Sarmaşık, Sarı Papatya Tarlası'ndan çıkmış Leylak Bahçesi'ne doğru yol alıyordu...
Aldığı bilgilere göre bu bahçede de çiçekler katlediliyordu. Söylenenler doğruysa burada da Mor Sarmaşıklar hüküm sürüyordu.
Sarmaşık bahçeye yaklaştığında beklediği Leylak kokusunu alamadı. Aldığı tek koku, bazı yüreklerdeki gibi, is ve kömür kokusuydu.
Sarmaşık bu kadar erken sinirleneceğini tahmin etmemişti. Hangi varlık kendi soyundan olanlara bu şekilde zulmedebilirdi ki ? Sarmaşık Leylak'ların hikayesini biliyordu. Söylenenlere göre Vadi daha yeni yeni oluşurken Leylak'lar Sarmaşık'lara saldırmış ve Sarmaşık'lar bu sebeple o an içinde bulundukları duruma yenik düşerek zor günler geçirmişlerdi.
Şimdi ise bu sebeple Leylak'lara saldıyorlardı. Ancak fark etmedikleri bir ayrıntı vardı. Zamanında onlara saldıran Leylak'lar şu anda saldırıya uğrayıp canlı bir şekilde yanan Leylak'lar değildi...
Sarmaşık bu yolculuğa aradığı çiçeğini bulmak için çıkmış ama kendi vadisindeki onca sorunu yeni fark etmişti. O yıllarca Sarmaşık'ların huzuru en iyi bir şekilde sağladıklarına inanmıştı. Yıllarca kandırıldığını yeni fark etmişti. Kim bilir belki bu kalbini aydınlatan çiçeğin ona göstermek istediği şey de buydu. Veya kalbinin aydınlığı sorunları çözmesi ile alakalıdır...
Sarmaşık bunları düşünürken yan tarafında bir patlama oldu. Binlerce Leylak'ın çığlığı dünya üzerindeki bütün acılara benziyordu.
Sarmaşık'ın içindeki sinir ve hüzün bir araya gelse önce bütün evren alevlere teslim olur sonra da yüreğinden gelen damlalarca göz yaşı ile yangınlar bir çırpıda sönerdi.
Hızlıca Mor Sarmaşık'ın yanına doğru yol aldı.
...
"Hey! Siz ne yapıyorsunuz?" Görevliler Sarmaşık'a doğru geldiği sırada Baş Mor Sarmaşık konuştu.
"Bırakın onu!" Görevliler yerlerine geçerken Mor Sarmaşık yine konuştu
"O saygıdeğer Baş'ımızın oğlu Sarmaşık Hazar! Hoş geldiniz efendim, size bir şeyler ikram-"
"İstemez! Siz bu Vadi'ye huzur verseniz yeter!" Mor'un aklı karışmıştı.
"Efendim-"
"Önce beni dinle! Size gerekli emirler verilmedi mi ?" Mor çaresizce başını yere eğdi.
"Size bir daha bu topraklarda bir çiçek bile solmayacak emri gelmedi mi Sarmaşık!" Az önce Sarmaşık'ın hissettiği bütün duygular ağzından çıkan cümlelere dönüşmüştü.
Mor kekeleyerek konuştu.
"Geldi am-"
"Eğer geldiyse devamı yoktur! Sizler ne zamandan beri verilen emirlere riayet etmiyorsunuz Mor Sarmaşık?!" Sarmaşık derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.
"Emrediyorum! Buradaki bütün eziyet sistemleri kaldırılacak ve siz de ölmüş balıklar gölüne sürüleceksiniz!" Sarmaşık gözlerini bütün bitkiler üzerinde dolaştırdı.
"Hepiniz! Yanlız siz benimle gelin sizden birini krallığa yollayacağım." Sarmaşık içlerinden birini seçip ona krallığa gitmek üzere bir mektup yazırdı.
"Şimdi bunu krallığa götür ara vermeden!"
"Emredersiniz efendim."
Sarmaşık giden görevliye bakarken Mor ve diğer görevlilerin de sürülmek üzere dışarıya çıktığını gördü. Alaycı bir gülümseme ile konuştu.
"Bakıyorum da yüz yüze olan ikazlara uyuyorsun Mor. Demek ki sana emir vermek istiyorsak yanına kadar yorulmalıymışız." Mor tam ağzını açacakken Sarmaşık onu susturdu.
"Ölmüş Balıklar Gölüne vardığınız anda bana orayı betimleyen bir yazı yazacaksınız. Anlaşıldı mı ? Eğer bir eksik görürsem kendim gelir ve sizi o gölde boğarım! Şimdi yürüyün." Sarmaşık kenara ayırdığı askerlere verdiği emirle bütün Leylak'lar kurtarıldı ve eziyet aletleri de kaldırıldı.
...
Sarmaşık ona korkarak bakan bütün Leylak'lara gülümsedi. Bu gülümseme onun en güzel gülümsemesiydi.
"Sevgili çiçeklerim artık özgürsünüz kimse size zarar veremeyecek. Daha doğrusu artık Çiçek Vadi'si bütün bitkilerin huzur içinde yaşadığı bir yer olacak."
Leylak'lar seviçle Sarmaşık'ı alkışlayıp teşekkür ederken. Sarmaşık yeniden konuştu.
"Size özgürlüğünüzü veren varoluştur. Bu yüzden ne olur bana teşekkür etmeyin." Sarmaşık seviç içinde Leylak'larla konuşurken yanına küçük bir çiçek geldi.
"Şey, size bir şey sorabilir miyim ?" Sarmaşık yine gülümsedi, gitmesinden korktuğu aydınlığı o kadar fazlalaşmıştı ki şimdi de dudaklarına yerleşmişti.
"Tabii sorabilirsin." Küçük Leylak utana sıkıla konuştu.
"Artık bu rozetleri takmamıza gerek yok değil mi ?" Sarmaşık Leylak'ın elindeki rozeti aldı. Rozette bir yaprak vardı.
"Ne rozeti bu ?"
"Sarmaşıklar bizim onlar gibi yapraklarımız olmadığı için bu rozetleri bize taktırıyorlardı." Sarmaşık bu sefer hüzünle gülümsedi.
"Sizin de yapraklarınız var sadece onlardan biraz farklı. Bu sizi eksik yapmaz. Aksine sizin ne kadar özel olduğunuzu gösterir şimdi o rozetleri çıkarıp atabilirsiniz."
Bütün Leylak'lar rozetlerini fırlatırken Sarmaşık varlıkların neden sürekli aynı olması gerektiğini anlamlandırmaya çalışıyordu.
Ayrıca kurduğu cümlede Sarmaşık'lardan bahsederken "onlar" demişti. "Biz" değil...
Kend
ini onlar gibi hissetmiyordu, bu onun kendini bir evrene sığdırma hikayesiydi...