İçeriğe geç

Cheers Darlin'

Bölüm 9 · 7 dk okuma

Cheers Darlin'

Bölüm 9

Hisler

0.8

●●●

"Çok narin duruyorsun."

Öyle miydim?

Bu cümlesi üzerine kafamı ne cesaretle göğsüne yerleştirdiğimi inanın ben de bilmiyordum, ama o da hiç yadırgamadan saçlarımı okşayıp, sırtımı sıvazlamaya başladığında cesaretime minnet duydum.

Ona her şey için teşekkür etmeliydim öyle değil mi?

Kafamı birden kaldırıp ona döndüğümde, dudaklarımızın temas etmiş olması; hayatın bana yaptığı en büyük, en anlamlı ve en güzel sürprizdi.

Ufak bir sürtünme olsada, az önce yarı açık yarı kapalı gözlerimin fal taşı gibi açılmış olması, size neler hissettiğimle ilgili ufak bir ipucu verebilirdi.

Her ne kadar bu gerçek bir öpücük olmasada, benim için tarifi imkansızdı. Heyecandan kaskatı kesilen bedenim, terleyen avuç içlerim ve göğsümü delip geçen kalbim ilk defa bu kadar canlıydı. İlk defa yaşadığımı hissediyordum.

O benim aksime şaşkın görünmüyordu. Kısılmış gözleri, şaşkın bakan gözlerime odaklanmış, neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor gibiydi. Cidden kalbim o kadar hızlı atıyordu ki kafamda kuruyor da olabilirdim.

Bakışlarım tekrar dudaklarına kaydığında, kesinlikle doğru yolda olmadığıma emindim. Bu adam resmen başımı döndürüyor, feleğimin şaşmasıma sebep oluyordu.

Şeytana uyma Alessandra...

"Ben özür dilerim."

"Yanlışlıkla oldu." diyebildim zar zor. Bütün bunlar için daha sonra utanacaktım.

Ben gözlerinde kaybolmuşken, sağ eliyle önüme düşen bir tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı.

"Dert etme." diye fısıldadı.

Hâlâ yüzüne çok yakın olduğum için, ferah nefesi dudaklarıma çarpıyordu, sakin bakışları ise sıcacıktı. Sırtımdan akan soğuk terleri hissedebiliyordum. Saçımı düzelttiği eliyle bu sefer kafamı nazikçe göğsüne doğru yönlendirdi. Şimdi sıcak göğsünde, kalp atışlarının tutturduğu melodi eşliğinde yatıyordum. Sol elim kaslarından dolayı sert olan göbeğindeydi.

Bütün bu temaslar beni bambaşka boyutlara sürüklüyordu. Bunlar daha önce hiç hissetmediğim şeylerdi. İçim sıcacık ve kıpır kıpırdı. Bütün bunlar aşkın başka bir versiyonu muydu? Acaba sevgili Joseph'im ne düşünüyordu?

"Ne düşünüyorsun?" diye soran sesini duyduğumda panikledim. İçimi okuyormuş gibi aniden sorduğu sorular beni korkutmuyor değildi.

Şimdi ben ne cevap verecektim? Fazlasıyla 'sıcak' düşüncelerimi öylesine bir şeymiş gibi anlatamazdım. Yüzümün kızardığına emindim, neyse ki o görmüyordu.

Evet, bu sefer aynı aptallığı yapıp, öpüşmemize sebep olmamıştım.

Keşke yapsaydım.

"Neden sordun?" Sesim fazlasıyla gergin çıkmıştı.

"İşaret parmağınla karnıma daireler çiziyorsun da ondan."

Ne yaptığımın farkında bile değildim.

"Öözür dilerim." deyip elimi düzelttim.

"Özür dile diye söylemedim." dedi ve devam etti.

"Ne zaman uzaklara dalsan, bir yerlere parmağınla görünmez daireler çiziyorsun."

Böyle bir alışkanlığım olduğunu şimdi öğreniyor olmak garip hissettirmişti. Beni bu kadar detaylı incelediğini bilmiyordum. İşte heyecanlanmak için yeni bir sebebim daha olmuştu.

"Hiç bir şey düşünmüyordum."

Kendini ele vermeye devam et Alessandra.

"Belli oluyor." dediğinde konuşma tarzından dolayı, sırıttığını hemen anlamıştım.

O güzel gülüşüne dönüp bakmayı şu an her şeyden çok istiyordum, ama her zamankinden yoğun olan utangaçlığım buna engel oluyordu. Cesaretimi toplayıp, bir sefer de ben tahmin yeteneğimi konuşturmak istedim.

"Neden gülümsüyorsun?"

"Nasıl anladın?" diye soruma soruyla geri dönüş yaptığında, tırnaklarımı avuç içlerime bastırdım. Sanırım ailemin bana tek yararı, tırnaklarımı uzatmamı yasaklamalarıydı.

Aferin sana! Ne cevap vereceksin şimdi?

'Seni o kadar çok seviyorum ki her hareketine dikkat ediyorum.' mu!? Ama o da dikkat etmiş.

İçimdeki cesaret kırıntılarından eser kalmamasına kendi kendime sinirlendim. Çok saçma şeylere utanıyordum. Ne vardı buna cevap vermekte!?

"Sadece tahmin." İdare eder bir cevap vermiştim. Umarım cevap veremeyeceğim başka bir soruya yol açmazdı.

"Hislerin hep böyle kuvvetli midir Alessa?"

O bana bir şeyler mi ima ediyordu, yoksa ben mi çok hayalperesttim? Kendi kendime umutlanmayı acilen bırakmalıydım, çok aptalca düşüncelerdi bunlar.

"Bazı insanların 6. hissi kuvvetli olur ya? Benim de öyle sanırım." diye bir şeyler geveledim.

Umarım Joseph, aptal olduğumu düşünmüyordur, çünkü kısacık zaman aralığında aklıma en yatan cevap bu olmuştu.

"Bu kadar gevezelik yeter, şimdi uyku vakti küçük hanım." dediğinde ona fırsatım varken daha da sokuldum.

Kokusu beni hemencecik mayıştırdı. Saçlarımda ve sırtımda gezinen elleri ilk defa rekor bir süreyle hemencecik huzur içinde uykuya dalmamı sağlamıştı.

O benim resmen ilacımdı.

---

Sabah uyandığımda Joseph yanımda değildi, bu beni üzsede bozuntuya vermemek en iyisiydi.

O sabah ilk işimiz Joseph'in avukat arkadaşı Felix'le birlikte adliyeye gidip, hazırladığı dosya ile birlikte 'sözde' ebeveynlerime karşı dava açmak olmuştu. Tüm bu süreç beni germeye tam gaz devam ederken neyseki sevgili Joseph'im yine o büyülü aurasıyla beni sakinleştirmeyi başarmış, eve kadar havadan sudan konuşup kafamı dağıtmama bir hayli yardımcı olmuştu.

Eve geldiğimizde ise işe gitmek için tekrar hazırlandı. Ondan ayrı kalacak olmak canımı epeyce sıktı, ama belli etmedim. Morali benim yüzünden bozulsun istemiyordum.

"Seni yalnız bırakmak istemiyorum ama biliyorsun işler ve sorumluluklar birikmeye gelmez."

Joseph, bilindik bir emlak zincirinin ortağıydı.

"Acil bir durum olursa diye, şimdilik yedek telefonumu bıraktım sana. Daha sonra yenisini alırız."

"Kendine dikkat et Ale." deyip alnıma bir öpücük kondurdu.

Galiba onun bu öpücüklerine bir şekilde alışmıştım. Ve bu çok güzel, çok anlamlı bir duyguydu.

"Sen de dikkat et Joseph." dedim ve beline sarıldım.

Nedense bu tip tensel temaslar dün geceden beri bana oldukça normal gelmeye başlamıştı. Ebeveynlerimin evindeyken Chris'e bile dokunamazdım, annem hep çok kızardı.

Sarılışıma karşılık verip bu sefer saçlarıma bir öpücük bıraktığında, 3 gündür banyo yapmadığım için saçlarımın kötü kokmuyor olmasını diledim, çünkü onca şeyin arasında banyo yapmak aklıma gelmemişti. Neyseki geç yağlanan saçlarımın olması büyük avantaj sayılırdı.

Geri çekilip, yüzüme doğru eğildi. Kalbimin ritmi anında değişivermişti.

"En ufak şeyde beni ara." deyip evden çabucak ayrıldı.

Onun evinde ikinci defa tek başımaydım. Bu sefer ilkine göre çok daha iyiydi ama yokluğu her türlü içime oturuyordu. Ona bu kısacık zamanda o kadar alışmıştım ki her an yanımda olsun istiyordum.

Hiç gitmese olmaz mıydı?

Ben onun gidişine takılmışken, aklıma birden dün gece beraber uyuduğumuz gelince aptal aşıklar gibi sırıttım. Sabah yanımda değildi, eğer ben uyuduktan sonra kalktıysa bilemezdim ama yine de beraber uyumuş sayılırdık değil mi!?

Onun o inanılmaz güzel kokusu, bana sarılan kolları, kulaklarımı dolduran düzenli kalp atışları, cennetten asırlar çalmışım gibi hissetmemi sağlamıştı. Onun varlığı resmen beni dengeliyor, yeni bir beni doğuruyordu. İlk defa kabûs görmeden, rahatça uyumuştum ve uykumu alarak uyanmıştım, bunun için ona teşekkür edemesemde, sabah adliyeye gitmeden, o banyodayken hazırladığım kahvaltı, bence teşekkür niteliği taşıyordu. Tabii ki onun varlığı yanında benim basit teşekkürüm koca bir hiç olarak kalıyordu, ama yine de memnun yüz ifadesi mutluluğumu iki katına çıkarmıştı.

Tanrım, sevgili Joseph'i hayatıma soktuğun için sonsuz kere teşekkür ederim.

Uzun denilebilecek bir süre boyunca kapının önünde dikilip onu düşünmeye bir ara verdim ve misafir banyosuna geçtim, banyo yapmak için daha iyi bir zaman olamazdı. Dün bana bahşettiği o güzel kokusuna karşılık, daha fazla pasaklı gezemezdim.

Banyoya girdiğimde, aniden aklıma annemden duşa girmek için izin aldığım yakın geçmiş gelince kendimi çok kötü hissettim. Yarım saatten fazla zaman geçirmem kesinlikle yasaktı. Annem özellikle banyoda kaldığım süreyi hesaplar, süreyi aşarsam beni, saçımdan tutarak çıkarırdı. Ve evet kapı kilitlemem de kattiyen yasaktı. Annemin banyoya dalma ihtimalinden dolayı, hep iç çamaşırlarımla banyo yapmak zorunda kalırdım.

Klozet kapağının üstüne otururken, aklıma gelen korkunç anılardan sıyrılıp, sakinleşmeyi bekledim. Yaşadıklarım hiç kolay değildi. Beni tekrar alırlar diye ödüm kopuyordu. Gözlerimin dolup, nefesimin sıkıştığını hissettiğimde, şu an reşit olduğumu ve kabûsum olan evde olmadığımı kendime hatırlattım. O eve dair tek özlediğim şey, küçük üvey kardeşim Chris'ti.

Bu zamana kadar Chris'in koşulsuz sevgisi sayesinde bir şekilde direnmiştim. Chris olmasa, beni bu zamana kadar asla sağ bırakmazlardı, emindim. Daha fazla düşünmemeye karar verdim. Sakinleşeyim derken kafayı sıyırmak istemiyordum.

Ayağı kalktım ve üzerimdeki pijama takımından ve iç çamaşırlarımdan bir çırpıda kurtuldum. Uzun zaman sonra ilk defa süresiz ve iç çamaşırlarım olmadan banyo yapacak olmanın rahatlığı tarif edilemezdi benim için.

Aynanın karşısına geçip bu sabah ördüğüm saçlarımı açmak istedim. Gözlerim aciz ve çırpı gibi duran yansımama kaydığında, derin bir iç çektim. Vücudum yara bere içindeydi, bazıları tazeyken bazıları hayatım boyunca bedenimde taşıyacağım izlere dönüşmüştü. Düşünmeyeyim derken daha çok kendimi kötü anılarımın içinde buluyordum. Delirmiştim belki de, nereme baksam onlardan bir iz, onlardan bir hatıra vardı çünkü. Anne ve babamın yanındayken psikolojimin sağlam olması beklenemezdi zaten, ama artık iyileşme zamanıydı. Joseph beni iyileştirecekti.

Daha fazla oyalanmadan saçlarımı açtım ve lavabonun kenarındaki minik tabureyi küvetin içine koydum. Küvet keyfi yapabilirdim fakat banyoda uzun süre durmak beni olumlu yönde etkilemiyordu.

Yaklaşık 5 dakika önce, rahat bir banyo yapacağımı mı söylemiştim ben? Komik olma Alessandra.

Tabureye oturup, duş başlığından akan suyu ılık olacak şekilde vanalardan ayarladım ve duvara sabitlenmiş aparatına yerleştirdim.

Omzumu biraz geçen yamuk saçlarım tamamen ıslandığında, yine duvara sabitlenmiş olan, demir rafta bulduğum bir şampuanı kafama masaj yaparak yedirdim. Saçlarım fazlasıyla kirlendiği için, diplerini köpürtmek biraz zamanımı almıştı. Saçlarımı duruladıktan sonra son olarak duş jeliyle vücudumu bir güzel köpürtüp, yıkadım. Artık tertemizdim. İşim biter bitmez askılığa bıraktığım havluya sarınıp banyodan çıktım.

Tam odama geçerken geniş holün karşısında, merdivenin girişinde Joseph'i birden görmek, ufak çaplı bir çığlık koparmama sebep oldu. Birde korkudan dolayı panikleyip, yere düşünce her şey tastamam olmuştu.

"Alessa!?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.