Zamansız Bir Facia
sabahları halayla başlardı kara bulutlar harekete
egzajere edilmiş bir günün üstüne çörekere
siyah ince corabın kadın bacağında harakalar yaratmaması kadar masum
senin umutsuzluğunu ziyaret etmek istiyordum
şiddetli yasların doğaya verdiği negatif enerjiyi bildiğim için
bana ayrılığın dopamin salgıladığını söyleyebilirsin kendi bilginçe
aşkın da dopamin salgıladığını söyleyen bir pantolondaki yırtık inancımın
beni beynimdeki atık sulara bağlama
rüyalarımdaki intiharların dozajını ayarlıyorum çünkü
kimsenin duymadığı, ama sokak ortasında bağırarak
defol git dediğim ruhunun cenazesi
bu kadar kötü davranılmayı hak etmiyordu belki de
~
hangi eve sıradın yanaklarının kırmızısın,
sözcükler damla damla akarken acısal bir orman yangının üzerine
az azotlu yangın söndürme tüplerinin bulunduğu pusu
dudaklarımdaki aldatılma hissine koşuyordu
beni buralardan al sevgilim artık sabun satmayacağım
eşek sütlü, lavantalı, kojik, ardıç katranı,
bana ne, cildin çok kötü olsun da makyajdan sonra akne bolluğu yaşasın hayat
ölümcül bir sevadanın mimarıyım
teknik resim dersini 7 kere de geçmiş olsam da bu sevdanın
perspektifini çizerim santimi santimine
~
aşk sadece zenginler için tasarlanmış bir şey değil
fakirlere de atama yapabilir memuriyetin en üst derecesinden
sana şahane çiçekler sunmak istiyorum yapraklarında
z kuşağının çabucak cümelenin öğelerine ayırdığı kısmet gibi
aşkımız bir "temel" fıkrasına kurban gitmemeli
~
sevişmenin içine kaç fil sığdırılır? kaç steril sözcük söylenir sevda için?
bana ne çok sapladılar ağaçtan kebap şişini sevgilim
sana ne zaman şiir yazsam bende eğreti durmuyor
ameliyatla dizeleri kondurmuş bir şair değilim ben
mahşerde hangi iklimin olduğunu da bilmiyoruz
o yüzden tanışmaya gelenleri umumiyetle geri çevirebiliriz
dürüst bir lokavt değil bu hayat sahnesinden
canımıza fısıldayan ferman muz likörü içirdi bize
mutluyuz şiirin sonuna geldik şimdiye dek ölümü emzirdin
annelik saçan göğsünden
birazdan koca bir şehri emzireceksin aşk kokan teninden
Cem Çelik
