Karanlık uzadı.
Ama bu sıradan bir karanlık değildi.
Işık gitmemişti… ışık hiç var olmamıştı.
Kule artık bir yapı gibi hissettirmiyordu.
Daha çok bir düşünceydi.
Ve o düşünce, ilk kez kendi kendine çatlamıştı.
Sessizliğin içinden bir ses geldi.
Sistem sesi değil.
Daha eski.
Daha insani.
“Çıkış başlatılıyor.”
Hyunjin nefesini tuttu.
Hyunjin etrafına baktı.
“Çıkış mı?! Nereye çıkıyoruz?!”
Kimse cevap vermedi.
Çünkü cevap veren kimse yoktu.
Sadece kule vardı.
Ve kule… karar veriyordu.
Felix bir adım geri attı.
Ama bu geri adım fiziksel değildi.
Sanki zihninin içinde bir şey kayıyordu.
Felix fısıldadı:
“Bu sefer farklı…”
Hyunjin ona döndü.
“Ne farklı?!”
Felix gözlerini kapatmadan konuştu:
“Kapı açılıyor.”
Bir anda zemin kırılmadı.
Duvarlar yıkılmadı.
Sadece… gerçeklik yer değiştirdi.
Önlerindeki boşluk genişledi.
Ve bir kapı oluştu.
Ama metal değil.
Ahşap değil.
Sanki dünyadan “kesilmiş” bir boşluktu.
Hyunjin geri çekildi.
“Bu bir çıkış değil.”
Felix başını salladı.
“Biliyorum.”
Durdu.
“Ama sistem bunu öyle adlandırdı.”
Kapının arkasında hiçbir şey yoktu.
Boşluk.
Ama bu boşluk karanlık değil…
fazla açıktı.
Sanki içine girersen, artık “sen” kalmayacaktın.
Sistem sesi tekrar geldi.
Ama bu kez daha yumuşak.
Neredeyse nazik.
“DENEKLER SERBEST BIRAKILIYOR.”
Hyunjin bağırdı:
“SERBEST Mİ?! BİZ KÖLE MİYİZ?!”
Felix kapıya baktı.
Bir süre sustu.
Sonra tek cümle söyledi:
“Biz köle değiliz.”
Durdu.
“Biz… tekrarız.”
Kapı bir adım daha büyüdü.
Ve içeriden bir görüntü sızdı.
Şehir.
Ama aynı şehir değil.
Kül yok.
Sessizlik yok.
İnsanlar konuşuyor.
Gülüyor.
Ama bir şey eksik.
Hyunjin dondu.
“Bu… gerçek dünya mı?”
Felix gözlerini kıstı.
“Hayır.”
Durdu.
“Bu… hatırlatılan dünya.”
Bir anda görüntü bozuldu.
Ve gerçek geri geldi.
Kule.
Boşluk.
Kapı.
Sistem sesi kesildi.
Ve ilk kez… kule kendi kendine konuştu.
“KAÇIŞ PROTOKOLÜ AKTİF.”
Hyunjin geri çekildi.
“Kaçış mı?! Nereye?!”
Felix kapıya baktı.
“Bu bir kaçış değil.”
Durdu.
“Bu bir yer değiştirme.”
Kapıdan rüzgâr çıktı.
Ama rüzgâr değil.
Anı.
Hyunjin bir an sendeledi.
Gözlerinin önüne görüntüler geldi.
Aynı oda.
Aynı masa.
Aynı dosyalar.
Ama bu kez farklı bir şey vardı.
Bir kelime:
BAŞARISIZ
Hyunjin nefes aldı.
“Bunu hatırlıyorum…”
Felix ona döndü.
“İşte sorun bu.”
Kapı tamamen açıldı.
Ve içerideki boşluk artık boş değildi.
Bir şey vardı.
Ama görünmüyordu.
Sadece hissediliyordu.
Sistem sesi bir kez daha konuştu.
Ama bu kez kırılmıştı.
“DENEK-02 UYANIYOR…”
Hyunjin dondu.
“Ben miyim?!”
Felix başını salladı.
“Evet.”
Durdu.
“Ve bu sefer sen daha erken hatırlıyorsun.”
Bir anda Hyunjin dizlerinin üzerine çöktü.
Kafasını tuttu.
“Ben… buraya ilk kez gelmiyorum…”
Felix sessizce ona baktı.
“Hiçbirimiz gelmiyoruz.”
Kapı genişledi.
Ve kule ilk kez tamamen çözüldü.
BÖLÜM SONU