Doğum günümde 12 yıllık arkadaşlarım tarafında acılı bir şekilde küslük yaşadım. O zamanlarda yurtta kalıyordum. Yeni bir çocukla tanışmıştım. Zannettim ki bir son aslında bir başlangıçtı. Aslında o bir narsistmiş. Arkadaşlarımın acısını yalnız yaşarken Pekmez(Bahsettiğim narsist çocuk) acımın farkındaydı. Aslında kurbanını seçmişti. Pekmezi tam tanımıyordum. Ama şunu biliyordum ki bir tarafı burkuk bir çocuktu. Kimseyle konuşmaz kapalı bir kutuydu. Benimle çok mutluymuş gibi gözüküyordu. Çok güzel bir ilişkimiz vardı aslında ama benimle ilişki yaşarken sevdiği kişiyi söylüyordu. Anlamıştım aslında onun beni bir obje olarak, kurban olarak gördüğünü ama çoktan kara bir sevdaya tutulmuştum. Kimsenin bilmediği bir ilişkimiz vardı. Her şeyimizi beraber yapar her içtiğimiz zamanlar dertleşirdik. Beni çok sevdiğini söylerdi. Her içtiğimizde onu kaybetmekten çok korktuğumu dile getirirdim. Bizim ilk samimiyetimizde okuldaki arkadaşlarım beni çok uyarmıştı beni ama kimse gerçekte neler yaşadığımızdan haberi yoktu. Bana ümit dolu sözler sevgi dolu cümleler söylerdi. Asla küsmeyeceğimizi zannederdim. Ta ki yaz tatilin sonu geldiğinde...
Yurta kalıyorduk beraber. Sıradan bir gündü her ilişki de olduğu gibi cilveleşirdik. Sınıfta sevmediğim insanlarla konuşurdu hep uyarırdım bir bildiğim vardı çünkü. Tripler atmıştım keşke atmasaydım. Bir gün aynı yatakta yatarken bana mesaj attı. Seni çok seviyorum ama artık cinselliği bırakmamız gerek. Üzülmemiş gibi yaptım ama her gece üzüntüden ağlardım. Anlamıştım artık eskisi gibi olmayacağımızı. Bana yaşadığımız şeylerin bir hata olduğunu söyledi. Kendimi çok çaresiz kullanılmış gibi hissetmiştim. Anlamsızlık içinde kafamda ki seslerle boğuşuyordum. Ansızın üzüntü ve ayrılık korkusu beni hastalığa sürüdü. Panik atak, anksiyete ve kalp ritim bozukluğu. Pekmez bana onları söyledikten sonra bir kıza aşık olduğunu söyledi. Zihnimin içindeki tüm hayallerim tüm anılarım depremde yıkılan enkazlar olmuştu. Okulda kalbimden ve panik ataktan bayılmalarım olmaya başlamıştı. Beni bir haftalığına okula göndermişlerdi. Yediğim iğneler ve serumlar yetmezmiş gibi bir çarşamba günü telefonum çaldı. Pekmez artık benimle eskisi gibi olamayacağını söylemişti. Tekrardan dünyam yıkılmıştı. Okula gittiğim gün Pekmezin sevdiği kızla konuşuyordum. O ve yakın arkadaşı Pekmezin bir şeyler hissettiğini anlamıştı. Kız bana iki farklı dünyaların insanları olduğunu hiç ortak noktalarının olmadığını ve Pekmezle konuşamayacaklarını söylemişti. Benim ise ona söylediğim tek şey "Eğer Pekmezin üzülmesini istemiyorsan bence arana mesafe koymalısın"olmuştu. Ama bu dünya kötü insanların eline geçmiş bir dünya. Pekmez'e" Sam seninle olan ilişkime mesafe koymamı istiyor" diye ağlamış. Pekmez bana hesap sorar gibi gelmişti. Aslında yavaş yavaş taşlar oturmaya başlamıştı. Etrafımda duyduğum şeylerle hastalığım ciddi bir hal almıştı. Doktora gittiğimde kan değerlerim kanser şüphesi gösteriyordu. Pekmez çok korkuyordu yaşadığımız şeyleri diğer insanlara anlatmamdan. Herkes tarafından sevilen herkesi güldürmeyi seven bir çocuktum. Ta ki bu olayları yaşayıp mutsuzluğun kemiklerime işleyesiye kadar. Yaşadığımız şeyleri kimseye anlatmamak için yemin etmiştim. Ama bir gün başıma öyle bir şey geldi ki. Pekmez'e duyduğum aşk özlem yavaş yavaş intikama dönüşüyordu. Kanser teşhisi konduğunda tedavi almaya başlamıştım. Kimseye söyleyememiştim çünkü her sınıfta bayıldığımda Pekmezin sevdiği kız ve velisi beni müdüre şikayet etmişti. Okuldan atılmam söz konusuydu. Başarılı birisiydim ve beni göndermek istemediler. Pekmezin arkadaşına anlatmıştım yaşadığımız şeyleri asla yargılamadı ve bana yardım etmek için uğraşmaya başlamıştı. Hasta olduğumu Pekmeze söylemiş ve Pekmez "Banane amınakoyayım" demiş. Onu görmediğim zamanlar ona karşı kinli oluyordum ama her karşımda geçtiğinde yaşadığımız anıların özetini görüyor özlem duygusu kemilerime işliyordu. Ben hala bir aptal gibi onunla barışmak için uğraşıyordum. Bir gün Pekmez hastalanmıştı sınıfta. Yakın arkadaşım dedi insanlar hastalığı ile dalga geçmişti. Ben sana onun yanında dik durmaya çalışmıştım. Küstük o zamanlar ne yapmam gerektiğini bilemedim. Ben hastalandığımda beni hiç sayan zamanında beni çok sevdiğini söyleyen çocuğa üzülüp mesaj mı atmalıydım yoksa bende mi dalga geçmeliydim. Özür diliyerek söylüyorum ki bu hayatta saf kalplilik kendinize yapabileceğiniz en kötü şeydir. Pekmeze mesaj atmıştım ama kalbim duracak gibi atıyordu. İyi olduğunu söylemişti çok mutlu olmuştum. Bir gün sınıfta fenalaştım ve hocaya çıkmak istediğimi söylemiştim. Çıkarken gördüğüm şey nabzımdan ve panik atağın etkisinden dolayı girdiğim saçma ve komik duruma gülen insanı görmekti. Evet yanlış tahmin etmediniz. Pekmez bana bakarak gülüyordu. Artık onu gördüğüm zamanda özlem duygusu kalmamış tamamen intikam üzerine gitmek istemiştim. Yaptığımız şeyleri anlattım. Nasıl oldu bilmiyorum ama sınıfa yayılmaya başlamıştı. İnsanları iki kere tanırsın cümlesi hayatıma burda katılmıştı. Şeriatçi tavırla takılan bir okulda eğitim görüyordum. Ve okuldan atıldım. Evde eğitim görmeye çalıştım. Ev duvarları üstüme geliyor kimse benimle konuşmuyordu artık. İnsanın huzur bulduğu ev artık hapishanem olmuştu. Pekmez'e karşı bir yanlış yaptığımı düşünüp kendimi suçluyordum. Hastalıklarım iyice çoğalmaya başlamıştı. Pekmeze özür mesajı yazmıştım. Ama korkak bir insan gibi mesajı atıp engellemiştim. Aslında bu kendi vicdanımı rahatlatma çabasıydı. Artık acım daha da azalıyordu. Pekmez benim için artık sadece bir şarkı olarak kaldı. Benimle iletişimini kesen eski okulumdaki arkadaşlarım teker teker dönmeye başlamıştı ama boşaydı hepsi. Zamanlar geçti her gece onunla güzel anılarımızın rüyasını görürken her sabah onsuz geçen sabahlarımın kabusunu görmeye başlamıştım. Aşk acısı homofobik bir ülke ve çaresizlik tüm vücudumu sarmıştı. Günler geçti haftalar aylar hatta yıllar geçti. Pekmez'i narsistliği kurtardı beni ise duygusallığım mahvetmişti. Nedensiz bir ayrılık 10 yılımı almıştı. Yalnızlık mutlu etmişti zamanında ama en son Pekmezle olan anılarım vardı aklımda. Bir gün hastaneye kaldırıldım. 7 dakikalık bir kaset izlettiler bana bir çocuğun doğumundan yaşadığı tüm yaşamı. Ve bu 7 dakikanın sadece 1 dakikası Pekmezle yaşadığım anılardı. Pekmez Sam'in cenazesine gelmemişti. Çünkü narsist bir insan işi bittiği zaman unutur. Sam'in hiç bir şeyden haberi yoktu çünkü Sam arkadaş acısı çekerken Pekmez'de arkadaş acısı çekiyordu. Aslında Sam onun için sadece bir yara bandı olmuştu. Sam artık Pekmeze kavuşmuştu. Her gün ruhu Pekmezin evinde onun mutluluğu ile mutlu oluyor onun üzüntüsüyle üzülüyordu. Sam için artık hayat yeni başlıyordu aslında. Bu sadece Sam'in hayatının özetiydi detaylı istiyorsanız sayfamı takip edip yorum yapmayı unutmayın...