Yüzbaşı: Neredesin?
Firdevs: Cehennemin taaaa en dibindeyim ben Bolat!
Yüzbaşı: Ooo anlaşılan vahim bir durum var.
Firdevs: Kendimi camdan şu an aşağı atacağım yeter! Bıktım yeter!!!
Yüzbaşı: Ne oldu yine?
Firdevs: Neymiş yanına yaklaşamazmışım, neymiş yanında oturamazmışım, neymiş seninle konuşamazmışım! Yeter! Sikeyim ben böyle hayatın ızdırabını arkadaş!
Yüzbaşı: Küfür ettiğine göre baban feci şekilde sinirlendirmiş seni.
Yüzbaşı: Umarım üzerinde olan kiyafet açık değildir Firdevs. -_-
Firdevs: Başlayacağım şimdi açık kiyafetede, üzerimdekinede Yüzbaşı! Evi aleve verip kendimi de atacağım alevin içine! Yeter.
Yüzbaşı: Gelince göreceğim ben seni.
Firdevs: Başlama yine!
Yüzbaşı: Ben birşey söylemedim. Görüşürüz.
Firdevs: Tamam.
Firdevs'ten Anlatım.
"Sana inanamıyorum ben baba. Hiç birşey söylemiyorum ben sana."dediğimde, babam "Kincisin Firdevs."dediğinde daha da sinirlendim. "Sen benim kinimi görmemişsin daha baba."dedim ve devam ettim.
"Sen benim kinimi Bolat beni istemeye geldiğinde ve sen bu seferde vermediğinde sana karşı olan bakışlarımı, asıl kinimi göreceksin Albay Asım Keskin!"dedim ve masanın üzerinde olan telefonumu elime alıp evden dışarı attım kendimi. Annem beni durdurmaya çalışmazdı hiç bir zaman. Çünkü babamın bu tavrını kendide sevmezdi ama ses etse bile dediği olmazdı. Babam dediğim dedik biriydi. Kendi ne isterse o olurdu. Ama benim de nasıl biri olduğumu en iyi kendisi bilirdi. Kiyafetime hiç bir zaman karışmazdı. Bakanı da gömerdi evelallah.
Ben babamın kızıydım. Babam nasıl kinciyse; bende öyleydim. Babam nasıl tersse; bende öyleydim. Babam nasıl inatsa; bende öyleydim. Babam nasıl çetin ve sert biriyse; bende öyleydim. Babam kendi kopyasıyla kavga eder gibi kavga eder benle. Çünkü tıpa tıp oydum. Kendi bilirdi. Bu halin sonu ya barışdı, ya savaş.
Ben bu gün babama inat olsun diye gidip bilerek Bolat'ın yanında oturacaktım. Bakalım o zaman ne yapacaktı Albay Asım Keskin!
Üzerimde koyu yeşil, derin yırtmaçlı uzun elbise vardı. Göğüs dekoltesi açık olmaya bilirdi ama gerdanlığım fazlasıyla açıktı. Dekolte açık değildi ama yırtmaç yeterdi.
Davet yerine vardığımda benim arkamdan sinirli ve sert adımlarla bir metre ötemde babam geliyordu. İçeri girdiğimde herkesin bakışları bana çevrildi. Arkamda babam biraz ötede Yüzbaşı vardı. "Önünüze dönün lan!"diye ikiside aynı anda bağırdı. Babam sanıyordu ki yanında duran masaya oturacağım. Yönümü Yüzbaşının olduğu tarafa çevirdiğimde hızlı adımlarla masalarına doğru yürüdüm. Babamın arkamda sinirli bakışlarını hissediyordum.
"Şu an seni buradan çıkarmamak için zor duruyorum!"diye dişlerini sıkarak konuştu. Yüzüne gülümseyip, "Bende seni gördüğüme sevindim sevgilim. Gel oturalım."diye elini tutup oturması için zorladım neredeyse. Yoksa başımda dikilirdi. Yerine oturduğunda bana bakan Agir üyelerini görünce neredeyse hepsini boğazlayacaktı.
"Biriniz Firdevs'e kafadan aşağı göz temasında bulunursa hepinizin kellesini kendi eline veririm! Sen hariç Sessiz."diye uyarıda bulundu. Yapardı bu arada. Sağımda Yüzbaşı, solumda Ada vardı. Yırtmacımın çok açık olduğu konusunda yarım saat benle tartışmış ve en sonunda sandalyeni altından tutup kendine doğru çekerek kendi heybetinde beni saklamaya çalıştı.
Yarım saat sonra ayağa kalktığımda Bolat ters ters bana baktı. "Nereye?"diye en ters ifadesiyle sordu. "Geliyorum. Albayın yanına uğrayayım değil mi?"dedim ve sinsi sırıtışla yanağına küçük bir öpücük bırakıp babamın olduğu masaya doğru yürüdüğümde yan bir bakış attı kendisi bana.
Yanına vardığımda oturduğu sandalyenin başına ellerimi koyup masadaki yüksek rütbeli; Albaylara, Yarbaylara ve Generallara baktım. Hepsini bir arada görmek gibi muhteşemi gerçekten yoktu. "Konuşmanızı bölüyorum kusura bakmayın. Albay ile konuşmamız gereken önemli bir konu var."dedim ve devam ettim. "İzninizle."diyerek babam ayağa kalkıp benimle birlikte masadan uzaklaştığında babamın Yüzbaşıya başıyla gelmesi için emir verdiğini gördüm. İkiletmeden ayaklandı.
Yazardan Anlatım.
Bolat ayağa kalktığında, "Kolay gelsin komutanım."diyen Adem'in sesini duydu. "Kolaysa başına gelsin Akgöz."diye imayla vurguladı Adem'e bakarak. Adem sessiz kalmayı seçti.
Ortada Firdevs, sağda Albay Asım Keskin ve solda ise Yüzbaşı Bolat Bozkurt tüm heybetiyle üçlü sert ifadeleriyle salonda yürüyerek çıktılar. Etraflarında kimsenin olmadığını gördüklerinde Firdevs derin bir nefes verdi.
"Senin derdin nedir güzel kızım?"diye sesinde çıkan baskın bir şeyler vardı. Sinirliydi ancak bastırmaya çalışıyordu. "Benim derdim senin bana yerli yersiz her türlü kısıtlamayı koyman!"dediğinde sesinde tehditkar bir tını vardı. "Sen niye böylesin Firdevs?!"diye sesinin tınısı arttı. "Ben senin kızınım. Senin bir nevi kopyanım ben baba. Sen bana yasak koydukça, kısıtladıkça ve görüşmeme engel oldukça ben hepsinin aksini yapacağım."dedi ve devam etti Firdevs.
"İster kabul et istersen de kabul etme Albay Keskin. Ben bu adamı seviyorum ve hep senin istediklerin olucak diye bir şey de yok. Hayatıma yettiği kadar karışa bilirsin. Dahasına lüzum da yok, gerek de yok." Albayın ters bakışları hala üzerinde asılı kalmıştı. "Ne istiyorsun?"dediğinde yola geldiğini anlamak zor değildi. Dudağının kenarı havalandığında cevapladı Firdevs sorulan sorunu.
"İçeriye girdiğimizde hiç birşey olmamış gibi davranacağız bunu biliyorum. Ben içeri girdiğimde senin yanında oturacağım baba. Sen istedin diye değil, ben istedim diye."dediğinde Firdevs, Bolat'tan bir ses duyuldu.
"Firdevs."dedi ama Firdevs dönüp bakmadı. "Firdevs"dedi bir kez daha. "Firdevs" Bir kez daha. "Noldu Yüzbaşı?"dediği an elinde tuttuğu telefon Firdevs'e aitti. Ekranda bir isim yazılıydı. Neredeyse 8 yıldır hiç aramayan, sormayan Firdevs aradığında geri aramayan bir kişinin ismi vardı ekranda...
M.Keskin
________________
İyi Okumalar Dilerim Hepinize. :)
Umarım beğenirsiniz bölümü. :))
❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :)
Sizce sondaki M.Keskin kim? Akraba mı öz mü? Akrabada öze giriyor ama ben öz saymıyorum. 🤣 Öz dediğim kardeş, kuzen anlamında. Neyse boş verin kafam karıştı. 😅
Gelecek bölüm görüşürüz.
🖤 🖤 🖤
Firdevs'in giydiği davet kiyafet;
