İçeriğe geç

CENNET BAHÇE'M | Texting

Bölüm 38 · 4 dk okuma

CENNET BAHÇE'M | Texting

Bölüm 38

3.6

Firdevs'ten Anlatım.

"Efkarlandık ha yine?"diye sordu karşıma oturan Mehir. Kafamı salladım. "Kavga mı ettiniz?"diye sordu yine. Yine kafamı salladım. "Konu ne?"diye sorduğunda, "Boş ver."dedim sadece. "Ablam şarkı açsana. Zaten iki haftalık ev bizim. Babamlar yok keyfini çıkaralım."dediğimde kafasını sallayıp ayağa kalktı. Telefonunu hoparlörlere takıp şarkı seçmeye başladı.

"Yaş mı, Gün Gelir mi?"diye sorduğunda, "Kafana göre. Fark etmez."dediğimde Aysel Yakupoğlunun seslendirdiği Gün Gelir şarkısını açmıştı. Çok severdim, oda çok severdi. Bizim en çok anlaştığımız şarkılardı. Biz şarkılarda anlaşırdık.

Ayağa kalktığımda, "Nefes alamıyorum. Balkona çıkacağım geliyor musun?"dediğimde cevap vermeden peşime takıldı.

"Siktir!"diye dudaklarımdan kelime çıktı. Balkonun altında biri sağda, biri solda Bolat ve Miran duruyordu. "Bence dışarı çıkmayalım içeri girelim hadi."dediğimde telaşlandığımı gördüğü için beni yana ittirip Miran'ı görmeden sağda duran Bolat'a baktı ilk. Miran'ı görünce iş değişecekti. "Oooo,"diyen sesi sola doğru döndüğünde kısıldı. Beklemiyordu. Bende beklemiyordum doğrusu...

"Bunların burada ne işi var?"diye sorduğunda omzumu kaldırıp indirdim sakince. Miran'ın sesi bile çıkmıyordu. Ölü gibi, hatta heykel gibi öylece Mehir'in yüzüne, gözlerinin tam içine bakıyordu. Bakışları donuk ve Mart ayının yağmuruna yakalanmıştı ikiside. Hafif çiseleyen yağmur hızını yavaş yavaş artırıyordu. Dayanamayıp ikisine bakarak bağırdım. "Manyak mısınız?! Def olun gidin evinize hasta olacaksınız!"

Benim konuşmamdan sonra Bolat sabrının sonuna gelmiş olacak ki, "İn aşağıya konuşacağız."dediğinde omuzlarımı kaldırıp indirdim. "Ben söyleyeceğimi arabada gelirken söyledim."dediğimde Mehir omzumdan ittirdi. "Merak etme enişte yolluyorum hemen bu kaçığı!"dediğinde Bolat'tan, "Teşekkür ederim Baldız. Hakkını ödeyemem. Ablan bana zülm ediyor. Zalım çünkü."dediğinde ters bakışlar attım ona. "Bu varlığıda buradan alırsan çok makbule geçer be eniştem."dediğinde Mehir, "Emrin olur. Hemen. Zaten sinirimi çıkaracağım ondan birazdan."dediğinde, "Hayır! Vallaha gebertirim seni! Mahallede kavga kargaşa istemiyorum."diye bağırdım.

Bir kaç adım atıp Miran'ın yanına ulaştığında kolundan çekip mırıldandı, "Çık lan evin önünden. Birde senle uğraşamam."dediğinde, "Uğraşma o zaman kardeşim. Sesim çıkmıyor. Gölge gibi bir kenarda duruyorum. Ne istiyon benden? Allah Allah ya!"diye çıkıştı anlık gelen sinirle Miran. Vay maharetlere bak. Kavga çıkacaktı kesin!

Ama benimki boş durur mu? Hayır tabikide. Yapıştırır cevabı. "Lan emir büyük yerden, def ol git evinde ağla. Nişanlımın evinin önünde köpek mi kovalıyon?! Sikicem şimdi belanı hadi."diye tersledi. Haklıydı yalnız. Ağlıyor muydu?

Yazardan Anlatım.

"Sende in artık aşağıya Firdevs. Ha gelmiyorum diyorsan ben gelmesini de, indirmesini de bilirim."dediğinde oflayıp Mehir'in zoruyda dışarı çıkmıştı Firdevs. Mehir ise hala başı önüne düşük, hiç birine bakmadan gözünün önüne film şeridi gibi geçmişi geliyordu. Kafasını kaldırdığında gözünün dolduğunu yeni fark ediyordu. Evin içinden gelen şarkı da daha da açıyordu yaralarını.

Onlara bakmadan kendini evin içine atıp balkonun kapısını kapattı. Sesini duymak bile istemiyordu. Çünkü sesi huzur değil acı veriyordu...

Hoparlörden gelen şarkının sesi devam ediyordu. Şöyle diyordu Aysel Yakupoğlu;

Gözlerim doldu yine, aklıma geldi yüzün...

Şarkı farklı misradan devam etti yine;

Al gözümden yaşları gün gelir kurutursun, yaz bunu bir kenara gidersen unutursun...

Mehir aklından bu misra için tek şey geçirdi. 'Benim göz yaşlarımı da, kalbimi de körelden ve kurutan sensin Miran...' Mehir'in yanaklarından hafif yaşlar aktığında kendini her zamanki duvarın dipine sinmiş, dizlerini kendine çekmiş, boş boş zemini izleyen bulmuştu.

Miran belki de Mehir'in sonu olacaktı. Hiç kimse değil, Miran olacaktı belki de...

Firdevs Bolat'ın yanına indiğinde Miran ve Bolat arasında hafif kavga dönüyordu. "Sabrımı zorluyorsun. Def ol git nişanlımın evinin önünden Alphan."dediğinde Bolat, Miran dayanamadı ve bombayı patlattı...

"Sen kendi sevdiğinin yanına gelmişsin! Ben yere, çimene, ağaçlara bakmaya, oksijen almaya mı geldim? Senin gibi bende sevdiğimin yanına geldim!"dediğinde Bolat dayanamadı ve Miran'ın yüzüne sert bir yumruk geçirdi. Firdevs Bolat'ın kolundan tutup geri çekmeye çalıştı ama öyle bir güce sahipti ki sinirinin karşısında dağ olsa duramazdı.

Firdevs Bolat'ın kolundan zorda olsa Miran'dan çektiğinde, "Senin haysiyetini, zihniyetini sikerim it herif! Uzak dur lan ailemden!"dediğinde Miran'ın üzerine doğru gitti ama Firdevs aralarında durduğunda geri çekilde Bolat. Miran bu söylediklerinin kimin duyup duymayacağını umursamadan sevdiğini itiraf etti.

"Ben Firdevs'i hiç bir zaman sevmedim Bozkurt! Benim senin sevdiğinle işim olmaz. Hiç bir zamanda olmadı. Benim sevdiğim benim yüzüme bile bakmıyor şu an. Yüzüme tükürse sevineceğim lan!"dediğinde Firdevs ve Bolat duraksadı birden bire. Beklemiyorlardı çünkü. Şaşırmıştı ikisi de.

Aslında Miran en başından beri Firdevs'i değil, Mehir'i sevmişti. En başından beri tutulduğu kişi Firdevs değildi. Ama bundan ne Mehir'in, ne Bolat'ın, nede Firdevs'in haberi vardı. Aslında hiç kimsenin haberi yoktu.

Zorundalık hiç bir zaman iyi birşey olmamıştı.

Zorunda bırakılmak kadar ahmak birşey yoktu.

Zorunda bırakılanlar ya sevdiğinden ayrı düşünüyordu Miran gibi, yada bir köşede nefret kusuyor içine atıp duruyordu Mehir gibi...

_____________

İyi okumalar dilerim hepinize. :)

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :))

Umarım beğenirsiniz bölümü.

Bir itiraf geldi evet. Miran ezelden beri Mehir'i zaten sevmişti. Ama neden böyle yapmıştı? Tahmini olanınız var mı? Sizce Miran'ın böyle yapma sebebi neydi? Kim yüzünden ve ya ne yüzünden bu hale gelmişti? Bu noktaya gelmelerinin sebebi ve ya sebebleri kim sizce?

Gelecek bölüm görüşürüz. :)))

🖤 🖤

Bölüm sonu

3 yorum