İçeriğe geç

CENNET BAHÇE'M | Texting

Bölüm 6 · 4 dk okuma

CENNET BAHÇE'M | Texting

Bölüm 6

0.6

Bu gün Cumartesi olduğu için okul yoktu. Dün yüzbaşı ile konuştuğum gibi askeriyeye gelmiştim. Babamın yanına uğramış biraz sohbet etmiş izin isteyip Defne'nin yanına uğrayacağımı söyleyip yanından ayrılmıştım. Sağ olsun oda beni azarlamadan, konuşmadan başını sallamıştı.

Sert ve kararlı adımlarım kolidorun zeminine değen topuklu ayakkabımın topuğuyla her yerden duyuluyordu. Revire vardığımda her ihtimale karşı kapını çalıp içeri girdim. İçeride asık yüzlü Defne'ni ve ifadesiz bakan gözleriyle sedyede oturan Yüzbaşını gördüm. Benim gelmemle ikiside başını kaldırıp bana baktı.

Yüzbaşının bakışlarında birşey vardı. Anlamadığım ama anlamamı istediği gibi bakan birşey. Kırgın bakıyordu galiba bana. Anlamamıştım ama bunu Defne çok iyi bilirdi.

Defne burukça gülümseyip, "Hoşgeldin canım. Geç otur."dediğinde sıcak bir gülümseme yayıldı yüzüme. Yüzbaşıya bir kez baktığımda bana bakan bakışlarını yakalamıştım. Defne üzgün, kırgın, mutsuzdu. Hepsi de yüzbaşı yüzünden. Kim bilir kıza ne demişti.

Yüzbaşı t-shirt'ünü düzeltip ayaklandığında odadan çıkacaktı ki kolundan yapışıp durdurmamla sol omzu benim omzuma çok yakındı. Neredeyse arasında mesafe yoktu. "Seninle kapanmayan bir hesabım var. Elimden çekeceğin var!"dediğimde kolunu sertçe bıraktım. Bir kez baktı yüzüme ve daha sonra odadan çıkıp gitti. Koridorda ayakkabısının zeminle teması yüzünden çıkardığı gıcırtılar bir süre sonra kayboldu. Gittiği belliydi.

"Söyle bakalım, ne yaptı bu kaba hayvan sana? Ne dedi?"diye sorduğumda derin nefes verdi. "Bir kere olsun yapma dedi. Bir kez olsun benim tarafımda ol Defne dedi. Abinim kızım ben senin, düşmanınmışım gibi davranmayı kes artık dedi. Büyü Defne. Sana söyleme dediğim halde hemen gidip söylemen konusunda bir kez konuştuk bu son kez uyarım sana dedi."dediğinde gözlerinin dolduğunu sesinin titremesinden anlamıştım. Konuşmaya devam etti zorda olsa.

"Bir kezde olsun benim tarafımda olsan tebrik edeceğim seni. Yıllardır yaptın bunu Defne. O kız,"dediğinde durdu. Gözlerini sıkıca yumdu. Dilini ısırdığını o kadar iyi biliyordum ki. "Devam et."dediğimde sesim çıkmamak için direniyordu.

"O kız hayatımıza girdiğinden beri çok değiştin Defne. Kendin ol. Benim kardeşim ol. Ben kendi kardeşimi geri istiyorum. Bunca şey yaşamama rağmen hepsini sana anlattım birini de gidip annemlere söylemedin. O Defne ol, ben o Defne'ni istiyorum. Bu Defne bana yabancı. O kız seni değiştirmiş Defne."dediğinde benimde gözlerim dolmuştu.

Tek kelime etmeden dışarı çıkacaktım ki Defne sıkıca kolumdan tutup durdurdu. "Abimi üzme ve kırma. İyi şeyler yaşamadı. Lütfen."dediğinde dudakları bükülmüştü. Bu kızı bu hale getiren kendi öz abisiydi! Ve benden çekeceği vardı!

Revirden hızla çıktığımda topuklu ayakkabıyla ne kadar hızlı gidebiliyorsam o kadar hızlandı adımlarım. Nerede olabilir diye düşündüğümde babamın odasından çıktığını görmemle kırmızı görmüş boğa gibi olmuştum resmen. Kolundan yapıştığımda tüm gücümle sürükleyerek dışarı çıkarmaya çalıştım.

"Ne oluyor Firdevs?!"diye sesi sert, düz ve ifadeden yoksundu. Cevap vermedim. Benimle birlikte dışarı çıktığında yüzüne bir tokat geçirerek sinirle baktım ona. Elini yüzüne kaldırdığında bir adım üzerime doğru geldi ama ben geri adım atmadım. "Haddini aşıyorsun Öğretmen!"diye sinirle bağırdı.

"Senin yaptığın iyi mi?! Ben yük müyüm sana?!"diye sorduğumda konuşmasına izin vermeden devam ettim konuşmaya. "Senin ne hakkın var bir kadını kırmaya!? Sen kimsin ki ona kendini değersiz, bir hiçmiş gibi hissettiriyorsun?!"

"Kardeşim ile ilgili her şey sadece ve sadece beni ilgilendirir."dediğinde sesi buz gibiydi, bakışları gibi. "Tamam! Peki ya ben?! Benim hakkımda söylediklerin nedir?! Benim hakkımda o kız diye bahsedecek haddi nereden buluyorsun kendinde?!? Bir daha benim hakkımda ileri geri olur olmadık şeyler söylersen ve ben bunu duyarsam bu senin sonun olur. Bu sana son uyarım Bolat Bozkurt!"dediğimde öylece ifadesini bozmadan bana baktı. Durdu bir kaç saniye ve konuştu. "Bitti mi?"

"Bitti."dediğimde sinirim hala tazeydi.

"Peki ya sen? Sen değil miydin bana kaba, hayvan herifin teki olduğumu söyleyen?!"dediğinde sesindeki kırılganlık belli oluyordu. "Az söylemişim,"dediğimde yüzüme 'yapma' der gibi bakan ifadesi vardı gözlerinde. Ama bunu o başlatmış, beni çileden o çıkarmıştı!

"Sen bu hayatta görüp görebileceğim kaba, yabani, barbarın tekisin!"dediğimde ses tellerim titremişti.

Gözlerinde olan o kırılgan bakışların haddi hesabı yoktu. İfadesi daha da derinleşti. Elini göğsüne vurdu iki kez, 'eyvallah' der gibi bir ifadesi vardı.

Gidecekti ama yaptığım son hamleyle kaskatı kesildi, gerim gerim gerildi. Bir adım atıp gözlerimden yaşlar akmasına rağmen kollarımı karnına sımsıkı sarıp sarıldım. Gitmesine izin vermedim. Giderse dönüşü olmayacağını çok iyi biliyordum. Elleri havada kalmıştı. Beklemediğim birşey de ondan gelmişti. Beni şaşırtıyordu yine...

_________

İyi Okumalar Dilerim. :)

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :))

Kırdım, çok kırdım hemde. Telafisi çok zor olacak şekilde kırdım hepsini. Hem Firdevs'i kırdım, Hem Defne'ni kırdım, Hemde Bolat'ı kırdım ben. Bir bölümde üç tane zaten yarası derin olan karakterleri daha çok kırdım. Hemde bir birileri tarafından...

Telafisi olur mu dersiniz?

Her iki kitabıma da bakmayı unutmayın. :)))

Bölüm sonu

3 yorum