İçeriğe geç

CEVAPSIZ SORULAR

Bölüm 1 · 6 dk okuma

CEVAPSIZ SORULAR

Bölüm 1

1.BÖLÜM İZMİR'DE YENİ BİR SAYFA

Gece Sönmez'in Anlatımıyla)

Mutluluk en güzel duygudur dünya üzerindeki.Özellikle hissedilen mutluluk içtense...Ayrıca o mutluluğu hissederken arkadaşlarınızla beraberseniz o mutluluk daha da saf,temiz ve içten olur.Aileyle o mutluluğu hissedemeyebilirsiniz.Çünkü benim hiç bir zaman gerçek bir ailem olmadı.Benim ailem arkadaşlarımdı daima.Onları ailemden daha çok sevip değer veriyorum.Ama şu an bunları yaşamıyorum çünkü İzmir'taşındım.Arkadaşlara veya bir aileye sahip değilim.Ama Petek Dolunay var.Evet iki ismi var onun o benim kardeşim öz gibi ama aslında üvey.16 yaşında benden 3 yaş küçük.Birbirimize aile oluyoruz.Bir de Karamel var.O bir köpek ama çocuğum gibi seviyorum.Çocuğum gibi sevdiğimi söyledim ama anne gibi sevmek ne demek bunu bilmiyorum. Çünkü benim hiç bir zaman gerçek bir annem olmadı.

~

Gözlerimi açtığımda pastanemizin açılış günüydü.Ama hiç kalkmak istemiyordum.Kendime tekrardan pastanenin açılış günü olduğunu hatırlatınca yataktan kalkmak için yeterli gücü buldum.Üzerinde Winx Club'tan Stella bulunan pikemi atıp kalktım.Yataktan kalkınca direkt odamın kapısına yöneldim.Ama o çoktan giyinmiş ve yatağını topluyordu.Üstünde de en sevdiği elbisesi vardı.Beyaz renkli,üstünde minik çiçeklerle bezeli,askılı ve kurdele detaylıydı elbisesi.Gerçekten elbiseyi çok güzel taşıyordu.Yüzünde hafif bir makyaj vardı.Klasik watty girl makyajıydı ama ona çok yakışıyordu.Makyaj yapmayı ikimizde pek sevmeyiz.Saçlarına ise minik dalgalar kondurmuştu.Ben kapının eşiğinde Petek'e hayranlıkla bakarken sonunda beni farketti;

-Günaydın Gece'm.Ama dur bir dakika,sende bir farklılık var.

Diyip baştan aşağı süzdü;

-Günaydın da ne gibi bir farklılık varmış?

-Üstüne bak.

Kaşlarımı kaldırıp üstüme baktım ve kalpli pijamalarımın hâlâ üstümde olduğunu farkettim;

-Ehehehe bugüne özel.

Normalde üstümü giyinmeden hayatta odamdan çıkmam ama bugünün heyecanıyla unutmuşum işte.

Odaya koşup en sevdiğim kıyafetlerimi giydim.Ben Dolunay gibi elbise giymekten pek hoşlanmam.Altıma siyah renkli bir şort ve üstüme de en sevdiğim tişörtüm olan güneşli tişörtümü giydim.Halka gümüş renklii küpelerimi takıp dudağıma hafif bir ruj sürdüm.Saçlarımı tarayıp at kuyruğu şeklinde topladım.Çiçek kokulu parfümümü sıkıp koşarak mtfağa gittim.Petek masaya kahvaltılıkları,çatalları,bıçakları ve tabakları yerleştirmiş;masaya oturmuş beni bekliyordu.Masaya oturmadan Karamel'e mamasını koyup Karamel'e seslendim.Karamel koşarak yanıma geldi ve bacaklarıma patilerini koydu;

-Al güzel kızım afiyet olsun.

Mama kabını yere koydum;

-Bugün annen ve ablanın açılış günü var biz akşam geri geleceğiz ama merak etme.

Karamel'i çocuğum gibi seviyorum.Çocuğum gibi sevdiğimi söyledim ama anne gibi sevmek ne demek bunu bilmiyorum.Çünkü benim hiç bir zaman gerçek bir annem olmadı.Hiç bir zaman annemin kucağına yatmadım,hiç bir zaman saçlarımı okşamadı,hiç bir zaman sarılmadı,hiç bir zaman beni ne kadar sevdiğini anlatmadı,hiç bir zaman anneliğin nasıl bir şey olduğunu sormadım ben ona,hiç bir zaman beni öpmedi,ben ona gidip hiç bir zaman sarılıp onu sevdiğimi söylemedim.Çünkü o bana hiç bir zaman bu söylediklerimi yapmadı.Bu dünyada her şey karşılıklı.İyiliğe iyilik,kötülüğe kötülük.Küçükken de bunun farkındaydım ve hala farkındayım.

Kaderimi doğmadan seçme gibi bir şansım olsaydı her şeye rağmen kaderimi değiştirmezdim.Çünkü bu hayat,bu kader bana Petek'i ve Karamel'imi verdi.Bende masaya oturunca Petek ekmeğine bal sürerken konuşmaya başladı;

-Keşke daha erken kalsaydık böyle ekmekle balla geçiştirmeye gerek kalmazdı.

Ekmeğimin arasına peynir koyarken başımla onayladım onu;

-Evet yaa,keşke daha erken kalksaydık.Bundan sonra alarm kurarız.Bu erken kalkma temposuna alışmak epey vakit alacak gibi gözüküyor.

Sonrasında masaya sessizlik çöktü.Mutfaktaki tek ses çatal bıçak sesleri,Karamel'in mamasını dişleriyle katır kutur kırması ve Petek ile benim nefeslerimdi.

Sonunda masadaki sessizliği Dolunay bozdu;

-Saat kaç Gece?

-Hemen bakayım.

Diyip pantolonumun arka cebinden telefonumu çıkardım.Saate baktım ve sadece 7 dakikamız kalmıştı.Gözlerim büyüdü ve Petek'e baktım;

-Petek kalk hemen çıkmamız lâzım 7 dakikamız kalmış çünkü.

Dolunay bunu duyunca hemen masadan fırladı.Bende arkasından banyoya gittim;

-Petek dişlerini fırçalamayı unutma.

Diş fırçama macunu sürerken yanımda Petek belirdi;

-Haklısın az daha unutuyordum.

Dişlerimizi fırçaladıktan sonra hemen kapıya gittik.Petek kapıdan dönüp Karamel'in su kabına su koyup kapının eşiğine geldi.Petek beyaz spor ayakkabılarını ben ise siyah renkli beyaz detaylı spor ayakkabılarımı hızlıca giydim.Ayakkabılarımızı giydiğimiz anda "Ay Işığı Pastanesi" isimli dükkanımıza koşmaya başladık. koşmaya başladık.Vardığımızda pastanenin önünü kalabalık kaplamıştı.Kalabalığı yarıp kapının önüne,kurdelenin başına geçtik.Herkes gerçekten heyecanlı görünüyordu.Petek elinde makasla sırıtarak etrafı izliyordu.Bana da bir makas uzattı ve kalabalıkla beraber geri sayım yaptık;

-Üüüüüç,ikiiii,biiiiiir.

"Bir" dememizle birlikte kurdeleyi kestik ve pastanemizi açtık.Her şey hayal ettiğimden bile daha güzeldi.Bolu'dan İzmir'e aşçılık okumak için gelmiştim ama KYK yurdunda kalmıyorduk.Çünkü Dolunay'la birlikte geldik ve eve çıktık.Evimizin altında boş ve eski bir dükkan vardı.Bu eski ve boş dükkanı kiralayıp baştan sona düzelttik ve sonuç bu,hayallerimizdeki pastane.Evet, pembe duvarlı,siyah tenteli ve beyaz kapılı bu şirin dükkan bize aitti.

Dükkanımızın yanında koyu turkuaz duvarlı ortasından altın renkli şerit geçen bir cafe vardı ve oldukça "retro" görünüyordu.Bu "retro" görünen cafenin adı "Ümit Cafe" idi.Çalışanları Petek ve benim yaş grubuma yakın diye tahmin ettim görünce.Açıkçası bir gün tanışmaya gitmeyi isterim ama işlerin biraz oturması gerekecek.

İlk gün olduğu için mi bilmiyorum ama dükkan inanılmaz derecede kalabalıktı.Siparişlere Dolunay ile oldukça zor yetişiyoruz.Sanırım bir elemana daha ihtiyacımız olacak.Ben bu yoğunluğu düşünürken içeriye saçları nemli görünen, koyu kahverengi saçlı,kahverengi gözlü benim yaşlarımda bir çocuk girdi.O anda aklıma komik bir şey geldi ortaokuldayken Türkçe öğretmenimiz sınıftaki "Hamza" diye bir çocuğa saçları ıslak olduğu için "Islak Hamza" demişti.Bende bu çocuğa böyle bi lakap takacağım sanırım.Düşünelim,bu çocuktan inanılmaz derecede bir Arda vibe'ı alıyorum."Islak Arda" bunu düşününce yüzümde bir tebessüm oluştu.İçimden kıkırdamaya başladım.Çocuk bir masaya oturduğunda Petek'e benim bakacağımı söyleyip hemen vitrinin önünden uzaklaştım.O sırada Dolunay arkamdan bağırıyordu;

-Gece sıradaki misafirimiz ben bakacaktım!

Oysa ben bu çocuğun yanına çoktan varmıştım saçları nemli görünüyordu;

-Hoşgeldiniz siparişinizi alabilir miyim?

-Hoşbulduk ben bir dilim karamelli pasta,bir su böreği ve şeftalili soğuk çay alabilir miyim?

-Maalesef,su böreği kalmadı.

-Poğaça var mı peki?

-Evet.

-O zaman ben bir poğaça,bir dilim karamelli pasta ve şeftalili soğuk çay alayım.

-Tabii hemen getiriyorum.

Çocuğun siparişini alıp Petek'in yanına gittim.Petek kasada duruyordu.

-Bir dilim karamelli pasta,bir poğaça ve şeftalili soğuk çay Dolunay

-Sıradaki misafirimize ben bakacağım Gece unutma lütfen

-Sana bir önerim var.Bugünkü konuklarımıza ben bakayım yarınkilere sen,bir ben bir sen böyle böyle gidebiliriz bence.

-Güzel fikir Gece'm.

Dolunay Hanım'ın da onayını aldıktan sonra bu fikrim resmen hayata geçmiş oldu.Islak çocuğun siparişlerini alıp yanına gittim.Vardığımda saçlarında normal olarak nem diye birşey de kalmamıştı.Çünkü hava bilmem kaç dereceydi.Çocuğun masasına vardığımda;

-Buyurun afiyet olsun.

-Teşekkür ederim.Bu arada ben size birşey soracaktım.

-Tabii.

-Buralarda eleman arayan bir pastane,cafe,restorant gibi bir yer var mı?

O sırada eleman aradığımızı söylemek içimden geçti ama nasıl söyleyeceğimi bilemedim.

-Maalesef.

-Tamamdır, teşekkürler.

Sonrasında birden "Aslında var."dedim.Çocuğun yüzündeki o umut ifadesi,beni yumuşatmıştı.Anlaşılan o ki gerçekten bir yerde çalışmak istiyordu veya ihtiyacı vardı ve sonunda söylemeye karar verdim;

-Aslında var.

-Neresi?

-Bizim;bu pastanenin,bir elemana ihtiyacı var.Çalışmak ister misiniz?

-Olur.Ne zaman başlayabilirim?

-Yarın başlayabilirsiniz.

-Bu arada adınız nedir?

-Gece,Gece Sönmez sizin?

Adını öğrenmek için gerçekten kafayı yiyordum,acaba tahmin ettiğim gibi miydi yoksa bambaşka alakası olmayan birşey miydi?;

-Arda Kandemir.Memnun oldum.Ayrıca bana "siz" diye hitap etmenize gerek yok.

Bunu duyunca gözlerim kocaman oldu neyse ki o sırada Arda başka bir yere bakıyordu ki bu tepkimi görmedi.Yoksa nasıl açıklayacaktım?

-Kaç yaşındasın peki?

-18.

-Güzel.19 yaşındayım bende.Umarım burayı seversin Arda.

-Bahse varımki burayı seveceğim.

Evet ve böylece tanışma faslımız bitmiş bulunmakta.Arda ile yıldızlarımız uydu gibi hissediyorum.Normalde insanlara zor bağlanırım ve zor güvenirim ama bu çocuk fazlasıyla sıcak hissettirdi.Umarım güvenimi boşa çıkaracak bir şey yapmaz,umarım suikastçım değildir.-Biraz fazla film izliyorum galiba çok düşük bir ihtimal çünkü-Olamaz,olmamalı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.