Hava da karla karışık bir yağmur vardı.Yüzüm de ki şişler ve yaralar için dokturumun yanından ayrıldım...
Şöförümün kullandığı arabama bindim..
*Şirketemi efendim. ?
*Hayır evladım yıldız parkına.
*Tabi efendim.
Alnımı arka cama dayamış cama çarpan yağmur ve birbirinden farklı kar tanelerinin erimesini izliyordum düşünerek. Doktorumun tavsiyeleri çok basit ama benim için hayli zorlu bir durumdu. Bu illetin daha bir çaresi bulunamamış. Hastalığı bulan doktor çaresini bulmaya ömrü yetmemişti ve bu hastalığa da kendi adını vermiş.. BEHÇET hastalığı. Sıtres, sinir ve sıkıntı en büyük düşmanı hatta öyleki bazen dilim şişiyor beni boğacak dereceye getiyor. Doktor da haksız değil hepsi geçen haftaki kaybettiğim ihalenin sıkıntısı. Tonlarca para harca ama işin sonun da 3 avukat 1 müdür ile kaybeden sen ol. Ama gösteririm ben onlara... Yıldız parkına geldik. Burası benim en çok huzur bulduğum yer havasından olsa gerek. İnce bir yoldan ağaçların arasın dan İstanbul boğazının manzarasının en güzel görünen her zaman ki yerinde durdum. Hava yağışlı olduğu için sakindi. Bir kaç çift arabasında oturmuş sohbetin belini kırıyorlardı. Araba beni boğuyordu dışarı çıktım. Kahretsin yeni boyattığım ayakkabılarım çamura bulan dı. İçimden sürekli sakin ol harun... sakin ol harun ... Diye geçirsem de nafile milyonluk araba batacak. Seyyar çay satan bir adamcağız bu havada nasıl çay satabilirki derken çocukluğum aklıma ayakkabı boyacılığı, mendil satma, cam silme... Arabasının camı kirlendi diye dayak yediğim günler bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Canım çay çekmedi değil çağırdım adamı içimden de "ulan şimdi bu adam arabayı gördü fiyakalı falan 1'i 10'a satar" diye iç geçirdim.
*Buyur beyim.
*Çaymı o ?
*Efendim çayda var sıcak sahlebimde.
*Çay ver sen.
*Hemen efendim demi nasıl olsun.
*Ya ne demi termosta sadece tek kalem çay var.
*Hayır efendim bu iki gözlü biri dem biri su..
*Hııı tamam o zaman açık olsun.
*Tabi kaç şeker.
*Şeker olmasın.
*Ne kadar.
*5 lira efendim.
*5 mi çok ucuz ya şöförede bir tane verirmisin.
*Tabi efendim.
Ceplerimi hepsini karıştırdım para bulamadım.
Şoförden isteyecekken efendim benden olsun başka zaman yanıtını aldım.
Yok olmaz dedikçe o ısrarla kabul etmedi. Kesin daha büyük bir beklentisi vardır diye iç geçirdim. Ama adam afiyet olsun deyip uzaklaştı ekleyerek...
Lütfen bardakları çöp kutusuna atarmısınız park kirleniyor diye sonra bizi içeri almıyorlar hadi sağlıcakla.
Kendimi çok sorguladım bir an...
Bu ön yargılarımı nasıl aşacağım hakkında hiç bir fikrim...