Güneş karşısında durmadan bir şeyler anlatan arkadaşını dinlerken gözü ara ara kapıya kayıyordu. Ne zaman gelecekti bunlar acaba?
"Biz buraya geleceklerinden emin miyiz ya?" diyerek Melis'e sorduğunda arkadaşı göz devirdi.
"Telefonu karıştırdım diyorum kızım senin için eminim."
"Abin anlamaz bir şey değil mi? Sen öncesinde biz buluşacağız demiştin?"
"Dedim kanka rahat ol biraz. Onlar sonradan geliyor farkındaysan o yüzden asıl onlar bizi takip etmiş gibi olur."
Güneş kocaman gülümsemesiyle kafasını iki yana salladı. Bu kız iyi ki onun arkadaşıydı be! Onlar muhabbete geri döndüğü sıra kafenin kapısından içeri giren dört adamı görmüş bastırmak için üstün çaba harcadığı heyecanı yine kendini belli etmişti.
Yusuf'la ilk kez bir araya gelişi değildi ama her seferinde aynı heyecanı hissediyordu.
"Abi?"
Melis üstün performansıyla yanlarından geçmek üzere olan abisine seslendiğinde hepsinin bakışı onlara dönmüştü.
Yusuf kardeşine bakarak "Melis?" dediğinde kız üste çıkma duygusuyla ve planın bir parçası olarak "Hiç de haber vermiyorsun buluşacağınızı," diye küskün bir tavırla konuştu.
Abisinin arkadaşları sık sık evlerine geldiği için onlarla oldukça samimi bir bağ kurmuştu.
"Arkadaşımla bulacağım dedin ya güzelim ondan."
Yalan.
Yusuf ona bilerek duyurmamaya özen göstermişti. Çünkü kardeşi baş belasının tekiydi.
Levent gördüğü ikiliyle daha fazla sessiz kalamayarak araya girdi.
"Siz de bizi katılın Melis dert ettiğin şeye bak."
Güneş ve Melis'in bakıştığı o zaman diliminde Yusuf Levent'e içinden küfür etmeyi kesip kıza odaklandı. Kardeşinin çok yakın arkadaşıydı ve birkaç kez konuşup aynı ortamda bulunmuşlardı ama dahası yoktu. Kız rahatsız olabilirdi?
"Ece rahatsız olmazsa tabii." diye mırıldandı.
Güneş hevesli görünmemek için kararsız kalmış gibi davranmayı sürdürürken Melis " Olmaz olmaz oturun hadi," diyerek konuya noktayı koydu.
Masa iki kişilik olduğu için kızlar da ayaklanmış büyükçe bir masanın etrafına oturmuşlardı. Güneş Ece için her şey şu anlık istediği gibiydi.
Yusuf karşısında otururken bir yanında Melis diğer yanında Levent vardı.
Radar Levent!
"Ee bizi bu güzellikle tanıştırmayacak mısınız?"
Melis memnuniyetle arkadaşını diğerleriyle tanıştırmaya başladı. O zaten hepsini tanıyordu ama olsundu.
Levent, Haluk ve Alphan üçlüsü ile resmi olarak tanışan Ece hâlâ gerginliği üzerinden atamamıştı. Üstelik Melis de bu konuda kendine yardımcı olmak yerine kendiyle ilgili bilgileri gündeme getiriyordu.
"Ece'nin dayısını tanıyorsunuz aynı emniyette çalışıyorsunuz."
Ece Melis'e yapma der gibi bir bakış atarken kız oralı olmadı. Abisinin öğrenmesini istiyordu.
"İsmi ne dayının?" Alphan direkt kıza hitaben konuştuğunda "Aykut Türkoğlu," yanıtını almayı beklemiyordu.
"Yok anan-"
"Levent küfrüne başlatma istersen ha kardeşim?" diyen Yusuf da en az arkadaşı kadar şaşkındı. Kardeşi daha önce bundan hiç bahsetmemişti?
"Komiser yardımcısı olandan bahsediyoruz değil mi?"
Güneş Ece gülerek kafa salladı. Ah dayısı...Bir tanecik en sevdiği dayısı. Ne oluyorsa onun sayesinde oluyordu da kimse bilmiyordu.
" Onunla da baya yakınızdır aslında ama seni hiç görmedik yanında?"
"İşim düşmediği zaman uğramam dayımım yanına ondandır," diyerek şakaya vurdu.
"Dur bir dakika ya," diyen Levent gözlerini kısarak kızın yüzünü inceledi.
"Sen eylemde polise hakaret etti diye kızı dövüp nezaretlik olan yeğen değil misin?"
Ah be geçmiş
Her yerde çıkma insanın karşısına!
Güneş Ece Levent'in o günü hatırlamasına şaşırırken yeni hatırlamış gibi "Aa," diye tepki verdi.
"Dayım beni almaya geldiğinde yanında ki sen miydin yoksa?"
Adam kendini onayladığında diğerleri ne olduğunu anlamak için yüzlerine bakıyorlardı. Levent kısaca özet geçmeye başladı.
"Aykut'la iş çıkışı bir konu üzerinde araştırma yaparken başka bir karakoldan telefon gelmişti. Arabası da sanayide olduğu için beraber gitmiştik. Ece polise hakaret eden birini dövmüş kız da şikayetçi olunca ortalık karışmış. Onu halledip sonrasında Ece'yi eve bırakmıştık."
Yusuf arkadaşının anlattıklarını dinlerken istemsizce güldü. Bu kız sakin bir kişilik gibi görünse de kardeşiyle birkaç atışmasına denk gelmiş hiç de öyle olmadığını anlamıştı. En az kardeşi kadar deliydi.
Güneş Ece ise Melis'i boğma planları yaptığı sıra Yusuf ile göz göze gelmiş yutkunduktan sonra gülümsemişti.
Ne güzeldi onunla aynı ortamda olmak. Konuşmasa bile gözlerini çevirdiği yerde onu görmek...


