Firdevs'ten Anlatım.
"Peki sen neden, ben seni aramama rağmen; yıllar önceki o kişini aramadın Bozkurt?"dediğinde ikimizde ayağa kalkıp onun olduğu tarafa dönmüştük.
Karşımızda duran oydu.
Miran Alphan.
"Merhaba."dedi bana baktığında yüzünde hafif, varla yok arasında bir gülümseme vardı. Kafamı salladım. Yıllar sonra ne işi vardı onun burada? Mehir ile karşı karşıya geldiklerinde Mehir yine yıkılacaktı. Karşılaşmamalılardı!
"O nerede?"diye sordu bakış açısında sadece ben vardım. Derin nefes alıp, "Geldiğin yere tekrar git Miran. Geri gelme, huzurunu kaçırma. Söylediklerim ona yetti. Tekrar yıkılmasını izlemek istemiyorum. Nereden geldiysen bir kez daha oraya git ve sonsuza kadar orada kal."dediğimde sakince kafasını salladı. "Karşısına çıksam en fazla ne yapar?"diye sordu. Güldüm. "Tanımıyormuş gibi yapma. Albay kızıyız biz Miran. Elimiz iyi silah tutar. İkimizinde."dediğimde ağır ağır kafasını salladı.
"Diyosun ki, seni kurşuna dizer, acımaz. Öyle mi Firdevs?" İsmimi uzun zaman sonra ondan duymak garipti. Garipsemiştim. "Dolanma Miran. Ne benim çevremde, ne Mehir'in çevresinde, nede ailemin çevresinde. Mehir 10 yıl önce fazlasıyla ağır darbe aldı. Sağ olsun kardeşim beni de yaraladı."dediğimde öylece baktı bana.
"Kalma şansım?"
"Yok."
"Git Miran. Mehir'in karşısına çıkarsan kederden başka hiç birşey vermezsin bundan sonra. Eminim ki Mehir de bunu istemez. Olabildiğince Mehir'den uzak ol."dediğimde bir kaç adım attı Miran. Yüzbaşının önünde durup elini uzattı. "Seni uzun zaman sonra tekrar gördüğüme sevindim Komutan."dediğinde Yüzbaşı elini Miran'ın eline kenetledi. "Sevgilimden uzak olman gerekçesiyle senide Alphan." Miran yanımızdan ayrılıp gittiğinde yüzbaşı beni eve bırakmıştı.
Mehir'e Miran'ı gördüğümü söylemeyecektim. Defne ile konuştuğumuzda söylememem en doğrusu diye karar almıştık. Kırgın da olsam o benim kardeşimdi. Ve ben onun üzülmesini hiç bir zaman istemezdim. Her ne olursa olsun, her ne yaşarsak yaşayalım...
Firdevs: Resmen geçmişini anlatmaktan şu an kaçmış bulunmaktasın Bolat! Kaçaksın şu an.
Firdevs: Hile bu! Şike var! Kabul etmiyorum. Ya şu an anlatırsın yada ben seni engeller ve bir daha da konuşmam. Kinciyim biliyorsun. 😒😑
Yüzbaşı: Lanet olsun ki deve gibi kinin var. Kurtulamam değil mi?
Firdevs: Hayır. Ya anlatacaksın, ya anlatacaksın. Başka çaren yok. -_-
Yüzbaşı: Tamam Firdevs anlatacağım. Mesajları yazayım bitireyim öyle cevap ver olur mu? Yada nasıl istiyorsun öyle olsun. Niye soruyorsam.
Firdevs: Tamam.
Yüzbaşı: Ben ne yara aldıysam babamdan aldım. Sırtımı görseydin anlardın sevgilim. Beni babam döverdi. Sözünü dinlemediğimde değil. Durduğu yerde. Durduk yere oturuyordum ve gelip vuruyordu, dövüyordu, küfürler savuruyordu.
Firdevs: Neden peki? Niye dövüyordu? Defne'ni de mi dövüyordu?!!
Yüzbaşı: Hayır Defne'ye hiç bir zaman el kaldırmadı. Kaldıramadı daha doğrusu. Çünkü ben vardım hep önünde. Olmadığım an dokunmaya çalışırdı ama hemen yetişirdim.
Firdevs: Devam et.
Yüzbaşı: Bana bir keresinde, 'Hayatımı siktin attın. Senin gibi evlat olmaz olsun. Senin yüzünden oğlumu kaybettim ben.' demişti. Oğlu dediği de ikizimdi...
Firdevs: Senin ikizin mi vardı?
Yüzbaşı: Evet. Polat isminde bir ikizim vardı. Ama benim yüzümden ölmedi. Defne'yle oynarken havuz kenarında Defne'ni korumak için boğularak öldü. O gün ben yanlarına gittiğimde Polat yüzme bilmiyordu. Ama ben biliyordum. Kurtarmak için suya atladığımda geç kalmıştım.
Yüzbaşı: Tam bu zaman da babam olacak o adam eve gelmiş ve bahçeye çıktığında bizi görmüştü. Benden çok Polat'ı severdi. O gün Polat öldüğü için saatlerce beni dövdü. Kemerle sırtıma vurdu. Gitti, sevindim bitti diye. Geri geldi. Demirle dövdü. Demiri kızgın ateşe sokup sırtıma bastı.
Firdevs: Zorlanıyorsan devam etme.
Yüzbaşı: Şu an anlatmazsam bir daha ağzımdan laf alamazsın. Haberin olsun.
Firdevs: Tamam anlat.
Yüzbaşı: Buz gibi odaya kitledi beni. Günlerce aç bıraktı. Geri gelip açtığında beni baygın bulmuştu. Kendime geldiğimde her yerim ağrıyordu. Alt kaburgalar kırıktı. Neredeyse tüm kemiklerimi kıracaktı ama bir tek kaburgaydı kırılan.
Firdevs: Kaç yaşındaydın?
Yüzbaşı: 9 yaşındaydım.
Firdevs: Annen peki? O birşey söylemedi mi? Engel olmadı mı? Ve ya olmaya çalışmadı mı?
Yüzbaşı: Hayır, olmaya çalıştı. Ama ağzının payını alıp susmayı tercih ediyordu. Babam, annem karışınca bir tur onu döverdi. Ben üzerine atıldığımda annemi bırakır bana geçerdi. İstemezdim zaten annemin durdurmasını.
Firdevs: Başka?
Yüzbaşı: Bir keresinde okuldan eve geldiğimde Defne'nin çığlık çığlığa ağlayarak tüm sesi evi inlettiğini duydum. Çantanı yere nasıl fırlattıysam artık bilmiyorum. Koşarak yanına gittim. Meğersem şerefsiz babam içmiş kızın üzerine doğru vurmak için atılmıştı. Tabi o zaman pek büyük olmasam da Defne'ni elinden kurtarmıştım. Normal çocukluk yaşamadım Cennet Bahçe'm. O yüzden pek anlatmayı sevmem.
Yüzbaşı: Bir sen, bir Defne, bir Albay, birde Adem bilir. Başka da kimse bilmez. Bilmesini de istemem zaten.
Firdevs: Seni zorladığım için özür dilerim sevgilim... Böyle birşey söyleyeceğini tahmin etmemiştim. Çok özür dilerim.
Yüzbaşı: Saçmalama Firdevs. Özürlük birşey yok. Anlattım bitti hem bilmen gerekti zaten. Er yada geç öğrenecektin.
Firdevs: İyi misin peki?
Yüzbaşı: Seni tanıdığım ve hayatıma aldığım için hiç olmadığım kadar çok ama çok iyiyim Cennet Bahçe'm. :)
Firdevs: Seni bir başka seviyorum.
Yüzbaşı: Nasıl seviyorsun?
Firdevs: Bir başka işte...
Yüzbaşı: Seni herkesten farklı seviyorum.
Firdevs: Nasıl seviyorsun?
Yüzbaşı: Farklı işte...
__________
İyi Okumalar Dilerim Hepinize. :)
Umarım beğenirsiniz bölümü. :))
❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :)))
Günün son bölümüydü. Yaza bilirsem yazarım birinide. Ama söz vermiyorum yani. :))))
Gelecek bölüm görüşürüz.
🖤 🖤 🖤 🖤 🖤
