İçeriğe geç

Cenazede tanıştım

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Cenazede tanıştım

Bölüm 10

Hiçbir şey bittiği gibi kalmaz

Karacaahmet’in taş yolları, bu kez farklı kokuyordu. Nemli toprağın içine sinmiş bir şey vardı; beklenmedik bir yankı gibi. Moriel gitmişti, evet. Ama içimizde bıraktığı soru işaretleri... onlar her geçen gün büyüyordu.O gece, olaydan sonra hiçbirimiz uyuyamamıştık. Silas bir süreliğine ortadan kayboldu. Arda, olanları yazıya dökmeye başladı. Luna ise annesinin dosyasını baştan sona okumaya karar verdi. Ben... Ben hâlâ Moriel’in gözlerindeki soğukluğun, kelimelerindeki kesinliğin altında yatan boşluğu anlamaya çalışıyordum.“Ben sadece borçları tahsil ederim. Kadim olanı. Söz verileni.”O söz... hala zihnimde yankılanıyordu.İki gün sonra, Arda'nın ofisine yeni biri geldi. Adı Elliot Karner'di. Sessiz, uzun boylu, gözlük takan genç biriydi. Almanya’dan geldiğini söyledi. Elinde sararmış bir mektup vardı. Mektup, Luna’nın annesine aitti.“Bu, annemin araştırma sürecinde Berlin’e gönderdiği belgelerden biri. Onun ölmediğini düşünüyoruz. Kaçırıldı.”Elliot’un sözleri odayı dondurdu. Arda bana baktı, ben Luna’ya. O anda herkesin içindeki tek düşünce aynıydı: Eğer Luna’nın annesi yaşıyorsa... neden dönmedi? Ve kim tuttu onu?Silas, Berlin bağlantısını duyunca aniden geri döndü. Cebinde eski bir anahtarla geldi. “Kadim Arşiv” dediği bir yerden bahsetti. Üsküdar’da, Karacaahmet’in altında gizli bir geçit vardı. Sadece belirli gecelerde açılıyormuş.O gece oraya gittik. Luna, Elliot, Arda ve ben.Giriş, bir mezar taşının altındaydı. Sessizce içeri süzüldük. Merdivenler yosunluydu. Hava ağır ve küf kokuydu. En altta küçük bir kapı bulduk. Anahtar gıcırdayarak döndü ve karanlık bir oda açıldı önümüzde.İçerisi, 1930'lardan kalma evraklarla, defterlerle ve eski ses kayıtlarıyla doluydu.Luna annesinin sesini buldu. Eski bir kasette.“Eğer bu mesaj ulaştıysa, Moriel yalnız değildi. Onların adı Kül Konseyi... Bir zamanlar mezarlıkları yöneten ama şimdi ölülerin arasına saklananlar. Beni tuttular çünkü kayıtlarımı istemiyorlar. Ölümden kaçtıkları için, ölümle yüzleşemeyenler onlar.”Sarsıldık. Mezar taşı altında bir örgüt. Kül Konseyi. Ve hâlâ aktiflerdi.Elliot, Berlin’den getirdiği dijital arşivde bir isim daha buldu: Jules Noir. Eski bir tarihçi. Aynı zamanda Arda’nın eski hocası.Bu ismi duyduğumuzda Arda’nın rengi attı.“O adam öldü sanıyordum... Ya da en azından öyle söylediler.”Elliot, Jules’un hâlâ hayatta olduğunu ve Paris’te yaşadığını söyledi. Gizlice danışmanlık yapıyormuş. Hatta Moriel dosyasında onun notları da vardı.Silas birden sertçe ayağa kalktı.“O zaman Fransa’ya gitmemiz gerek.”“Şimdilik değil,” dedim. “Önce burada ne varsa toparlamalıyız.”Ama ne yazık ki... biz plan yaparken birileri bizden hızlı davranmıştı.O gece Elliot kaçırıldı.Geriye sadece çantasındaki bir ses kaydı kaldı. Kayıtta Elliot’ın sesi vardı:“Eğer bunu dinliyorsanız, Jules beni aradı. Bana Moriel’in bir ‘yeniden doğuş ayini’ içinde olduğunu söyledi. Kül Konseyi onu yeniden çağırmak istiyor. Ve ben... ben Luna’nın annesini gerçekten gördüm. Yaşıyordu. Ama gözleri... gözleri başka birine aitti.”Bu kelimeler, kanımı dondurdu.Demek ki mesele bir insanın kaçırılması değilmiş. Bu bir beden değiştirme ritüeliydi. Ve Moriel, sadece bir "kişi" değil, bir taşıyıcıydı.Karanlığın İçindenBiz bu ipuçlarını bir araya getirirken, Jules’tan bize bir e-posta geldi.Konu başlığı: “DURMAYIN.”İçinde sadece bir adres vardı. Eski bir taş konağın koordinatları. Ve altına yazılmış tek bir satır:“Bütün cevaplar burada başlayacak. Ama bazıları asla dönmeyecek.”Kelimeler önümde dans ederken, ilk defa neyle karşı karşıya olduğumuzu tam anlamaya başladım. Bu sadece geçmişin hayaleti değil, geleceğin de gölgesiydi. Her adımda, bir başka sır ortaya çıkıyordu. Ve her sırda, bir kayıp daha.Şimdi gitmeliydik. Ya geri dönemeyecektik, ya da ilk defa gerçekten başlayacaktık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.