Bu gün benim için cok can sıkıcı bir gün, neden mi? Çünkü lanet olası aile evine daha fazla katlanamıyorum! Sırf ailem psikoloğa gitmiyor diye yakında beni bakırköye yatirmalarindan korkuyorum. Yani bu demek oluyor ki taşınıyorum...
Demek isterdim ama çulsuzum. Yani bu demek oluyor ki çalışmam lazım. Üniversiteyi yüksek lisansla bitirdim ama şu işe bakın ki onca başvurum hala kabul görmedi. O kahpeler en azından paran yok o yüzden siktir git diyebilirlerdi, ama bunun yerine o cok elit ama kokan ağızlarıyla bana "Başvurunuzu gözden geçireceğiz" diye gotten bahane üretiyorlar
Tanrım ne fiyasko ama.
Umudumu yitirmiştim, zaten çalışmaya da meraklı degilim. Bütün gün o zengin süt bebelerinin köleliğine ve o üstten bakan yüksek sınıf gulumsemelerine kac gün tahammül ederim bilmiyorum.
Ama tam bu gün sonunda ben de iş dünyasına girebilirim. Evet dün sabahın köründe daha kargaların bokunu bile yemediği bir saatte, en azından daha benim icin cok erken olan bir saatte. Yani 13 ila 14 sularında bir telefon aldım.
Telefonun diğer ucunda tanımadığım karının biri bana o gereksiz sırf gösteriş olan biritiş aksanıyla beni yarın saat sabah 10'da iş görüşmesine çağırdı.
Sanki günler çuvala girmiş gibi beni o saatte bir de iş görüşmesine çağırdığı için tüm günüm ona oldukça sevgi dolu sözleri homurdanmamla geçti.
Amk karisi beni o saatte, beynimin daha su ile dolu olduğu zamanı sanki cok iyi biliyormuş gibi, inadına yaparcasına çağrışı hala sinirlerimi bozuyor.
Herneyse bozuntuya verme, bunu başarabilirsin sadece nefes al...
"Öhö öhhöğm" siktir bune lan!?
Sinirle sağa sola baktım 3 5 velet ordan bana gülüyordu, Şaşkınlıkla ayağımın ucuna baktım. Piçler oyuncak bomba patlatmışlar.
"Çok mu komik lan!? Ağzınıza sıçarım defolun şuradan"
Bir adım attığımda hepsi sağa sola kaçıştı, mal veletler zaten canım burnumdayken yapılana bak, evrene pozitif enerji göndermeye çalışırken bile zararda çıkıyorum.
"Şşşt" dedi sağ melek "Sakin ol eğer agarsif tavırlar sergilersen kıçına tekmeyi anında basarlar"
"Kıçına tekmeyi atmak için seni işe almış olmaları gerekir, almadıklarına göre sana kıçını yalatırlar" dedi sol melek. Ikiside haklıydı o yüzden yine risk alıp derin bir nefes aldım. Neyse ki bu sefer ciğerlerime temiz havayı çekebildim. Hızla otobüs durağına gittim, kılpayı yetiştim.
Otobüste otururken mülakatı düşünüyor, kalkmam için side eyes atan teyzeyi görmezden gelmeye çalışıyordum. Navigasyona baktim durmam gereken durağa gelmiştim, durmak için düğmeye bastım ve yerimden kalktım. Otobüsten indiğimde yaklaşık 10 dakikalık bir yürüme mesafesinden sonra sonunda binanın önündeydim.
Kafamı kaldırıp yukarı baktım. Aman tanrım didim! bu da neydi öyle sayın seyirciler? Yuh! Önümdeki bu neredeyse heryeri cam ile kaplı 30 kattan buyuk olan apartmana bakarken gözlerimin güneşten dolayı isyan ettiğini fark ettim.
Burası da neydi? Zengin bir şirket mi? Bu düşünceyle içimi bir umut ve mutluluk kapladı. Eğer burası benim çalışacağım yerse ve cidden zengin biryerse köşeyi dönme hayallerim gerçekleşebilir. Tam bu düşünceyle keyfim yerine gelirken içimdeki toksiklik konuştu
"Kendine gel gerizekalı sende bu şans varken buranın ancak getir götürünü yaparsın" dedi sol melek. Ciddileştim doğruydu, eğer şu hayattaki şans oranımı tanıyorsam ve şu an navigasyonda bu bina gösteriliyorsa herşeye şüpheyle yaklaşmam lazımdı. Derin bir nefes daha aldım, ve kapıdan içeri girdim.