Pazartesi sabahı okul her zamanki gürültüsüyle doluydu. Koridorlarda kahkahalar yükseliyor, öğretmenler sınıflara yetişmeye çalışıyordu. Ama aynadaki Larin için bunların hiçbir önemi yoktu. O artık yalnızca izlemiyordu. Plan yapıyordu.Gerçek Larin camın ardından onu çaresizce seyrediyordu."Yapma..."Fısıltısı yine kimseye ulaşmadı.Aynadaki Larin okulun girişindeki büyük cama baktı. Yansımasındaki gülümseme giderek daha yabancı bir hâl alıyordu."Kimse seni dinlemez."İlk ders başlamadan önce koridorda yıllar önce Larin'le alay eden birkaç öğrenci kendi aralarında konuşuyordu."Bak, Larin geliyor.""Ne kadar değişmiş.""Eskiden böyle değildi."Aynadaki Larin yanlarından geçerken durdu.Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı."Günaydın."Üçü de şaşırdı.İçlerinden biri mahcup bir sesle, "Günaydın..." diyebildi.Larin hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.Ama o günün sonunda o öğrencilerden biri dolabını açtığında bütün defterlerinin yer değiştirdiğini gördü.Bir diğeri, aylardır hazırladığı proje dosyasını bulamadı.Başka biri ise telefonunda hiç yazmadığı mesajlarla karşılaştı.Hepsi küçük şeylerdi.Ama hepsi tek bir kişiyi işaret ediyordu.Kimse kanıt bulamıyordu.Kimse açıklayamıyordu.Sadece huzursuzluk büyüyordu.Gerçek Larin aynanın içinden bunları görünce dehşete kapıldı."Sen... bunu neden yapıyorsun?"Aynadaki Larin ilk kez ona cevap verdi."Çünkü onlar hiçbir zaman bedel ödemedi.""Bu doğru değil.""Doğru olmak zorunda değil."Ertesi gün okulda fısıltılar başladı."Son zamanlarda çok tuhaf şeyler oluyor.""Sanki biri bizimle oynuyor.""Her gün bir şey kayboluyor."Öğretmenler bile bunun farkına varmıştı.Müdür, sınıfları dolaşarak herkesin eşyalarına sahip çıkmasını söyledi.Aynadaki Larin ise en arka sırada oturuyor, sakin sakin olanları izliyordu.Yüzünde yine o kusursuz gülümseme vardı.Gerçek Larin camın ardından bağırdı."Lütfen dur!"Aynadaki Larin gözlerini yavaşça ona çevirdi."Bu daha başlangıç."Sonra bakışlarını yeniden sınıfa çevirdi.Bu kez hedefi korkutmak değildi.İnsanların birbirlerine olan güvenini yavaş yavaş çatlatmaktı.Çünkü en derin intikamın, insanların kendi şüphelerinin içinde kaybolması olduğunu biliyordu. Ders zili çaldıktan sonra sınıfta tuhaf bir sessizlik vardı. Kimse yüksek sesle konuşmuyordu. Herkes kaybolan eşyaları birbirine soruyor, kimse kimseye tam olarak güvenemiyordu. Aynadaki Larin ise sırasına yaslanmış, olanları büyük bir sakinlikle izliyordu. Gerçek Larin camın ardından onu durdurmaya çalıştı. "Lütfen... bunu bitir." Aynadaki Larin başını hafifçe çevirdi. "Daha hiçbir şey yapmadım." O sırada sınıfın kapısı açıldı. Müdür içeri girdi. "Çocuklar, son günlerde yaşanan olaylarla ilgili konuşmamız gerekiyor. Birbirinizi suçlamadan önce dikkatli olun. Ortada kasıtlı bir şey olup olmadığını henüz bilmiyoruz." Sınıfta kimse konuşmadı. Müdür çıktıktan birkaç saniye sonra Emre derin bir nefes aldı. "Bence biri bizimle dalga geçiyor." Ece hemen karşılık verdi. "Ama kim?" Emre omuz silkti. "Bilmiyorum." Aynadaki Larin gülümsedi. Aradığı cevap tam da buydu. Kimse kimden şüpheleneceğini bilmiyordu. Öğle arasında koridorda yürürken, yıllar önce Larin'in çantasını çöpe atan öğrencilerden biri dolabını açtı. İçerideki bütün kitapların kapağına siyah kalemle tek bir cümle yazılmıştı. "Hatırlıyor musun?" Çocuk irkilerek geri çekildi. "Bunu kim yaptı?" Koridordaki herkes dönüp ona baktı. Kimse bir şey söylemedi. Aynadaki Larin kalabalığın arasından sessizce geçti. Yüzünde yine o masum gülümseme vardı. Çocuk bir anda onunla göz göze geldi. İçini açıklayamadığı bir ürperti kapladı ama hiçbir şey söyleyemedi. Çünkü karşısındaki kişi o kadar sakin görünüyordu ki ondan şüphelenmek bile saçma geliyordu. Gerçek Larin aynanın içinde çaresizce cama vurdu. "Onları birbirine düşürüyorsun..." Aynadaki Larin yavaşça fısıldadı. "Hayır." Gözlerini koridordaki öğrencilere çevirdi. "Ben sadece unutmaya çalıştıkları şeyleri onlara hatırlatıyorum."Koridordaki uğultu bir anda büyüdü. Kitabın kapağındaki yazıyı gören birkaç öğrenci daha dolabın başına toplandı. "Bunu kim yazdı?" diye sordu içlerinden biri. Çocuk sinirle etrafına baktı. "Komik olduğunu mu sanıyorsunuz?" Kimse cevap vermedi. Aynadaki Larin kalabalığın arasından geçerken omzuna hafifçe dokundu. "İyi misin?" dedi yumuşak bir sesle. Çocuk başını kaldırıp ona baktı. "Bilmiyorum... Bunu kim yaptı?" Aynadaki Larin masum bir ifadeyle omuz silkti. "Belki de biri sana bir şey hatırlatmak istemiştir." Çocuk hiçbir şey söyleyemedi. Bu cümle nedense içine oturmuştu. Aynadaki Larin yürümeye devam etti. Arkasında bıraktığı sessizlik, bağırışlardan daha ağırdı. Sınıfa döndüğünde Ece ona baktı. "Sen son zamanlarda çok değiştin." Larin gülümsedi. "Kötü anlamda mı?" "Hayır..." Ece birkaç saniye düşündü. "Aksine... Eskisine göre çok daha cesur görünüyorsun." Emre de başını salladı. "Eskiden biri sana ters baksa hemen gözlerini kaçırırdın." Aynadaki Larin hafifçe güldü. "İnsanlar değişebilir." Kaan ise hiçbir şey söylemiyordu. Gözleri sürekli Larin'in üzerindeydi. İçinde tarif edemediği bir huzursuzluk vardı. Yüz aynıydı. Ses aynıydı. Ama yıllardır tanıdığı o çekingen bakışların yerinde bambaşka biri duruyordu. Teneffüs zili çaldığında Kaan sessizce Larin'in yanına geldi. "Konuşabilir miyiz?" Aynadaki Larin başını kaldırdı. "Tabii." Koridorun tenha tarafına yürüdüler. Kaan birkaç saniye sustu. "Sana garip gelecek ama..." Aynadaki Larin bekledi. "Son birkaç gündür sanki sen... sen değilsin." İlk kez aynadaki Larin'in gülümsemesi bir anlığına dondu. Ama sadece bir anlığına. Sonra tekrar aynı sıcak ifadeyi takındı. "Belki de beni ilk kez gerçekten görüyorsundur." Kaan cevap veremedi. Çünkü bu cümle kulağına normal gelmişti. Ama kalbine hiç normal gelmemişti. Aynanın içinde sıkışıp kalan gerçek Larin ise nefesini tuttu. Kaan'ın bir şeyleri hissettiğini anlamıştı. Belki de ilk kez biri, karşısındaki kişinin gerçekten Larin olmadığını sezmişti.
Bölüm 19
İlk hamle
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.