İçeriğe geç

Cheers Darlin'

Bölüm 10 · 7 dk okuma

Cheers Darlin'

Bölüm 10

Limonlu Kek

0.9

●●●

İşim biter bitmez askılığa bıraktığım havluya sarınıp banyodan çıktım.

Tam odama geçerken geniş holün karşısında Joseph'i birden görmek, ufak çaplı bir çığlık koparmama sebep oldu. Bir de korkudan dolayı panikleyip, yere düşünce her şey tastamam olmuştu.

"Alessa!?"

Ayağım takılınca, kalçamın üstüne fena halde düşmüştüm tabii. Kalçamda ve ayak bileğimde dehşet bir ağrı vardı hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladığımda, gerçekten bu olup biten karşısında neye uğradığımı şaşırmıştım. Aklıma birden Joseph'in orada olduğu gelince beynime yayılan panik dalgalarından bahsetmiyordum bile. Neyseki bornozum vardı ama bu utanmamı engelleyemedi.

"Sakın gelme! Arkanı dön!"

"Alessa gelmiyorum, bakmıyorum da, Hiçbir şey görmedim merak etme."

"Sen iyi misin?"

Nasıl yere kapaklandığımı gördüğünü biliyordum. Hissettiğim acıyla birlikte vücuduma yayılan rezillik hissi ağlamamı şiddetlendiriyordu.

"Alessandra!? Artık geliyorum!"

"Hayır! Gelme!!!" diye öyle bir bağırdım ki, kendi kulağım çınlamıştı.

Ağrımı hiçe sayıp, ayaklandım ve ağlayarak karşıdaki odama geçtim. Dünyanın en boktan günü bugün ilan edilmeliydi. Kapım tıklatıldığında, gelenin Joseph olduğunu bilmek, canımı ekstra sıkmıştı.

"Ale?"

"Girebilir miyim?"

Tabii ki girmesine izin vermeyecektim. Resmen karşısında ruhumu teslim etmiştim ve bu görsel açıdan pek iç açıcı değildi, hatta hiç iç açıcı değildi.

"Hayır." dedim.

"Bir şeyin var mı?"

"Müsait misin, giriyorum?"

"Hayır Joseph, müsait değilim, ayrıca bir şeyim yok lütfen beni yalnız bırak." diye üsteledim ağladığım için titreşen ses tonumla.

"Seni korkuttuğum için çok özür dilerim. Cüzdanımı unuttuğum için dönmek zorunda kaldım."

"Akşam döndüğümde iyi olduğunu görmek istiyorum."

●●●

Joseph gittiğinde bir şekilde sızlana sızlana üstümü giyinmiş, bir süre yatakta öylece uzanmıştım. Ağrımın geçmesini beklerken daha da artınca ayaklanmaya çalıştım ama pek yardımı olmayınca kendimi tekrar yatağa bırakıvermiştim. Kalçamdan başlayan bu ağrıyı nasıl geçireceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu, ama dayanabilirdim. Ebeveynlerimin evinde çok daha kötülerini yaşamıştım, buna da dayanabilirdim elbette, ama aksine her geçen dakika direncimi kaybettiğimi hissediyordum. Gözyaşlarım kendiliğinden akıyordu ve ben kendimi durduramıyordum. Çok susamıştım, bacağımda dehşet bir ağrı vardı ve ben joseph'i arayıp, endişelemesine sebep olmayı hiç istemiyordum.

"Tanrım sen bana güç ver."

"Joseph gelmek üzeredir, toparlanmalısın."

"Sadece biraz daha dayan Alessandra."

Hava kararmaya başlarken salonda kalan telefon çalmaya başladı. Gidip almak istesemde, gün boyu bir şey yemediğim için, ağrı beni oldukça yorgun düşürüyordu. Haliyle yerimden kalkamadım.

Neden bütün kötü şeyler beni buluyordu ki!?

●●●

"Alessandra? Nihayet uyandın. Beni çok korkuttun."

Joseph'in güzel gözlerini görerek uyanmak beni çok iyi hissettirmişti. Rüyada mıydım yoksa?

"Neden beni aramadın? Ya sana bir şey olsaydı."

Gözlerindeki endişe içimi sızlattı. Onu endişelendirdiğim için kendimi bok gibi hissediyordum.

"Telefon salonda kalmıştı, yorulduğum için kalkamadım." diye bir şeyler uydururken evde olmadığımızı yeni farkediyordum. Hastanede benimle birlikte bir çok hastanın olduğu bir tür gözlem odasında olmalıydık.

Gün boyu sızlandığım için derin bir uykuya dalmış olmam muhtemeldi. Sonuç olarak hastaneye getirilecek kadar kendimden geçmiş olmalıydım.

"Kalça kemiğin ağır darbe almış."

"Neden söylemedin bana?"

Neyseki şu anda ağrım yoktu. Büyük ihtimalle ağrı kesici vermişlerdi. Koluma ise serum bağlamışlardı.

"Tansiyon düşüklüğünden bayılmışsın. Zaten bir önceki gece de neredeyse hiç bir şey yememiştin."

"Su verebilir misin?" diye mırıldandım.

Hemen kenardaki pet şişedeki suyu ensemden tutarak bana içirdi. Uyuşuk olmasaydım romantik bir an olduğunu düşünebilirdim doğrusu. Düşüncelerimi bölüp tekrar konuştu.

"Seninle ilgilenen doktor vücudunda ki yara izlerini görmüş, ve bunun hakkında rapor çıkarmış. Laf arasında beni suçladı. Seni kaçırdığımı falan düşünüyor."

"Birazdan gelip seni soru yağmuruna tutabilir haklı olarak. Ona içinde olduğumuz adli süreci anlattım ama resmi olarak sisteme henüz girilmediğinden onu pek ikna edemedim."

Hiçbir soruyu cevaplamak istemiyordum. Hiç kimseye bir şey anlatmak istemiyordum, yeteri kadar bitkindim zaten.

"Merhaba Bayan Eiken."

Duyduğum kadın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım, üstündeki önlükten doktor olduğunu anladığım kadına baktım. Sanırım Joseph'in bahsettiği doktor ta kendisiydi, yaka kartında Jessie Flinn yazıyordu.

"Bay Morgan, bizi Bayan Eiken'la biraz yalnız bırakır mısınız?"

Joseph, yanağımı okşadıktan sonra, güven veren bir gülümseme eşliğinde yanımızdan ayrıldı.

"Neden ailenizle değil de kan bağınızın bile olmadığı bir adamla yaşıyorsunuz?"

Herkes istediği insanla yaşayabilirdi bu yanlış değildi kendisi de biliyordu, muhtemelen yaş farkı ve inanışları onu endişelendiriyordu, ve tabii yara izlerim ona bunu düşündürten en büyük etkendi.

"Hakkınızda bir kaçırılma ihbarı yoktu fakat yine de merak ediyorum zorla mı alıkonuldunuz?"

"Yoksa size istemediğiniz şeyler mi yapıyor?"

"Lütfen korkmayın ve dürüst olun."

Joseph, beni kurtarmışken karşımdaki doktorun haklı olarak bile olsa bu soruları sorması beni çok sinirlendirmişti.

"Ebeveynlerimle bir bağım yok Bayan Flinn. Kendi ayaklarım üzerinde durana kadar Joseph bana sahip çıktı."

"Bana destek olup, aynı zamanda beni tüm kuvvetiyle koruyup kollayan bir adamı bilmeyerek bile olsa bu şekilde suçlamayın lütfen."

"Vücudunuzdaki yara izleri? Kasten yapılmış gibi duruyorlar? Kim yaptı bunu size? Aileniz mi, Bay Morgan mı?"

Doktor sordukça ağlama isteğim şiddetleniyordu ama kendimi dizginlemeyi bir şekilde başardım.

"İçiniz rahatlayacaksa ebeveynlerimle hukuki sürece girmek üzereyim Bayan Flinn."

Kendimden emin durmak istesemde, gerçekleri ilk defa sesli dile getirmek kalbimi parçalara ayırmaya yetmişti.

"Ayrıca reşit bir birey olduğumu sisteminiz üzerinden gördüğünüzü umuyorum."

"Elbette gördüm fakat sormam gerekirdi. Son kez soracağım, emin misiniz?"

"Fazlasıyla."

"Pekala." deyip, yanımdan uzaklaşan doktoru tam olarak ikna edememiştim ve gözlerindeki ifade beni biraz germişti ama, gittiği için fazlasıyla memnundum.

Bir süre sonra Joseph yanıma geldi, tabii ki burada daha fazla durmak istemediğimi söylemeden edememiştim. Taburcu belgelerimi halledip nihayet yola koyulduk. Giderken verilen ilaçları almayı da unutmadık.

Eve vardığımızda beni bir güzel yatırmış, benimle bir bebekmişim gibi ilgilenmişti. Saçlarımı taramış, zorla yemek yedirmiş ve beni tuvalete bile taşımıştı. Bütün gece hiç başımdan ayrılmadığını sabah sandalyede sızmış bedenini görmemle öğrenmiştim. O böyle yaptıkça ben daha çok aşık oluyordum.

Fazlasıyla aptaldım. Benden yıllarca büyük bir adamın beni sevmesini bekliyordum.

Evet, beni seviyordu ama o anlamda değildi.

İlgimin pekala farkındaydı, benim gibi aptal değildi çünkü. O, ona nasıl bağlı olduğumu biliyordu ama, ben onun için duygusal anlamda bir şey ifade ediyor muydum? İşte bunu bilmiyordum. Bilinmezlikler derin bir yaradan başka bir şey bırakmıyordu bende, ama her şeye rağmen sevgisi sayesinde ayaktaydım.

"Ale?"

Kapının eşiğinde bana gülümseyen Joseph'e baktım. Bu kadar güzel gülmemeliydi. Gülüyorsa bile benden gizlemeliydi. Gülüşü karşısında direncimi kaybediyordum çünkü.

"Sana kek getirdim."

Ne olur bu kadar düşünme beni. Senden kopmam gerekirse, belki bir gün beni istemezsen yanında, nasıl dayanırım bütün bu anılara?

"Neli?" diye sorduğumda güzel kıkırtısı kulaklarımda yankılandı.

Beni tam anlamıyla büyülüyordu.

"Limonlu. En sevdiğinden güzelim."

Güzelim...

"Sen bir tanesin!!!!"

Çok sevinmiştim, limonlu keki cidden çok seviyordum, hele ki Joseph'in eli değmişse. Zaten Joseph'in limonlu keki dışında hiç kek yemedim bile denebilirdi. Annem kek yapardı ama hiçbir zaman benim için değildi.

"Evet, yemek yapmada pek iyi değilim ama, tatlıda üstüme tanımam bilirsin." deyip tabağı ellerime bıraktığında, gözümden resmen kalp fışkırıyordu. Üstü jöleyle kaplı, içi krema dolgulu kek sanki pastaneden çıkmış gibiydi ve çok güzel kokuyordu. Daha fazla beklemeden hemen çatallamaya başladım.

Tam anlamıyla E-N-F-E-S!

"Bunu nasıl yaptığını bana da öğretmelisin!"

Eğilip, baş parmağıyla yanağımı temizlediğinde;

"Tabii ki öğretirim." dedi ve benim kalp spazmı geçirmeme sebep oldu. Yediğim kek boğazımda kalmıştı resmen.

Öksürmeye başladığımda;

"Ne oluyor?" deyip, sırtıma pat pat vurmaya başladı. Öksürüğüm geçmeyince su getirmeye gitti.

"Bu gidişle ölümüme sebep olacak." dedim kendi kendime öksürüklerim arasından ve tabii ki duymasını beklemiyordum.

"Kim? Ben mi?"

Sıçış vakti Alessandra...

Bana suyu içirdikten sonra öksürüklerim dinmişti ama, soran bakışlarındaki merak hala dinmemişti. Ona karşı ilgim olduğundan şüpheleniyorsa bile, resmen doğrulamış sayılıyordum.

"Neden ölümüne sebep olacakmışım?"

Sesi biraz katı ve imalıydı. Gizli özne bile olsa onunla aynı cümle içinde ölüm kelimesini kullandığım için sinirlendiğini biliyordum. Nasıl açıklama yapacaktım peki? Kahretsin ki aklıma hiçbir şey gelmiyordu!

"Sen değil, kekten bahsediyordum ben!" vurgulamalarım ve ses tonum bana bile inandırıcı gelmemişti.

İmali bir bakış atıp;

"Kötü mü olmuş yoksa? Az önce bayıla bayıla yiyordun da, ondan sordum."

Tebrikler Ale!!!

"Hayır kek çok güzeldi."

"Kendinle çelişme Alessa."

"Kek güzel olduğu için öyle dedim zaten." diye geveledim.

Sanki itiraf etmemi bekliyor gibiydi. Tam ağzını açtığı sırada;

"Ne olur bir şey sorma Joseph?" dedim. Sorgulaması gereken onca an varken neden şimdi?

Bana iyice yaklaştığında nefesimi tuttum. Patlıcana dönmem an meselesiydi. Niye aniden böyle şeyler yapıyordu!?

"Neden sormayayım?"

"Çünkü başım ağrıyor, pek iyi değilim." dedim çaresizce.

"Neden yalan söylüyorsun, sesinin tonundan anlayabiliyorum?"

Neden üstüme geliyorsun? Cevap veremem işte. Korkuyorum. Seni kaybetmekten çok korkuyorum.

Neredeyse ağlayacaktım. Beni çıkmaz bir sokağa sürüklemişti ve buna ben sebep olmuştum. Hemde sadece bir kek yüzünden! Resmen kendi kuyumu kendim kazmıştım.

Öksürürken neden konuşasın gelirdi ki!?

"Benden mi hoşlanıyorsun yoksa?"

●●●

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.