Sarmaşık birkaç gündür düşünme aşmasındaydı. Ya babasıyla birlikte geri dönecek ve eski yaşantısına devam edecekti. Ancak biliyordu ki artık bu Vadi'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. O zaman geri dönebilir miyidi ?
Bu yolculuğa neden çıktığını hatırladı. Kalbindeki ışığı bulmak için onca yolu gelmiş, aylarca çabalamıştı... Artık kalbi daha aydınlıktı ama hala bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordu. Sanki kalbine giren ışıkların bir kaynağı vardı, ışıkları o göndermişti ama Sarmaşık bu kaynağı hala bulamadığını hissediyordu.
Bir yandan da evine geri dönerek bazı planlar yapmalıydı. Burası büyük bir Vadiy'di kötü anıları silmek için babasının ona ihtiyacı vardı. Sarmaşık masumlara ne kadar yardım ederse kalbinin de o derece aydınlanacağına emin gibiydi.
Öte yandan vazgeçmek istemiyordu sanki şu an geri dönerse baştaki duygularının aynısı hissedecekti ve kara bulutlardan hiç kurtulamayacaktı. Hala çiçeğini bulmak istiyordu. Hiç görmediği çiçeğini her gün biraz daha özlüyordu. Bu koca evrende çiçeğinin onu beklediğine dair güçlü bir inancı vardı.
Fakat buradakilerin de ona ihtiyacı vardı, içindeki sevgi ve merhamet karşı karşıya gelmiş sanki bir savaş halindeydi. Vadi'deki savaş bile bitmişken Sarmaşık hala bir savaşta gibi hissediyordu.
Kafasının içindeki hücreler kavgaya tutuşmuşken Sarmaşık'ın yanına babası geldi.
"Oğlum, ne hissettiğini az çok tahmin edebiliyorum. Bir yanın benimle birlikte gelmeni söylüyor, çiçeklere yardım etmeni. Diğer yanın ise yolculuğa neden çıktığını hatırlamanı ve kalbindeki çiçeği bulmanı istiyor. Kafandaki diğer soru ise, acaba ben vazgeçmiş mi olacağım? Kesinlikle hayır oğlum sen buralara kadar geldin. Yüreğindeki sevgi tohumu ile asırlardır ortada duran geçmişe kafa tuttun. Şimdi ise bir çıkmazdasın ve sana yine yardımcı olacak olan şey kalbindeki sevgi tohumu kararını ona sormalısın." Yüce Sarmaşık oğlunu ilk defa bu şekilde görüyordu. Sadece kendini düşünen oğlu gitmiş yerine; merhametli, sevgi dolu bir sarmaşık gelmişti.
Daha önce onunla çok fazla iletişime geçmezken şu an ona akıl veriyordu. Hayat herkese çok fazla şey yaptırıyordu...
Sarmaşık babasının dediklerini onayladı. Babası yanından ayrılınca da gözünü Vadi'ye çevirdi.
"Ah Çiçek Vadi'si... Ah güzel çiçekler içinizden birini bulmak için nelere katlandım şimdi ise karar veremiyorum. Keşke bana kendini göstersen ey güzel çiçeğim keşke görsem kalbimdeki güneşin sahibini..."
...
Güneş dağları arkasında bırakarak doğuyordu. Bugün son gündü Sarmaşık'ın artık karar vermesi gerekiyordu, ya burada kalacaktı ya da babasıyla masumların kötü anıları silecekti.
Tüm gece düşünmüş ve şu anda babasıyla gitmenin daha doğru olacağına karar vermişti. Ve ayrıca bunun bir vazgeçiş değil kurtarış olduğuna da...
O gün erkenden Sarmaşık ve babası masum çiçeklere umut olmak için yola çıktılar. Sarmaşık bir parçasını buraya bırakmış gibi hissetti. Sanki yıllardır tanıdığı bir arkadaşı buradaymış da onunla vedalaşması gerekiyormuş gibi...
Sarmaşık gitmeden Vadi'nin geri kalanına baktı kiminle vedalaştığını bilmeden el salladı. Emindi ki vedalaştığı
varlık da onu hissetmişti...