Eğitim hayatım boyunca harıl harıl ders çalışan biri olmadım. Çünkü her zaman birilerinin gözüne yetersiz geldim. Öğretmenlerim benden memnun olursa ailem memnun olmaz , ailem benden memnun olursa öğretmenlerim memnun olmaz. Ben ne yaptım? Her ikisini birden memnun ettim. Şaka şaka tabiki kendimi memnun etmeyi tercih edip gerektiği kadar çalıştım. Ne kişisel hayatımdan ödün verdim ne akademik hayatımdan.
Sekizinci sınıftayken öğretmenlerimin dilinden düşmeyen kalıplaşmış cümleler vardı. " Çocuklar önceki senelerde ilçede puan olarak son sıradaydık ama geçen seneki abi ablalarınız dişlerini tırnağına takip bizi birinci yaptılar aynı gayreti sizlerden de istiyoruz. " Fazla umursadığım söylenemezdi. Çünkü her ders 40 soru çözerdik evet beden eğitimi dersinde bile. 8 saat boyunca bir sürü kez 40 soru dayanılmaz. En son fazla soru çözmekten bayılıyordum da öğretmen kolonya ile beni ayıltmak yerine burnuma yapıştırdığı yaprak testlerin kokusu ile ayıltmaya çalışınca bayılmaktan vazgeçtim.
Sınav günü geldiğinde inanılmaz bir rahatlık vardı üzerimde. Sülalesi rahat derler ya hah ondan işte ama benim sülalem değil bizzat kendim rahatım. Sınavdan çıktığımda çoğu kişi ağlıyordu. Uzaylı görmüş gibi bakıyordum da annemin kolumu dürtmesiyle bakışımı düzelttim. Dürtmesi de sınavın nasıl geçtiğini sormak için değilmiş gün sırası bugün annemdeymiş saat geç olmuş da yetiştiremezmiş de acele etmeliymişim. Sülalem rahat olmasa da annem ve ben rahatmışız genlerin kimden geldiği belli oldu.
Eve geldiğimde kapıyı babam ve babamın kucağında başını babamın omzuna yaslayan kız kardeşim açmıştı. Benim minik kelebeğim. 1 hafta önce birden ateşlenip ödümüzü bokumuza karıştırsa da şu an gayet iyiydi. Babama naz yapmaya bayılıyor bu yüzden hasta olmasa bile hasta taklidi yapıp babamın dibinden ayrılmıyordu. Babam gidince de en sevdiği ben oluyormuşum babamdan bile hemde. Hadi be ordan bu kızın da işi gücü şov.
Elimi yıkayıp mutfağa geçtiğimde herkes kahvaltı için masadaydı. Canım ailem keşke beni beklemeseydiniz (!) ne gerek vardı buna.
- Günaydın aile kavramı
Annemin söylenmeleriyle masaya oturdum. Sanki ne dedim.
Kahvaltı boyunca sınav hakkında konuştuk. Evet ailemin sürekli yetersiz görme huyları var fakat en güzel huyları da şudur ki sınavların dünyanın sonu olmadığını önemli olan mutluluk olduğunun farkındalar.
Babam bugün izinliymiş öyle diyor. Bu da şov yapıyor. İzinmiş! La zaten iş yeri senin kim sana ne izni veriyor. Benim rahatlık anadansa minik kelebeğimin yani Dila'nın da şovmenlik babadan. Ah ah gençlik bitmiş. Babam Dilayı da alıp baba kız date'e çıktı. Neymiş o kadar kadının içinde erkeğin ne işi varmış. Ben neyim ben.
Çok şükür ki gün için hoşgelip tek seferde beşer gittikleri sınav gününden aylar geçmişti ve bugün tercihlerim açıklanmıştı. Biraz uzak olsa da yolu dert etmeyeceğim bir anadolu lisesini kazanmıştım. Uzak yolu neden mi dert etmeyeceğim. Çünkü babamın paralarını yiyeceğim çatır çatır annemin dolarlarını yiyeceğim çatır çatır.
Bazen düşünüyorum da zaman sudan bile hızlı akıp gidiyor. Okul girişinin tam karşındaki bankta arkadaşlarla oturup geçmişi yâd ediyorsan bunu bir kez daha anlıyorsun.
- Hadi kanka kalkalım artık dersin başlamasına 1 dk kalmış. Diyen Kaanı hepimiz peşi sıra takip edip sınıfa gidip yerlerimize oturduk. O sırada masamda supriz biri vardı . . .
Acaba masadaki sürpriz kişi kim? İyi geceler çiçeklerim. İlk bölümle karşınızdayım. Hep birinci kişi anlatımı kız olurdu bu hikayede erkek olacak. Yorumlarınızı oylarınızı geri dönüşlerinizi bekliyorum görüşmemiz dileğiyle sizi seviyorum 💗

