İçeriğe geç

Çeşme başında

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Çeşme başında

Bölüm 8

Bölüm 8

Odama geçtiğimde gördüğüm rüyayı anlamlandırmaya çalışıyordum, üzerimdeki asker üniforması, Alparslanın bana sarılması, yerde kanlar içinde yatan asker, o sözleri ve bu rüyayı sabaha doğru görmem, tekrar kalbim sıkıştı, pencerenin önüne giderek derin nefesler almaya çalıştım, bu kadar etkilenmemin sebebi, ben aylemi deprem de kaybettiğimi de sabaha doğru rüyamda görmüştüm. Gözlermden firar eden yaşları tutamadım, ardı ardına bir birini takip ediyordu, tekrar lavobaya giderek yüzümü yıkadım, saat 6 idi, odama geçerek dolaptan çıkardığım, boy frendimle büluzumu giyerek, uzun saçlarımı bıraktım, yapmak için mutfağa indim, kahvaltıyı hazırladıktan sonra, anneannemi uyandırdım, kahvaltıdan sonra beyaz sporlarımı giyerek defne'nin evine doğru yol aldım. Defnenin yanına vardığımda onun da hazır olduğunu ve beni beklediğini gördüm, birleşerek sohbet eşliğinde servis yerine gittik, şehire gittmek için servise biniyorduk, gelen servise binerek ücreti ödeyerek yerlerimize oturduk, ilerleyen yol boyu müzik dinlemeyi tercih etmiştim. ... Hastanenin önünde indiğimizde içeri polinige girerek, muane bölümünden sıramın gelmesini bekledim, defne de şikayetleri için beyin cerrahi bölümüne gittmişti, ekrana yansıyan adımla içeri adımladım, içerideki yerimi alırken, doktor şikayetimin ne olduğunu sordu, ben de baş dönmelerim ve kusmalarımı anlatım, kan testi istemişti, kan verdikten sonra sonuçların 1 de çıkacağını söyledi, benim işim bittiğinde defne'nin yanına gittim, defne'ye de tahlil vermişler Defne ile birlikte kan verdikten sonra hastaneden çıkarak çarşıya indik ihtiyacımız olan gerekli şeyleri aldıktan sonra saat neredeyse öğlen olmuştu beraber yemek yedikten sonra tekrar servise binerek hastanenin yolunu tuttuk hastaneye vardığımızda Defne kendi yerine ben de kendi yerime geçmiştik ismimin çağrılmasıyla tekrar doktorun yanına girdim, mide bunaltımın psikolojik olduğunu söyledi, baş dönmelerinin de kansızlıktan kaynaklandığını söyledi, gerekli hapları verdikten sonra beslenmeme dikkat etmemi söyledi ardından çıkarak defne'nin yanına gittim. ... Defne'nin sırası henüz gelmemişti biraz oturduktan sonra defne'nin sırası geldi beraber doktorun yanına girdik, defne'de migren olduğunu öğrendik, doktor gerekli hapların verdikten sonra birlikte çıkarak eczaneye gittik, ilaçlarımızı aldıktan sonra servis bekleme yerine geçtik, Defne; Bir bu eksikti. Asena; öyle deme be kızım. Defne; öyle deme de uğraş dur şimdi, annem kafamın ettini yiyecek. Asena; halolur doktoru duydun, önemli bir şey değilmiş. Defne; bilmiyorum, sana ne dedi doktor. Asena; kansızlıktan dedi, kusmalar da piskolojikmiş Defne ellerimi tutarak bana döndü... Defne; biliyorum ailen için çok üzülüyorsun ama bunları aşman lazım, nereye kadar böyle gidecek kabul et şu psikologa gidelim. Dolan gözlerim ve bulanan midemle kalkarak, eczaneye koştum, lavaboyu sordum görevli beni yönlendirdi, içimi rahatlattarak dışarı çıktım, teşekkür ettikden sonra eczaneden çıktığımda beni kapıda karsılayan arkadaşıma anlamayarak baktım. Defne; servisi kaçırdık asena son serviside kaçırdık. Asena; kızım ya bekletseneydin, ne yapacağız şimdi. Defne; gel oturalım bir yere, halederiz. Asena; tamam. Marketen su aldıktan sonra servis yerine oturduk, ben suyumu içerken aynı zamanda da düşünüyordum, ne yapa bilirdik, bur da akrabalarda kalsak, sınavımız vardı yarın, ben düşüncelere dalmışken defnenin sesini işittim. Defne; halettim. Asena; nasıl haletin. Defne; asker yarimi çağırdım, zaten burdaymış, oda köye geçecekmiş e madem aynı yere gidiyoruz, bırakırım sizi dedi. Asena; utanıyorum, utanıyorum, ağlayasım var. Defne; kızzım saçmalama yiaaa. Asena; bekleyelim bari. Telefonu elime alarak, anneannemi aradım, durumdan bahsetim, oda yemek hazırlamış beni bekliyormuş, doktorun ne dediğini sordu ben de her şeyi olduğunu gibi anlattım, meraklanmamasını söyledim, gelen askere gülümsedim, oda karşılık verirken defneye sarıldı, defne de mutlulukla karşılık verdi, bakışlarımı yere indirdim, arabadaki yerimizi alarak yola koyulduk, defne öne binmişiti ben se arkaya ama şu an da köye doğru gitmiyorduk, defne çatılan kaşlarıma karşılık cevap verdi... Defne; Alparslan komutanı alacağız onun da arabası bozulmuş. Anladığımı belirterek kafamı salladım, bana söz düşmezdi zaten... Asena; durduğumuzda sen arkaya geç öyleyse arkadaşım. Asker; komutanım bunu sorun etmez. Asena; yinede olsun saygısızlık olmasın. Asker; peki. Defneye konuşma hakkı bile vermiyordu bunlar baya baya bir birlerine tutulmuş, sonu hayırlı olsun ben bu askere hiç güvenmiyorum. ... Komutan kimseye fırsat vermeden arkaya binmişi, nerdeyse köye gelmiştik kimseden ses çıkmıyordu, başta selamlaşmıstık o kadar hiç bir şey sormamıştı, ben de ayrıca konuşma cabasına girmemiştim, araba evin önünde durduğunda, komutanla beraber inmiştik, arabadaki mazemeleri aldıktan sonra, taşıyamayacağım kadar çok olduğunu farkettim, kafam çatlıyordu, poşetlerin bir kısmını dışarıda koyarak, elime aldıklarımla içeri girdim, elimdekileri mutfağa bıraktıkdan sonra, diğerlerini almak için dönmüştüm ki komutanla çarpışmam bir oldu, kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda kaşlarını çatmış bana bakıyordu, neden bu kadar sinirliydi anlamlandıramadım, elindeki poşetleri almak için hamle yaptığımda geri gitti, kaşlarıyla çekilmemi işaret etti, ben de ikiletmeden çekildim... Poşetleri yere koydukdan sonra gözlerimiz buluştu, gözümün önü karardığında, ellerimi omuzlarına koyarak ona tutundum, oda ellerini belime yerleştirmiş bana destek olmuştu, bayılacak gibiydim, kafamı göğsüne koyarak soluklandım, kokusuyla mest olmak bir yana bacaklarım tutmaz olmuştu, bir şeyler yesem iyi olacaktı, kalbinin sesi kulaklarımda yankı yapıyordu, ne kadar da hızlı atıyordu öyle, kafamı kaldırıp ona baktım, kaşları dahada çatılmıştı, rahatsız oldu tabi, düşüncesis kafam hemen ondan uzaklaşarak kapıya tutundum. +Özür dilerim, başım çok dönüyor, dengemi kaybettim kusura bakma lütfen. -sorun değil. Dişlerini sıkarak yanıtladı beni, olabildiğince ben de kaşlarımı çatarak ona yaklaştım. +Nedir seni bu kadar öfkelendiren. -öfkeli değilim. +O zaman neden. -ne neden. +Neden kaşlarını çatıyor, sert bakıyor, gözlerini kısıyor, soluk alış verişini sıklaştırıyorsun ayrıca kalbinde çok hızlı atıyor. Bu kez gözleri şaşkınlıkla açıldı... -sen. Kelimesnin devamını getirmesini bekliyordum. -iyi bir gözlemcisin. +Konumuz bu değil. -pekala gitme vakti izninle. Yanımdan geçecektiki kolundan tutmamla bakısları beni buldu, son anda farkettigim şeyi yavaşca dile getirdim. +Yaralısın. -nolmuş yani. +Kanıyor. Kan midemi bulandırdıgı için gözlerimi sıkıca kapatıp açtım, gözümün önüne ailemi enkazdan çıkarmalarını beklerken şahit olduğum kan göletleri geliyordu, hızla gözümü açtım ve bulanan mideme elimi bastırdım. -kolumu bırak. Duyduğum sesle kendime geldim tekrar ona baktım. +Pansuman yapılmalı. -hayır. Onu dinlemeyerek kolundan tutup çekiştirdim, ardından sandelyeye oturmasını sağladım, pansuman için gerekli olan mazemeleri aldıktan sonra, tekrar onun yanına döndüm, sadece izliyordu, tek diz yere cöktükden sonra açması için gözümle işaret ettim, hiç bir harekete bulunmadı, kendi istemişti, tişörtünün eteklerineden tutarak hafifce yaralı olan kısmı açtım, oldukça kaslı bir vücuda sahipdi ama gözlerimi sadece yarasına sabitledim, ustaca dikiş atılmış olduğu açıkça belli oluyordu, ya çarpışma ya da sarılma anında benim yüzümden kanaması olmuş olmalıydı, pansumanı yaptım, hiç bir acı belirtisi göremedim, eğitimli adam yani, pansuman bittikden sonra güzelce sardım, pansumanı yaparken farkında olmadan çok yaklaşmıştım, şu an iki bacağnın arasında tek diz üzerinde duruyordum, tişörtünü indirdikten sonra ayaklanmak için hareketlenmiştim ama saçlarımın arasında hisetigim nefesle yerimde kaldım, çok fazla yakınlaşmış olmalıydım, sınırı aşmıştım. Bölüm sonu... HERKESE HAYIRLI BAYRAMLAR DİLERİM.🫀😘

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.