Okumaya başlamadan önce rica etsem yıldıza basarmısınız.Keyifli okumalar...Senden sonra kalbimi sevgilere kapadım.Nasıl olduğunu bile anlamadığınız bir anda hayat ellerinizi tutar da sizi yükseklere, göklere doğru çıkarır ya, işte ben o gökyüzündeydim, uzun zaman sonra kendimi bu kadar huzurlu hissediyordum, Alparslan hayatıma girdiğinden belli tüm kötülükler yok olup gitmişti,Yeni bir sabaha gözlerimi açtım, bu arada hastalığımda iyileşmişti, piskolojik destek almaya başlamıştım, ben anlatıyordum, doktor hanım dinliyor, hap filn yazmıyordu bu yüzden de rapora geçmiyordu yani asker olmama engel hiç bir şey yoktu, bu gün yine randevum vardı, beni randevuya, Alparslan götürüyordu, zaten gitmemi sağlayan da o olmuştu, beni ikna eden oydu, gecenin birinde mesaj atarak aşağı çağırmış, uzun uzun edilen sohbetin ardından, kararımız bu olmuştu, kabul etmiştim çünkü oda benimle beraber tedaviye başlayacaktı, ikimizde her randevunun ardından daha hafiflemiş, dertlerimizi sırtımızdan atmış, içimizdeki kaybettiğimiz benliğimize kavuşuyorduk...Yatakdan kalkarak ihtiyaçlarımı giderdim, odamı toplayarak üzerimi giyindim, mutfağa inerek kahvaltı hazırladım, sıcacık yaptığım poğaçalarda çoktan sofradaki yerini almıştı, Alparslan bayılıyordu poğaçama, kahvaltıyı bazen beraber ediyorduk tabi, WhatsAppa girerek komutanım yazısına tıkladım...Asena; kahvaltı hazır seni bekliyorum.Alparslan dan...Üzerime giyindigim mavi pantolon ve siyah kolu kısa gömlekle çok şık görünüyordum, telefondan gelen bildirimle hemen telefonu elime aldım, tabiki asenaydı, hemen geliyorum diye kısa bir mesaj attım, son olarak da parfümümü sıkarak ev den çıktım, annem hâlâ uyuyordu, sabahın ilk saatlerine alıyorduk randevuyu benim işime engel olmaması için, asenayla verdiğimiz bu karar beni çok mutlu ediyordu, yaşanmışlıklar üzerimizde kalmıştı ve biz onları yılardır taşıyorduk, altında ezildiğimiz yeterdi, kapıdan girmeden önce, terleyen ellerimi hemen sildim, hızlanan kalbimi kapı dışarı etmek istiyordum, asenayı her görmeme onun için çarpıyordu, bahceye adımımı atmıştım, asena da sofrayı her zaman ki gibi bahceye kurmuştu, en sevdiğim şeydi belkide, güzel doğanın için de onunla karşılıklı, onun hazırladığı sofrada kahvaltı etmek, gönlümü süzleyen gül misaliydi, yine çok güzel görünüyordu, ben köşede onu izlerken o da beni fark etmişti...+Gelsene Alparslan.32 diş sırıtararak sofradaki yerimi aldım, yine sıcacık poğaçası beni benden alıyordu.-Yine döktürmüşsün, ellerine sağlık, çok güzel olmuşsun bu arada.+Teşekkür ederim, günaydın bu arada..-Günaydın.Çayımı doldurup yerine oturdu, kahvaltımızı ederken benim gözlerim yine onun önünde duran boş çay bardağıındaydı ne yapsam etsem de çay içiremiyordum, fazlada zorlamak istemiyordum, daha öncesinde de meyve suyu, soğuk çay tarzı şeyler almıştım, ama yine içmemişti, bunu da zamanla çözecegimize inanıyordum, nasıl olduda bu kadar yakınlaştık bilmiyorum ama iyi ki de yakınlaştık, başlardaki çekingenligi zamanla kaybolmuştu, nöbete kaldığım günlerde ise ders çalışma bahanesiyle beni beklediğinide biliyordum, ayrıca sabah kahvaltısı yapmadığım için ben de içinde koca time yetecek kadar poğaça, kurabiye tarzı şeyler yaptığını da, ya bana değer veriyordu, yada ciddi anlamda sevdalanmıştı, onu görünce hızlanan kalbim, o karşımdayken nefes aldırmıyordu, yemek yerken o kadar titiz davranıyordu ki bırak üzerini ağzını bile kirletmiyordu.+Benimi izliyecekesin, yemeginimi yiyeceksin, zira geç kalıyoruz.Zeki olduğunu söylemişmiydim, gülümsedikden sonra sesiz kalarak kahvaltımı ettim, kahvaltımızı ettikden sonra beraber sofrayı topladık, o bulaşıkları sudan geçirirken ben de makineye dizmekle meşguldüm, işimizi bitirdiğimizde her şey tamamdı, çıkmak için yöneldiğimde benimle gelmeyen asenayı fark ettim, mutfak dolabının üzerine yetişmeye çalışıyordu, bunu yaparken açılan beli ve ortaya çıkan kalçası dışında sorun yokdu, kaşlarımı hızla çatarken bakışları beni buldu.-Ne yapıyorsun sen.+Kimliğimi almaya çalışıyorum.-Ben halederim.+Gerek yok ben halediyorum.-ya sabır ya sabır...Yine uzanması ile artık sabrım taşıyordu, kaşlarım iyice çatılırken iki adımda arkasındaki yerimi almıştım, bir hamlede kimliği aldım, inmek için hamle yapmıştı ki kalçasını kısıgımda hisetmem bir oldu, dudağımı ısırarak elimle tezgahı sıktım, kızarmış yanaklarıyla bana dönmesi ile nasıl tatlı gözüktüğünü bilmiyordu, beni ne durumda koyduğunu'da tabi...Asenadan.Koyulaşmış gözlerle bana bakan Alparslana karşı ne yapacağımı bilmiyordum, sinirlenmişmiydi, korkuyordum bakışlarından, az önce yaşanan şey yanaklarımın kızarması için yeterliydi.+Ben halederim demiştim.Dudaklarıma bakarken ne konuştuğum umrunda bile değildi bence...+Heyyyy-ha+Gidelim.-tamam.Evden çıkarark Alparslanın arabasına binmiştik, yol boyu sesizlik hakim'di, radyodan çalan müziği dinliyordum, kayıp giden yol beni düşüncelerime götürüyordu, bu yüzden Alparslana bakmayı tercih ediyordum, radyodan gelen müzige hafiften eşlik etmeye başladım, kısa bir süre gözlerimiz buluştu ama aldırmadan beni dinlemeye devam etti, aynı zamanda yola odaklanmış olmalıydı...Sevdiği kız başkasına varmış, oynar el oğluyla, çalar ali cabar.Bu ne derttir, bu nasıl sınavdırAnlaya bilirsen anla ali cabarYükün almış buralara küsmüş,Askere yazılmış gider ali cabar.Gideli 6-7 ay olmuşHaberi de düşmüş köye ali cabarSesi susmuş,gırnatası susmuşBir türkü bırakmiş, bize Ali cabar.Üzerime çöken hüzünle moralerim bozulmuşu, bakışlarımı ondan çekerek yola çevirdim, "bu nasıl bir dertir ali cabar" ne çekmiş be ali cabar, hikayesi hep içimi yakar, Alparslanın sesi kulaklarıma ulaşırken bakışlarımızı buluşturdum.-müzügün hikayesini biliyormusun.+Hayır.-peki anlatmamı istermisin.+Tabi seve seve dinlerim.Aslında hikâyeyeyi biliyordum ama bir kerede ondan dinlesem ney kaybederdim ki, o güzel sesi kulaklarımı şenlendirirken, huzur bulduğum gülüşünden bahşeti, iki elimin arasına koyduğum kafamla onu dinliyordum, sanki ilk defa görüyormuş gibi...-Tekirdağ topraklarında, küçük bir köyde yaşayan, beş çocuklu ailenin, ortanca oğlu. Köyde yardımseverliği, saygısı, insanlığı ve terbiyesi ile tanınan mert bir delikanlı. Aynı , zamanda babası ile birlikte köyde düğünlerde gırnata çalıyor. Ali babasıyla birlikte gırnata çalmaya gittiği bir düğünde, köyden bir kıza sevdalanıyor. Askere gitmeden önc Ali'nin sevdalandığı kızı başkaları istiyor, aileside veriyor kızı. Bir gün aliye babası "Al gırnatanı oğulum akşama düğün var"Akşam oluyor ve ali babasıyla birlikte düğüne gırnata çalmaya gidiyor,göreceği şeylerden habersiz. Ali gırnata çalmaya gittiği düğünde sevdiği kızı beyazlar içinde görüyor, Ali'nin sevdası artık kara sevdaya dönüşüyor, sevdiği kızı başkasıyla gören, evliliklerine şahit olan Ali cabar üzüntüsünden kahroluyor, üzüntüsünden kahrolsa da sevdiği kızın el oğluyla oynaması için çalıyor gırnatasını, o manzara önünde gırnatasını çalarken ruhu sızlıyor, o üzüntüyle askere gidiyor ve gittiğinden 6-7 ay sonra köye şehit haberi geliyor, "sesi susmuş gırnatası susmuş bir türkü bırakmış bize Ali cabar."İşte böyle...Zaten hüzünlenmemi sağlayan hikayeyi bir de Alparslanın ağzından dinlemek, beni iyice hüzünlendirmişti, dolu gözlerimle Alparslana bakıyordum.""Alparslan dan""Hikayeyi bitirdikden sonra asenadan ses gelmeyince gözlerim onu buldu, dolu gözlerle bana bakıyordu, kaşlarım çatılırken hemen arabayı kenara çektim, ona dönerken, kafasını avuçlarımın arasına alıp ona baktım, ağlamasına bir yandan dayanamazken, bir yandan da ne kadar şirin gözüktüğünü düşünüyordum, gözlünden düşen bir damla ve aynı anda büzülen bir çift dudak, kafayı yedirecek bu kız bana...-neden ağlıyorsun asenam.+Ağlamıyorum ben.Çekilen burun ve kabulenmeyiş yandım.Evettttt merhabalar arkadaşlar, dedim yeni bir bölüm atayım daha uzun olsun. Umarım beğenirsiniz.
Bölüm 11
Bölüm 11
Bölüm sonu
Sonraki bölüm kilitli
12. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.