İyi Okumalar 🦋
___________
Felix, kısa patilerine rağmen hızlı bir şekilde merdivenleri çıktı ve yuvarlak gözleri ile korkarak arkasına baktı.
Hyunjin'in arkasından koşarak geldiğini gördüğünde panikleyerek olduğu yerde kıpırdandı ve arkasına bakarak koşmaya devam etti.
Hyunjin ona her yaklaştığında daha da geriliyor, daha hızlı koşuyordu. Öyle ki sürekli arkasına baktığı için başını kapının kenarına çarmış, bir süre sendeledikten sonra tekrar hızlı adımlarla odaya girmişti.
Yuvarlak, yaramazca bakan gözleri saklanmaya yer ararken hızla aklına ilk geleni yapmış ve yorganın altına girerek nefes nefese olduğu yerde top gibi yuvarlanarak oturmuştu.
Yorganın altında olduğu için her yer karanlıktı ama Hyunjin'in yaklaştığını hissediyordu.
Uzun beden az önce minik kedisi başını kapının kenarına çarptığı için endişeli bir şekilde odaya girdi ve nefeslerini düzene sokmak adına derin bir nefes aldı.
H: "Nerede benim yaramaz kediciğim?"
Hyunjin odaya girer girmez zaten yorganın altındaki şişliği farketmişti. Yine de işleri heyecanlı hale getirmek istiyordu ama yorganın altındaki beden durmadan minik minik kıpırdadığı için yerini çok belli ediyordu.
H: "Nereye gitti ki acaba?"
Hyunjin sessizce yatağa doğru ilerledi ve hala yorganın altında kıpır kıpır olan küçüğünü gördüğünde kocaman gülümsedi. Onun sayesinde hayatı renklenmişti..
H: "Yakaladım!"
Hyunjin, büyük ellerini yorganın üzerine bastırdı ve yorganın altında onu bekleyen tüy yumağını yakaladı. Tek eliyle debelenen kediyi tutmaya çalışırken diğer eli ile yorganı kaldırdı.
Sonunda yorganın altından çıkardığı minik kediyi koltuk altlarından tutarak havaya kaldırdı ve kendi burnunu minik buruna sürttü.
H: "Biraz fazla mı yaramaz olduk acaba?"
Felix, iki patisini de Hyunjin'in yüzüne yasladı ve kendisini ondan uzaklaştırmaya çalıştı. Ona hala kızgındı.
Hyunjin, minik patileri ile onu itmeye çalışan küçük kedisine gülümsedi ve başını hafif geri çekerek patisini dudakları arasına sıkıştırıp, ısırıyormuş gibi yaptı.
Sarı kedi, şok olmuş bir şekilde önce patisine sonra da Hyunjin'e baktı. Resmen onu ısırmıştı!
Daha fazla debelenerek Hyunjin'in ellerinden kurtuldu ve yatakta geri giderek arka patileri üzerine oturup dolu gözleri ile büyüğünün gözlerinin içine baktı.
Patisi ısırılmıştı ve bu travmayı kolay kolay atlatamazdı. Dolu, boncuk gözlerini kırpıştırdı ve az önce Hyunjin tarafından ısırılan (!) patisini havaya kaldırarak öylece kaldı.
H: "Felix ısırmadım bile"
Felix, sanki patisi kırılmış da üzerine basamıyormuş gibi onu hala havada tutuyordu. Kalbi kırıktı, Hyunjin hem başka kadına dokunmuştu, hem ona kızmıştı, hem de patisini ısırmıştı.
H: "Keşke seni komple yutabilsem"
Büyük beden, uzun parmaklarını küçük kedinin etrafına sardı ve tekrar kucağına alarak önce ısırdığı patiyi öptü, sonra da yumuşak kafaya öpücük kondurdu.
H: "Başını çok sert çarpmadın dimi?"
Hyunjin, lafını bitirir bitirmez Felix umursamaz bir şekilde patisini tekrar Hyunjin'in dudaklarına bastırdı. Büyüğü ise hemen görevini anlayıp birkaç öpücük daha kondurdu yumuşak, çiçek kokulu patiye.
Sonra da küçük kediyi kucağına yatırarak bolca yumuşak göbeğini sevdi. Felix ise aldığı ilgi sayesinde yavaş yavaş unutuyordu Hyunjin'e olan sinrini.
...
Felix, istemsiz bir şekilde tekrar bıkkın bir nefes alarak koltukta yuvarlanmaya devam etti.
Birkaç gündür, o geceden beridir kendisini garip hissediyordu. Sanki bir şeyler değişmişti. Eskiden Hyunjin'e yaklaştığında utanmıyor veya ondan çekinmiyordu ama şimdi ona birazcık bile yaklaştığında heyecandan kalbi yerinden çıkıyordu.
Eskiden çıplaklık onu utandırmazken şimdi pijamalarını giyinirken bile hızlı oluyor Hyunjin odaya girip de onu görmesin diye.
Bu gibi sorunlar da istemsizce onu gerdiği için Hyunjin'den uzak duruyor. Büyüğü ona sarılmaya veya öpmeye çalıştığında, paniklediği ve heyecanlandığı için ondan kaçıyordu.
Bunu kesinlikle istemeyerek yapıyor, ne kadar onun sıcaklığını özlemiş olsa da içindeki duyguları hala anlamlandıramıyordu. Aslında bir nevi büyüyor ve insani duygularla tanışıyordu.
Dudaklarını büzerek tekrar derin bir nefes aldı ve bacaklarını koltuğun başına kaldırarak, kafasını koltuktan aşağı sarkıttı.
J: "14 oldu"
F: "Hm?"
J: "14cü kez bankaya 3 milyar won borcu olan dayım gibi dertli bir nefes aldın bugün Felix"
Hyunjin de Felix'de olan değişikliğin farkındaydı. Ama o, küçüğünün neden böyle olduğunu biliyordu. Sarışını vücudunu ve bazı hisleri daha yeni tadıyordu bu yüzden küçük bir karmaşıklığın içindeydi.
Felix, ondan kaçtığı için biraz üzgün olsa da ona zaman tanımayı seçmişti. Bu süre zarfında sırf Felix evde yalnız kalmasın diye Jisıng öğlenleri Felix ile takılmak için onlara gidiyordu.
Bu ikili zaten en başından beri çok iyi anlaştıkları için daha da yakınlaşıp kaynaşmaları pek süre almamıştı.
J: "Canını sıkan şey ne Felix?"
Felix, küçük bedenini koltuktan yere attı ve kedi gibi sırnaşarak koltuğun önünde oturan Jisung'un omzuna yasladı başını.
F: "Bilmiyorum"
J: "Sokrates misin sen hiçbir şey bilmiyorsun"
Tekrar ortamda gerici bir sessizlik oluştuğunda Jisung omzunu geri çekti ve Felix'in başını kaldırıp ona bakmasını sağladı.
J: "2. evlilik yıldönümümüz yaklaşıyor. Sence Minho'ya ne hediye almalıyım?"
Jisung, heyecanlı bir şekilde yerinde kıpırdanarak sorusunu sorduğunda Felix de aynı onun gibi heyecanlanıp ciddi bir şekilde düşünmeye başladı.
F: "En sevdiği şey ne?"
J: "Benim! Haaa yani demek istiyorsun ki kendimi mi hediye olarak hazırlayayım?"
Tombul yanakları ile ağzını kocaman açıp aşırı tepki vermişti ama Felix kesinlikle neler döndüğünü anlamıyordu.
F: "Hayır yani şey gibi.. mesela en sevdiği tişört, ayakkabı.."
J: "Puuf salla onları ya burada taş gibi Jisung var! Aşk yapacağız kocamla"
Felix umursamaz bir şekilde omuzlarını silkti. Bazen Jisung'u anlayamıyordu. Kıyafet almak da baya güzel fikirdi bir kere!
J: "Kelepçe falan mı alsam? Off hadi gel bir şeyler bakalım Felix"
Jisung oturduğu yerde havaya heyecandan tekmeler atarak telefonunu aldı ve çok iyi bildiği internet sitesine tuşlayarak tüm fantezi ürünlerini incelemeye başladı.
F: "Neden ki? Minho hyung kötü bir şey mi yaptı?"
Felix, küçük bebek gibi Jisung'un omzundan boylanmış onun telefonuna bakıyordu. Kesinlikle ekranda gördüğü şeyleri anlayamıyordu.
Gördüğü ürünlere bakarak hayallere dalan Jisung, sanki bir anda aydınlanmış gibi başını yana doğru çevirdi ve kaşlarını çatarak anlamaz surat ifadesiyle telefona bakan Felix'i izledi.
J: "Siz Hyunjin'le aşk yapmadınız mı?"
F: "Yoo yaptık ki. Beni sevdiğini söyledi, ben de onu sevdiğimi söyledim sonra aşkımız oldu"
Jisung, şu an burada daha önemli bir şeyin döndüğünü anladığı için çok önemli olan telefonunu kapattı ve Felix'e taraf dönerek bağdaş kurdu.
J: "Öyle değil Felix. Seviştiniz mi?"
Felix, hala aval aval Jisung'un suratına baktığı için tombul yanaklı olan hayal kırıklığına uğramış bir şekilde elini alnına yasladı ve dudakları arasından sitemli bir nida döküldü.
J: "Felix, yatakta, birbirinizi, tatmin, ettiniz, mi"
Jisung, kelimeleri tane tane söyleyerek Felix'e anlatmaya çalıştığında küçük beden en son yatakta Hyunjin'in ona yaptığı şeyi hatırlamış ve sesli bir şekilde yutkunmuştu.
Yanakları hemen kendisini belli edercesine kızardığında Jisung heyecanlı bir şekilde yerinde kıpırdandı.
Felix'in yüzüne baktığında bir şeyler olduğunun farkındaydı.
J: "Anlat bakalım ne oldu hemen!"
______________
ji bir şeyler öğret ya bizim saf salak çocuğa ☺️
Arkadaşlar söylediğim gibi kitap tamamen isteğiniz üzerine yazılmış, olay örgüsüz bir kitap. Arada tatlı kıskanmalar, küçük kaoslar dönse de çok büyük bir konu örgüsü beklemeyin.
Umarım böyle ilerleyen bir kitap sizi sıkmaz...









