Ben miydim ki? Bu kişi, şanslıların içindeki şanssız... Cennet bahçesinde açan ama kokamayan çiçek miydim? Beni güzel olduğum için yaprağı koparılan çiçektim. Papatya beni görüntümden ötürü seviyorlardı. Ne zaman değişecekti bu bakış açısı?
Sonuçta Dünya denen yer burasıydı, gerçeklik olmaması gerekirdi. 00 biz bu şekilde adlandırıyor ve gerçekliğe adını veriyorduk. Biz ise gerçek alan olan 1'de olmalıydık, söylenenlere göre burası gerçek denen hayatmış. Burada her şey gerçek ve acı, dert, keder denen şey ve her şeyin bedeli varmış. İnsanların hiçbir problemi olmazsa tek problemleri problemleri olmaması oluyordu, bu da en büyük problem olmalıydı, zaten problem olmadan yaşayamıyorlardı.
Zaten problem olmadan nasıl gelişecekti ki? Her şey her zaman günlük gülistanlık olmuyordu.
Birinin ölüm sebeplerin birinin bu olduğuna inanır mısınız? Bilmem, ama cennette onunla konuşan tek kişi bendim. Adam felsefeciymiş, o kadar çok iyi durumdaymış ki. Problem olmamasının tek problem olduğunu düşünürken kafayı yemiş. Düşündüğü tek şey oymuş, sonunda hayatındaki bütün problemlere sebebiyet veren tek problem o olmuş. Ailesi çıldırdığını düşününce artık problem çıkmaya başlamış, işte o benim. Konuşamadığıma inanan tek kişi ama daha büyük problemleri var, o yüzden onu arkadaş dahi diyemeyeceğim, yazarak konuşuyorduk. İşin ironik tarafı, cennette sesli olarak söyleyebildiğimiz şeyler sadece gerçekleşiyordu çünkü benden başka dilsiz yoktu.
Ayna bulamıyordum çünkü dileyemiyordum, ağzıma ne olduğunu bilmiyordum, dilim var gibi hissediyordum. Ses tellerim mi problemliydi, bilmiyorum. Çünkü şu vardı, ben bağırabiliyordum sadece konuşamıyordum. Ya oradaki birisi benim konuşamamı dilediyse ya da bir döngüyse birisi, ya kural olmamasını dilediyse peki ya başka birisi kural olmasını dilediyse neye göre değişiyordu? Cennette olmamıza rağmen tanrıyı göremiyorduk, bizden üstün olduğunu biliyorduk. Cennette gelenlerin eksisinden çok artısı varmış o "özel hata" kitaplarında bildiğimiz tek şey buydu ve o yüzden buradaydık, peki 7 katman neredeydi, görmememiz için miydi bunların hepsini düşünüyordum, ama hiçbir yere yazamazdım çünkü bana dilenen tek şey yazıydı ve bir defter ve kalemden başka hiçbir şeyim yoktu, gerçek denen 00'dan farksızdı. Burası cennet miydi?
İşe yaramazın tekiydim. Yararı alabildiğim tek şey sınırsız yaşamdı, o da söylenenlere göre buna yaşam diyen var mıdır merak ediyorum, önceki hayatım gibi yada 00 mı demeliydim bilmiyorum. Kafamın karışık olmamasını dilerdim yada dilek dileyebilmeyi ki dileyemiyordum, dileyebilseydim dilemeyi dilerdim, bu dilemek sayılır mıydı acaba? Bu kadar sorun varken soru sormasam daha kolay olurdu sanki, merak kötü sanırım burda ilerlemeye devam edince insanları görüyordum tekrardan ve tekrardan, herkesin hayal gücü sınırsızdı, dışarıdan çocuk gibi duruyorlardı,
saf ve sadece isteklerini yüksek şekilde bağırıyor ve isteklerini alıyorlardı, işin ironik öteki tarafı da, şimdi birisi ağlıyor hiç ağlayamadığı için diğeride sürekli ağladığı için ağlama sesinden nefret ediyor, biri ona ağlamak istediğini bağrıyor, öbürü de ağlamak istemediğini bağrıyor, birinin içini atmak için ağlaması lazım diğerininde ağlama sesini duymak istememesi probleminden kurtulması lazım, burada kim haklı yada en önemlisi bütün sorunların çözüldüğü cennette neden hasta olmak isteyenler var yani insanlar hastalıktan kurtuluyor ama mesela hiç acı çekmemiş insanlarda acı çekmek istiyor fiziksel anlamda beyinlerinde patolojik rahatsızlıklar olan insanlar var yada hayvan alerjisi olanlar daha örnek verilir elbet ama bunların hepsi birbirini kovalıyor meleklerden veya dinlerden nefret eden insanlar cennette mi?
En merak ettiklerim onlardan biri çünkü ben ikinci yaşamda kısaca 1 dediğimiz yere gelmeden önce beni bununla kandırmışlardı anlaşılan çocukluğumdan beri bunu istiyordum konuşabilmek onu bana vermekle kalmamış, üstüne üstlük almış ve de herkesin mutluluğunu izlemeye zorunlu bırakmışlardı.
Belkide bu kadar zalim ve nefret dolu birisi değildim, çünkü insanların mutluluklarının bana acı verdiğini biliyordum. Ama yine de insanların mutluluğunu görmekten mutlu oluyordum, belki de o yüzden cennet bahçelerindeki resimleri inceliyordum. Ben sonrasını değil öncesini seviyordum, zaten 00'da yine hep işlerimi yarım bırakırdım, sonucu görmekten korkardım. Belki de aynı dilsiz olmamın sebebi de buydu, dilsiz olmak zor gelse de, sürekli duyar ve hiçbir zaman karşılık vermezdim. Demek ki o yüzden hep öncelerde kalmışım, sonralarda değil.