Ayaklarımı istila eden larvalardan yorgun düşüyorum emiliyorum..
Yüzüne abandığım şehir yeraltına gizlensin..
Avucumda beslediğim isyan ateşini gözlerime sürüyorum..
Bir rüyadan çıkılırken usul usul
-'Ölmelisin' diyor ışıklar 'Ölmelisin 'diyor gökyüzü
Fakat gözlerin yaşamam için bir can suyu vermeli dudaklarıma..
Hangi kelimelerin sakatlanmıştı
Takati kalmamıştı yorulmuştu dökülmeden..
Ağır ağır bakışlarını döven neden içten bir hüzündür hep?
Dizelerin siyah yokuşunda gizlenmiş acılarım var.
Bilir misin kaç bahar geçirdim gözlerine bakamadan..
Bilmediğim kalbin tezgahımda işlediğim hasrettir
Ve umudun pençesinde kalmış sessiz bir sevda sancısıda
Yaklaşıyor belki kefen misali giydiğim yaşamın imsak vakti..
Sırat köprüsünden daha ince kirpiklerin den tutunma çabasındayım şimdi