İçeriğe geç

CHİRON

Bölüm 1 · 4 dk okuma

CHİRON

Bölüm 1

1-İKİ BİNA ARASI BEDENLER

Bölüm şarkısı:

James Arthur- Train Wreck

Kahraman Deniz- Garezi var

'❣

Zaman geçiyor. Akrep. Yelkovan.

Tik. Tak. Tik. Tak.

"Bugünlük bu kadar yeter" dedi. Konuşması ile gözlerimi masanın üstündeki saatten çektim. Elindeki kalemi defterin arasına koydu. Bana baktı ve gülümseyerek konuşmasına devam etti. "Sakıncası olmazsa sana bir şey soracağım"

"Buyurun" dedim normal bir ses tonuyla.

"Sana verdiğim ilaçları içiyor musun?"

Hiç düşünmeden "Hayır" cevabını verdim. Kafasını yavaşça sallayarak onayladı.

"Peki neden kullanmıyorsun?"

"Çünkü verdiğiniz ilaçlar hiçbir işe yaramıyor. Kullanınca iyileşeceğim falan da yok" dedim. Çünkü böyleydi. Verdikleri ilaç bir haltıma yaramıyordu. Birkaç doktorun beni daha tanımadan ve düşüncelerimi tam olarak bilmeden yaptıkları saçma bir yöntemdi. Ve bence kullananlarda gerçekten iyileşmiyorlar. Beyinlerine iyi olmayı kodladıkları sürece zaten iyi olurlardı.

"Peki, ama buraya iyileşmek için geliyorsun ve iyileşmek için hiçbir çapa göstermiyorsun" dedi. O hiçbir şey bilmiyordu. Buraya neden geldiğimi bilmiyordu. Cevap vermeden sadece yüzüne baktım. Cevap vermeyeceğimi anladığında yine kafasını sallayarak onayladı. Ayağa kalktım ve elimi ona doğru uzattım. Turuncu saçlarını geriye doğru savurdu ve elimi sıktı. Odadan "Görüşürüz" deyip çıktım.

Koridorun sağında bulunan merdivenlere doğru yürümeye başladım. Duvarlar bembeyazdı. Tüm bu kirliliğin içinde nasıl bu kadar beyaz kalabilmişlerdi? İğrenç ruhların arasında böyle beyaz kalmak çok zordu. Ben ne siyah ne de beyazdım. Griydim. Sessizdim ve gizliydim.

Merdivenlerden inmeye başlarken ölüm sessizliğine sahip bu alanı bir telefon sesi doldurdu. Kabanımın cebinde olan telefonu hissedince hızlıca telefonumu çıkardım. Arıyan Ecrindi. Şaşırmıştım çünkü beni araması gereken zaman şimdi değildi. Telefonu yanıtladıktan sonra kulağıma götürdüm.

"Alo?"

"Elifda, ben Ecrin"

"Biliyorum, telefonumda kayıtlısın. Bir sorun mu var?"

"Dévo çok havlamaya başladı da , ne zaman geleceğini soracaktım"

"İşim şimdi bitti, yaklaşık 20 dakikaya gelir alırım"

"Tamam, görüşürüz"

"Görüşürüz"

Kapının önüne çıkıp bir taksi çağırıp, Ecrinin evinin sokağını tarif ettikten sonra beklemeye başladım. Araba durunca cüzdanımdan paramı çıkartıp taksiden ayrıldım. Ecrin elinde Dévo ile bekliyordu. Adımlarımı oraya doğru sürdüm. Burnuma gelen hoş bir koku vardı. Lavanta kokusu. Yakınımda bir yerde birisi lavanta kokuyordu.

Adımlarımı attıkça onlara doğru yaklaşıyordum. Dévo geldiğimi görmesi ile havlamaya başladı. Dévo'nun havlaması ile Ecrin 'de bana doğru baktı. Yüzünde ki o rahatlamış gülümseme ile bende gülümsedim. Anlaşılan Dévo onu bugün fazlasıyla rahatsız etmişti. Yanlarına varır varmaz Dévo'yu kucağıma aldım. Kafasına bir öpücük kondurup okşamaya başladım. Ben kucağıma alınca havlaması kesilmişti. Bakışlarımı Dévo'dan ayırıp Ecrine diktim. Mutlu gözler ile bizi izliyordu. Onu bugün fazla rahatsız ettiğimi bilerek, utanç duyduğumu belli eden bir ses tonu ile "Bugün sana fazlasıyla rahatsızlık verdik. Özür dileriz ve teşekkür ederiz" dedim.

"Yok, hiç önemli değil" diyerek kucağıma doğru eğilip Dévo'nun başını okşadı ve konuşmasına devam etti.

"Görüşürüz, yakışıklı oğlan"

Dévo karşılık olarak havlayınca gülmeden edemedim. Beni bu hayatta güldürebilen tek biri var. Beni karşılıksız sevdiğine inandığım tek kişi. Dévo.

Onun elinden aldıklarımı bilseydi belki de bu kadar sevmezdi. Sevemezdi.

İçimdeki kara bulutu dağıtan şey Ecrinin sesi oldu. "Elfida bir sorun mu var? Daldın gittin öyle"

"Hiç, öylesine bir şey düşünüyordum" Öylesine?. Kafasını sallayarak onayladı beni. Ecrin ile vedalaştıktan sonra barınağa doğru yürüdüm. Buraya çok yakın olduğu için arabaya ihtiyaç duymamıştım. Barınakta ki Fatih abi beni görünce gülümseyerek yaklaşmaya başladı. Bu barınağın yıllardır sahibiydi. Ve bu şehirde hayvanlarla en iyi bakan barınaktı belki de. Hayvanlar temiz yatağa, güzel yemeklere ve geniş alana sahipler.

Dévo'yu ilk buraya bırakırken çok endişeliydim fakat sonradan Fatih abiyi tanıdıkça endişem kırıldı. Hemde Dévo burada arkadaş edinmişti. Artık istemesem bile onu buraya illaki getirmek zorundaydım. Fatih abi her zamanki seveceniyle bana yaklaşırken benim dikkatimi artık batmak üzere olan güneş çekmişti. Saat ne ara bu kadar ilerledi?

Hızlı bir şekilde Dévo'yu Fatih abiye teslim edip her ikisiyle de vedalaştıktan sonra eve gitmeye koyuldum. Yürümeye başladıktan yaklaşık 15 dakika sonra telefonumun sesi geldi. Açıp ne olduğuna baktığımda ise Ecrinin aradığını gördüm.

"Ecrin bir sorun mu var?"

"Şey, Dévo'nun maması burada. Size vermeyi unutmuşum". Cümlesi ile derin bir nefes alarak sakin olmaya çalıştım. Eve geç kalmamam gerekirdi fakat Dévo kendi yemeği hariç başka yemek yiyemiyordu. "Tamam. Sen kapının önüne çık, ben geliyorum"

Telefonu kapatır kapatmaz koşmaya başladım. Evin sokağına yaklaştığımda hava kararmıştı. Sesli nefesler alarak adımlarımı yavaşlattım. Tam o sırada yaklaşık saniye önce yanından geçtiğim iki binanın arasından tiz bir çığlık yükseldi.

Yeni yavaşlamaya başlayan kalbim, tekrardan son hızla atmaya başladı. Sokakta benden başka kimse yoktu. Acı çığlığının yükseldiği yere doğru yürüdüm. İki saniyelik yol sanki uzuyormuş gibiydi. Adım attıkça daralıyordum. Gördüğüm nefesimi kesmeye yetmişti.

İki bina arasında yerde boydan duran bir kanlı beden.

Yerde kan, gözümde kan, kalbimde kan.

Göğsüme saplanan bıçak bir yara oluşturmuyordu. Var olan yarayı deşiyordu. Birkaç saniye sadece durup gördüğümü hazmetmeye çalıştım. Derin bir nefes aldıktan sonra kıza yaklaşıp nabzının atıp atmadığına bakacaktım ki birisi beni hızlı bir şekilde kanlı bedene doğru itmişti. Yanağımda kızın kanını hissediyordum. Bedeni çok soğuktu ama kanı alev alev kaynıyordu. Kokusu burnuma geldi.

Kız lavanta kokuyordu.

Ölüm kıza lavantayla gelmişti.

Kalkmaya çalışırken elim daha fazla kan olmuştu. Ve o an duyduğum son şey yakından hissettiğim polis siren sesleriydi.

'❣

Evettt sizce bölüm nasıldı? Ben yazarken çok heyecanlandım.

Neyse sorulara geçelim;

. Hoşunuza gitmeyen veya saçma bulduğunuz sahne var mıydı, varsa neresi?

. Sizce Elfida neden psikiyatriste gidiyor

. Peki Elfida neden Dévo'yu kendi evine götürmüyor?

. Ve kim neden Elfida'yı kanlı bedene itti?

İnsta: kitaplar_matemi

Bu hikaye wattpad'de bulunur.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.