İçeriğe geç

Çapraz Ateş (Sunsun)

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Çapraz Ateş (Sunsun)

Bölüm 1

-1-

Bazı geceler vardır; insanın hayatını ikiye böler. Öncesi ve sonrası.

Benim için o gece, gökyüzünün normalden daha kırmızı göründüğü geceydi.

Henüz sekiz yaşındaydım.

Pencereden dışarı baktığımda ayın neden öyle göründüğünü anlamıyordum. Annem perdeleri kapatmamı söylediğinde bunun yalnızca kötü bir hava yüzünden olduğunu düşünmüştüm. Babam ise her zamanki gibi sessizdi. Telefonuyla konuşurken odanın içinde bir aşağı bir yukarı yürüyor, arada bir pencereye bakıyordu.

Evimiz o gece normalden fazla sessizdi.

“Baba?”

Telefonu kulağından uzaklaştırıp bana baktı.

“Ne oldu, küçük adam?”

“İnsanlar neden bugün bu kadar sessiz?”

Bir an cevap vermedi. Sonra yanıma gelip dizlerinin üzerine çöktü.

“Çünkü bazı geceler sessiz kalmak daha güvenlidir.”

O zaman bunun ne demek olduğunu bilmiyordum.

Şimdi biliyorum.

Babam sıradan bir adam değildi. Yıllar sonra öğrendiğim kadarıyla bulunduğumuz bölgenin en güçlü mafya liderlerinden biriydi. İnsanlar ondan korkardı; bazıları ona saygı duyar, bazılarıysa adını duyduğu anda yollarını değiştirirdi. Sahip olduğu topraklar, yıllardır ailesinin kontrolündeydi ve yeraltı dünyasında böyle bir şeyin bedeli her zaman ağır olurdu.

O gece kapının çalınmasını hâlâ hatırlıyorum.

Üç kez.

Ardından kısa bir sessizlik.

Babamın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Annem beni kolumdan tutup arka odaya götürdü. Ne olduğunu sorduğumda cevap vermedi. Sadece eğilip saçlarımı düzeltti ve fısıltıyla, “Ne olursa olsun buradan çıkma,” dedi.

Sonra silah sesleri duyuldu.

İlkinde donup kaldım.

İkincisinde annemin elini tuttum.

Üçüncüsünde ise artık ağlamaya başlamıştım.

Koridorun diğer tarafından bağırışlar geliyordu. Babamın sesini duydum, ardından başka adamların sesleri yükseldi. Kelimelerin çoğunu seçemiyordum ama bir şeyi çok net hatırlıyorum.

“Topraklarımızı geri alacağız.”

O gece kimse topraklarını geri almadı.

Çünkü o gece babam öldürüldü.

Ve annem de onun ardından.

Ben ise dolabın içinde saatlerce saklanarak hayatta kaldım.

Kapı açıldığında sabah olmak üzereydi. İçeri giren ışık gözlerimi acıtıyordu. Ev sessizdi. O kadar sessizdi ki kendi nefesimi duyabiliyordum.

Pencereye yaklaşıp dışarı baktığımda kızıl ay hâlâ gökyüzündeydi.

O günden sonra kızıl ay benim için hiçbir zaman sadece ay olmadı.

Yıllar geçti.

Çocukken korktuğum şey, zamanla öfkeye dönüştü.

Öfke ise bir mesleğe.

Tetikçiliğe.

İnsanlar beni farklı isimlerle tanıdı. Yüzümü bilen çok az kişi vardı. Sesimi bilen daha da azdı. Fakat yeraltı dünyasında bir isim zamanla diğerlerinin arasından sıyrıldı.

Kızıl Ay.

Çünkü yıllardır aynı şeyi yapıyordum.

Kızıl ay gökyüzüne çıktığında bir mafya lideri ölüyordu.

O gece de ay yükselmişti.

Dürbünün ardından şehrin ışıklarını izlerken yanımdaki Jake sandalyesine yaslandı.

“Bence bu işten sonra emekli olmalıyız.”

Jungwon başını bile kaldırmadan, “Bunu son altı görevdir söylüyorsun,” dedi.

“Çünkü her görevden sonra biraz daha zengin oluyoruz.”

“Hayır,” dedim. “Sen her görevden sonra biraz daha tembelleşiyorsun.”

Jake bana dönüp kaşlarını kaldırdı.

“Bu da bir gelişme.”

Jungwon sonunda gülümsedi. “Sunoo, onu dinleme. Adamın hayattaki tek amacı yemek yemek.”

“Ve hayatta kalmak,” diye ekledi Jake. “Onu da unutma.”

İstemeden gülümsedim.

Onlarla çalışmak bazen dünyanın hâlâ normal bir yer olduğunu hissettiriyordu. Oysa üçümüz de bunun yalan olduğunu biliyorduk.

Jungwon önümüzdeki dosyayı açtı.

“Bu geceki hedef burada.”

Fotoğrafa baktım.

Bir mafya lideri.

Adını birkaç kez duymuştum. Şehrin diğer tarafındaki bölgeyi kontrol ediyor, son aylarda rakiplerinin topraklarını kendi bünyesine katıyordu.

Gözlerimi fotoğraftan ayırmadan, “Ne kadar kalabalık?” diye sordum.

“Yeterince,” dedi Jungwon.

Jake iç çekti. “Harika. Ben de bu gece sakin geçer sanmıştım.”

Silahımı kontrol ettim.

“Sen hiçbir zaman sakin bir gece geçirmiyorsun.”

“Senin yanında geçirmem mümkün değil zaten.”

Aramızdaki kısa gülüş birkaç saniye sürdü.

Sonra sustuk.

Çünkü dışarıdaki gökyüzü tamamen kızarmıştı.

Başımı kaldırıp aya baktım.

Çocukluğumun o gecesindekiyle aynıydı.

Aynı renk.

Aynı sessizlik.

Aynı öfke.

Parmaklarım silahın üzerinde sıkılaştı.

Jungwon bana baktı.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

Yalan söyledim.

Her kızıl ay gecesinde olduğu gibi.

Binanın karşısındaki yüksek çatıda pozisyonumu aldığımda şehir ayaklarımın altında uzanıyordu. Arabaların farları, sokak lambaları ve uzak gökdelenlerin pencereleri birbirine karışıyor, gecenin karanlığını parçalıyordu.

Hedef birkaç dakika içinde binadan çıkacaktı.

Kulaklığımdan Jake'in sesi geldi.

“Sunoo?”

“Dinliyorum.”

“Bir şey söyleyeceğim.”

“Çabuk söyle.”

“Bu gece ölmezsek sabah kahvaltıyı ben ısmarlıyorum.”

“Ölürsek?”

“Jungwon ısmarlar.”

“Ben niye ısmarlıyorum?” Jungwon'un sesi hemen araya girdi.

İlk kez o gece gerçekten güldüm.

“İkiniz de susun.”

Nefesimi yavaşlattım.

Aşağıdaki kapı açıldı.

Adamlar dışarı çıktı.

Ve ardından onu gördüm.

Hedef.

Silahımı kaldırdım.

Parmağım tetiğin üzerinde durdu.

Tam o sırada kalabalığın biraz gerisinde başka bir adam dikkatimi çekti.

Uzun boylu, siyah takım elbiseli ve etrafındaki herkesin aksine fazlasıyla sakindi.

Kim olduğunu bilmiyordum.

Ama gözlerim istemsizce onun üzerinde birkaç saniye fazla kaldı.

Sonra tekrar hedefime döndüm.

Benim işimde tereddüt etmek ölüm demekti.

Nefesimi tuttum.

Tetiğe bastım.

Silahın sesi gecenin içinde kaybolurken gözlerimi kapatmadım.

Fakat kurşunun nereye gittiğini gördüğüm anda içimde tuhaf bir his oluştu.

Çünkü hedef düşmemişti.

Kurşun başka birine isabet etmişti.

Siyah takım elbiseli adama.

Omzuna.

Adam sendeledi, etrafındaki insanlar bir anda harekete geçti.

Kulaklığımda Jake'in sesi yükseldi.

“Sunoo…?”

Cevap vermedim.

Dürbünün ardından ona baktım.

O da başını kaldırmıştı.

Ve ilk kez, aramızda kilometreler olmasına rağmen göz göze gelmişiz gibi hissettim.

Sonra Jungwon'un sesi geldi.

“Sunoo, gitmemiz gerekiyor.”

Silahımı indirdim.

Aya bir kez daha baktım.

Bu gece bir mafya liderinin ölmesi gerekiyordu.

Ama ölmemişti.

Onun yerine başka biri vurulmuştu.

Ve yıllardır hiç bozmadığım kuralımı, farkında olmadan ilk kez ben bozmuştum.

Bölüm sonu

1 yorum