4 yıl sonra..
Firdevs: geliyor musun bu gün? 4 yıl geçti. Gel artık be!
Yüzbaşı: hayır daha bir hafta var. Gelecek hafta geleceğim.
Firdevs: Pfff bende bu gün geliyorsun sandım.
Yüzbaşı: özlemiş gibisin beni.
Firdevs: gibi mi? Buda söz mü?
Firdevs: barut ve misk karışımı kokun burnumda tutuyor be adam!
bu mesaj silindi.
Yüzbaşı: biz bu konuyu konuştuğumuzu sanmıştım ama? Hani silmek yoktu. Sen silersen bende yaparım haberin olsun.
Firdevs: bazen okumamak gerekir. Senin içinde dahil bu..
Yüzbaşı: tamam öyle olsun.
Yüzbaşı: bir kaç işim var sonra konuşalım güzelim olur mu?
Firdevs: olur. Dönersin sen bana.
Yüzbaşı: tamam.
(düz yazıya geçiş yapıyoruz. Bu arada Azerbaycanca birden fazla kelime ve cümle olabilir. Not olarak bölüm sonunda ekleyeceğim. Bilginize.)
Bu gün gelmesini o kadar çok isterdim ki, yıllar sonra sarılmak çok isterdim ona. Evlenmiş miydim? Hayır. Söz verdim bir kere. Hem birde bende o varken başkası gelir mi bu gönüle?
Gelecek haftaya geleceğini söylemesi üzülmeme sebep olmuştu ama buna da şükür bir ay sonra da diyebilirdi. En azından sayılı günler kaldığını biliyordum.
Okuldan çıkıp eve doğru yol aldığımda telefonuma gelen mesajla adımlarım yavaşladı. Aramızda olan ilişki ilerlemişti. Ama bana daha geçmişini anlatmamıştı. Bunun üzerinde onu çok sıkmak istemezdim ama içten içe de çok merak ediyordum açıkcası. Karar ve yetki onundu nasıl isterse öyle yapar ve bende anlayışla beklerdim.
Burnuma onun barut ve misk kokusu gelmesiyle gözlerimi kapatmıştım. Mesaja bakmak için gözlerimi açıp telefona baktım.
Yüzbaşı: arkana bak Firdevs.
Firdevs: şakaaa!
Arkamdaydı değil mi?
Arkama döndüğümde koca cüssesiyle karşı karşıya geldim. İki adım ötemdeydi. Mesafeni kapatıp boynuna atıldım. Elinde olan çantasını yerenatıp iki koca eliyle belimi sımsıkı kavrayıp sarıldı. Kokumu içine çektiğini burnunu boynuma yaklaştırıp soluksuz bir nefes aldığından anlamıştım. Özlemiştim yalan yok, hemde çok...
"Sana inanamıyorum ben. Bana haber eder insan!"diye sinirle çıkıştım omzuna vurduğumda. Güldüğünü duydum köpeğin! "Sürpriz yapayım dedim. Özlemedin mi kızım beni?! Atar yapıyorsun hala."diye yalancı kızgınlıkla konuştu. "Özlemez olur muyum köpek!"dedim ve bir kez daha sarıldım.
"Məndə sənin üçün darıxmışam*"dediğinde ilk üç kelimeyi anlamış devamını anlamamıştım. Son kelime herşeyi bozuyordu. "Ne dedin?"diye sordum merakla. "Birde biliyorum diye konuşuyor. Bilseydin en önemli kelimeleri bilirdin."diye çıkıştı.
"Ya tamam ilk üçünü biliyorum sonuncu ne onu bilmiyorum Bolat ben!"diye sitem ettim isyana karışık. "Ştt! Bolat demek yok. Alışmadım ben senden duymağa. Sadece sen yüzbaşı!"dediğinde kafamı 'anlaştık' diye salladım.
Biraz yürüdük. Benimle birlikte evin önüne kadar gelmişti. Eve çıkacağım esnada bileğimde yakalayıp kendine çekmişti. Bedenim şiddetle bedenine çarpmıştı. Saçım önüme dökülmüş, şaşkınlıktan dudaklarım aralanmıştı. Burun buruna, dudak dudağa çok yakındık.
Sertçe yutkunduğunu duydum. Gözleri gözlerimden konuşmak için aralanan dolgun dudaklarıma düştü. "Biri görecek."dediğimde geçikmeden cevapladı. "Görürse görsünler. Suç işlemiyoruz."dediğinde kafasını bana doğru yaklaştırdı.
"Bırakacak mısın?"dediğimde ani birşey yaptı. Beklemiyordum ama tahmin ediyordum. Dudaklarım konuşunca öne doğru uzandığı için zor dayandığını biliyordum.
Uzun bir aradan sonra, hasretini benim üzerimde gidermiş ve kurumuş dudaklarını hiç düşünmeden benimkilerle buluşturmuş ve neredeyse uzun bir süre bırakmamıştı.
Beni bıraktığında ondan son kez Azerbaycanca bir cümle duydum. Pek anlamasam da ses tınısını sevmiştim.
"Səni yarı yolda qoyub getməyəcəyimə and içirəm Cənnət Bağ'ım...**"
____________
Not 1: * -> "Bende seni özledim."
Not 2: ** -> "Seni yarı yolda bırakıp gitmeyeceğime and içerim - yemin ederim Cennet Bahçe'm...."
İyi okumalar dilerim hepinize. :)
Azerbaycanca nereden biliyorsun diye soran olur diye cevaplıyorum. Ben zaten Azerbaycanlıyım. 🤓
❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :))
Gelecek bölüm görüşürüz.
