Aradan yaklaşık birkaç hafta geçmişti. Sarmaşık günlerdir Leylak'ın sözlerini düşünüyordu. Sanki sözleriyle onu dövmüş gibiydi. Ne olursa olsun bazı şeyler geçmezdi. Bu Vadideki çoğu çiçek de içinde acıyla yaşayacak ve o acıyla ölecekti. Bunun önü alınamazdı. Sarmaşık'ı üzen şey ise işlerin düşündüğü gibi gitmemeseydi. O çocukça hayaller kurmuş her şeyin kolayca hallolabileceğini düşünmüş çiçeklerin bunu bu kadar önemsemeyeceğini düşünmemişti. Daha doğrusu bencilce davranmış, çocukluk yapmıştı. Kendi derdine o kadar çok odaklanmıştı ki diğerlerinin derdini umuramamıştı. Zaten bu iyiliği herkesin mutlu ve huzurlu olması için değil kalbindeki kara bulutları dağıtmak için yapmıştı. Sarmaşık herkesin düşündüğü gibi iyi birisi değildi o bencilin tekiydi. En azından kendisi öyle düşünüyordu. Artık bu kara bulutların hiç dağılmayacağına emin olmuştu. O hep içinde kendini yargıladığı hapishanesinde kalacaktı. Parmaklıkların ardında...
Sarmaşık haftlardır bu düşünceler ve kafasındaki tilkiler ile dolaşıyordu. Dışarıda her şey güzel gidiyordu, Çiçek'ler ve Sarmaşık'lar birbirilerine iyi davranıyordu. Herkes birbirine alışmıştı. Bu tabii ki o kadar kolay olmamış, bazı Sarmaşık'lar isyan etmiş, çiçeklerse onlardan korkmuştu.
Ancak bilinirdi ki su akar yolunu bulurdu...
Varlık, iyiliğe her zaman çabuk alışırdı.
Sarmaşık ise dışarıdaki güzelliklerin aksine hüzünlüydü. Özellikle babası onun bu durumuna çok üzülüyor. Tam düzeldiğini düşünürken oğlunun bu sekilde içine kapanmasını anlayamıyordu.
...
"Baba, ben bencilin tekiyim." Yüce Sarmaşık oğlunun bu şekilde konuşmasına çok üzüldü.
"Oğlum, kendine haksızlık ediyorsun. Sen olmasan şu an hala bu Vadi'de barış olmazdı."
"Hayır baba! Siz beni tanımıyorsunuz, benim bu iyiliği yapmamın tek sebebi içimi rahatlatmak, fazlası değil. Olayların merkezinde yine ben varım."
"Bir iyiliğin sebebi önemli değildir. Önemli olan bu iyiliğin herhangi bir sebeple gerçekleşmiş olmasıdır. Sen bir tohum ekersin tohumdan menekşe istersin ama tohumdan bir lale çıkar senin asıl hedefin menekşedir ama yine de bir laleyi de o tohumdan kurtarmış olursun. Sence bu lale kim diye kurtarıldığını mı umursar, yoksa kurtarıldığını mı? Sen o iyiliği yaptın mı, yaptın. Sen hepimizin göremediği merhameti gösterdin bize. Bunu kendin için yapman senin kötü biri olduğunu göstermez. Biliyorum yıllarca bu topraklarda kötülük yaptık. Birçok kişinin katili olduk. Ama pişmanlık... Gerçekten içten gelen pişmanlık herkesi kurtarır. Kim ne yapmış olursa olsun pişman olur, özür dilerse karşısındaki kişinin kalbindeki acıyı silemez ama onu iyileştirmek için adım atabilir. Ve bu en büyük erdemdir. Sen ne olursa olsun bu Vadi'dekilerin gözünü açtın. Aslında hepimizin içten içe bildiği gerçekleri gözler önüne serdin. Bazen herkes önündeki pırlantaya kör olabiliyor. Bazen herkes doğru olduğuna emin olduğu şeyleri yaymaktan çekiniyor, korkuyor fakat sen korkmadın. Kormamanın sebebi ne olursa olsun, işin sonunda biz kazandık. Sen bu Vadi için gerekeni yaptın. Şimdi sıra senin ve çiçeklerin zaferini kutlamakta. Bu şekilde üzülüp geçmişi yad edip ağlamakla değil. Sen sen ol arkana fazla bakma yoksa önündekileri göremezsin. Ve bu takılıp düşmene neden olur."
Sarmaşık babasının söyledikleriyle Leylak'ın sözlerini karşılaştırdı. İkisi de haklıydı...
Peki o, elinden geleni yapmış mıydı ?
Vadi'si için yaptığı tek şey gerçekleri anlatmaktı. Ama bu onun kahraman olmasına yetmişti.
Sarmaşık artık yurdu için ne yapması gerektiğini anlamıştı. Gerçekleri konuşacaktı. Çünkü çoğu zaman herkes gözlerinin önündekine ağma olurdu