İyi Okumalar 🦋
_____________
Bana uzatılan eli tutma girişiminde bulunmadan Felix'e taraf döndüm. Koltukta oturmuş dikkatli bir şekilde beni izliyordu.
H: "Sevgilim git bak bakalım yavru köpek uyandı mı"
Hemen gülümseyerek beni onayladı ve arka odaya doğru adımladı köpeği kontrol etmek için. Ben ise "sevgilim" kelimesini vurguladığım için keyifli bir şekilde gülümseyerek karşımda dikilen kadına döndüm.
H: "Bir şey mi diyecektin? Anladığım kadarıyla ailem sana iletmemiş ama benim sevgilim var"
Yüzünden şaşırdığı belliydi. Ailemin yalandan ona onunla evleneceğimi dediğine o kadar emindim ki. Ama kendisi kendi ayağıyla bana gelmesi ve gerçekleri görmesi iyi olmuştu.
"Birkaç randevuya çıkabiliriz. O zaman kimi daha çok beğendiğine karar verirsin"
Sinirden gülümseyerek alt dudağımı ısırdım. Gerçekten bazıları aşkı, sevgiyi oyuncak zannediyorlardı. Kalbin eğer birini sevdiyse başkasını görmemeli.
Bu yüzden bugüne kadar hiç ciddi ilişki yapmadım. Çünkü kimseye kalbimi adayacak kadar güvenmedim.
F: "Hyunjin hala uyuyor ne zaman uyanacak ya"
Felix mızıldanarak yanıma koştu ve kollarını belime sardı. Ben de beni saf, gerçek sevgiye inandıran sarışınıma sarıldım ve saçlarına öpücük kondurdum.
H: "Uyursa daha çabuk iyileşir"
Başını sallayarak beni onayladı. Bile, isteye bana Sana'nın önünde sarıldığını biliyordum. Bu hoşuma gitmedi de değil.
H: "Söyleyecek bir şeyiniz yoksa bir daha beni rahatsız etmemek adına gidebilirsiniz"
Sana bir şey demeden bir bana bir de bana sadılan Felix'e baktı. Yüzünden özgüveninin nasıl kırıldığını anlayabiliyordum. Birşey demeden dönüp gittiğinde, kollarımı daha sıkı sardım ince bele ve kucağıma aldım.
H: "Hemen bir şeyler yiyorsun yaramaz kedicik"
Kıkırdayarak kollarını boynuma sardı ve yanağıma minik öpücükler bıraktı.
...
F: "Bir daha benden kan almasınlar lütfen"
Dudaklarını büzerek yüzüme baktığında az önce kan örneği alındığı için koluna yara bandı yapıştırılan yere öpücük bıraktım.
Biraz gecikmiş olsam da sonunda Minho sayesinde randevu bulup kan tahlili verebilmiştik. Her ne kadar küçüğüm bundan memnun olmasa da.
İğneden korkmuyordu ama kan alındığı zaman başı döndüğü ve garip hissettiği için korkmuştu.
M: "Tamamdır cevaplar çıktığında haber edeceğim size."
Minho son kan tüpünün de üzerine isim kodumuzu yapıştırdıktan sonra sandalyesinde bize taraf döndü ve Felix'e bakarak gülümsedi.
M: "Felix acil yeni kan üretmen gerekiyor yoksa bayılırsın"
Küçük kediciğim dehşete düşmüş gözlerini bana çevirdi yardım istermişçesine. Minho onunla uğraşmayı seviyordu.
Minho ve Jisung en başından Felix'i bilen tek kişilerdi ve onlar gibi güvenebileceğim birilerinin olması benim için büyük avantajdı.
H: "Şaka yapıyor güzelim"
F: "Minho hyung çok ayıp"
Minho pis pis gülümseyerek kan örneklerini alarak çıktı odadan. Tahlil yapılacağı için bir şey yememiş sabah erkenden kalkıp gelmiştik.
Bu yüzden buradan çıkıp birlikte kahvaltı yapmaya gitmemiz iyi olacaktı.
H: "Hadi güzelim gidelim"
Elimi uzattığımda hala sandalyede oturan Felix elimi tuttu.
F: "Ayağa kalkınca başım dönmeyecek dimi?"
H: "Dönmeyecek bebeğim"
Elimi sıkıca tutarak dikkatli bir şekilde ayağa kalktı ve kalkar kalkmaz gözlerini sıkıca kapattı.
F: "Hyunjin başım dönüyor ama"
Muhtemelen çok aç olduğu, bir şey yemediği için böyleydi. Kahvaltı planlarımı değiştirip onu hastane kantinine götürmem daha iyi olacaktı. Kan verdiği için hemen bir şeyler yemesi gerekiyordu. Onun da benim de.
F: "Çok kötü kokuyor"
Felix, birilerinin duymasından korkar gibi masada bana yaklaşarak fısıldadı. Çok tatlıydı.
H: "Güzelim en sevdiğin gimbap işte. Harika kokuyor"
Çubukla tuttuğum gimbap dilimini dudaklarına yaklaştırdığımda uzaklaştı ve yüzünü buruşturarak başını salladı.
F: "Hyunjin gerçekten çok kötü kokuyor"
Bir şey demeden gimbap parçasını kendi ağzıma attım. Gerçekten lezzetliydi ve hiçbir koku yoktu. Felix ise deminden beri yaptığı gibi vişne suyunu içiyordu.
F: "Gidelim lütfen Hyunjin kusacağım galiba"
Artık beni endişelendiriyordu. Günlerdir doğru düzgün bir lokma yememişti bile. Bıkkın bir nefes vererek başımı salladım ve sandalyeden kalkarak elimi uzattım tutması için.
Hemen küçük elini benim elimin arasına yerleştirdi ve ayağa kalktı.
H: "Yemek istediğin bir şey var mı?"
Yine yüzünü buruşturarak başını salladı. Yemek konusunda asla böyle yapmazdı hep severek yerdi yemeklerini. Küçük kediciğimin yanaklarını dolu görmeye alışmıştım.
F: "Midem bulanıyor"
H: "Tamam zorlamayacağım Felix"
...
Parmaklarımı dar delikten çıkararak altımdaki bedenin alnına öpücük bıraktım. Yine nasıl olduysa Felix, beni azdırmayı başarmıştı.
Yine kendimi onun büyüsüne kaptırmıştım. Sabah bir şey yemediği için ona kızgınken akşam kendisini bir şekilde affettirmeyi başarıp beni yatağa çekmişti. Sanırım hipnoz yetenekleri vardı. Gerçi ben böyle hipnoz edilmekten gayet memnundum.
Komidinde duran kondomu aldım ve ambalajını açarak errekte aletime geçirdim ve altımda heyecanlı bir şekilde beni bekleyen güzelliğe baktım.
Vücuduna bıraktığım kızarıklıklar, dağılmış saçları zarif kıvrımları ile tapınılası gözüküyordu. Sadece onun güzelliğine bakarak bile boşalabilirdim.
H: "Güzelliğim benim"
Tekrar üzerine doğru eğilip dudaklarına kaçamak bir öpücük bıraktığımda sabırsız bir şekilde kollarını bana sararak vücutlarımızı yakınlaştırdı. Küçüğüm sabırsızdı, ki ben ondan daha da sabırsızdım.
Kolumu ince bele sararak Felix'i yatağa sabitledim ve penisimi deliğine konumlandırarak yavaşça başını içine doğru ittim.
F: "Ahhh"
Beni sıkıca saran darlık yüzünden burnumdan soluyarak gözlerimi sıkıca kapattım ve neredeyse yarısından fazlasını sıcaklığa doğru ittim.
F: "Ahhhmm Hyunjin"
Benim için inleyen dudaklara tüy kadar hafif öpücükler bırakıp daha fazlasını ister bir şekilde tamamen içine girdim, kendimi sıcaklığa bıraktım.
F: "Hyunjin.. ahh hayır"
Parmaklarımla Felix'in belini okşarken gözlerinden akan yaşların çizdiği yol üzerine öpücükler bıraktım ve daha fazla dayanamayarak içinde hareket ettim.
F: "AHH Hyunjin dur.. ah acıyor"
Sarışınımın sesi inlemeden uzak acı doluydu endişeli bir şekilde yaşlarla dolu gözlerine baktım.
H: "Sabit duruyorken de mi acıyor"
Başını onaylar anlamda sallayarak küçük ellerini göğsüme yasladı ve beni itmeye çalıştı.
F: "Hyunjin çok acıyor"
Daha fazla güzelimin canını yakmamak için dikkatli bir şekilde içinden çıktım ve yatakta doğrularak Felix'i kucağıma çektim.
Bana sarılmak yerine kollarını karnına sıkıca sarmıştı. Ne kadar korktuğumu anlatamazdım. Ona zarar vermekten köpek gibi korkuyordum.
En son dağ evindeyken yapmıştık. Üzerinden baya geçmişti. Çok sık yaptığımızda canı yanabilirdi ama onu zorlayacak kadar sık yapmadığımıza emindim.
H: "Neresi acıyor güzelim"
Yaşlarla dolu gözlerini bana çıkardı ve dudaklarını büzerek daha da sıkı sardı kollarını karnına.
F: "Hyunjin karnım ağrıyor, çok ağrıyor"
Dolu dolu olan gözlerinin altına öpücük bıraktım ve ellerini karnından çekerek elimi karnına yaslayıp hafif masaj yaptım oraya.
Felix, başını yorgun bir şekilde göğsüme yaslayıp öylece masaj yapmamı bekledi. Yüzündeki rahatlamayı gördükçe ağrısının geçtiğini anlıyordum.
H: "Geçti mi?"
Başıyla beni onayladığında gözleri kapanmak üzereydi. Canını yaktığım için çok pişmandım. Anlaşılan ne kadar zorlamadığımı düşünsem de, onu fazla zorlamıştım.
H: "Duş alıp uyuyalım güzelim"
Masajlarımla mayışan bedeni sıkıca tutarak ayağa kalktım ve banyoya doğru adımladım. Hala canı yanıyor diye o kadar endişeliydim ki.
Ama aksine yüzü hızurlu ve rahatlamış gözüküyordu. İkimizi de iyice yıkadıktan sonra, üşümemesi için sıcacık pijamalarını giydirdim ve kollarımın arasına alarak saçlarını okşadım daha rahat uyuması için.
İkimiz de uyuduk.. ertesi gün hayatımızın tamamen değişeceğinden habersiz bir şekilde...
________________
Geçiş bölümü gibimsi şeyimsi olduğundan çok karışık bir bölüm oldu.
Ama sonraki bölümden sonra tatlılık krizinden bayılmaya devam ehe 🤭
Nasıl heyecan var mı?
Lütfen Tanıtın bölümünü TEKRAR OKUYUN. Bakın orada cevabını verdiğim şeyleri soruyorsunuz. Felix kedi mi doğuracak bilmem ne. Lütfen emeğime saygı gösterip Tanıtım bölümünü tekrar okuyun. Okumuş olabilirsin ama atladığın birçok detay vardır. Tekrar okumak seni öldürmeyecek. İlk bölümü tekrar oku!



