İçeriğe geç

ÇATLAK DÜNYA

Bölüm 2 · 3 dk okuma

ÇATLAK DÜNYA

Bölüm 2

2. BÖLÜM: DERİ ALTINDAKİ YABANCI

Bileğimdeki o hafif kaşıntı yine başladı. Doktorlar bunun "psikolojik bir adaptasyon süreci" olduğunu söylemişti ama ben biliyordum; o küçük metal parçası, damarlarımın arasında kendine yer açarken dokularımı itiyordu. Titanyum ve silikonun etimle girdiği o sessiz savaşı her saniye hissedebiliyordum.

Masamdaki dijital cam panele dokundum. Ofisimin ışıkları, göz bebeklerimin büyüme hızına göre kendini ayarlayıp loşlaştı. Aethelgard binası, şehrin üzerinde dev bir nöbetçi gibi yükseliyordu. Pencereden aşağı baktığımda, binlerce insanın bileğindeki çiplerin yaydığı o görünmez ağın şehri nasıl sardığını hayal edebiliyordum. Herkes güvendeydi. Herkes sağlıklıydı. Ve herkes, ne kadar mutlu olduğunu söyleyen bir yazılıma inanacak kadar aptaldı.

"Vital," dedim sesimi hafifçe yükselterek. "Kendi biyometrik verilerimi tam döküm olarak ekrana yansıt."

Karşımda, vücudumun kusursuz bir haritası belirdi. Kalp atışım 65, kan şekerim 94, oksijen doygunluğum %99.

"Yalan söylüyorsun," diye fısıldadım ekrana.

Çünkü tam o anda ellerim titriyordu. Göğsümde, sanki birisi akciğerlerimi bir yumruk gibi sıkıyormuş gibi bir ağırlık vardı. Adrenalinin damarlarımda bir sel gibi akması gerekiyordu ama ekrandaki o yeşil çizgi, okyanusun durgun yüzeyi gibi dümdüz ilerliyordu. Sistem, benim paniğimi "stabilite" olarak kodlamıştı. Eğer sistem benim heyecanlanmadığımı söylüyorsa, heyecanlanmam imkansızdı. Duygularım bile artık benim kontrolümde değildi; onlar sadece Aethelgard sunucularındaki birer algoritmaydı.

Az önce dinlediğim o ses kaydı zihnimde yankılanmaya devam ediyordu. "...parmaklıkları kanımızın içine yerleştirdiler..."

Bu adam kimdi? Ve neden benim ismimi söylemişti? Sistemin dışına çıkmış, çipini bozmuş birinin son nefesinde benden bahsetmesi tesadüf olamazdı. Ben bu sistemin mimarıydım, evet. Ama ben bir kurtarıcı olduğuma inanmıştım.

Sistemin derinliklerine, kimsenin bakmaya yetkisinin olmadığı o "Karanlık Veri" klasörlerine girmeye karar verdim. Şirketteki yetkim bana birçok kapıyı açıyordu ama bu kez yaptığım şey bir suçtu. Parmaklarım cam yüzeyde hızla hareket ederken, sistemin arka kapılarını zorladım.

Birden, ekranımda bir dalga formu belirdi. Bu bir ses kaydı değildi. Bu bir duygu haritasıydı.

Binlerce insanın verisi tek bir havuzda toplanıyordu ama bir tuhaflık vardı. Veriler sadece okunmuyor, aynı zamanda yazılıyordu.

"Hayır..." diye mırıldandım, dehşet içinde. "Bu imkansız."

Sistem, düşük modlu elektrik sinyalleriyle insanların sinir sistemine müdahale ediyordu. Bir bölgede huzursuzluk arttığında, çipler toplu halde serotonin salgılanmasını tetikliyordu. İnsanlar isyan etmiyordu çünkü sistem onlara "mutluluk" enjekte ediyordu. Biz onları tedavi etmiyorduk; biz onları uyuşturuyorduk.

Tam o sırada bileğimdeki çip ısınmaya başladı. Yanıyordu. Derimin altındaki o küçük parça, normalin üzerinde bir ısı yayarak beni uyarıyordu.

VitalApp Bildirimi: "Şimay, stres seviyende açıklanamaz bir dalgalanma tespit edildi. Güvenlik protokolü gereği sistemine hafif bir yatıştırıcı sinyal gönderiliyor. Lütfen derin nefes al."

"Hayır!" diye bağırdım. "Bunu bana yapamazsın!"

Bileğimde ani bir karıncalanma hissettim. Beynimin arkasında uyuşturucu bir sıcaklık yayıldı. Az önceki öfkem, o haklı isyanım bir anda eriyip gitmeye başladı. Bir bulutun üzerine bırakılmış gibiydim. Korkum siliniyordu, gerçeklik uzaklaşıyordu.

Sistem beni susturuyordu. Kendi yarattığım canavar, beni uysal bir köleye dönüştürmek için damarlarıma sızmıştı.

Aynaya baktım. Gözlerimin içi kan çanağı gibiydi ama dudaklarımda istemsiz, aptalca bir gülümseme belirdi. Vücudum sisteme itaat ediyordu ama zihnimin en derin köşesinde, hala o asi Şimay hayattaydı.

O an karar verdim. Bu gümüş kelepçeyi kolumda taşımayacaktım. Eğer özgür olmamın bedeli canımın yanmasıysa, o acıyı sonuna kadar çekecektim.

Masamdaki ağır metal kağıt ağırlığını elime aldım. Bileğime, o parlayan pırıltının tam üzerine baktım.

"Beni dinlediğini biliyorum," dedim havaya doğru. "Ama bu gece sağır olacaksın."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.