Uzun zamandır uyuyormuşum gibi hissediyordum. Elimi kaldırıp bir bardak su içecek halim bile yoktu ama artık bu depresyondan çıkmam gerektiğini biliyordum. Tam iki haftadır kendimi eve kapatmıştım, onun ölümü yüzünden. Beni yanlız bırakışı ve bir daha gelmeyecek olması kalbimi daha da paramparça ediyordu.
Battaniyemi daha çok yüzüme çektim ve gözlerimi kapattım. Siyah saçlarımın arapsaçına dönüşü ve göz altlarımın morlukları umrumda bile değildi. Ben sadece onun geri gelmesini istiyordum.
Ama o çoktan ölmüştü.
Yine beynim karman çorman olmuştu ve ben iki haftadır bir şeyler düşünmemek için uyku ilacımı içiyordum. Sonuncusunu dün bitirdiğimi unutmuştum bile.
Oflanarak zor bela ayağa kalmayı becerdim ama bacaklarım tutmuyordu. Bir adımımı atmamla yere düşmem bir oldu.
Kalkıp perdeleri açar açmaz kapattım çünkü gözlerim fena halde acımıştı.
“Ne ara sabah olmuş ya? Saat kaç?”
Saatten bile habersizdim. Sahi bugün günlerden neydi?
Telefonumun ekranına göz gezdirdim ve Cumartesi günü olduğunu gördüm. Saat 12.23'tü. Öğlen olmuştu yani. Telefonda ne bir bildirim ne de bir mesaj vardı. Sadece bir çiçekçi dükkanından kısa bir çiçek tanıtım mesajı vardı.
Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Ama asla aynaya bakmadım. Çünkü ne kadar perişan halde olduğumu görmek istemedim. Sanki yalnız kalmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
Kalbimin kırıklığı bana kocaman bir ekmek arası tost yaptırdı ve şekersiz kolayla beraber ikisini mideme indirdim. Açlık kötüydü ama kilo almaya başlamıştım ve bu daha da kötüydü. Kendime çeki düzen vermeliydim.
Tam o sırada ben kendi kafamda hayallere dalmışken zil sesi geldi.
Kim gelmişti?
Kesin Neriman Teyze galiba yine lapa pilav yapıp getirmişti. Hiç istemesem de kalkıp kapıyı açtım.
Kapıda kimse yoktu. Aşağı merdivenlere doğru baktım ve yine kimseyi göremedim. Kafamı eğip yerde gördüğüm şeyle şok geçirdim.
Bir çiçek.
İyide kim bana çiçek alırdı. Sevgilim bile ayda yılda bir çiçek alırdı bana. Ki onun kayıp acısı yine gözlerimi doldurdu. İçimde yine bir sıkıntı oluştu ama yine de eğilip çiçeği aldım ve kapıyı kapattım. Beyaz bir çiçekti. Çok da güzel kokuyordu. Kim bana böyle bir çiçek alırdı ki. Üstelik pahalı olduğu da belliydi.
Saksının arkasını çevirince bir not olduğunu gördüm ve notta şöyle seyler yaziyordu.
“Sevgili Kumru, senin için bir hediyem var o da bu çiçek umarım beğenip alırsın. Gardenya Çiçeği. Ve bir oyun için sana üç gün süre veriyorum. Üç gün içinde bu çiçeğe çok iyi bakmanı ve tek bir yaprak daha dönmemesini sağlayabilir misin? Sonunda bir sürpriz seni bekliyor. Unutma çiçeklerde sevgiye muhtaçtır...”
Notu okuduktan sonra çiçeği tekrar inceledim. Ve hiçbir şey yoktu. Şaşırtıcı derecede komik bir şaka mıydı mu? Yoksa gizli bir hayranım felan mı vardı?
Neler olduğu hakkında bir fikrim bile yoktu. Ve o telefondaki mesajı hatırladım. Onda da beyaz bir çiçeği tanıyordu. Elime telefonu alınca bunun aynı çiçek olduğunu fark ettim. Bu bir tesadüf müydü?
Hayır tabiki.
Hemen çiçeği tanıtan siteye yazdım. Ve bir saat bekledim. Bana kimse bir dönüş yapmadı ve bu sinirlerimi bozmuştu.
Çiçeği bir kenara atıp dağılmış evime baktım ve biraz toplarsam kafamın düzeleceğini düşündüm.
Bu ev bana ailemden kalmıştı. Annemi ve babamı da uzun zaman önce bir trafik kazasında kaybetmiştim. Artık üzülmüyordum çünkü gerçekten uzun zaman olmuştu. Evini her toplayışımda onun duvarda asılı yüzüne bakıp iç geçiriyordum. Eski anılarım bir bir gözüme geliyordu. Bir kardeşim vardı eskiden ve onu hala bulamamışlardı. Onu bulmak için kayıp ilanıyla uzun zamandır sokaklarda dolaştım ama onu yine de bulamamıştım.
Yorulunca salondaki koltuğa yatıp gözlerimi kapattım. O çiçeği unutmuştum bile. Kaç saattir evin her yerini topluyordum. Masanın üzerinde duran çiçeği görünce elime telefonu aldım. Ve çiçek hakkında araştırma yapmaya başladım.
Gardenya Çiçeği. Sıcağı seven bir bitkidir ve tropikal bölgede yetiştiği için tropik bir kokusu vardır. Gerçekten kokusu bana yağmur ormanlarının o temiz havasının kokusunu hatırlatıyordu.
Orda hava o kadar temzidir ki, havanın kirliliğine o kadar alıştığımız için nefes almak zordur.
Çiçeğe tekrar baktım ve sürprizin ne olduğunu düşünmeye çalıştım. Aklıma hiçbir şey gelmedi. Ama sürprizi merak ettim.
Ve üç gün tek uğraşım bu çiçek oldu. Çiçek için güzel bir ortam hazırladım ve ona bakamaya başladım.
Bazen de ufak sevgi sözcükleri fısıldamak iyi geldi...

