İçeriğe geç

ÇİÇEĞİM

Bölüm 3 · 6 dk okuma

ÇİÇEĞİM

Bölüm 3

3. Bölüm

Okula gidiyordum. Otobüs durağıyla okul arasında 3-4 dakikalık yürüme mesafesi var. Okulumuz maalesef ikili eğitime geçtiği için biz liseliler sabahçıydık. Öğlen de ortaokullar bizden devralıyor. Sabahçı olmanın avantajı 13.50 de çıkıyor olmamız ama dezavantajı ise dersin 07.20 de başlıyor olması. Tam bir işkence. Özellikle kışın dayanılmaz oluyor. Neyse ki havalar ısındı da kalkarken fazla zorluk yaşamıyordum. Bir ara derse geçtikten 5 dakika sonra sabah ezanı okurdu. İlim irfan yolunda gece gündüz demeden ilerleyelim dedik şafak operasyonuna gitmediğimiz kaldı.

Binadan içeriye girdiğimde kantine geçtim direkt. Bir ara okulun bahçesindeki çardakta sınıfça otururken Çiçeğin Semaya kışın her sabah mutlaka çay yazında soğuk vişne suyu içtiğini söylerken duymuştum. Sebebini öğrenemedim. Çay olayını bilmek zor olmasa gerek ama neden vişne suyu bilmiyorum. Ama bende 1 sene boyunca bu içecek olayını uyguluyorum. Sıcak çay gevşetip içimi ısıtırken vişne suyu ferahlatıp o soğuklukla kendime getiriyordu.

Vişne suyumu alıp merdivenlerden çıkarken az daha düşüyordum. Anlaşılan yine birilerini kudurttuk. Gözü olanın gözü çıksın o zaman ne diyelim değil mi.

Sınıfa girdiğimde sınıf bomboştu.

- Günaydın Nazif

Sağımdan gelen sesle korktum. Boş değilmiş benim çiçeğim varmış burda. Minik ya o yüzden göremedim herhalde. Yicem bu kızı.

- Günaydın Çiçek napıyorsun tek başına burda Sema kankeyton yok mu?

- Hasta olmuş o gelemiyor tek kaldım öyle dışarıyı izliyordum bende.

- Kaan da gelmeyecek bugün yanıma gelmek istersen sana her zaman açık , dedim gülüp göz kırparak. Yanakları kırmızı kırmızı oldu. Allah'ım sana geliyorum.

- Hadi kız geliyorsan gel oturursam kalkmam bir daha bak uyuyacağım ona göre.

Koştur koştur çantasını almaya gitti. Minik kızım beni ciddiye aldı Allah'ım şimdi düşecek vicdan azabı çekerim ben şaka yapmıştım hâlbuki.

- Geldim geldim.

Geçmesi için kenara çekildim bir güzel yerleşti bende öyle oturdum.

Telefonumu çıkardım Arda ve Kaanla olduğumuz gruptaki mesajları okudum. Kaan salağı hem okula gelmiyor hem sabahın yedisinde uyanmış boş yapıyor. Bu çocuk neden böyle bazen oturup ciddi ciddi düşünüyorum. Neyse yine de seviyorum onu atsan atılmıyor satsan üfff bir satsan varya en çok squatlı götü para eder. Gerçekten satsak mı acaba ben bunu Arda geldiğinde bir de onunla konuşayım.

Çiçeğe ne yapıyor diye baktığımda telefondan tarih testi çözdüğünü gördüm.

- Oha!

Çiçeğin bana bakmasıyla bunu dışımdan söylediğimi anladım.

- Çok özür dilerim sabahın bu saatinde bir de telefondan çözdüğünü görünce tutamadım kendimi.

- Sınava 2 ay kaldı ya tekrar yapıyorum öyle.

- 2 ay mı? Okulun kapanmasına 2 hafta kalmadı mı?

- 2 hafta mı?

- Evet ben öyle biliyorum değil mi ?

- 2 ay diyecektin sanırım.

- 2 hafta kalmış gibi geliyordu hâlbuki.

Yine tatlı tatlı güldü. Isırıcam sanırım neyse sakinim.

Sınıfın yavaş yavaş dolmasıyla sonrasında hocanın gelmesiyle ders başladı. Hoca tahtaya notlar yazarken yanımda hareketlilik sesi geliyordu. Soluma baktığımda Çiçek bir oturup bir kalkıyordu. Anlaşılan tahtayı ya gözü görmüyordu ya da öndeki kişilerden dolayı görmüyordu. İş bana düştü o zaman. Tahtadakilerin hepsini defterime özenle yazdım. Erkeklerin yazısı fazla okunaklı olmaz ama benim yazım okunaklıydı. Ekstra özen gösterdim çiçeğim yazımı rahatça okuyabilsin diye. Yazıp önemli bulduklarımı da bir güzel fosforlu kalemle çizdim. O sırada çiçeğim çaktırmadan defterime bakıyordu. Benim yine çiçek fan club olma saatim geliyor bak. Bütün notları hocayla beraber bitirdik zaten zilin çalmasına 10 dakika kalmıştı. Defteri çiçeğimin önüne koydum düzgünce. Bana minnetle gülümsedi. Bende ona gülümsedim gülümsemesi daha da büyüdü. Hemen Ardaya dönüp elimi dudağıma siper ettim. Hoca falan ne dediğimi görür durup dururken ayvayı yemeyelim. Ardaya dönüp ağzımı oynatarak "bana güldü gördün mü" dedim. O da aynı şekilde "kesin sana aşık" diyip gülüp gözünü devirdi. Çiçek bana aşık mı bilmiyorum ama bu Arda kesin aşık. O da haklı ben olsam bende bana aşık olurdum.

Tüm gün tuvalet ihtiyacı haricinde yerimden kalkmadım. Çiçeğim de öyle. Ya telefonda videolar izliyordu ya da test çözüyordu. Sürekli önüne gelen saçlarını oflayarak kulağının arkasına sıkıştırıyordu. En son dayanamayıp:

- Susayım susayım diyorum ama susamıyorum. Saçın sürekli önüne gelip duruyor saçını örmemi ister misin Çiçek?

Şaşkın şaşkın baktı. Övünmek gibi olmasın ama çok güzel saç örgüsü yaparım.

- Saç örmesini nerden biliyorsun ki?

- 5 yaşındaki kız kardeşim Dila. Süslü pakizenin teki. Babam ve benim de saç örmesini öğrenmemizi istedi. Normalde sadece annem bilirdi ama annem evde olmadığında saçını ören kimse yok bu yüzden bizde öyle öğrendik. Acemi değilimdir her çeşit örgü yapabilirim.

- Her çeşit ? dedi tek kaşını kaldırarak.

- Tamam her çeşit olmasa da balık sırtı , tersten balık sırtı , mısır örgüsü normal örgü yapabiliyorum.

Güldü ve hiçbir şey demeden toka ve çantasından yuvarlak bir şey çıkardı. Yuvarlak şeyi elime alıp incelerken elimden aldı. Elime dokunduğunu da bahsetmeden geçemeyeceğim. Kesin bana aşık diyorum inanmıyorsunuz. Yuvarlak şeyi ortadan ikiye kırdı. Şaka şaka ortadan ikiye ayrılıyormuş ben bunu bilmiyordum. Bir de ne göreyim. Yuvarlak şeyin bir kısmı ayna diğer kısmı tarak. İşte teknoloji işte bilim. Aman Dila görmesin de bunu ne olacaksa olsun.

- Uzaylı görmüş gibi bakmayı bırak çabuk hadi göster bakalım maharetlerini.

Sandalyeye oturdu bende arkasına geçtim. İpek saçlarını bir güzel taradım. Uçlu kalemle evet uçlu kalem çünkü başka ortadan ikiye eşit bir şekilde ayırabilecek bir şey yok. Uçlu kalemle ortadan ikiye ayırdım saçını ve bir tarafını tokayla bağladım ki örerken birbirine karışmasın. Sağ tarafı güzelce tersten ördükten sonra aynısını sol tarafa da yaptım. İki tarafında örgülerini gevşettikten sonra örgüyü bitirdim. Bitirdikten sonra saçının tepesinden öptüm.

- Özür dilerim Dilaya sürekli bunu yaparım bir an unuttum sana da yaptım kusuruma bakma lütfen.

- Yok sorun değil hadi heyecanlandım fotoğrafını çek de bakayım nasıl olmuş.

Telefonumdan da fotoğrafı çekip çiçeğime gösterdim. Bu arada tabiki de bilerek kendi telefonumdan çekmedim tamamen bir denk geliş bu tamam mı.

- Naziiiifff çok güzel olmuş bu ellerine sağlık.

Bu bebeksi gülüşüne ve heyecanına kocaman gülümsemekle yetindim.

Geri kalan 3 ders boyunca da hiçbir şey olmamıştı. Olan tek şey çiçeğimin saçını nazikçe ellemesi. Evet bozulmasın diye bir de nazikçe elliyor. O kadar çok fotoğrafa bakıyordu ki en sonunda saçını telefonumun kilit ekranına koydum. Çiçek onu sıktığım için kilit ekranına koyduğumu zannetti ama ben saçı da olsa onu koydum. Çiçeğim çiçeklikten çıkıp odunluğa yol alıyor gibi de hadi hayırlısı.

Çıkış saati gelmişti ama Çiçek hâlâ ortada yoktu. Lavaboya gitmek için izin istemişti ama hâlâ gelmemişti. Tam onun eşyalarını toplamaya başlıyordum ki geldi.

- Gittin diye çok korktum Nazif.

- Nasıl anlamadım?

- Saçımı ördün ya gerçekten çok beğendim bende sana teşekkür için çikolata almaya gitmiştim.

- Lavaboya gittiğini sanıyordum.

- Yok o bahaneyle çıktım sana çikolata almaya gittim. Çıkışta kantine inip alsaydım seni kaçırırdım o yüzden böyle yaptım.

Elindeki çikolataya baktım. Alpella beyaz çikolatalı gofret almış. Çiçeğimin en sevdiği çikolata. Paketi açmadan ortadan ikiye kırdım. Hijyen desen var. Sonra paketi açıp en büyük parçayı paketiyle tutarak çiçeğimin ağzına tıktım. Paketle tutmasaydım elimi kirli bulup iğrenebilirdi. Evet tıktım ne bileyim hepsini yiyebilir sandım. Çatık kaşlarla baktı. Psikopat civciv terör estiriyor.

Elimde kaşının ortasını düzelttim.

- Yapma böyle alnın kırışmasın. Sen bana aldın bende seninle paylaşarak yemek istedim , diyip geri kalan tüm parçayı ağzıma attım. Çantamı telefonumu alıp alnından öpüp ona 1 kez bile bakmadan gittim. O sırada iç sesiminden yükselen 2 kelime vardı.

"Coştun anasını..."

Ben geldiiimmm. Bizimkileri gördük bu bölümde. Yorumlarınızı oylarınızı beğenilerinizi tüm her şeyinizi bekliyorum sizi seviyorum 💗

Bölüm sonu

2 yorum