İçeriğe geç

CAMIN ARDINDA

Bölüm 22 · 4 dk okuma

CAMIN ARDINDA

Bölüm 22

Yükseliş

Arda aynadan gözlerini ayıramıyordu. Nefesi düzensizleşmişti. "Oradaydı..." diye fısıldadı. "Bana baktı." Kaan onu kolundan tutup aynanın önünden uzaklaştırdı. "Gel, buradan gidelim." Arda istemeyerek de olsa onunla birlikte yürüdü. İkisi koridorun köşesinden kaybolunca aynanın yüzeyi hafifçe dalgalandı. Aynadaki Larin yansımanın içinden çıktı, camın yüzeyine parmaklarını dokundurdu ve alçak sesle, "İlki..." dedi. "Şimdi sıra diğerlerinde." Gerçek Larin bütün gücüyle cama vurdu. "Yeter!" Ama sesi yine aynanın içinde boğuldu. Aynadaki Larin sınıfa döndüğünde yüzünde her zamanki sakin ifade vardı. Kimse onda en ufak bir tuhaflık göremiyordu. Teneffüsün sonuna doğru öğretmen içeri girdi. "Çocuklar, cuma günü eski fotoğraflardan oluşan bir okul panosu hazırlayacağız. Arşivden fotoğraflar getirilecek." Sınıfta küçük bir heyecan oluştu. Emre gülerek, "Rezalet çıkacak kesin." dedi. Ece de güldü. "Eski saç modellerini görmek istemiyorum." Aynadaki Larin ise başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde ilk kez farklı bir parıltı belirdi. Eski fotoğraflar... Tam istediği şeydi. O panoda yalnızca mutlu anılar olmayacaktı. Kimsenin hatırlamak istemediği anılar da vardı. Ve o anıları ortaya çıkarabilecek tek kişi oydu. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Herkes geçmişiyle yüzleşecek." diye fısıldadı. Aynanın içinde sıkışıp kalan gerçek Larin'in gözleri korkuyla büyüdü. Çünkü aynadaki Larin'in aklından geçenleri hissedebiliyordu. O, kimseye fiziksel olarak zarar vermeye çalışmıyordu. Ama insanların yıllardır sakladığı utançları, pişmanlıkları ve suçluluklarını tek tek gün yüzüne çıkarıyordu. Ve bunu durdurabilecek tek kişi, artık kimsenin sesini duymadığı gerçek Larin'di.Öğretmen sınıftan çıktıktan sonra herkes pano hakkında konuşmaya başladı. Emre eski fotoğrafları görmek için sabırsızlandığını söylüyor, Ece ise utanacağı kesin olan çocukluk fotoğraflarını düşünerek gülüyordu. Aynadaki Larin ise sessizdi. Gözleri sınıfın penceresindeki yansımaya takılmıştı. Camın içinde kalan gerçek Larin ona bakıyordu. "Bunu yapma..." diye fısıldadı. Aynadaki Larin dudaklarını kıpırdatmadan cevap verdi. "Onlar bunu yıllar önce başlattı." Ertesi gün okulun arşiv odasından büyük bir koli getirildi. Kutunun içinden eski sınıf fotoğrafları, etkinlik görüntüleri ve okul gezilerinden kalma yüzlerce kare çıktı. Öğretmen fotoğrafları masanın üzerine bıraktı. "Bunları teneffüste panoya birlikte asacağız." Öğrenciler merakla masanın etrafına toplandı. Aynadaki Larin de yavaşça fotoğrafların arasına eğildi. Parmakları eski bir fotoğrafın üzerinde durdu. Fotoğrafta yıllar önce bahçede ağlayan küçük Larin vardı. Birkaç metre arkasında ise Arda ve arkadaşları gülüyordu. Öğretmen o kareye dikkat etmeden diğer fotoğrafları ayırmaya başladı. Tam o sırada ince bir rüzgâr sınıfın açık penceresinden içeri girdi. Masadaki fotoğraflar havalanıp yere saçıldı. Herkes onları toplamaya çalışırken kimse fark etmedi. O fotoğraf en üste çıkmıştı. Teneffüs başladığında pano hazırlanıyordu. Emre raptiyeleri uzatıyor, Mina fotoğrafları sıralıyordu. Arda ise isteksizce yardım ediyordu. Mina eline gelen ilk fotoğrafı panoya astı. Birkaç saniye sonra sessizlik oldu. Arda başını kaldırdı. Yüzündeki renk çekildi. Çünkü panonun tam ortasında, yıllardır kimsenin görmediği o fotoğraf duruyordu. Fotoğrafta ağlayan Larin çok net görünüyordu. Arka planda ise Arda ile iki arkadaşı kahkahalar atıyordu. Koridordan geçen öğrenciler panonun önünde durmaya başladı. "Bu ne?" "Larin mi bu?" "Niye ağlıyor?" Fısıltılar giderek büyüdü. Arda panoya doğru yürüdü, fotoğrafı indirmek için elini uzattı. Ama öğretmen onu durdurdu. "Dokunma Arda. Daha pano bitmedi." Arda elini yavaşça geri çekti. Aynadaki Larin uzaktan onu izliyordu. Gözlerinde tek damla öfke yoktu. Sadece sessiz bir memnuniyet vardı. İlk kez, geçmiş saklandığı yerden çıkmıştı ve bunu artık herkes görüyordu.Panonun önündeki kalabalık her geçen dakika büyüyordu. Öğrenciler fotoğrafı dikkatlice inceliyor, kendi aralarında alçak sesle konuşuyordu. "Ağlayan kız Larin değil mi?" "Arkadakiler de Arda ile Berk." "Ne olmuş burada?" Kimse kesin bir şey bilmiyordu ama fotoğraf tek başına bile çok şey anlatıyordu. Arda dayanamadı. Kalabalığı yarıp panonun önüne geldi. "Bu fotoğrafı kim astı?" Sesi koridorda yankılandı. Kimse cevap vermedi. Mina şaşkınlıkla panoya baktı. "Ben... Ben bunu seçtiğimi hatırlamıyorum." Emre de kaşlarını çattı. "Az önce bu fotoğraf burada yoktu sanki." Ece başını salladı. "Ben de görmedim." Aynadaki Larin sessizce kalabalığın arkasında duruyordu. Yüzünde yine o kusursuz gülümseme vardı. Gerçek Larin aynanın içinden olanları izliyordu. İlk kez aynadaki Larin'in planını tamamen anlamıştı. Kimseye zarar vermiyordu. Kimseyi tehdit etmiyordu. Sadece insanların yıllarca sakladığı gerçekleri tek tek gün yüzüne çıkarıyordu. Arda panodaki fotoğrafı uzun süre izledi. Gözlerinin önüne yıllar önceki o gün geldi. Larin'in çantasını saklamışlar, bütün sınıfın içinde onunla alay etmişlerdi. Larin ağlayarak bahçeye çıkmıştı. O ise arkasından gülmüştü. O günün üzerinden yıllar geçmişti ama ilk kez yaptığı şey gerçekten ağır geliyordu. Tam o sırada arkasından sakin bir ses duyuldu. "Hatırladın mı?" Arda irkilerek döndü. Aynadaki Larin birkaç adım arkasında duruyordu. Yüzünde ne öfke ne de alay vardı. Sadece derin bir sakinlik... Arda'nın boğazı düğümlendi. "Ben..." Kelimeler ağzından çıkmıyordu. Aynadaki Larin gözlerini ondan ayırmadan konuştu. "Bazı insanlar yaşadıklarını unutamaz." Sonra hiçbir şey olmamış gibi kalabalığın arasından yürüyüp uzaklaştı. Koridorda derin bir sessizlik kaldı. Arda ilk kez başını eğdi. Ve yıllardır kaçtığı vicdanıyla ilk kez gerçekten baş başa kaldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.