FİNAL.
2 ay sonra. -> hamileliğin dokuzuncu ayı.
Firdevs'ten Anlatım.
"Çok pislik birisin."dediğimde güldü. "Ne yaptım acaba yine?"dedi gülerek. "Rüyamda beni korkutmalı mıydın?"dediğimde kahkaha attı. "E rüyana da girdiğim için seviniyorum şu an karıcım. Bana bir tek sen, sana bir tek ben varım yavrum."dedi ve göz kırptı çapkınca.
Karnım burnumdaydı gerçekten. "Geldik son aya."dediğimde kafasını salladı ağır ağır. "Sana bundan sonra çocuk mocuk yok Yüzbaşı."dediğimde elektrik çarpmış gibi dönüp baktı bana. "Ne?! Katiyen kabul etmiyorum. Kızımız gözümüzün ilk ağrı tamam ama ikinci olmazsa bozuşuruz. En az iki diye konuşmuştuk en başında niye oyunbozanlık yapıyorsun!?"dediğinde sesinde yalancı kızgınlık vardı. Sırtımı göğsüne yasladığımda omzuma öpücük kondurdu.
"Beni alakadar etmez. Çocuk senden çıkmıyor, benden çıkıyor. Doğuran benim banada yazık."dediğimde sesimde inandırmak için bir tık inceltmiştim. "Bakarız."dedi ve ellerini karnıma koydu hafifçe.
"Babacım şu annene birşey söyle. Seni abla yapmayacağım diyor."dediğinde beni Mine'mize şikayet ediyordu resmen. "Şu an beni kızımıza şikayet ettiğinin farkında mısın acaba?" Kafasını salladı gülerek. Mine tekme attı. "Bak gördün mü? Abla olmak istiyorum diyor." Kafamı iki yana salladım. "Bu kabul falan değildi. İtiraz da değildi."dediğimde kaşlarımı çattım.
Sert bir tekme attı. Bir kez daha tekme attı. Birini daha attığında hafif hafif sancı vardı. "Firdevs?"diyen Bolat'ın sesini duydum. "Noluyor?" Elimi karnıma koydum. Hassiktir! Gerçekten bu sefer siktir! "Noldu?"dediğinde kafamı kaldırıp yüzüne baktım. "Geliyor."dediğimde kaşlarını çattı. "Kim, nereye geliyor? Gelmesin otursun yerinde."dediğinde kafasına şamar attım ama yine anlamadı.
"Suyum geldi diyorum Bolat. Çocuk geliyor diyorum mal herif!"dedim sinirle ve anladığında hızla ayağa kalktı. "Tamam bak sakin ol ilk, hemen hastaneye götüreceğim seni."dedi ve panikle beni kucağına alıp arabaya bindirdiğinde neredeyse tüm akrabalara haber etmişti. En nefret ettiğim.
Hastaneye geldiğimizde sedyeye yatırılmış ve doğum için hazırlanmıştım. Sancılar arttığında inlemerimde artmıştı. Ben bu çocuğu tek başıma yapmamıştım! Bu yüzden doğumhaneye Yüzbaşı'da girecekti!
"Sana bundan sonra çocuk mocuk yok! Bu son!"diye ıkınarak bağırdığımda elimden tuttu. Tırnaklarımı istemsiz de olsa elinin üstüne batırıp kanattığım için eli pertti. Tüm gücümle Yüzbaşının elinden destek alarak, tüm gücümle ıkındım. Dakikalar sonra tiz bir ağlama sesi duyduğumda rahatlamıştım.
"Nur topu gibi bir kızınız oldu. Tebrik ederim sizi. İşte Bozkurt ailesinin yeni üyesiyle tanışın."dediğinde kızımızı Bolat'ın kucağına verdi. "Bu çok güzel."diye büyülenmiş gibi baktı Bolat bebeğimize. Bana doğru yaklaştırdığında, "Annem. Hoş geldin."dedim ve kafasından öpüp kokusunu içime çektim. Mis kokulu bebeğim benim.
Mine Bozkurt. Hoş geldin yeni hayatına, annenin, babanın, karmaşık ailenin hayatına. Hoş geldin ve İyiki geldin bebeğim...
Normal odaya alındığımda Mine ile birlikte Yüzbaşı içeri girmişti. Babasının kucağında mışıl mışıl uyuyan bir kızımız vardı. Şimdiden babacı olmuştu. Babam Bolat'a yaklaştığında Mine'ni kucağına aldı ve ismini kulağına fısıldadı. Alnından öptü ve bana doğru yaklaşıp Mine'ni kucağıma bıraktı.
Annesinin çiçek kızıydı bu kız. Bembeyaz tenli, simsiyah saçlı bir kızdı. Ama gözlerinin rengini bilmiyordum. Yeşil miydi yoksa Mavi mi? Benim mi gözümü almıştı yoksa babasının mı?
Yavaş yavaş esneyerek gözlerini açtığında masmavi gözleriyle çipil çipil etrafa bakıyordu. Babasını almıştı. Resmen bu çocuk bizim karışımınızdı.
"Bu konuda şanslıyım."dedi Bolat. "Hangi konu?"diye sorduğumda geciktirmeden cevapladı. "Gözleri masmavi. Yani benim gözlerimin rengi. İyiki seninkileri almamış."dedi ve bu benim sinirlenme sebep oldu. "Nedenmiş o? Niye kıskançlık yapıyorsun??"dediğimde gülümsedi ve hatta gülümsemesi derinleşti.
"İyiki senin gözlerini almamış. Senin gözlerin sana özel kalmış. Tek, yegane ve biricik. Özel ve şahane. Sana özel, sana mahsus kaldığı için seviniyorum ve şanslıyım. Ben bir tek sende görmek isterim o mavi ve yeşilin karışımında olan gözlerini. Sana özel kalsın. Bir tek sana..."dediğinde gülümsedim. Sinirim uçup gitti.
"Seni seviyorum her şartta ve her koşulda.."
"Seni seviyorum selamsız, sabahsız, koşulsuz, şartsız..."dediğinde ikimizde aynı anda konuşmuştuk bu sefer.
"Sizi seviyorum, sonsuza kadar, ölene kadar..."
✨ 🦋
_____________
İyi okumalar dilerim hepinize. :)
Umarım beğenirsiniz bölümü. :))
❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :)))
Evet. Buda bu kitabın son bölümüydü. Yeni hikayelerde görüşürüz.
Gelecek yeni hikayelerde buluşmak üzere. Sağlıcakla kalın.
Bölüm fotoğrafları ve sonrakiler...








Yıllar sonraki büyümüş Mine'miz...


🖤
🖤


