İçeriğe geç

CESET KOLEKSİYONU

Bölüm 1 · 4 dk okuma

CESET KOLEKSİYONU

Bölüm 1

1.BÖLÜM

"Sayın yolcularımız, Mersin Otogarına on dakika sonra varmak üzereyiz"

Otobüs personelinin anonsu, okuduğum kitaptan kafamı kaldırmamı sağladı. Sekiz saat sonucunda, bu duyuru bir mucize gibi geliyordu. Bir elimle kablosuz kulaklığımı kapattım ve diğer elimde tutuğum, üzerinde koca bir şekilde 'İnsan Olma Yolculuğu' yazan kitabımı, ayaklarımın dibinde duran çantama koydum. Kulaklığımı kapattığım elimi, bu defada çantama sokarak yarısı içilmiş olan kola şişesimi çıkardım. Tek çırpıda içmemden dolayı asit boğazımı yaktığından öksürmeme neden oldu. Ağzımı silerek tekrar çantama eğildim boş şişeyi yerleştirip tekrar geriye yaslandım. Telefonum önümde duran otobüslerin alışıldık yemek masasının üzerindeydi. Uzanıp aldığım esnada yan tarafımda oturan yaşlı kadın, hafifçe omzuma dokundu. Kafamı çevirip ona baktığım anda kadın bir şişe suyu bana uzatmıştı. Bakışlarım önce şişeye ardından da kadının gözlerine takılınca, kibar bir sesle "Buyur kızım al iç. Kusuruma da bakma anca çıkardım çantadan." dedi. Kadına gülümseyerek suyu aldım, kapağını açarken ise "Teşekkür ederim." deyiverdim. Sudan aldığım tek yudumdan sonra, yaşlı kadın sıcak bir gülümseme ile kafa sallayarak önüne döndü. Kadının etkileyici gülümsemesinden dolayı etkilenerek, bende daha büyük bir gülümsemeyle önüme döndüm. Sudan ikinci yudumu alırken kafamı cama yasladım. Otogarın giriş kapısı göründüğünde, son defa çantama eğilerek suyu içine koydum, fermuarı kapattım ve sol kolundan tutuğum çantamla peronuna yaklaşan otobüsten inmek için ayaklandım.

Otobüs şoförü belirlenen perona park edince kapılar açıldı. Herkes yavaşça inmeye başladı ve az önce 'mucize' dediğim anonsunu yapan görevli, bagajlara yöneldi. Bana suyu veren yaşlı kadının arkasından inerken, onun merdivenlerden rahat inemediğini fark ederek koluna girdim. O ise yaptığım şeye yine sıcak bir gülümseme ile karşılık verdi. Merdivenlerin sonuna gelince kadın boşta kalan eliyle yüzümü avuçlayarak "Teşekkür ederim güzel kızım." dedi. "Ne demek sağ olun" dediğim esnada kadın elini yüzümden çekti. O esnada görevlinin sesi ikinci kez kulaklarımı doldurdu. Bu sefer "Yirminci!" diye bağırıyordu; bu benim koltuk numaramdı. Duyar duymaz arkamda kalan bagaj bölümüne baktım ve bavullarımın indirildiğini fark ettim. Kadın tekrar konuştu "Hadi yavrum güle güle." dedi. Kafamı tekrar kadına çevirdim ve "Size de" diyerek bavullarıma yöneldim. Aldığım üç bavulla çıkışa doğru ilerledim. Otogarın çıkışına attığım her adım, yeni hayatımın girişine de bir adımdı, bu yüzden başım dik ve güçlü adımlar atıyordum. Çıkışa varmama üç adımlık bir mesafede durup derin bir nefes aldıktan sonra son adımlarımı tamamladım ve yeni hayatımı başlatmış oldum.

Çıkışın kaldırımının bitiği yerde üç taksi duruyordu; en arkadakine, iki küçük çocuğu olan bir aile yerleşiyordu. Baştaki taksinin sürücüsü, elinde tutuğu eski bezle arabanın ön camını siliyordu. Ortada kalanda ise, şoför koltuğunda oturmuş, telefonuyla oynuyordu. Bende onu tercih ettim. Araca yaklaşıp, kapalı olan sağ camına, şoförün dikkatini çekmek amacıyla vurdum. Kafasını kaldırıp bana bakınca, elindeki telefonu kapatıp radyonun üzerine koydu. Aracın kapısını açıp indi. Bir eliyle gözlüğünü düzeltip "Merhaba, buyurun" dedi. "Size de merhaba , şey ben burada yeniyim de telefonumdaki adresi göstersem gidebilir miyiz acaba?" diye karşıladım. Aldığım "Tabi tabi!" cevabıyla telefonumdaki adresi açarak beyefendiye uzattım. Baktıktan sonra "Buraya yarım saat mesafede. Size yardımcı edeyim ardından yola çıkalım." dediğinde de telefonumu geri aldım ve beyefendinin arabasının önünden dolanarak yanıma gelip, bavullarımı almasını izledim. Aracın bagajına eşyalarım yerleşirken bende arka kapıyı açıp araca bindim. Şoförde yerleşince, taksimetreyi açarak yola koyuldu.

(30 Dakika)

Önünde durduğumuz binayı, telefonumdaki adresin altındaki resminden kontrol ettim. Binanın doğruluğundan emin olunca, şoföre "Tamam burası" dedikten sonra "Ne kadar?" diye ekledim. O da taksimetreye bakıp fiyatı belirtiğinde, sırtımdan çantamı indirdim. Açtıktan sonra içinde cüzdanımı yokladım, ardından çantadan çıkarıp cüzdanımı da açıp, beyefendiye parasını uzatım. O küçük bir teşekkür ile parasını aldı sonra araçtan inerek bagaja yöneldi. Bende cüzdanı yerine koyduktan ve çantayı tekrar kapattıktan sonra indim. Çıkarttığı bavullarımı aldıktan sonra, şoför aracına binerek yanımdan ayrıldı. Geriye döndüm. Binayı bir kez daha inceledim mimarisi hoşuma gitmişti, büyüktü de. Zaten Büge varlıklı ve de zevkli bir aileden geliyordu. Bu yüzden böyle bir binada oturması doğaldı. Ben bunları düşünürken, hangi ara arka cebime koyduğumu bilmediğim telefonum çaldı. Ekranı yüzüme çevirdiğim zaman 'BÜGE (KALP)' yazısını gördüm, yeşil renkli tuşu yukarı kaydırarak açtım. O sırada binaya bakınmaya devam ediyordum:

- Öyle aval aval bakacağına girsene içeri, kızım!

- Aval aval bakmak mı? Ne demek istiyorsun Büge?

- Hani iki saattir, binayı incelerken sana baktığımı görmedin ya ondan dedim.

- Bana mı bakıyor...

Gördüğüm koyu pembe perdesi olan camdan, beni izleyen Büge'yi fark ettim. Utanç dolu gülümsemem ile el salladım. O da alaycı bir gülüş ve abartılı bir el sallama şekli ile karşılık verdi. Ardından telefondan kat ile daire numarasını belirterek kapattı. Eşyalarımı sırtlanıp, binaya girdim. Tahmin ettiğim gibi bina büyük olduğundan ilk başta asansörü göremesem de, sonunda buldum. Kat düğmesine basıp, yukarı çıktım. Ardından bulunduğum kattaki dört odanın numarasına bakarak, aradığımı buldum. Zile elimi attığım an kapı açıldı ve Büge üstüme atladı. Yaptığı şeyden dolayı az kalsın düşecekken kendimi engellemeyi becermiştim. Tam 'kapıda olduğumu nerden anladın?' diye soracakken de, o benden hızlı davranıp "Kameraları kontrol ettim. Sen kapıya varınca da hemen açıp sarılim ona dedim!" dedi. Gülümsedim. Eşyalarımı indirerek bende ona sarıldım. Büge tekrar ellerini iki yana açtı ve "Kucak!" diyerek bana yine sarıldı. Ona gülerek, ben de tekrar ettim "Kucak!" dedim. Daha da sokuldum...

- İLK DEFA YAZIYORUM HATA VARSA KUSURA BAKMAYIN!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.