Gece Yarısı ve Yağmur
Bölüm 1: Çarpışma
İstanbul’un sonbahar yağmurlarından biri, sokakları adeta birer aynaya çevirmişti. Alya, sırılsıklam olmuş bir halde, sığınacak bir yer arayarak kendisini Karaköy’ün loş, taş duvarlı butik bir otelinin barına attı. Şemsiyesini kapatmaya çalışırken ayağı kaydı ve sert bir göğse çarptı.
"Dikkat et," dedi derin, pürüzlü ve insanı anında etkisi altına alan bir ses.
Alya başını kaldırdığında, koyu renk gözleri ritmik bir şekilde parıldayan, ıslanmış saçları alnına düşmüş Aras ile göz göze geldi. Aras, Alya’nın belini düşmesini engellemek için sıkıca kavramıştı. O an, dışarıdaki fırtınadan daha şiddetli bir elektrik akımı aralarında parıldadı. Alya, adamın ellerinin sıcaklığını kıyafetlerinin üzerinden bile hissedebiliyordu.
"Teşekkür ederim," diye fısıldadı Alya, nefesi kesilmişti. Aras ellerini hemen çekmedi; parmakları Alya’nın belinde hafifçe kayarak derin bir iz bıraktı.
"Bu havada dışarısı tehlikeli," dedi Aras, gözlerini Alya’nın dudaklarından ayırmayarak. "Sana bir kadeh şarap ısmarlamama izin ver."
Bölüm 2: Kıvılcım
Barın en loş köşesinde, sadece mum ışığının aydınlattığı bir masada oturdular. İsimler, meslekler, geçmişler... Hiçbirinin bir önemi yoktu. Aralarındaki çekim o kadar yoğundu ki, havadaki oksijenin tükendiğini hissediyorlardı.
Aras, konuşurken parmak uçlarıyla Alya’nın elinin arkasını okşadı. Bu masum dokunuş, Alya’nın vücudunda adeta bir yangın başlattı. Gözlerindeki arzu o kadar belirgindi ki, kelimeler artık birer teferruattan ibaretti.
"Benimle yukarı gelmek ister misin?" diye sordu Aras, sesi bir itiraftan farksızdı. Alya sadece başını sallayabildi. İçindeki arzu, mantığının çoktan önüne geçmişti.
Bölüm 3: Yangın
Asansörün kapısı kapanır kapanmaz, Aras Alya’yı metal duvara yasladı. Dudakları, açlıkla ve sabırsızlıkla Alya’nın dudaklarına kapandı. Alya, adamın boynuna sarılarak öpücüklere aynı vahşi tutkuyla karşılık verdi. Aras’ın elleri Alya’nın ıslak ceketini omuzlarından sıyırıp yere bıraktı.
Odanın kapısını nasıl açtıklarını, içeriye nasıl girdiklerini ikisi de hatırlamıyordu. Karanlık odada tek kılavuzları birbirlerinin sıcak nefesleri ve hızla çarpan kalpleriydi.
Bölüm 4: Yatakta Son Bulan Gece
Aras, Alya’yı kucağına alarak odanın merkezindeki geniş, beyaz çarşaflı yatağa taşıdı. Yatağa birlikte düştüklerinde, tenlerinin birbirine değdiği her santimetrekare adeta alev alıyordu.
Aras’ın elleri, Alya’nın teninde sabırsız ama bir o kadar da sahiplenici bir şekilde gezindi. Kıyafetler, aralarındaki son engeller de odanın zeminine saçıldı. Mum ışığının duvara vuran gölgelerinde, iki beden tek bir ritimle hareket etmeye başladı.
Yatağın sıcaklığında, dışarıdaki yağmurun sesine karışan nefesler ve fısıltılar yükseldi. Tesadüfen başlayan o gece, çarşafların arasında, kontrolü tamamen kaybetmiş iki insanın birbirinin teninde erimesiyle, doruk noktasına ulaşan ateşli bir sonla taçlandı.
-SON-
