İçeriğe geç

Cenazede tanıştım

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Cenazede tanıştım

Bölüm 8

Gözcülerin yolu

O gece hiç uyumadım.Luna, eski bir sarnıcın girişinde beni bekliyordu. Eskiden bir Bizans su yolu olan bu yer, artık “Gözcülerin Arşivi” olarak anılıyordu. İstanbul’un altındaki bu unutulmuş labirentte, sadece mühür taşıyanlar yürüyebilirdi.Ayağımızı bastığımız ilk andan itibaren karanlık değişti.Zifiri değil; bilinçliydi.“Burası yaşayan bir yer,” dedi Luna. “Burası hafızayla beslenir. Dikkatli ol. Ne düşündüğüne, ne hatırladığına dikkat et.”Bunu bir mecaz sanmıştım, ama tünelin duvarlarında annemin sesi yankılandı. Çocukken söylediği bir ninni. Sonra Karacaahmet’teki ilk cenazeyi gördüm. Arda’nın ilk bakışı. Hepsi tünelin taşlarına kazınmış gibiydi.“Sarnıç sana yalan söylemez,” dedi Luna. “Ama bazen gerçek, en tehlikeli şeydir.”Labirentin derinliklerine indikçe semboller değişti. Latince, Arapça, İbranice ve daha önce hiç görmediğim alfabeler. Her biri, Gözcülerin binlerce yıllık yolculuğunun izi gibiydi.Sonunda, büyük dairesel bir odaya vardık. Ortasında yanan bir alev çemberi vardı. İçeride üç kişi bizi bekliyordu.Biri çok yaşlıydı, diğeri kör, üçüncüsüyse genç ve buz gibi bakışlara sahipti.“Hoş geldin, Zeynep Kara,” dedi yaşlı olan. “İlk kez gelmiyorsun, ama ilk kez hatırlıyorsun.”“Ben… daha önce buradaydım?” dedim.“Yüzlerce yıl önce,” dedi kör olan. “Sen Gözcülerin kayıp halkasısın. Mühür, her çağda bir taşıyıcı bulur. Ama senin içinde hem mühür hem kapı var. O yüzden seni İzleyenler istiyor.”Donakaldım.“Arda?” dedim.Genç olan ayağa kalktı. “O, senin zıttın. Mühürü taşıyan ama anlamını reddeden. O şimdi sınırda. Gölgeye bir adım kaldı.”Luna bana döndü. “O’nu senin dışında kimse kurtaramaz.”Gözcüler bana bir pusula verdiler. Normal bir pusula değildi. Kuzey değil, karanlık yönünü gösteriyordu. Arda’nın düştüğü yere kadar iz sürebiliyordum.Yola yalnız çıkmadım.Luna yanıma geldi, ama bu defa başka biri daha vardı: mavi saçlı ama gözleri yeşil bir çocuk. En fazla on dört yaşında.“Bu da mı Gözcü?” dedim şaşkınlıkla.“Hayır,” dedi çocuk. “Ben, Kapı’nın anahtarıyım. Adım Silas. Gölgelerin içinden geçebilmeni ben sağlayacağım.”Gecenin en karanlık saatinde yola çıktık. Pusula bizi Kuzguncuk’a yönlendirdi. Mahallenin altında eski bir yeraltı tapınağı olduğu biliniyordu ama girişini sadece mühür tanıyordu.Mühürü elime aldım. Kapıya dokundum. Taşlar titredi.Ve kapı açıldı.Arda oradaydı.Yerdeydi.Ama o artık Arda değildi.Gözleri simsiyah, elleri çatlamış, sırtı kamburlaşmıştı. Üzerinde bizim görmediğimiz bir gölge dolaşıyordu. Ama hâlâ o vardı. Hâlâ bir yerlerde.“Zeynep...” dedi fısıltıyla. “Beni... kurtarma.”“Geç kaldın,” dedi başka bir ses. Gölgeden geliyordu.İzleyenlerin lideri oradaydı. Adı Moriel idi. Siyah cüppesi rüzgârda dalgalanıyordu ama etrafta rüzgâr yoktu.“Seni istiyoruz, Zeynep Kara. Senin bedenin, mühürle birleşirse, kapı sonsuza kadar açık kalır.”Silas öne çıktı. Ellerini havaya kaldırdı. Gözleri bembeyaz oldu.“Seninle değiliz!” diye bağırdı. “Kapı ancak ruhu bütün olanla açılır!”Moriel kahkaha attı. “O halde ruhunu parçalayalım.”O anda savaş başladı.Gölge figürleri tavanlardan süzüldü. Luna kılıcını çekti. Ben mühürü kaldırdım. Taş parladı. Arda kıvranıyordu. İçindeki karanlıkla savaşıyordu.“Zeynep... seni hatırlıyorum...” dedi. “Lütfen...”Gözlerime baktı.“Ben değilim o,” dedi.Ve o anda mühür kendi kendine açıldı.Bir ışık patladı.Moriel geri çekildi. Gölge figürleri birer birer parçalandı. Tapınak titredi. Tavan çatladı. Luna, Silas’ı çekti, “ŞİMDİ!” diye bağırdı.Ben Arda’ya koştum.“Elimi tut,” dedim. “İçinde hâlâ sen varsın. Bunu birlikte yapacağız!”O anda Arda’nın gözleri kendi rengine döndü. Yüzü yumuşadı. Elimi tuttu.Mühür mühürle birleşti. Işık her yeri yuttu.Ve... sessizlik.Gözlerimi açtığımda kendimi Karacaahmet’te buldum. Aynı çay ocağında. Arda karşımdaydı. Luna uzakta durmuş izliyordu. Silas yoktu.“Ne oldu?” dedim. “Rüyada mıyız?”Arda başını salladı. “Hayır. Burası gerçek. Ama savaş bitmedi. Sadece durdu. Moriel geri gelecek. Ve bir sonraki sefere seni doğrudan isteyecek.”“Bizi mi?” dedim.“Hayır,” dedi Arda. “Seni.”Luna yaklaştı. Elinde yeni bir mühür taşıyordu.“Zeynep Kara,” dedi. “Artık bir Gözcü değilsin. Sen, Kapı'nın Koruyucususun. Bir sonraki çağda sen seçeceksin. Ve bu sadece bir başlangıçtı.

Gelecek bölümdeki karakterler isimleri görselde

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.