Finale son 3...
Firdevs'ten Anlatım. -> 1 ay sonra. -> 12 Nisan. -> Nikah Dairesinde.
İmzalar atılmıştı aslında. "Şu an resmi olarak karımsın. Ama lanet gelmiş gelenek görenekler yüzünden Trabzon düğününden sonra asıl karım oluyorsun. Hay ben böyle işi si - "diyeceği an Yüzbaşı elimi ağzına koyup susturdum. Avuç içimi öptüğünde güldüm. "Küfür etme! Ve mızmızlanma. Zaten esas düğün yarın. Ne var yani bunda? Niye mızıkçılık yapıyorsun anlamıyorum ki. Sabreden derviş muradına ermiş sevgilim."dediğimde sinirle güldü. "Ama sonunda da sabretmekten geberiyor o derviş hatırlatırım. Ayrıca ben senin kocanım. Kocam de bu nedir ya yapmacık kelimeler."
"Demiyeceğim."dediğimde koşarak arabaya bindim. Ellerini beline koymuş bana bakıyordu. Kahkaha attığımda arabaya bindi. "Şimdi sen bana kocam demeyecek misin?"dediğinde sesinde yalancı üzüntü vardı. "Cık. Yarından sonra derim. Şimdi olmaz."diye bilerek gıcıklık yapıyordum.
Elini boynuma atıp dudaklarını dudaklarıma bastırdığında şaşırmıştım. Ayrıldığında elini boynumdan hala çekmemişti. "Haksızlık ama bu kocam."dediğimde bir kez daha yapıştı dudaklarıma. "Hah şöyle."diye geri ayrıldığında yüzünde zafer kazanmış gibi bir sırıtış vardı.
"Fırsatçısın Bolat haberin var mı?"dediğimde güldü. "E fırsatçılık yapmazsan ne anlamı kalır hayatın?"dediğinde kafasını bana çevirdiğinde göz kırptı. Güldüm. "E benim biricik karım sensin, zaten başkası da olamaz."dediğinde kaşlarımı çattı. "Hele bir olsun! Denemekle kalırsın."dediğimde şaşkınlıkla güldü. "Anlamadım, kızlarımı öldüreceksin? Ayrıca ben senden başkasına adım atmam. Karım da karım yani."dediğinde geniş geniş güldüm. "Ha şöyle yola gel."
13 Nisan -> Trabzon Düğünü.
"E düğün ne zaman?"dediğinde Bolat babam cevapladı. "Akşam güzel bir düğün yapacağız."dediğinde tüm tim buradaydı. "O zaman siz gidin. Akşam düğün zamanı gelirsin beni almaya."dediğimde 'tamam' der gibi baktı bana ve timle birlikte dışarı çıktılar.
Gelinlik ve tüm davetiyeler hazırdı. Davetiyeler davetlilere yollanmıştı. Miran da gelmişti. Fakat Mehir burada olduğu için yanımıza gelmemişti. Direkt otele geçmişti. Bolat'tan aldığım haberler bunlardı.
Düğün saati. -> Yazardan Anlatım. -> Bolat gil.
"Lan sikicem şimdi sizi de, yaptığınız işide. Defne! Abicim gel buraya."diye bağırdı Bolat. Defne üzerinde giydiği şık elbisesiyle timin gözüne çarpmıştı. "Sikerim belanızı lan! Dönün önünüze!"diye bağırdı bir kez daha Bolat. Defne oflayarak abisinin karşısına geçti. "Kravat mı papyon mu?"dediğinde Defne gözlerini devirdi ve kravatı eline alıp abisinin gömleğine taktı.
"Öğren şu seçim işini abicim."dediğinde Defne, Bolat yan bakış attı ona. "Saat kaç?"diye sordu Bolat. Demir cevapladı hemen. "Saat 7 komutanım."dediğinde elektrik çarpmış gibi bakışlarını Demir'e çevirdi. "Lan it!"diye kafasına vurdu hızla. "Az önce yarım saat var düğüne dedin bana! Bir saat var lan daha."dediğinde Bolat, Demir boynunu ovuşturdu. "Saat 19:30da biliyorum ben düğünü. 20:00da mıydı?"diye sorduğunda, "Senin..."diyecekti ki, kardeşi Defne'nin ve Ada'nın yanında olduklarını görünce sustu Bolat. Gözleriyle, 'görürsün sen!' der gibi bakış atmıştı.
Bolat telefonuna gelen mesaj ile cebimde duran telefonu çıkarıp Firdevs'ten gelen mesaja baktı.
Karım: Miran da sizle mi gelecek?
Bolat: Evet. Şu an yanımda.
Karım: Tamam. Öylesine sordum. :)
Bolat: Tamam.
Telefonu tekrar cebine koyduğunda odanın içine kravatını düzeltmeye çalışan Miran'ı görünce tek kaşı havalandı. Siyah takım elbise yakışmıştı. Kravatı takamayınca söve söve söylenmeye başladı.
Sinirle kravatı çıkarıp yatağın üzerine attığında Bolat Defne'ye Miran'ın yanına gitmesini istediğinde zorda olsa kabul etmişti. Yanına gittiğinde yatağın üzerinde duran kravatı eline alıp bir kaç adımda Miran'a yaklaştı.
Aralarında kısa bir konuşma geçti.
"Takayım mı?"dediğinde Defne, Miran sakince yüzüne baktığında arkada duran Bolat'ın bakışlarını görunce, "Olur."diye cevap verdi. "Dua et bu gün o kravatla Mehir seni böğmasın. Çünkü o düğünde Mehir de olacak Miran."dediğinde kafasını salladı Miran. "Benim sana tavsiyem bir süre uzak dur. En azından kabullenene kadar. Daha sonrasında ne olduysa sakince anlatırsın." Kafasını salladı Miran.
"Abi."diye konuştu Defne. "Söyle abicim."dediğinde Bolat. "Horon tepeceksiniz hepiniz biliyorsun değil mi?"diye sırıttı Defne. "Biliyorum."diye sıkıntıyla cevapladı. Tim şaşkın şaşkın Bolat'a baktı. "Bizde mi komutanım?"dediğinde Ada, "Sizde Sessiz, sizde."
Bir saat sonra. -> Düğün saati. -> Firdevs'ten Anlatım.
"Çal davulcu çal!"diye amcamın sesini duyduğumda güldüm. Bu o demek oluyordu ki Bolat'lar gelmişti. Kapı çalındığında Mehir sırıtarak kapının önüne gitti. Soyup soğana çevireceğinin simgesiydi o gülüş.
Kapını biraz araladığında, "Ver parayı, al kızı enişte."dediğinde hepimiz güldük. Eline tutuşturulan 1000 TL ile Mehir gülmeye başladı. "Bu kadar mı enişte ya?"dediğinde bir 1000 TL daha geldi eline. E yeter ablacım para mı sıçıyor bu adam?? Allah Allah.
Mehir kapını açtığında zafer gülüşü sergiledi. Bolat içeri girdiğinde beni gördüğü an gözleri adeta büyülenmiş, bir yıldız gibi parlamaya başlamıştı bile. Ben babamın koluna girmiştim. "İzin var mı komutanım?"dediğinde, babam kolumu bırakıp elimi tuttu. Elimi Bolat'ın elinin, avucunun içine bıraktığında, "Kızım bundan sonra sana emanettir Yüzbaşı."dedi babam. "Seve seve, gözüm gibi bakarım."
Bolat'ın koluna girip birlikte çıktığımızda iyiki gelinliği çok kabarık almamıştım. Yürümesi zaten zordu, kabarık olsaydı gezdiremezdim. Arabaya bindiğimizde herkes önden, arkadan kornalara basmaya başlamıştı.
Düğün salonuna geldiğimizde nikah memuru ile birlikte masaya oturmuştuk. "Evet, şahitlerimizde gelsin başlayalım."dediğinde Mehir yerini almıştı. Bolat'ın şahidi Miran mı yoksa Defne mi olacaktı ben bile bilmiyordum şu an? Kulağına doğru yaklaşıp fısıldadım. "Miran mı Defne mi?"
"Aslında bende bilmiyorum. Kararı ikisine bırakmıştım."dediği an Miran Defne ile birlikte salona girmişti. Miran hızla yanımıza gelip yerine, yani Mehir'in yanına geçmişti. Mehir ifadesini bozmamıştı fakat gözlerinden halini anlıyordum. Dudaklarımı oynatıp, "Birazcık dayan."dediğimde kafasını salladı gülümseyerek.
"Evet şahitlerimizde geldiğine göre başlaya biliriz. Davetlilerin huzurunda gelin hanıma soruyorum ilk."dedi ve devam etti. "Siz Asım kızı Firdevs Keskin. Hastalıkta ve sağlıkta, ölüm sizi ayırana dek, Hatip oğlu Bolat Bozkurt'u eş olarak kabul ediyor musunuz?"
"Evet!"diye bağırdığımda herkes bir alkış patlatmıştı.
"Siz Hatip oğlu Bolat Bozkurt. Hastalıkta ve sağlıkta, ölüm sizi ayırana dek, Asım kızı Firdevs Keskin'i eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?"diye sorduğunda bir kez daha nikah memuru bu sefer cevap sırası Yüzbaşı'ndaydı. Yüzüme baktı gülümseyerek.
"Evet!"diye bağırdı oda benim gibi ve yine davetlilerden alkış koptu.
"Sizler sahitlik ediyor musunuz?"diye sordu nikah memuru. Mehir ve Miran aynı anda, "Evet!"diye mikrafona doğru konuştular. "O zaman bende belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum. İmzalarınızı alayım."dedi nikah memuru ve elinde tuttuğu kalemi Bolat'a uzattı. İmzasını atıp bana kalemi uzattı ve bende attıktan sonra Mehir ile Miran'a uzattım.
İkiside bir kaleme, bir bana, birde bir birinin yüzüne baktı. Miran kafasıyla ilk Mehir'in imza atmasını gösterdiğinde Mehir imzanı attı ve kalemi uzatıp Miran'ın da imza atmasını bekledikten sonra nikah memurunun defterini geri verdik.
Nikah memuru evlilik cüzdanını bana uzattığında ayağa kalkıp elimde salladım. Mehir'den, "Ayağına bas!"diye bir ses duyduğumda Bolat'ın ayağına bastım hemen. Ağzında bir küfür gevelediğinde güldük. "Zalımsın yemin ederim. Böyle ölmem füze at Firdevs!" Bir kez daha Mehir, Miran ve Ben güldük.
Horon müziği çaldığında gülmeye başladım. "İşte şimdi imtahanın başlıyor Yüzbaşı!"dediğinde Mehir bu sefer Miran ve ben kahkaha attık. "Doğru söylüyor."dediğimde güldük. "Kızım ben seni almışım varsın yoksun en iyi imtahanım horon tepmek olsun be!"dediğinde bir uğultu duydum Miran ve Mehir'den. "İddialısın.". "Konu sensen her zaman karıcım."dedi ve göz kırpıp timle birlikte salonun ortasına geçtiler.
Bu kadar güzel ve iyi horon tepeceklerini düşünmüyordum açıkcası. Bende yanlarına gittiğimde Bolat'ın elinden tuttum. Yanımda Mehir, onun yanında da Miran vardı ama elini tutup tutmamakta kararsızdı. Mehir öyle bir bakış atmıştı ki Miran başka yere geçmişti. Korkusundan.
Sırayla Bolat, Ben, Mehir, Defne, Ada, Adem, Miran, Demir, Doruk, Kubilay horon sırasındaydık. Bu gün benim en güzel günümdü. Hiç kimsenin bozmadığı ve bozamadığı musmutlu bir günümdü.
Herkesin mutlu olduğu, eğlendiği bir düğünüm olmuştu. Trabzon düğünü ailemle birlikte şenlenmiş, Karadeniz'in hırçın dalgaları kayalarına çarpmış ve tüm davetliler sırasıyla horon tepmek için düğün salonun tam ortasına bizimle birlikte çıkmıştı.
Bu günü belki de hiç kimse unutamayacaktı. Çünkü herkes çok eğlenmiş ve mutlu olarak, gülerek ayrılmıştı düğünden.
İlk gecemiz masallardan bile güzel geçmişti. Böyle bir an hiç düşünmesemde olmuştu gerçekten. Muhteşem bir düğün ve geceyle karşılaşmıştım ben...
__________
İyi okumalar dilerim hepinize.
Umarım beğenirsiniz bölümü.
❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın.
Gelecek bölüm görüşürüz millet.
Firdevs'in gelinliği;

Mehir'in elbisesi;

Ada'nın elbisesi;

Defne'nin elbisesi;

🖤
