İçeriğe geç

CatLix / HyunLix

Bölüm 27 · 5 dk okuma

CatLix / HyunLix

Bölüm 27

🐾

İyi Okumalar 🦋

_____________

~hyunjin~

F: "Gerçekten işe gitmeyecek misin bugün"

Felix bugün bilmem kaçıncı kez sevinçten boynuma atlayarak sıkıca sarıldı bana ve yanağını yanağıma bastırdı.

Pazar akşam dönecektik tatilden normalde ama pazartesi sabah yola çıktım ve öğlen eve vardığımız için kliniği açma grişiminde bulunmadım. Zaten önemli bir şey olursa ararlardı.

İşe gitmemem en çok küçük kediciğimi mutlu etmişti. Eve geldiğimizden ve işe gitmeyeceğimi öğrendiğinden beri her beş dakikada bunun gerçek olup olmadığını soruyordu.

Boynuma atlayan bedenin beline sardım kollarımı ve kucağıma doğru çekerek onun bacağımın üzerine uzanmasına neden oldum.

H: "Gitmeyeceğim, güzelimin yanında kalacağım"

Başımı eğerek kucağıma uzanan bedenin göbüşüne öpücükler bıraktım ve sonra da parmaklarımla gıdıklamaya başladım.

Öpücüğümle mayışırken bir anda gıdıkladığım için afallamıştı. Kıkırkıkır gülmeye başladığında ben de gülümseyerek gıdıklamaya devam ettim.

Küçük elleri ile ellerimi itmeye, bacaklarını karnına doğru çekerek beni durdurmaya çalışıyordu. Gülmekten yanakları kızarmıştı. Çok tatlıydı.

F: "Hyunjin dur lütfen"

Nefes nefese zar zor konuştuğunda hareketlerimi durdurmuş ve yumuşacık göbüşüne birkaç öpücük daha kondurmuştum.

F: "Film izleyelim mi bugün?"

H: "İzleyelim güzelim"

Kucağımda doğrularak bacaklarını iki yanıma attı ve kollarını boynuma sararak başını omzuma yasladı. Uysal kediciğim benim.

F: "Hiiiç işe gitme tamam mı?"

Bana sarılan bedene sıkıca sardım kollarımı. Ciddi ciddi sıkıca sardım. Göğüs kafesime sokup saklayacak kadar sıkıca sardım.

Onun böyle saf sevgisini hak edecek ne yapmıştım bilmiyorum ama Felix benim zor geçen, yalnız geçen günlerimin hediyesiydi ve onu gözüm gibi koruyacaktım.

H: "Sen de benimle gelebilirsin istersen güzelim. Hem bana yardım edersin"

Başını kaldırarak gözlerimin içine baktı. Gözlerinde parlayan yıldızları görebiliyordum. Onu mutlu etmek bu kadar kolaydı işte. Bebek gibiydi.

F: "Gerçekten mi?"

H: "Gerçekten çiçeğim"

Gülümseyerek dudaklarına küçük bir öpücük bıraktım. Benim için dudaklarını araladığında ne istediğini bildiğim için tekrar dudaklarına yaklaştım.

Beni durduran şey ise çalan telefonumdu. Kim olduğunu gayet iyi biliyordum. Sakin olmak adına derin bir nefes aldım ve telefonu açarak kulağıma yasladım.

"Kapıdayım"

Daha bir şey diyemeden annem diyeceğini demiş ve telefonu kapatmıştı. Hemen ardından ise kapı çalmıştı.

Bunun olacağını biliyordum. En iyisi yüz yüze konuşup ne kadar net olduğumu ona göstermekti ama Felix'i görmemeliydi. Daha fazla sorun çıkarırdı yoksa çünkü Felix'i tanımıyordu ve öyle herkesi de evime almayacağını biliyordu.

Sabırsız bir şekilde kapı tekrar çalındığında kucağımdaki bedenin dudaklarına aceleci bir öpücük kondurdum. O da yüzümü dikkatli bir şekilde süzüyordu ne olduğunu anlamak için.

H: "Güzelim gelen annem. Aramız pek iyi değil. Sen odaya çık ve oradan dışarı çıkma. Eğer oraya gelirse kedi formuna geç tamam mı?"

Beni hemen onaylayarak kucağımdan indi ve koşarak merdivenlere doğru ilerledi. Sakin olacaktım. Ne kadar zor bir gün olursa olsun günün sonunda Felix'e sarılıp huzur bulacağıma emindim.

Gülümsemeye çalışarak kapıya doğru ilerledim ve daha fazla beklemeden açtım.

"Ağaç oldum oğlum. Neredesin sen? Kaç gündür telefonuna ulaşamıyorum. Kliniğe geçtim orda da değildin. Ne oldu bıktın mı gereksiz işinden"

Daha kapıyı açar açmaz gülümsemem solmuştu.. Asla susmadan saydırarak salona geçti ve koltuğa oturarak sehpanın üzerindeki sürahiden bardağa su döküp içti.

H: "Bugün dinlenmek istedim. Senin gereksiz dediğin işim masum canları kurtarmak"

Histerik bir şekilde gülümsedi. Hiçbir zaman beni desteklememişlerdi. Asla da onlardan destek beklememiştim ama yine de zordu..

"İş, gelecek konusunda bizi dinlemedin ama evlilik konusunda dinlemelisin. Kaç yaşına geldin"

Kendimi sakin tutmaya çalışarak karşıdaki koltuğa oturdum. Yıllardır öğrendiğim bir şey varsa o da alttan almaktı. Onların istediği beni sinirlendirmekti ve bunu onlara vermeyecektim.

H: "Evlilik düşünmüyorum"

"Hah evlilik düşünmüyormuş! Seni büyütmek için neler yaptık şimdi bize karşı çıkıyorsun!"

Cevap istediğim yerden geldiğinde yaslandığım koltuktan sırtımı ayırdım ve öne doğru eğildim.

H: "Ne yaptın beni büyütmek için anne? Sen oğlunla ilgilenmiyordun bile. Tek yaptığın işine odaklanmaktı. Ben dadıları annem sanarak büyüdüm yıllarca"

Bakışlarından bunları kabullenmediğine o kadar emindim ki. O, kendisini anne zannediyordu ve babam da kendisini baba. Hiçbirinin benim üzerimde emekleri yoktu. Sadece biyolojik katkılarından başka.

H: "Ben çocukken kendime söz verdim. Sizler gibi bir ebeveyn asla olmayacağıma"

Sözlerim ağır gelmiş olacak ki bakışlarını üzerimden çekerek etrafta gezindirdi. İçimden geçenleri günlerce anlatmaya çalışsam bile anlamayacaklardı. Kendimi üzmekten başka işe yaramıyordu kelimelerim.

Artık büyümüştüm. Sevgisiz büyümeme rağmen sevginin en masumunu, gerçeğini bulmuştum. Başka hiçbir şeye ihtiyacım yoktu.

"Yine evini dizayn mı ettin. Bari inek hekimi olacağına mimar olsaydın!"

Ayağa kalkıp salonu gezdiğinde söylediklerini umursamıyordum bile. Onun gibi insanların canını kurtarmaktansa masum canları hayata tutundurmak daha önemliydi benim için.

Merdivenlere doğru ilerlediğinde kalbim boğazımda atmaya başlamıştı. Ondan korkmuyordum. Bu yaştan sonra da beni sevdiğimden ayıramazdı ama Felix'in incinmesinden it gibi korkuyordum.

"İyi para kazanıyor musun ki bu kadar büyük ev aldın"

Merdivenleri çıkmaya başladığında endişeli bir şekilde yerimden kalkarak onu takip ettim. Bir kedim olmasını sorun etmeyecekti sakin olmam gerekiyordu.

H: "Neden gelmiştin"

Merdivenlerde ona yetiştiğimde konuyu değiştirmeye çalıştım. Nedensizce endişeliydim. O ise yüzüme bakmak yerine evin her köşesine bakıyordu.

"Seni Sana ile evlendirmek için"

H: "Anne boşuna uğraştığını biliyorsundur umarım"

Elini odamın kapısına uzattığında sesimin bir an titrediğini hissettim. Annem kapıyı açtığında benim bakışlarım zenine kaydı. Çünkü aralık kapının ardından Felix'in çıkıp bacaklarıma sürtünmesini bekledim.

Ama beklediğim olmadığında sesli bir şekilde yutkunarak kafamı kaldırdım ve kapıda bekleyen annemle bana dolu gözlerle bakan Felix'e baktım.

"Evde misafirin olduğunu söylememiştin"

Annem alaycı bir şekilde konuştuğunda benim tüm bakışlarım sarışınımın üzerindeydi. Resmen teni bembeyaz olmuştu. Gözleri ise dolu doluydu. Tek bir kırpışında gözünden akmaya hazırdı yaşlar.

Onun için endişelendim. Konuşulanları duyup mu üzülmüştü. Böyle olsa bile geldiğimizi bildiği halde neden hala insan formundayı ki?

H: "Evet anne gördüğün gibi müsait değilim. Başka zaman konuşuruz"

Elini kapının kolundan çekerek bakışlarını bana çevirdi ve gözlerimin içine baktı. Onun gözlerine bakmak anne kucağı gibi hissettirmiyordu asla. Acı geçmişten başka hiçbir şey değildi.

"Hayal kırıklığından başka bir şey değilsin Hwang. Yarın Sana ile buluşursan iyi edersin"

Benim bir şey dememi beklemeden arkasını dönerek merdivenlere doğru adımladı. O gözden kaybolana kadar ve evin kapının kapanma sesini duyana kadar arkasından bakarak kaldım.

Onlar için hayal kırıklığından başka bir şey değildim. Aynısı da benim için geçerliydi. Onlar benim için pişmanlıktan başka bir şey değildi.

Küçük bir çocuk asla öyle bir hayatı hak etmemişti.

Duyduklarımı sindirmeye çalışmayı bırakmıştım çünkü asıl odak noktam Felix'in durumuydu. Bakışlarımı ona doğru çevirdiğimde yüzü hala donuktu.

Endişeli bir şekilde ona doğru yaklaştım. Dediğimi yapmaması ikimizi de zor durumda bırakması beni kızdırmıştı.

Önünde durduğumda yaşlarla dolu gözlerini kırparak başını önüne eğdi ve hıçkırarak ağlamaya başladı. İşte benim canım şimdi yanmıştı.

________________

İki bölüm daha azıcık kaos'a dayanın sonra tekrar softiş bir şey olacak

Bölüm sonu

16 yorum