İçeriğe geç

CELLAT AZERi ÖZGÜR

Bölüm 1 · 20 dk okuma

CELLAT AZERi ÖZGÜR

Bölüm 1

GEÇMİŞ YADA GELECEK?

Saat sabahı 03:12 uyandı genç kadın. Yanında uyuyan kocasının üstünü iyicene örtüyü örtüp üşümemesini sağladı içi daralıyordu yüreği sanki atmıyordu vicdanı gün gelmiş yüzüne çarpmıştı açımasızlığının. Bedelini kendi oğlu ödemişti o kanındakine kıymıştı Allah'ta ona karşılığını vermişti oğlunu bu dünyaya getirerek. Oğlu sakattı %49 zihinsel engelli vardı otizmli bir çocuktu üstelik sinir hastasıydı kırmızı reçeteli ama tanrının cezası bu kadarla kalmamıştı disosiyatif kişilik bozukluğu da vardı yüksek derecede sadistlik sosyopat teşhisi konulmuştu. Genç kadın oğlunu ne zaman düşünse geçmişi gelirdi gözünün önüne kıydı hayatlar bozdu düzen tükenmiş bir hayat ama içi yanıyordu nasıl bu kadar zalim ola bilirdim diyordu nasıl kıydın kardeşine nasıl? Nasıl yaptın? ...

Yıl Önce

"Kız dur her yanımı işek ettin zilli!"

Doğa daha çok küçüktü diye bililebilecek bir yaştaydı bir evin üçüncü kızıydı iki ablası ondan küçük iki kardeşi vardı en küçük kardeşi şafak %85 zihinsel engelliydi kardeşinin tuvaleti gelmişti annesinin ısrarla onu bu işten sorumlu tutması adil değildi annesi ilgilenmediği kızla o niye ilgilenmek zorundaydı. Şafak evin en küçük kızıydı annesi o sakat kaldığında elini ayağını çekmişti babasına kalsa yetimhaneye verecekti ilk gün ama milletin yüzüne nasıl bakarım korkusu, utanç akrabaların baskısıyla vaz geçmişti tabi. Ablaları leyla, nefes, doğa ve Cansu kardeşleri doğduğu zaman ne annesi nede babası almıştı kucağına hatırlıyorlardı beşiğe koyup odada yalnız bırakmışlardı daha kardeşlerini hiç görmemişlerdi annesi ne kadar kıssada annesini dinlemeyip gizlice odaya sırayla girmişti ilk büyük ablaları Cansu sonra ikinci büyük ablası leyla ortanca ablası doğa ve en küçük ablası ablası nefes girmişti sırayla gelip beşiğin başında oturdular birbirlerine baktılar odayı sessizlik sarmıştı.

"Abla ne kadar küçük değil?"

Cansu sesizliği bozan leylaya kafasını sallayarak onay verdi.

"Evet. Çok güzel baksana aba zarı saçlı!"

Doğa yanında oturan kardeşinin kolunu sert olmayacak şekilde vurdu. İşaret

Parmağını dudağına götürerek susmasını söyledi.

"Nefes az sesiz olasın kardeşim bu dağa bebe rahatsız olur."

"Ablan haklıdır. Hadi çıkalım sonra gine geliriz anam yakalamasın."

Kardeşler sırayla çıkmıştı ses etmeden.

...

Günümüz...

Kadın derin bir iç çekti koş koca 25yıl geçmişte işlediği günahın bedelini oğlu ödüyordu. Allah ona bir evlat nasip etmişti oda sakat gelmişti bu dünyaya kıydığı kardeşi gibi hemde bir, Tokat gibi acı gerçekçi bir tokat. Genç kadın düşündü şimdi kardeşi nerede nerdedir ölmüş mü? Yoksa hayatta mı? Kim bilirdi ne ablaları nede küçük kardeşi nefes görmeye gitmişti onlar ilk terk edenlerdi şafağı ablası Cansu Anne ve babası rahmetli olunca şehire gelmiş zengin bir koca bulup evlenmişti ardından Leyla'yı da yanına alıp okutmuş onada iyi bir hayat sunmuştu kocasının ailesinin dostuyla evlenip elini ayağını çekmişti. Sonra nefes kaçıp gitmişti İstanbul'a bir gece ansızın gizli ablalarını bulmaya oda orda cellat ailesinin ikinci küçük oğlu ile Evlenmişti.

Sonra oda İstanbul'a gitmiş cellat ailesinin en büyük oğlu ile evlenmişti 17 yaşında. 14 yaşında gitmişti kardeşi nefesi aramaya ablasının onu aradığı haberi gelince nefes kocası ile gelmişti onu almaya evine götürmüştü küçük kardeşinin yanına gelince evlendiğini duyunca üzülmüştü aralarında bir yaş vardı ama kocası zengin bir adamdı parayla. Yaşını büyütmüştü, cellat ailesinin tam tamına 13 çocuğu vardı mert cellat en büyük oğluydu onu görür görmez etkilenmiş eskisinden çıkamamıştı o zaman orta yaşlarla yaklaşmıştı 32 yaşında bir adamdı çok beğenmişti kendisini yeşil gözlerine vurulmuştu çekingen ürkek tavrı ile arzulamıştı kocası onu hatta ilk başlarda dayanamayıp köşelerde sıkıştırdığı bile vardı ama çok istediği bir birliktelik olmamıştı kocasının zoruyla olmuştu ama kocası merti hiç bir zaman affetmiyor nefreti ve gururunu ayaklar altına alıyordu.

"16 yaşında tecavüze uğramıştı."

Şu an içerde yatan adam az önce yanında yatan adam küçük yaşımda onu kirletmişti daha yeni baharını yaşarken çocuk yaşta kadın yapmıştı sapıktı ona göre halen gözünde onu her yerde dikizleyen rahat vermeyen gece odasına gelip onu rahatsız eden banyoda onu sıkıştıran adam aynıydı bir gece kardeşinin kaynın kızıyla oyun oynadıktan sonra odasına çıkınca arkasından sessizce gelip onu kendi odasında tecavüz etmişti.

19 yıl önce

Genç kız onu dikizleyen adamı fark etmeden rahatça oturmuş oyun oynuyordu Kız kardeşi ve aile bireyleri çok önemli bir davete gitmişlerdi evin küçük tek kızı helin evde bırakmışlardı bakıcısı bu gün izinde olduğu için ondan rica etmişlerdi oda hemen kabul etmişti çocuklarla arası hep iyi olmuştu. Mert evdeydi gitmemişti dün çıkan bir çatışmada vurulduğu için, genç kız mertinde gittiğini sanıyordu zaten genelde eve en geç gelen olurdu pek karşılaşmazlardı sadece gece su içmeye kalktığında karşılaşmışlardı oda genelde Mert içerdi oda onun rahatsız edici bakışlardan kaçmak adına koşarak çıkardı odasına. Üzerindeki uzun etekli geceliği oturdu için biraz açılmıştı adam yutkunmuştu bu küçük kız onu çok kötü etkiliyordu yapamıyordu ne yapıysa engel olamıyordu kendine dolgun vücudunu kendini her yerden belli ediyordu. Ne kadınlar tatmıştı ne kadınlar tanımıştı hatta. Yengeleri bile kendini ona sunmuştu ama bu kız ona başka geliyordu konu tek cinsellik değildi adam için çok çekingen kimseye ne ses ediyordu o küçük sürtük kardeşinin onda bile çok sesi çıkıyordu küçük yaşına rağmen, ne deseler yapıyor bütün gün ya odasında yada arka bahçede oyuncak ayıyla oynuyordu ona diğerleri gibi gelmemişti hatta ona abi diyordu herkese hanımın hanım efendi babasıda çok beğenmişti ortanca kardeşine almayı sununca anında büyük bir tepki vermişti karşı koymuştu zaten bir lafında konu kapanmıştı.

Ama artık canına bezmişti çünkü annesi durmadan kıza rahat vermiyor o sürtük yengeleri durmuyordu herkes mertin ona bakışlarından tutumundan konuşmasından mertin kıza ilgisi olduğu anlıyordu. Kendi kardeşleri bile kaç defa abisinin sert yapısına rağmen konuşmuş onu uyarmıştı küçüktü daha 16 yaşındaydı kardeşleri ise en büyük abisinin 35 yaşından oluşundan dolayı rahatsız olduğunu belirmişti ama abisi onları bir güzel azarlamış hatta bi kaçını dövdüğünde olmuştu sonuçta. Ama vaz geçmesdi onun geyene aşığıydı tutkusu yaşam sevinçliydi onla yeniden doğmuş gibiydi.

Genç kız gecenin ilerleyen saatlerinde ilgilendiği küçük kız uyuduğunda odasına çıkmaya başlamıştı üçüncü kata kendi odasının önüne gelince hafifçe kapıyı aralamaştı ışığı yakıp öyle odaya girmişti karanlık en büyük korkusuydu. Birden arkasından biri girmişti kız hızla arkasını döndü en korktuğu kişi karşısında ona tuhaf şekilde bakıyordu yüzündeki ifadeye anlam yükleyemiyordu adam ona yaklaşmaya başlamıştı kız o ilerledikçe geriledi

"Abi noldu bir şey mi oldu?"

"Sen eniştem gille gitmedin mi?"

Adam sinirle konuştu o iğneleyici sözleri kıza korkutmuştu genç kızı gözleri dolmaya başlamıştı.

"Abi? Abi ne kadar iğrenç geliyor kulağa oysa sende "mert" sadece "mert" ismimi duymayı ne kada çok isterdim küçük aşkım!"

Genç kız kafasını iki yana salladı olumsuzca sesinde korku endişe yer almıştı.

"Hayır. Hayır sen delirmişsin yaklaşma bana!! iyi değilsin sen!! Nefes!! Nefes nerde!!! Gelme çık!! odamdan çık!!"

Genç kız kapıya bir adım atmaya kalmadan mert onu belinden yakalayıp yatağa atmıştı. Genç kız yataktan kalkmak için her hareketinde geri yatağa düşüyordu, mert kızın gözünün içine bakarak tişörtünü çıkarıp odanın bir kenarına attı genç kız yardım çığlıkları atmaya, gücünün yettiğince karşı koymaya, direnmeye başlamıştı ama ne gelen vardı ne yardım eden. Mert kızın bağırışlarından karşı koymasından bıkmıştı ani bir sinirle geçirmişti genç kıza elinin tersiyle çenesi serçe sıkıp ona bakmasını sağlamıştı

"Bana bak! BANA BAK!"

Genç kız her şeyi bırakmış bir ümit ona acır bırakır umuduyla bakmıştı gözlerine ama ne fayda göz göze gelince adamın çenesindeki eli daha sıkılaşmıştı derin nefesler alıyordu adam sinir ve öfkeli şekilde

"Sakın karşı koyma bu senin zararına olur aşkım! Emin ol canın çok yanar!!"

"İlkten seni bu kadar zorlamak istemiyorum ama beni zorlama,"

"Söz veriyorum canın yakmamaya çalışacağım,"

Adam genç kızın yüzüne yaklaştı dudağından derin kısa bir öpücük kondurdu kafasını anlına dayayıp derin nefesler almaya başladı sakin bir şekilde konuşmaya devam etti,

"Evde kimse yok istediğin kadar bağır yardım iste seni kimse duymaz, direnme. Sen ne kada direnirsen ben de o kadar sert olurum benim için zevkli senin için bir acı bir birliktelik olur. Şimdi ben ne diyorsam yap benim. Yaptıklarımın aynısı yapmaya çalış. Sakin ol korkma şimdi kendini bana bırak aşkım."

Genç kızın gözünden son bir damla düştü bitmişti. Hiç kimse ona yardım edemezdi burda bu yatakta içindeki çocuk Çan çekişerek ölecekti. Bir tepki vermedi adam kafasını kaldır yerinde dikleşti kız artık ona karşı koymuyordu. Yavaşça kızın üstünden kalkıp geceliğinin eteklerinden tutup çıkarmaya başlamıştı yavaş sakin etkilemek istercesine eli parmaklarını vücuduna sürtüyordu, ama genç kız etkilenmek yerine tiksiniyordu.artık kızı tamamiyle soymuştu vücuduna arzuyla tutkuyla bakıyordu. Genç kız adamın onu yiyecekmiş sanki bakışlarından korktuğu için gözlerini yumdu en azında bu dakikalar hafızasına kazınmazdı. Adam emir verircesine konuştu,

"Gözlerini aç! Yüzüme bak,"

Geçen kız gözlerini daha sert yumdu adam sinirlenmeye başlamıştı bu kız sınırları zorluyordu ama o sınırlarının aşılmasına tahammül edemezdi,

"Şimdi şu öldüğüm gözlerini aç! Beni mahrum bırakma yoksa karşılığını misliyle alırsın aşkım."

Titreyen sesiyle konuştu. Adamın için titredi,

"Ben korkuyorum. Lütfen yavaş ol."

Adam kızım yüzüne eğilip anlını öptü güzen verircesine konuştu,

"Hayır, hayır sakın korkma bebeğim söz veriyorum canın hiç yanmayacak."

Kadın kafasını salladı yavaşça gözlerini açtı. Adam kendinide soymuştu yavaşça acele etmeden kızı korkutmadan pozisyonunu aldı ve kız derin nefes alıp veriyordu adam bir korkusunu gidermek adına dudağına yaklaşıp sakince öpmeye başlamıştı. Zaman ilerledikçe dudakları kızın vücuda izler bırakıyordu genç kız acı ve hazla inleyerek karşılık veriyordu ama gözlerinden yaşlar eksik olmuyor içindeki çocuk son can çekişlerini veriyordu. Adam kızın vücudundan duraklarını ayırıp kafasını kaldırdı yerinde dikleşti kızın bacakları ayırıp bacak arasına yerleşti genç kızın gözlerine bakarak penisini kızın vajinasına sürtmeye başladı kız istemsizce inliyordu adam kendini dağa fazla sıkamazdı kadınlığın girişine dayandı genç kızın gözlerinin içene bakarak itti kendini kıza doğru. Genç kız acı içinde çığlık attı,

"Şişş... geçicicek bebeğim."

Adam kendini tamamen içine ittiğinde genç kız acı içinde bağırdı

"Lütfen lütfen!!! Çıkar dayanamıyorum!!! lütfen!!!"

Adam kızın biraz alışması için içinde hareket etmeden durdu.

"Çok darsın yavrum,"

"Kasma kendini "

"Sana unutamacağım bir zevk yaşatacağım."

Yavaş yavaş hareket etmeye başladı içinde genç kız acı inleyişleri zevke dönmüştü. Adam inlememek için kendini sıkıyordu o kadar dardı ki, ama küçük kadının. Bakirelik kanı gelmemişti biraz daha hızlandı ama hala gelmemişti. Yoksa küçük sevgilisine başkasımı ellemişti hangi it onu kusursuz bedenine ellemişti. Hırsla kafası kaldırıp geç kıza sinirle baktı.

"Kimle birlikte oldun!?"

Genç kız neye uğradına şaşırdı daha önce kimse ile ilişkiye gitmemişti şuna ona dokunan adama bile abi diyordu. Kuruyan göz yaşlarının yerine yenileri gelmeye başladı kafasını hızla salladığı olumsuzca.

"Hayır yemin ederim ben kimseyle birlikte olmadım mert."

Adam tam kızın üzerinden kalkarken birden gözü kızın kadınlığından gelen kana kaydı yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi artık onun olmuştu sadece onundu kızın hızla dudağına yapışıp öptü, kız anlam veremedi bir dakikası bir dakikasına tutmuyordu bu adamın adam yavaşça içinden çıktı genç kızın dudaklarından ayrılıp yataktan kalktı sonra kızı kucağına almaya yeltendiğinde kız eliyle karşı koydu.

"Duş almak istersin sanırım."

Kız başını olumsuzca salladı.

"Hayır ben kendim yapacağım sen gir sonra ben gireceğim yorgunum hareket edemiyorum."

Adam kafasını olumsuzca salladı. kızı ani bir hareketle kucağına aldı.

"Ben seni yıkayacağım sakın direnme."

Kız ağzını açamadan adamın kötü bakışlarına maruz kaldı. Sesini çıkarmadan öylece durdu, mert kucağındaki doğa ile banyoya girdi onu klozete oturttu, duşa kabine girip suyu ayarladı duşa kabinden çıkıp doğayı kucağına aldı beraber tekrar duşa kabine girdi...

Günümüz

Birden arkamdan dolanan ellerle irkildim, şah damarımın üzerine konan derin öpücükle kim olduğunu anlamam uzun sürmedim boynuma batan kirli sakallarla.

"Gine uyku tutmadı sevgilim?"

Yeni uyandığını belli eden boğuk sesiyle sordu soruya kafa sallamakla yetindim.

"Buz gibi olmuşsun gel içeri üşütmeni istemiyorum."

Belimdeki beni saran kollarını gevşetip yanıma geçti. Güneş doğmaya başlamıştı hoş güzel bir manzara sunuyordu. Birazdan Özgür uyanırdı her sabah saat 6' da ayakta olurdu mert kendini balkonun demirlerine dayayıp yüzünü bana dönmüştü,

"Noldu?"

"Bakma öyle yüzüme, mert söyle hadi?"

Mert derin bir nefes çekip yerinde dikleşti, ciddi bir ifadeyle konuştu.

"Çok yoruluyorsun Azer seni yoruyor kendine bile ayıracak zamanın yok. Şu haline bak geceleri bile zor uyuyorsun gözlerinin altı mosmor."

Bu adam çok saçma konuşuyor hemde boş. Onun çocuğuydı onla ilgilenmek zorundaydı. Bir yandan haklıydı geçeleri uyumuyordu vicdan azabıyla gidip oğlunun odasındaki tekli koltukta sabahlıyordu. Gündüz Özgür uyandığı uyku yoktu ağlıyor, bağırıyor insanlara vuruyordu kendinine zarar vermemesi için her zaman yanında biri olmalıydı bazı geceler atak veya kriz geçirdiği sık olurdu. O zaman dinlenmek haram olurdu. Bakışlarını ondan alıp yeni doğan güneşe çevirdi net bir sesle konuştu

"O benim oğlum onla ilgilenmek zorundayım, o daha çocuk kimin umuduna bırakayım mert?"

"Birazda kendi oğlunun yönünden bak lütfen 15 yaşında daha ilerde ne olacağı belli değil şimdi biz yapıyoruz ediyoruz ölümlü dünya bakalım ilerde kim olacak yapanı edeni olacak mı, allahım oğluma daha fazla. Çektirmesin Allah kimseyi kimsenin umuduna bırakmasın yoksa çok çeker. Bir daha böyle bir tarz bir konuşma açarsan emin ol ilk işim odamı değişmek olur mert."

Mertin onu aksettmediğini umuyordu bir baba eşi yoruluyor diye oğluna karşı cephe almasını istemezdi. Mert sert sesiyle bana karşılık verdi

"Saçmalama doğa o benim de oğlum tabiki ona bakacaksın ama çok yoruluyorsun. Sana bir şey olmasında korkuyorum, anla beni. Hem ben psikologla konuştum bir psikiyatri ile konuşmak kaldı oda izin verirse özgüre onun yaşlarında bir çocuk bakıcı alacağım en azından yanında yaşıtlarının olması iyi olur doktorda onayladı."

Ona sormadan böyle bir işe nasıl kalkışırdı ama doktorun onaylaması biraz olsa sinirini bastırıyordu. En azından ona haber vere bilirdi ne zamandan beli oğlu ile ilgili önemli bir konuda karar veriliyordu?

"Keşke bana da danışmak aklına gelseydi"

"Hayatım çok abartıyorsun oğlumuzun İyiliğini düşünüyorum, bu kadar ön yargılı olmana anlam veremiyorum sonuçta artık bir arkadaşı olacak bir odada tek başına hep aynı yüzleri görmek yerine başka birini görmek ona iyi gelecektir."

Derin bir nefes daha alıp. Başını olumluya salladı oğlu için iyi olurdu bir odada tek başına bir hayat sürdürmek çok kötü bir şey bunu kendi oğlunun yaşama daha kötü bir şeydi.

Oğlunun odasına bu koca evde kimse ne odasın girer sorardı sözde tam 12 amcası vardı o kadar kuzeni ama hepsi köpek gibilerde birbirini yer kuduz gibi yıllar geçtikçe birbirlerine düşman olmuşlardı hepsi kendi ailesini kurunca aynı evin içinde düşman çocuklar kadınlar adamlar var olmuştu eskiden olsa izin vermezdi kaynanam ama kaynanam emine Hanım rahmetli olunca sinsi eltileri ortalığı karıştırıp kardeşler birbirine düşman etmişler resmen zaten sorunlu çocukları vardı hepsinin. Aşkına bakılırsa tüm kardeşlerin tek konuştuğu tek bir kişi vardı oda Merti çünkü hiç bir kardeşiyle arasında sorun yoktu Özgür doğduğundan belli herkesle şeye mesafe koymuş oğluna ve işine kendini vermişti. Allah var ilgili duyarlı bir baba olmuştu hep özgüre karşı ama anlam veremiyordu bir şeye oğlu doğdu doğmadı ona Azer derdi ismi ile seslenmek yerine. Kaç defa sormuştu hatta bu artışmalarına konu olmuştu kocası sır gibi saklıyordu daha fazla üzerine gitmemişti.

"Doğa Azer için bir kız düşündüm sen mi seçmek istersin yoksa ben halledeyim mi?"

Mertin sesi ile daldığım düşüncelerden ayrıldım. Başımı onun tarafına doğru çevirip kafamı anlamadığı belir şekilde salladım, derin bir nefes alıp devam etti.

"Diyorumki Azer için bir kız getireceğim kızı sen mi seçersin yoksa ben mi?"

Tabikide oğlunun arkadaşını o veya kocası seçmeyecekti oğlunun bizzat kendi seçmesini istiyordu hayatta bir birey olma yolun en azından bir kere karar vermesini istiyordu.

"Hayır be sen nede ben bu kişiyi seçeceğiz . Oğlum kendi seçecek"

Mert şaşırmıştı nasıl oğlu karar vere bilirdi eşinin akıl sağlığının bir an olsun yerinde olduğundan şüphe etti.

"Nasıl olucak o aşkım çocuk ne konuşuyor nede bir şey anlıyor."

Kadın kafasını sağa ve solo olumsuzca salladı.

"Oğlumuz yapa bilir bunu bence lütfen bu onun ilk kez alacağı bir karar olacak hep hayatına biz yön verdik bunca zaman evet biliyorum hasta ama bir kes oldun bunu yapsın kendini bize bağlı bir kez hissetmesin istiyorum mert ben bir anne olarak buna inanmak istiyorum"

Adam karını haklı bulmuştu hep oğlunun hayatına yön vermişlerdi şimdi ise oğlunun hayatına kendi seçme hakkı tanıyacağı bir hak gitmişti kafasını olumluya salladı adam.

"Sanırım haklısın oğlumuz kendi seçecek o çocuğu."

Şu an mert banyo yapıyor bense oğlumuzun odasına gidiyordum kapını önüne gelince kapıyı yavaşça açıp oğlunun odasına girdim oğlum yatakta diklenmiş duruyordu öylece kafasını bana çevirip bom boş baktı güzel gözleri ile ne çok isterdim o gözlerin anlamlı bakmasını duygu beslemesini. Özgüre yaklaşıp yatağının yanında durdum özgür hiç sevmezdi yatağına ondan başkasının oturmasını rahatsız olur ağlar ellerini yumruk yapar nerde oturuyorsa vururdu. Onun için kimse oturmaz her gün yatağını ben toplar ben yıkardım kimseye izin vermezdi çok az konuşan çocuklardandı.

"Oğlum günaydın."

Dedim gülümseyerek.

Ama hiçbir tepki vermedi bu gece rahat uyumuştu bu çok nadiren olurdu. Oğlu gözlerinin içine bile bakmıyordu birden oğlu kahkahalar atmaya başlamıştı, noldu anlamak için etrafında göz gezdirdi ama gülünecek bir şey yoktu. Oğluna yaklaşıp kafasına elini koydu ama oğlu güler kendini geri çekti.

"Bak bak!!"

Eliyle duvarı işaret etti heyecanla,

"Babam babam!!!"

Kadın gösterdiği tarafa bakınca şok oldu giyinme odasının yanındaki siyah duvar giri olmuştu. Nasıl olmuştu diye içinden geçirdi gelip bir usta boyamamıştı her halinden belliydi resmen karalamaydı.

"Bu duvarı kim böyle yaptı özgür?"

Özgür kafasıyla başka bir yeri işaret etti yüzünü ekşiterek memnuniyetsizce.

"Kötü kadın"

"Kötü kadın"

Başımı ağır ağır banyoya çevirdiğimde anlamadım. Kafamı tekrar sallayıp iki yana ,

"Oğlum banyoda birimi var?"

Birden oda sessizleşince banyo da tuhaf sesler geliyordu yavaşça banyoya yaklaşıp banyoyu açtığımda ne göreyim keşke görmeseydim diyorum. Mertin yeğeni behzat bir kızı yaslamıştı dolaba sevişiyorlardı birden küvetli bir çığlık atmam ile ikiside ayrılıp eğer bağırmasaydım beni fark edecekleri yoktu utanmazların birden ayrılınca ikisinde kızın yüzünü göre bildim bu cehennemlerin en küçük gelinin yiyeni sude tepeydi.

Sert ve otoriter sesle,

"Sizin burda ne işiniz var reziller.??!!!"

İkisinde hem üstünü düzeltmeye çalışıyorlardı. Kız birden kafasını kaldırıp bana bakınca göz gözü geldik kızın bu haline karşın küçümseme ve tiksindirici bakışlarla bakıyordum yüzüne dağa fazla göz teması kurmayıp utançla gözlerini kaçırdı.

"Behzat!! Senin burda ne işin var utanmaz bi de kız atmışsın eve rezillik!!!"

Birden arkamdan mertin sert sesini duymamla korkuyla arkamı döndüm ama sinirli öfkeden kudurmuş bir mert vardı bakışlarını Behzat ve Sude de gezinip duruyordu derin soluklar alıp yeriyor kafasını yukarı kaldırıp sabır diler gibi geri indirdi hiç beklemediğim ürkütücü bir sakinlikle

"Doğa sen özgürü çıkar odan ve buraya kimse gelmeyecek ben çıkana kadar!"

Sadece yüzüne baktım bu halleri beni korkutuyordu deli gibi bakıyordu yüzü kıp kırmızı olmuştu. Ben burdan çıkarsam ikisinide boğardı duşa kabinin duş başlığının hortumuyla,

"Mert lütfen sak-"

Kükreyerek öyle bir bağırdıki. Şimdi eminden ikisinide boğacaktı şimdi biraz daha çabaladım ama faydası olamamıştı, şimdi ise sın kozumu kullanmam lazımdı

"Aşkım lütfen bak çıkalım hem özgürün psikolojisi bozuluyor."

Ama ne fayda beni cümlem bitince direk banyodan dışarı attı arkamdan daha ben dönmeden kilitleme sesi odada duyuldu arkamı dönüp be kadar kapıyı vurup ses çıkarıp tepki versemde fayda etmiyordu içerden ne ses nede Seda geliyordu. Birden oğlumun bana seslenmesi ile kendime geldim.

"Baba baba!! Baba kızdı! baba kızdı!!"

Elleri ile kafasına vurmaya başlamıştı birden kapıya vurmayı kesip özgüre doğru koşup sıkıca kollarını tuttum ama engel olamıyordum birden banyonun kapısının kilidi hızla açıldı içerden mert çıktı koşarak gelerek özgürün kollarını sıkıcasına sardı bende daha fazla durmadan aşağı kata inip hemşirenin kaldığı odanın önüne gelip kapıya vurmaya başladım bir yandan bağırıyordum hatta evin içine bir kaç koruma gitmiş beni sakinleştirmeye çalışıyordu ama onlara yukarı özgürün odasına yönlendirdim. Ama hala kapı halka açılmamıştı uyuz hemşire kapıyı kilitlemişti birden arkadan hizmetli bir kadının sesini duymam ile o tarafa döndüm.

"Doğa hanım zellal yok bu sabah istifa dilekçesi bırakıp memlekete gitti bu sabah bize haber"

Ağzımdan bir isyankar bir çığlık koptu birden. Şu sürtük hemşirenin yaptığı şey! Dün maşını yatırmıştık üstüne zam yaparak sabahına kaçmış utanmaz. Ama iyi olmuştu zaten kendisi çıkmasaydı ben çıkaracaktım kötü olan yanlış zamanda istifa etmiş olmasıydı.

"Çabuk bana bir doktor ve hemşire bul gel!!"

Kadın hızla kafasını sallayıp koşarak uzaklaştı bende yıkarı çıkıp mertin ve Özgürün odasına gelince oğlumun sakinleştiğini gördüğümde rahatladım derin bir. Nefes alıp yatağa oturdum. Nasıl bir güne uyanmıştım, mert yanıma gelip oturdu kollarım dirseklerine yaslayıp kafasını ellerinin arasına aldı.

"Zelal kaçmış bu sabah erkenden."

Derin bir nefes alıp kafasını anladığını belirtirmiş gibi salladı,

"Zaten dün maşını almıştı."

Dediği şeye hak verircesine bir uğultu çıkardım

"Doğa?"

Kafamı Mert'e çevirdim,

"Efendim?"

Derin bir nefes alıp yerinde dikleşti.

"Sen şu banyodaki piç ve kızı çıkar, solanda beni bekleyin ikisinide salma."

"Mert lütfen bu sabah gerçekten bu kadarı fazla oldu"

Tepki vermeden düz bir sesle

"Aşkım sadece ikisini odandan çıkar ve ben gelince sende özgürün yanına gelirsin."

Bitanem bende yapardım ama azer beni bırakmaz gine atak geçirir"

Derin bir nefes alıp yerimden kalkıp banyoya girmemle kızın ağlamasına şahit oldum şu küçük fhayişe utanmadan bir de alıyor mu?

"Kalk alamayı kes!"

Hızla yerinden kalktı. Kafasını iyice eğdi olduğu yerde behzat kızın yanına geçip kafasını eğmesi ile doğa derin bir nefes alıp ikisininde ortasına geçip kollarından tutup ittirmeye başladı aşağıdaki küçük solona doğru.

Anlam veremiyordu bu şun cacık kızın şu kocaman adam ne işi olurdu en kötüsü nasıl birlikte olurdu, daha çok genç ve tazeydi zaten bakılınca küçük lise ortalar da bir kız olduğu belliydi, 1,67 boyunda kahve kıvırcık saçlı büyük ela gözlü, ince kırmızıdan mora kaçan dudaklarıyla. Orta büyüklükte hafif düşük burnu ile normal derecede sıradan bir güzelliğe sahipti.

Birden Behzatın sesi ile ona yanadan bir bakış attı.

"Yenge nereye gidiyoruz?"

En soğuk ses tonum ile karşılık verdim sorduğu soruya.

"Amcan bu rezilliğin bir cezası olacağını söyledi ikinizin küçük solana götürmemi ikinizinde orada beklemesini söyledi. Behzat başka sorun varımıydı?"

Birden endişeli bir sesle karşılık verdi. Bu salak çocuk ne zannediyordu sen benim engelli oğlumun odasına gir kızla seviş üstüne yakalan birde,

rahatça bu olay kapanacak mı zannediyordu? Mert hiç. Bir yeğeni ile yakın olamamıştı onun için yeğenleri mertin nasıl bir adam veya amca olduğunu bilmiyorlardı. Genelde çok kısa sohbet ediyorlardı kısa. Küçümseme ve dalga ile karışık bir kahkaha attım,

"Sen çimdimisin gerçekten?"

"Dua et amcan seni ve şu kızı acısın yoksa sizin o solonda ölünüz bile zor çıkar,"

Kız birden konuşmaya dahil oldu.

"Benim bir suçum yok bir kere beni buraya getiren kişi Behzat! "

Kıza dönüp "inanamıyorum" dercesine bir bakış yolladım. Vay sen şu küçük fahişeye bak sen nasıl etekleri tutuşunca satıyor Allah için Melda'nın soyunda kanından olan. Birinden ne beklersin? Al birini vur ötekini

"Sen ne saçmalıyorsun?! Sen değil misin beni arayıp eve davet eden?!"

Birden Behzatın kızı bağırması ile gülmemek elde değildi ama kendimi zor sıkıyorum. Bu biri ergen biri çam yarması harbiden bunun kavgasınama giriştiler gerçektende rezillikler,

"Bana bak sude seni buraya amcamdan önce gömerim!"

Sudenin tiz çığlığı ile kulaklarım bana lanet okuyordu şu an koridorun ortasında durmuş şu iki rezilin kavgasına şahitlik ediyordum.

"Bana bak! Behzat cellat sen kim oluyorsun ki beni tehdit ediyorsun?"

"Sude hattını bil yoksa gerçekten elimden bir kaza çıkacak "

"Hadi çıksın hadi çıksın elinden bir kaza hadi hele bir göreyim ben senin elinden o kazayı!"

Bu iki deli mertte kalmadan birbirini boğazlayarak öldürürdü ay şimdi şu an kokuş Melda ve burnu havada eltim gönül olacaktı.. onların o yüz ifadelerini görmek için neler vermezdim ama burnu havada gönül yeni açtığı butiğinin açılışına gitmişti yoksa anında Burda biterdi cam şeytanı yeterki evde biri biriyle küçük bir sürtüşsün araya girer ortalığı karıştırırdı. Ay bu kız iyi zamana denk geldi Allah'ta evde gönül yoktu yoksa bu kızın saçına yapışır deli biriciktir oğlu kıyamaz ona canım.

Birden mertin sesi ile koça koridor inledi bizim iki salak olduğu yerde altına sıçtı. Mert ciddi sert yüz hatları ile bir öcüden farksızdı valla allahtan ben alışığım da fazla etki etmiyor şu aslanım kükremesi. Zaten bu ne ki siz bunu sevişirken göreceksiniz aslan yanında hal kalır canım ay ben neler diyorum bu çocuklar bana ters etken yaptı kendime gelmek için kafamı bir sağa bir sola çevirdim. birde ne göreyim ben merti süzerken mert Behzatın boğazına yapışmış boğuyordu Behzatın yüzü kıp kırmızı olmuştu sude mertin ellerine yapışmış Behzatı kurtarmaya çalışıyor mert ize onu umursamadan davada elini sıkılaştırıyordu.

"Ya gelip yardım etsene doğa abla!!"

"Öldürecek çocuğu yoksa!"

Sudenin bana bağırması ile olaya el atmamın zamanı geldiğini anladım koşarak mertin ve Behzatın arasına girmeye çalıştım ama nafile yakışıklı Herkül'üm yapışmış bırakmıyor en son sude yardımı bıraktı bana alel acele

-"Doğa abla bir şey yap!!"- ay bu kız beni delirtecek mert Behzatı ben bunu öldüreceğim tam olacak

" Ne yapıyorum ben suan sude?"

Yani bu kız beni çok rahatsız etmee başladı yakında Behzat yerine kendisini yereceğim mertin eline

"Böyle sakinleştiği pek göremiyorum?

"Ama o benim eşim Sudecim ben suan ne kadar benim etkim olursa o kadar sakinleştire bilirim!"

Bu kız insanı deli eder yani nerde bozuk orda cellat bulur boşuna dememişler, En. Son tek çare...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.