İyi Okumalar 🦋
____________
~hyunjin~
Hala bir şeylerin ters gittiğinin farkındaydım. Felix hala bana karşı çok panik davranıyordu. Az önce de çok kısa bir öpüşme olmasına rağmen nefes nefese kalmış ardından kaçarak uzaklaşmıştı.
Ona zaman tanımam doğru değildi. Bu onu daha da yalnız hissettiriyor olmalıydı. Onun tüm bunların üstesinden tek başına gelemeyecek kadar masum olduğunu biliyordum.
Yalnız başına tüm bunları atlatmasını veya öğrenmesini beklemek yerine onun yanında olmalı ve ona yardım etmeliydim.
Bu yüzden duşa girmekten vazgeçtim ve az önce kollarımın arasından sıyrılarak kaçan bedenin ardından merdivenleri inerek salona geçtim.
Zaten küçücüktü, koltuğun önünde bacaklarını kendisine doğru çekerek oturduğu için daha da küçülmüştü.
Endişeliydim çünkü kendisini bana açmamasından korkuyordum. Eğer bir şeyleri halledeceksek ikimizin de hisleri hakkında dürüst olması gerekiyordu.
Koltuğun önünde oturan bedenin yanında dizlerimin üzerine çöktüm ve onu irkitmeyecek bir şekilde yavaşça elimi yumuşak saçlarının arasına daldırdım.
H: "Konuşalım mı çiçeğim?"
Sesimi duyar duymaz başını kaldırdı ve ağlamak üzere olduğu için kırmızı gözleri ile bana baktı. Dayanamıyordum onu böyle gördüğümde içim parçalanıyordu.
Kollarımı etrafına sardım ve küçük bedeni kucağıma alarak koltuğa oturdum. Rahat oturması için iki bacağını yan taraflardan koltuğa yasladım ama o yüzünü dahi kaldırmadan hemen başını göğsüme gömdü.
H: "Neyi var benim bebeğimin?"
Küçük elleri ile kıyafetimin eteklerine tutundu ve elini yumruk yaparak sıktı. Bana kendisini açmasını istiyordum ama onun için bu çok zordu sanırım.
Çok sert bir şekilde sıktığı ellerini tuttum ve kıyafetimden uzaklaştırarak kendi ellerimin arasına aldım. Yumuşacık tenini okşadım azıcık da olsa rahatlatmak adına.
H: "Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun dimi?"
Onun bana kendisini açamayacak olduğunu anladığım için küçüğümü rahatlatmak adına ben konuşmaya başladım.
İçimdeki hisleri en ufak değişiklik olmadan kelimelere dökerken bir taraftan da göğsüme gömülen yarı zamanlı kedimin sırtını okşuyordum.
H: "Sen benim için çok değerlisin ve benden uzak durduğunda o kadar çok üzülüyorum ki"
Başımı eğerek burnumu saçlarına gömdüm ve küçük bir öpücük bıraktım sarı tutamlara.
H: "Güzelim bana neden böyle yaptığını açıklasa onun tüm problemlerini çözeceğim. Eminim bu kadar üzülmene değmeyecek bir şey. Beni de kendini de üzme bebeğim tamam mı?"
Göğsümde kıpırdanarak yüzünü daha da bastırdı. Sanki benden kaçıyordu ama aynı zamanda da bana sığınıyordu.
H: "Ben tatlı kediciğimin hep bana sırnaşmasını istiyorum, kaçmasını değil"
Minik burnunu çekme sesini duyduğumda gülümseyerek dudaklarımı saçlarının arasından uzaklaştırdım ve bu sefer iki elimle de okşadım sırtını.
H: "Ağlıyor musun?"
F: "Hayır"
H: "O zaman yüzüme bak"
Hemen başını hızlı hızlı hayır anlamda salladı. Sanki kaçabilecekmiş gibi kollarını boynuma doladı ve daha da sokuldu bana doğru.
F: "Utanıyorum"
Boynuma sarıldığı için bu sefer başını da boyun girintime sokmuştu. Böylece sesi boğuk çıkıyordu.
H: "Neden?"
F: "Yine oluyor"
Elimi zarif omzularına sardım ve kendimden uzaklaştırarak benden kaçırmaya çalıştığı kırmızı gözlerine baktım. Durmadan burnunu çekiyor, gözlerini kırpıştırıyordu ağladığını anlamamam için.
H: "Söyle bakalım sevgiline her şeyi"
"Sevgili" kelimesini bilerek vurguladığımda sonunda onun bakışlarını kendi üzerime çekebilmiştim.
Benim yanımda rahat olsun istiyordum. O yüzden aramızdaki bağın ne kadar güçlü olduğunu, sevgimizin ne kadar büyük olduğunu her fırsatta ona göstermem gerekiyordu.
F: "O geceki gibi oluyor. Ben senin yanında olmak istiyorum ama bedenim izin vermiyor ki"
Sonunda kendisini açıp konuşmaya başladığında gülümseyerek ellerimi iki yanımda olan bacaklarının üzerine koydum ve onu kendime doğru çekerek biraz daha bana temas etmesini sağladım.
İstediğim gibi olduğunda yüzünü buruşturduğunu gördüm ve tamamen emin oldum her şeyden.
H: "Nasıl oluyormuş o?"
Omzularını silkerek utangaç bir şekilde başını yan tarafa çevirdi. Gözlerimin içine bakmamaya çalışsa da hafif hafif kıpırdanıyordu kucağımda.
F: "Bana sarıldığında, öptüğünde bedenim yanıyor. Garip hissediyorum şey gibi.. o geceki gibi oluyor işte"
Tek elimi çenesine sararak çilli yüzünü kendime taraf çevirdim ve diğer elimi de ince bele sararak küçük bedeni kendime doğru çekip göğüslerimizin birleşmesini sağladım.
H: "Ben de öyle oluyorum biliyor musun"
Birleşen göğüslerimiz yüzünden neredeyse bedenlerimiz birbirine geçmiş durumdaydı. Böylece rahatlıkla alnımı onun alnına yasladım ve dikkatli bir şekilde beni dinleyen yarı zamanlı kedimin gözlerine baktım.
H: "Seni her öptüğümde, tatlı kokunu ciğerlerime çektiğimde bedenim yanıyor. Aynı sana olduğu gibi. Neden biliyor musun?"
Hemen başını hayır anlamında salladığında hafif bir şekilde burunlarımız birbirine sürtündü. Bulunduğumuz yakınlık ve pozisyon benim kalbim için de hiç iyi değildi.
Ama sanırım artık kendimi tutmayı bırakacaktım...
H: "Çünkü birbirimizi çok seviyoruz. İnsanlar birbirini sevdiği zaman ilk önce kalpleri, sonra da vücutları birleşir."
Belinde duran elimi biraz daha aşağılara indirerek dolgun kalçasına yasladım ve aklımı kaybedeceğimi bile bile kendi kasıklarıma doğru biraz daha sert bir şekilde bastırdım.
Hemen gözlerini sıkı bir şekilde kapatarak ellerini omzularıma sardı ve oraya sıkıca tutundu.
H: "Sevgimiz o kadar güçlü ki güzelim buna bedenlerimiz de tepki veriyor. Bir nevi bedenlerimiz de birbirini seviyor ve birlikte olmak istiyor"
Birbirine yaslı olan alınlarımızı ayırmadan konuşmama devam ediyordum ama bu sefer benim yapmamı beklemeden omuzlarımdan güç alarak kendisini biraz daha bana doğru bastırdı ve kısık bir şekilde inledi.
Aklımı kaybetmemem ve küçüğümün içindeki endişeleri gidermek için kelimelerimi unutmamam gerekiyordu ama bu şu an çok zordu.
Kucağımdaki güzellik mırıldanarak bana sürtünürken bu bırak zor olmayı imkansızdı.
H: "Bunda yanlış bir şey yok güzelim"
Söyleyeceğim tüm anlam dolu cümleleri unuttuğum için konuşmama bir sonluk getirdim ve iki elimi de ince bele sararak dudaklarımı kiraz dudaklara bastırdım.
Felix'in tabiriyle bedenim sıcaklamaya başlarken hiçbir şeyi umursamadan dolgun alt dudağı dudaklarımın arasına aldım ve sesli bir şekilde emmeye başladım.
Yumuşak dudak, benim dudaklarım arasında resmen erirken Felix hareketlerime ayak uydurarak üst dudağımı emiyordu.
Beline sarılı olan ellerim sayesinde tekrar onu kendime doğru bastırdığımda ağzıma inledi ve içgüdüsel olarak üst dudağımı ısırdı.
Benden etkileniyordu bu apaçık ortadaydı ama ben sadece etkilenmiyordum, Felix için ölüyordum.
Şu an sadece üst dudağımı şeker misali emerken bile boşalabilirdim. Birisi tarafından bu kadar etklieneceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.
Nefes nefese geri çekildiğimde tekrar alınlarımızı birbirine yasladım ve gözümü açarak dudakları kızaran bedene baktım.
Hala gözleri sımsıkı kapalıydı. Kızarmış dudakları ve çoktan kendisini belli eden tüylü küçük kulakları ile fazlasıyla tatlıydı.
F: "Hyunjin.."
Küçüğüm gözlerini kırpıştırarak açtığında onu rahatlatmak adına gülümseyerek burnuna küçük bir öpücük bıraktım.
H: "Efendim güzelim"
F: "Bedenlerimiz de birbirini sevsin istiyorum"
Daha tatlı bir sex teklifi daha olamazdı...
Belinde duran elimden tekini tişörtünden içeri soktum ve yumuşacık teni okşayarak, sıcak elimle teninde yol çizdim.
Kucağımda, benim dokunuşlarımla kırvranmasını, benim için alev alev yanmasını izlemeyi seviyordum.
Belinde gezinen elimi yavaşça aşağı doğru indirdim ve yumuşak, dolgun kalçasını avuç içimde sıkarak kendime doğru bastırdım.
F: "Mmmh"
H: "Rahatlatayım kediciğimi"
________________
Meyav
Es pişixem 🐱
Sonraki bölümü sittin sene sonra atarımkine








