21 Aralık 2022 , Çarşamba. ,
Kübra her zaman olduğu gibi erkenden kalkmış. Duş almış. Dosyaları incelemekteydi. Bir yandanda kafasında günün programını yapıyordu. Mutfaktan kahvesinin olduğuna dair bir işaret gelince elindeki dosyayla birlikte oraya yöneldi. Makinadan kahvesini bardağa koyup tekrardan eski yerine , koltuğa döndü. Tam koltuğa oturmuştu ki telefonu çaldı. Dosyayı elinden bırakıp hafif öne eğilerek ahşap sehpada ki telefonuna uzandı. Telefona baktığında arayanın ortağı Mert olduğunu gördü. Açma tuşunu yana kaydırarak aramayı cevapladı.
- Günaydın başkomserim.
- Günaydın Mert. Birşey mi oldu?
- Evet başkomserim, bir cinayet ihbarı aldık.
- İhbar nereden yapıldı?
- Size çok yakın bir mevkide, Sariyerden. Geçerken sizi alayım mı gelmek üzereyim.
- Olur. Hazırlanıp çıkıyorum. Gelince anlatırsın diğer detayları.
Telefonu kapatıp pantolonunun cebine koydu. Dosyaları da toplayıp çantasına koydu. Vestiyerde ki siyah kaşe kabanını ve botlarını giyip evden çıktı. Asansöre binip en alt kata basıp inmesini beklerken aynadan kendisine baktı. Siyah kısa saçları vardı. Çok güzel değildi ama çirkinde değildi. Kendisin de en sevdiği yer saçları olabilirdi. Kısaydı ama gür saçları vardı. Asansör kapısı açılınca kendisini incelemeyi bırakıp dşarı çıktı. Apartmanın ağır demir kapısını omzuyla iterek açtı. Silahı demir kapıya çarpınca tok bir ses çıkardı. Umursamadan dışarıya attı kendini. Hava güneşliydi. Ama dışarıda biraz kaldığınız da burnunuzu çekmenize neden olacak kadar soğuktu. İleride yol kenarında Mert'in Ford marka arabasını görünce oraya doğru ilerledi. Yolcu kapısını açıp oturdu. İçerisi sıcacıktı. Mert ısıtıcıyı açmış olmalıydı. Mert arabayı çalıştırıp Kübra'ya döndü.
- Selamun aleykum başkomserim.
- Aleyküm selam Mert. Nasılsın?
- İyiyim sen nasılsın?
- Ben de iyiyim. Annenler nasıl?. Hatice rahatsızdı biraz iyileşti mi?
- Annem iyi Allah'a şükür. Hatice de daha iyi, toparlandı. Ama üstünde hafif bir kırıklık var. Ona rağmen karakola geleceğim diye tutturuyor.
- İyi olmasına sevindim. Karakolu seviyor. İlerde polis olmak istediğini herzaman söylüyor. Bu iş bittikten sonra müsait olduğunuz bir vakit onu ziyarete gelmek istiyorum.
- Tabi başkomserim. Ne zaman isterseniz gelebilirsiniz. Hatice sizi gördüğüne çok sevinecektir. Sizi seviyor.
- Ben de onu seviyorum. Şimdi anlat bakalım şu cinayet ihbarını.
- Başkomserim, mahalle sakinlerinlerinden biri tarafından yapılmış. Metruk bir binada bulunmuş maktül. kokudan rahatsız olan bir vatandaş binaya girmiş ve demir bir çembere asılı kadın ceseti bulmuş. Ben de bu kadar biliyorum. Devamını gidince öğreneceğiz galiba başkomserim.
- Demir bir çembere asılı mı?
- Evet başkomserim. Kadın çarmıha gerilmiş gibi çembere bağlanmış.
- Desene yine manyak bir katillle başbaşayız.
- Öyle başkomserim.
Bu aralarında geçen son konuşmaydı. Zaten olay yerine de gelmişlerdi. İleriye baktıkların da şeridin arkasında duran polis memurları ve olayı anlamaya çalışan meaklı mahalle sakinleri görülebiliyordu. Mert arabayı müsait bir yere çekince ikisi de araçtan indi. Olay yerine giderken Kübra etrafı ve insanları inceliyordu. Bu satten sonra herkes onun için süpheli adayıydı. Meraklı gözlerle etrafı incelen teyze, saçları ağarmış kırklarında ki amca ya da okula gitmekte olan ve olaya denk gelen genç. Herkes olabilirdi katil.
İnsanların arasından geçerek polis memurlarına yaklaştılar. Kimliklerini gösterip şeritten içeriye girdiler. Bu kadar uzaktan bile cesedin ağır kokusu burunlarına geliyordu. Binaya yaklaştıkça bu koku daha da arttı. Kübra ve Mert binanın kapısına geldiklerin de polislerden biri yanlarına geldi.
- Hoşgeldiniz başkomserim ben Sedat.
- Pek hoşbulmadık Sedat. Durum nedir. İhbarı yapan şahış nerede?
- Durum pek iyi değil başkomserim. İçeri girip kendiniz görseniz daha iyi olur. Şahısın ise ifadesini alıyordu arkadaşlar dedi binanın köşesinde iki polisle konuşan bir adamı gösterek. Polisler adamla konuşmayı bitirdikten sonra kartlarını verip adamı gönderdiler. Kübra Sedat'a dönerek
- Tamam Sedat. Biz bir de ifade alan polislerle konuşalım. Diyerek polislerin yanına doğru yürümeye başladılar.
- Kolay gelsin arkadaşlar. Nedir durum. Adam ne diyor diyerek konuşmaya başladı.
- Sağolun başkomserim. Adam sabah ekmek almaya çıktığını o zaman kokuyu aldığını ama umursamayarak yoluna devam ettiğini söylüyor. Tekrardan binanın önünden geçerken koku çok yoğun olunca merak edip içeriye girmiş. Girincede cesetle karşılaşmış. Tabi kokunun ve cesedin görüntüsünden midesi bulanarak kendisini dışarıya atmış. Sonra kendine gelince polisi aramış. Sonra biz geldik zaten. Adama zaten tekrar çağırabiliriz şehirden ayrılma diye uyarı yaptık. Mert konuşmaya katılarak söze girdi.
- Başkomserim adli tıp işini bitirmeden içeriye girelim. Delilller toplanmadan bir bakalım.
- Tamam arkadaşlar. Doğru söylüyorsun Mert hadi gidelim.
Polis memurlarının yanından ayrılıp binaya girdiler. Binada ki küf ve ceset kokusu birbirine karışmıştı. O kadar ağırdı ki burunlarını kapatmalarına neden olacaktı neredeyse.
Kapıdan geçip ileriye doğru yürüdüklerinde onları ilk polisler sonra da maktül karşıladı. Maktülü gördüklerinde bir süre durmak zorunda kaldılar. Gerçekten Mert'in tarif ettiği gibiydi. Demir bir çemberin ortasına çarmıha gerilmiş bir kadın cesedi.
İlk dikkatlerini çeken şey kalbine saplanmış bıçaktı. Bıçak nedeniyle cesedin altında ki yerde kan gölü oluşmuştu. Cesede yaklaşırken incelemeye devam ettiler. Kadının üzerinde beyaz bir elbise vardı. Başı aşağıya düşmüş. Şaçları önünde sallanıyordu. Kolları ve ayakları halatlarla bağlanmıştı. Halatlar o kadar sıkı bağlanmıştı ki kadın çemberde dimdik duruyordu.
İncelemeye devam ederken dikkatlerini çeken ikinci unsur ise kadının sol elindeki serçe parmağı yoktu. Yarısından koparılmış ya da kesilmişti. Kübra kadının kollarında oluşturulmuş izlere bakarken Mert'in ona seslendiğini duymadı. Mert ona yaklaşarak omzuna elini koyduğunda kendine geldi. Mert'e döndüğünde omzunda ki elini çekip konuşmaya başladı.
- Başkomserim görmeniz gereken bir şey var. diyerek cesedin sağ koluna doğru yaklaşmasını istedi.
Cesedin koluna yaklaştıkların da Mert
- Başkomserim sağ kolunda bir tarih yazılı. Büyük ihtimalle ince uçlu bir aletle kazınmış bedene.
Kübra kadının sağ koluna eğilerek tarihe baktı.
- 5 Ocak 2023. Bu ne ifade ediyor. Neden böyle bir tarihi kazımış bedene. Bugünden onbeş gün sonrasına ait bir tarih.
- Bilmiyorum başkomserim ama asıl merak ettiğim şey nasıl bir manyakla , katille uğraşacak olmamız.
Savcı gelmiş, olayyerini incelemiş. Ve adli tıpın alması için raporu imzalamıştı. Cesedi alıp giderken arkalarından baktılar. Yapabilecekleri tek şey buydu artık. Yapabilecekleri tek şey katilini bulup hapse tıkmaktı. Yapabilecekleri tek şey başkalarının da başına böyle bir şey gelmesin diye çok çalışmaktı.
5 Ocak 2023. Merkeze giderken akıllarında dönen tek şey bu tarihti.
