tekrardan Nur'du.
Bu sefer telefonu açtılar ve Nur onları bara davet ettiğinde Ege arzularından kaçmak için daveti kabul etti.
Ege, Canberk'e :
"Bara gidelim mi?" Diyerek Canberk'i ikna etti.
Fakat eve çıkıp üstlerini değiştirmeleri gerekiyordu.
Eve geçtiklerinde hemen duşa giren Canberk'i açık kapının arasından izleyen birisi vardı... (Bu kişi Ege'ydi)
Canberk'in kalın ve uzun penisi aşırı dikkatini çekiyordu.
Hızlı bir duş alan Canberk hemen çıkıcaktı.
Ege bi anda odasına koşarak kapısını kapattı ve kalbi güm güm atıyordu...
Aynaya baktı ve kendine:
"Saçmalama Ege o senin kardeşin." Dedi ama yine de arzularıyla tekrar baş başa kalmıştı ki; taki Nur arayana kadar.
Ege hemen toparlanıp telefonu açtı ve Nur'un kapıda olduğunu öğrendi.
Hemen üstüne rahat ama çekici birşeyler giyerek çıktı.
Ardından Canberk'e seslendi ama Canberk ses vermemişti.
Hemen oturma odasına koştuğunda, Canberk'in tekrardan belli olan penisini fark etti.
Canberk kolları damarlanmış bir şekilde telefonunu açmaya çalışıyordu.
Ege tekrardan arzularında kaybolmuştu ve bir anda kapı çaldı, Canberk kalkıp kapıyı açtı.
Gelen Nur'du, yağmurdan ıslanmış beyaz elbisesinden kırmızı iç çamaşırları gözüküyordu.
"Hemen arabaya çocuklar!" Diye bağırarak Ege'yi hayallerden uzaklaştırdı.
Ege hemen koştu, dışarı çıkıp Nur'un arabasına atladı.
Nur ve Canberk gülümseyerek arkasından geldiler.
Yol boyu Nur ve Canberk sürekli konuşup şakalar yaptılar.
Fakat Ege'nin tek düşünebildiği Canberk'in penisiydi.
Bi anda araba durdu ve bara geldiklerini fark etti ardından hemen kendini bara attı.
Canberk ve Nur ne olduğunu anlamamış bi şekilde birbirlerine baktılar.
Ege hemen barmenden buzlu vodka istedi.
Vodkasını içerken bir anda Nur ve Canberk'i barın lavabosuna giderken gördü.
Vodkasını hemen içip bitiren Ege peşlerinden gitti ve aralıktan Nur'un Canberk'in koca şişkin penisini ağzına aldığın gördü.
Hafiften başı dönmeye başlayan Ege; bir anda içeriye dalıp yere düştü.
Canberk hemen toparlanıp Egeyi kaldırdı ve acı kahve içirip kendine gelmesini sağladı.
Fakat Ege herşeyi hatırlıyordu.
Canberk, Ege'ye:
"Bugünun alkol potasını doldurdun koca bebek." Diyerek Ege'den uzaklaştı.
Canberk'i tekrar Nur'un yanına giderken gören Ege, bir anda ayağa kalktı ve feci bir baş dönmesi yaşadı.
Hemen bardan çıkan Ege kendini yağmurun altında gezerken buldu.
Telefonuna baktığında 2 saat geçtiğini ve bir sürü cevapsız çağrı olduğunu gördü, tam geri dönecekken telefonu kapanıverdi.
Ege napacağını bilmeden boş sokaklarda sırıksıklam olmuş bir şekilde geziyordu.
Bir anda önünden gelen arabayı fark etti fakat arabayı göremiyordu, arabanın farları o kadar çok gözünü alıyordu ki bir an yere düşeceğini hissetti.
Yere düşmeden önce tanıdık bir ses duydu.
Bu Canberk'in sesiydi.
Yere düşmesi ve kafasını çarpması bir oldu.
Canberk hemen Ege'yi kucaklayarak arabaya bindirdi ve hemen eve gittiler.
Eve vardıklarında Ege hala yarı baygın bir şekilde kendini Canberk'in kollarında buldu.
Bir an gözünü kapattığında Canberk'in yatağındaydı.
Canberk'in yanında boxer'la yattığını gördü.
Gözlerini bir anda Canberk'in dudağına dikti.
Canberk yarı uyuklar bir şekilde uyumaya çalışıyordu.
Ege yavaşca Canberk'in dudaklarına yaklaştı ve küçük bir öpücük verdi.
Bunu fark eden ama belli etmeyen Canberk hemen derin bir nefes alarak arkasını döndü.
Gözlerini açtı, kalp ritmi aşırı değişmişti.
Kendi kendine "Ne oluyor bana?" dedi...
Bi an yataktan kalkan Ege'yi fark edip hemen gözlerini kapattı.
Ege mutfağa su içmeye gidiyordu.
Hemen Ege'nin ardından mutfağa dalan Canberk bi anda çok sert bi şekilde Ege'nin boğazını sıkarak duvara dayadı.
Egenin dudaklarını parçalayacak gibi öpüyordu.
Canberk'in penisi Ege'nin bacaklarına değiyordu.
Ege bir anda Canberk'in penisini okşamaya başladı.
Canberk, Ege'nin bacaklarının titrediğini fark edince; bir anda Ege'nin saçından tutarak penisinin hizasına getirdi.
Boxer'ından Ege'nin kafasını penisine sürtüyordu.
Boxerını çıkartan Canberk bir anda penisini Ege'nin dudaklarına sürttü...
Ege ağzını açarak Canberk'in penisini ağzında gezdiriyordu.
Canberk'in inlemesi tüm evde yankılanıyordu.
Ege bir anda Canberk'in testislerini ağzına alıp emmeye başladı.
Bu sefer gerçekten tokadı hak eden Ege'yi yavaşca tokatlayan Canberk hiç almadığı kadar zevk alıyordu ki fark etmeden Ege'nin suratına boşaldı.
Ege bir anlığına gözünü kapatıp açtığında hâla bardaydı.
Fazla alkolden baygınlık yaşamış ve barın ortasında öylece yatıyordu.
Yaşadıklarının gerçek olup olmadığını aşırı merak ediyordu.
Canberk'e baktığında Nur ile bir köşede öpüştüğünü gördü.
Anlamıştı hepsi bir hayaldi...
Ve bir anda hayalini düşünüp tekrar arzuladı.
Bir acı kahve alarak içmeye karar verdi, kahvesini içerken Canberk Ege'nin yanına gelerek:
"N'aber bebeğim?" Dedi.
Ege çok şaşırmıştı.
Yoksa yaşadıkları gerçek miydi?
Bir an Canberk'in yakasına yapışarak; "biz yattık mı!?" Dedi.
Canberk gülümseyerek cevap vermeden gitti.
Artık Ege ne yapacağını bilemeden aptal bi şekilde sırıttı.
Bir anda telefonuna bilinmeyen bir numaradan fotoğraflar gönderildi.
Canberk ile Nur sevişirken 2 tane fotoğraf...
Ege durduğu yerde oturup sadece fotoğraflara baktı.
Barmenden bir vodka isteyerek vodkayı tek seferde içti ve tekrar istedi.
Kafası tekrar güzel olmuştu.
Dışarı çıktığında yağmurun durduğunu fark etti eve doğru yol alırken bi anda yoldan gelen arabayı fark etmedi.
Karanlıkta farları yanmıyordu.
Bir anda bir acı hissedip yere yığıldı, tek bir şey düşünemiyordu, gözünü açtığında ambulansın ışıklarını ve Canberk'in "Ege lütfen ölme" diyerek ağladığını duyuyordu.
Fakat bir süre sonra daha fazla dayanamayıp gözlerini kapattı.
Açtığında hastane odasında yatıyordu.
Başında Canberk vardı ve elini tutuyordu...
Bi anda Canberk Ege'nin dudağına yapışıverdi.
Ne olduğunu anlamadan hemen çekildi.
Ege bi an sadece bakakaldı. Baktı ve şöyle söyledi:
"Sen kimsin?"