LUCIFER | ÇAĞIRMA AYGITI
Evrenin bir yerinde, insanların bildiğinden çok daha büyük bir dünya vardı.
Bu dünyada üç büyük âlem bulunuyordu: Cennet, Cehennem ve Dünya.
Cennet, meleklerin ve tanrısal varlıkların yaşadığı sonsuz ışıklarla dolu bir yerdi. Cehennem ise iblislerin ve şeytanların hüküm sürdüğü karanlık bir âlemdi. İkisinin arasında kalan Dünya ise insanların yaşadığı tek özgür bölgeydi.
İnsanlar diğer varlıklardan farklıydı.
Çünkü insanlar özgürdü.
İstedikleri yere gidebilir, istedikleri kişiyi çağırabilir ve kendi kararlarını verebilirlerdi.
Melekler, şeytanlar, iblisler ve hatta tanrılar ise Dünya'ya kendi istekleriyle gelemezdi.
Bunun nedeni Çağırma Aygıtı adı verilen gizemli bir cihazdı.
Çağırma Aygıtı, binlerce yıl önce ortaya çıkmış ve zamanla insanların hayatının sıradan bir parçası hâline gelmişti. İnsanlar cihazın yardımıyla başka âlemlerde yaşayan varlıkları Dünya'ya çağırabiliyordu.
Fakat önemli bir kural vardı.
İnsan çağırmadığı sürece hiçbir varlık Dünya'ya gelemezdi.
Bu nedenle melekler, şeytanlar ve iblisler insanlar tarafından adeta birer oyuncak gibi görülmeye başlamıştı.
Özellikle gençler arasında Çağırma Aygıtı kullanmak büyük bir eğlenceydi.
Bazıları güçlü bir melek çağırıp arkadaşlarına hava atıyor, bazıları şeytanlarla savaş düzenliyor, bazıları ise hangi insanın daha güçlü bir varlık çağırabileceği üzerine yarışıyordu.
İnsanlar bunun gerçek bir savaş olmadığını düşünüyordu.
Onlar için bu sadece bir oyundu.
Fakat bir gün, Dünya'nın küçük bir şehrinde her şeyi değiştirecek bir çağırma gerçekleşti.
Şehrin merkezindeki büyük bir eğlence salonunda yüzlerce insan toplanmıştı.
Salonun ortasında devasa bir Çağırma Aygıtı duruyordu.
Sunucu heyecanla kalabalığa seslendi.
"Bugün şimdiye kadar çağrılmış en güçlü varlığı göreceksiniz!"
Kalabalık bağırmaya başladı.
Sunucu cihazın önüne geçti ve ekrandaki seçenekleri gösterdi.
"Bir melek mi?"
Kalabalık:
"Hayır!"
"Bir şeytan mı?"
"Hayır!"
Sunucu gülümsedi.
"Öyleyse bir iblis!"
Kalabalığın içinden alkışlar yükseldi.
Ancak o sırada genç bir çocuk kalabalığın arasından çıktı.
Elinde eski bir Çağırma Aygıtı vardı.
Cihaz diğerlerinden farklıydı. Üzerinde hiçbir varlığın adı bulunmuyordu.
Çocuk cihazı yere koydu.
"Ben farklı birini çağıracağım."
Sunucu şaşırdı.
"Kimi?"
Çocuk ekrana baktı.
Ekranda yalnızca tek bir isim vardı.
LUCIFER.
Salon bir anda sessizleşti.
Kimse konuşmadı.
Çünkü Lucifer sıradan bir iblis değildi.
O, Cehennem'in İblis Lordu olarak biliniyordu.
Cehennem'deki sayısız iblis ve şeytan onun adını duyduğunda bile dikkat kesilirdi.
Efsanelere göre Lucifer, Cehennem'in en güçlü varlıklarından biriydi.
Ama onunla ilgili daha korkutucu bir bilgi vardı.
Lucifer, Tanrı'ya karşı çıkan tek varlıktı.
Çocuk bunu önemsemedi.
Cihazdaki düğmeye bastı.
Bir anda salonun ortasında büyük bir enerji halkası oluştu.
Zemin titredi.
Duvarlardaki ışıklar söndü.
Gökyüzünde kara bulutlar belirdi.
Cihazın ekranında tek bir kelime yazıyordu:
ÇAĞIRILIYOR...
Sonra güçlü bir ses duyuldu.
Enerji halkasının içinden siyah bir siluet ortaya çıktı.
Uzun siyah saçları vardı.
Üzerinde beyaz bir takım elbise bulunuyordu.
Yüzü sakindi.
Gözleri ise çevresindeki herkesi dikkatle inceliyordu.
Lucifer Dünya'ya ayak bastığında salonun tamamı sessizleşti.
Lucifer etrafına baktı.
"Demek sonunda beni çağıran insan ortaya çıktı."
Çocuk heyecanla ona yaklaştı.
"Sen gerçekten Lucifer'sın!"
Lucifer cevap vermedi.
Bunun yerine tavana baktı.
Gökyüzünün çok daha yukarısında, Dünya'nın üzerinde başka bir âlem vardı.
Cennet.
Lucifer'ın gözleri hafifçe parladı.
"Buraya gelmemi sağlayan kişi sen değilsin."
Çocuk şaşırdı.
"Ne?"
Lucifer yavaşça başını çevirdi.
"Sen sadece kapıyı açtın."
O anda gökyüzünden büyük bir ışık sütunu indi.
Cennet'in kapısı açılmıştı.
Bir grup melek Dünya'ya bakıyordu.
Meleklerin lideri sert bir sesle konuştu.
"Lucifer!"
Lucifer başını kaldırdı.
Uzun zamandır duymadığı bu sesi duyunca yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Demek hâlâ beni hatırlıyorsunuz."
Melek lideri:
"Burada ne işin var?"
Lucifer:
"Bir insan beni çağırdı."
"Kuralları biliyorsun. Dünya'ya yalnızca çağırma yoluyla gelebilirsin."
Lucifer başını salladı.
"Biliyorum."
Sonra gökyüzüne doğru baktı.
"Ama bu kez Dünya'ya gelme amacım farklı."
Melekler silahlarını hazırladı.
"Amacın ne?"
Lucifer birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonunda tek bir cümle söyledi:
"Tanrı'yı görmek istiyorum."
Meleklerin yüz ifadeleri değişti.
Çünkü Lucifer'ın Tanrı'dan nefret ettiği biliniyordu.
Ancak kimse onun nedenini bilmiyordu.
Lucifer bir zamanlar Cennet'in en güçlü varlıklarından biriydi. Fakat yıllar önce Cennet'ten ayrılmış ve Cehennem'in hükümdarı olmuştu.
O günden sonra Cennet ile Cehennem arasındaki denge bozulmuştu.
Şimdi ise Lucifer yeniden Dünya'daydı.
Ve bu kez onu çağıran insan, bunun bir eğlence olduğunu düşünüyordu.
Çocuk Lucifer'a baktı.
"Sen gerçekten Tanrı ile savaşacak mısın?"
Lucifer ona döndü.
"Hayır."
Çocuk rahatladı.
Fakat Lucifer'ın devam eden sözleri onu daha da şaşırttı.
"Ben Tanrı ile savaşmaya gelmedim."
"Öyleyse neden geldin?"
Lucifer gökyüzüne baktı.
"Çünkü Tanrı'nın sakladığı bir şey olduğunu biliyorum."
Bir anda bütün şehirdeki Çağırma Aygıtları çalışmaya başladı.
Dünya'nın farklı yerlerinde insanlar ne olduğunu anlamadan cihazların başına toplandı.
Cennet'teki melekler alarma geçti.
Cehennem'deki iblisler Lucifer'ın Dünya'ya çıktığını öğrendi.
Ve en önemlisi...
Tanrı da Lucifer'ın geri döndüğünü fark etti.
Binlerce yıldır sessiz kalan Dünya, aynı anda üç âlemin dikkatini üzerine çekmişti.
Lucifer ise şehir meydanında tek başına duruyordu.
Gökyüzüne bakarak son sözünü söyledi:
"Bu kez beni çağıran insan değil."
Gözleri parladı.
"Bu kez ben birini çağıracağım."
O anda Dünya'nın üzerinde devasa bir Çağırma Çemberi belirdi.
Fakat çemberin sembolü ne Cennet'e ne de Cehennem'e aitti.
Hiç kimsenin daha önce görmediği bir semboldü.
Ve o sembol ortaya çıktığı anda, üç âlemde de aynı cümle duyuldu:
"Çağırma oyunu sona erdi."
"Savaş başlıyor."