Sarmaşık ile Sümbül Gelincik Tarlası'na doğru yürürken Sarmaşık'ın aklı oldukça karışmıştı. Yaşadığı ve yaşayacağı her şeyi sorguluyordu. Aslında bu yolculuğa neden çıkmıştı ? Aradığı tek şey bir çiçek miydi, yoksa artık o da bu şekilde yaşyamayacağını anlamış bu duruma bir dur demek, başlangıç yapmak için mi yolculuğa çıkmıştı ? Bu yolculukta sadece bir çiçeği aramıyordu aynı zamanda yaşadığı durumu sorguluyordu ve varlığı anlamlı kılan o duyguyu bulmaya çıkmıştı. O duygu sevgiydi... Her varlık içinde bir yerde sevgi barındırırdı Sarmaşık'ın bunu fark etmesi içinde bulunduğu toplum ve geçmişi yüzünden uzun sürmüştü. Ama o an karar vermişti ki bu yolculukta ne olursa olsun o çiçeği bulacak ve geri döndüğünde düzeni bozacaktı.
Sarmaşık zihnindeki yoğun düşüncelerle boğuşurken Sümbül konuştu.
"İsterseniz buraya girebiliriz buradaki çiçekler çok narindir. Gerçi ben hala sizin ne tür bir çiçek aradığını anlayamadım ama." O an Sarmaşık Sümbül'e sadece şunu söylemek isterdi.
"Bu yolculuğa bir çiçek aramak için çıktım. Bu çiçek geceleri rüyalarımı süslüyor hayatıma anlam kazandırıyordu. Pek bir özelliğini hatırlamıyordum ama ona aşık olmuştum. Belki gerçekten vardır diye onu aramaya çıktım. Fakat bu yolculuk bana başka şeyler de öğretmeye başladı. Ve eminim ki öğretmeye devam edecek. Bundan dolayı hiçbir kriterim yok. Sadece ben hayatımı aydınlatan bir varlık arıyorum. Sanırsam onu buldum hislerimle... Şimdiyse bu yolu yürümeye devam edeceğim bitene kadar çünkü bu yol eminim ki beni aydınlatmaya devam edecek."
Ancak Sarmaşık sadece başını salladı ve tarlaya doğru ilerledi. Sümbül de çaresizce onu takip etti.
Güneşin hazin batışı gelinciklerin üzerine vurmuştu burası bir altın tarlasını andırıyordu. Hafif rüzgar ile gelincikler narince sallanıyordu ve kokuları nerdeyse bütün vadiyi sarıyordu. O an Sarmaşık yine en güzel çiçeğinin burada olabileceği hissine kapıldı.
Sümbül ile tarlaya girdiler.
Onları gören bir gelincik heyecanla konuştu.
"Bakın, bir Sarmaşık bizi ziyarete gelmiş." Sarmaşık'ın yüzü yine düşer gibi oldu.
"Demek bana burada da saygılı davranıyorlar." Diye geçirdi içinden.
"Bütün çiçekler," diyerek konuşmaya başladı Sümbül "sizden korktukları için bu kadar saygılılar." Sarmaşık utanmadan edemedi.
"Sevgili gelincikler! İçinizde sizden biraz daha farklı olan benim aradığım bir çiçek var mı acaba?"
Sümbül gelinciklere olayı açıklar gibi konuştu.
"Yani içinizde farklı hisseden ve olan var mı ?" Gelincikler Sümbül'ün bu rahat tavrına oldukça şaşırdılar. Sonuçta yanında bir Sarmaşık vardı nasıl böyle davranabilirdi ? Gelincikler daha narin oldukları için Sarmaşıklardan çok daha fazla korkuyorlardı.
Şaşkınlık ve biraz da rahatlama ile konuşmaya çalıştılar ama hepsi kendini aynı hissediyordu.
Sarmaşık ani bir tavır ile gelinciklerden birine dokunmak istedi gelincik o kadar korkmuştu ki az kalsın ağlayacaktı. Sarmaşık hemen elini çekti Sümbül'e döndü.
"Bu çiçekler, fazla narin." Dedi fısıltıyı andıran sesi ile.
"Sevgi de bazen böyledir. Fazla narin, o kadar narin ki dokunamazsın. Zaten zorluk da budur, bakalım ona dokunmadan sevebilecek misin, yoksa vaz mı geçeksin ?" Diye karşılık verdi Sümbül yine fısltılılı bir ses ile.
Aralarındaki konuşmayı gürleyen gök bozdu. "Hava kötüleşiyor, sanırım burada kalmalıyız. Sonuçta sevdiğine ulaşmak için bazı zorluklar çekmelisin." Sarmaşık'ın kafası daha da karışıyordu, içinde gerçekten büyük bir sevgi vardı ve bu sevgi her geçen gün kalbini daha fazla ışığa boğuyordu. Bu ışık'ın gitmemesi için her şeyi yapardı. Tabii ki bu tarlada kalacaktı yollarının bitmesine az kalmış gibiydi ama ne olursa olsun o zafere ulaşacak kestirmeden gitmeyecek ve kalbindeki ışığı hiç sönmez bir hale getirecekti.
"Gerekiyorsa burada kalmalıyız tabii. Sonuçta bazı acılar çekeceksin ki vuslatının bir anlamı olsun." Sümbül gülümsedi.
"O zaman bu gece buradayız. Gelincik Tarlasın'da..."
Bulutlar onları seyrediyordu. Bu gece burada kalacaklarını duyunca içlerinden biri konuştu. "Kalsınlar bakalım öğrensinler dünyanın narin tarafını narin ama bir o kadar da kırılgan, zor ve dokunulmaz tarafını yani Gelincik Tarlasın'ı...