İçeriğe geç

camélia |tk|

Bölüm 2 · 11 dk okuma

camélia |tk|

Bölüm 2

•mes enfants à naître•

Oy ve yorumları unutmayalim

İyi okumalarr^^

°

°

°

Her insanın zaafları, arzuları vardı.

Arzuları için savaşır, kazanmaya uğraşırlardı. Mutlu, huzurlu bir yaşam için arzularına muhtaçlardı.

Hayatım boyunca hiç bir zaman bir arzuya sahip olmamıştım. Hiç bir şeyi sevmemiş, istememiş; kendi yerine koymamıştım. Hem... Bu saçmalık değil miydi? Doğmamız bile mucizeyken, mucizemizi bir arzuya mı bağlayacaktık?

Bu yüzdendi hayattaki yalnızlığım, isteksizliğim. Bir amacım yoktu.

Bir arzum yoktu.

Ta ki Kim Taehyung ile tanışana kadar.

İşte... İstek, arzu, şevket, tutku bir beden bulmuş olsaydı: o hiç kuşkusuz Kim Taehyung olurdu.

O benim hem başım hem sonum olmuştu. İlk gördüğüm anda bedenimi işgal eden şehvet tohumları ona olan bağımı kadere kazımış; benim sonunu getirmişti.

Bu günahta en sevdiğim şey de bu olmuştu zaten. Günahımın en yakın arkadaşım olması.

Hah, tabii buna arkadaşlık da denirse.

"Seninle arkadaştan öte değiliz Jeon."

"Arkadaşlar birbirlerini tatmazlar Kim."

Böyleydik biz.

Günahkâr dostlardık.

Solumdaki melek artık bu günahı sonlandırmam için yalvarmış, beni bugünlere getirmişti.

İşte tam da bugüne.

___

30 Aralık.

-1:23-

___

Karşımdaydı günahım.

Kırmızı led ışığının keskin hatlarını bana sunduğu odada ikimizdik. Karşı karşıydık. Yüzlerimiz arasında bir kaç santim varken, ayak uçlarımız tam anlamıyla birbirine değiyordu.

Aralık soğuğunu öldüren sıcak nefeslerini tenime salarken, yaramaz parmaklarımı -deri ceketin altına giydiği- düz siyah tişörtün üzerinde gezdirip nefesinin dengesizleşmesini sağlıyordum.

Biliyordum.

Tek değildim bu suçta.

Kendinden biraz kısa bedenime eğilmiş, arsızca gülümseyerek bakıyordu. En çok da buydu beni tatmin eden. Ruhunu içindeki şeytana sattığı an...

"Senin için mükemmel bir hediye hazırladım Kim."

Bir kaşı havalanmış, yeşil irisleri -odaya geldiğinden beridir ilk defa üzerimdeki siyah saten gecelikten ayrılarak- meraklı ifadesiyle odada gezinmişti. Fakat hemen tekrar geldi gözlerime.

"Hm? Neredeymiş hediyem?" dedi masum rolü keserek. Bu numarasına karşın dilimi dudaklarımda gezdirerek kıkırdadım.

Kötülüğün asıl hâli olduğunu bir ben bilirdim zaten.

Boğazımı nasıl delip geçtiğini, saçlarımı nasıl parmakları arasında hapsettiğini, diliyle deliğimi nasıl yırttığını ya da bembeyaz tenimde nasıl kendi imzasını bıraktığını... Bir ben bilirdim.

Yüzümüzü biraz daha yaklaştırarak ellerimi ensesinde birleştirdim ve burnumu burnuna sürttüm usulca. Bir yandan ise bir dizimi kırmış, havalandırarak sertliğine konumlandırmıştım.

Yavaşça, kışkırtıcı hamlelerle okşadım penisini dizimle. Daireler çiziyor, uzunca okşuyor, kendim için sertleştiriyordum.

Elleri yavaş yavaş, bayıldığı ince belime ilerlerken ufak dokunuşlarıyla inledim dudaklarına doğru. İnlemem onun planlarını ayrı bir seviyeyi taşımış olmalı ki, ellerini belimden indirip belime tezat son derece dolgun olan kalçalarıma indi. Dizim penisindeki hareketlerini sertleştirirken, koca elleri kalça yanaklarımı sıkmış; sert bir şaplak atmıştı.

Dudaklarımı dolgun dudaklarına sürtüp çekildim. Ellerimi ise ensesinden çekmiş, kaslı göğsünü okşayarak aşağıya indirerek geceliğime getirmiştim. Yüzüm ondan biraz olsun uzaklaşırken, katrana boyanmış gibi duran koyu yeşil gözlerinin irislerime kenetlendiğini görmüştüm.

Yüzüme oyuncu bir gülümseme takınıp, her zamanki cilveli kıkırdamamla saten geceliğimin iplerini çözdüm. Bakışları beyaz tenimde gezinirken çenesi kaskatı kesilmişti.

"Doğum günüm kutlu olsun Kim..."

Neredeyse fısıldayan yumuşak tınımla kaskatı kesilmiş ifadesinden ayrılarak yarım ağız gülümsemiş, elini geceliğimin içinden geçirip kalçama ilerletmişti.

İşte buydu aradığım tutku. Buydu diğer dünyada ateşlerde yanacak olmamın temel sebebi.

7 günahımın en kabahatlisiydi o.

Şehvet.

Yaklaştı ve boynuma ufak bir öpücük kondururken fısıltısını bıraktı.

"Aldığım en güzel hediyesin."

Dudaklarından ilk defa duyduğum bu kelimeler kalbime saplanırken, hiç duyguya girmeden elimi deri ceketine atıp yavaşça omzularından indirdim.

"Biliyor musun?..."

Boynuma bıraktığı iz ile kısıkça inlediğimde ister istemez sözüm bölünmüştü.

"...Senin, tam da bu odada, beni sabaha kadar becermeni istiyorum, arkadaşım."

İki elini ani bir atakla arka uyluklarımdan geçirmesiyle, beni kucağına alması bir olmuştu. Tam da o anda tüm gerginliğinin son bulmasını sağlayacak sözleri söylemişti.

"Seni, tam da bu odada, sabaha kadar becermek istiyorum, arkadaşım."

Ellerim tekrardan boynuna sarmalanırken, aniden dudaklarımda hissettiğim dudaklarıyla sarhoşa dönmüş gibiydim. Bedenimi yatağa yatırmış, üzerimde yerini almıştı.

Alt dudağımı dudakları arasına alıp usulca emdikten hemen sonra dişleriyle çekiştirip bıraktı. O sırada dudaklarım arasında öylece duran dolgun üst dudağıyla ilgilenmem bir olmuştu. Sert baskısı doğrudan kalça arama vururken alt dudağımda hissettiğim acı ile inledim.

Ağzıma dolan metal tat ve ağzımdan boyun girintime doğru ilerleyen soğuk his ile dudaklarımı hakimiyetine aldığını anlamıştım.

Kan istiyordu.

İki dudağımı da emip çekilirken sızlayan kesik canımı yaksa da tek kelime bile etmeden ona itaat ettim. Bir eli göğsüme ilerledikten hemen sonra, dikleşmiş göğüs ucumu okşadı. Boynumdaki kan damlasına dokundurduğu parmağını göğüs ucuma sürüp tırnakları arasına aldı ve beni kışkırtmaya başladı.

"Ahm~"

Öpücükleri çene çizgimde biterken, yavaş yavaş hareketlenmiş boynumda yeni izler bırakmaya koyulmuştu. Beline sarmaladığım bacaklarımdan destek alarak kalçamı kaldırdım ve sertliğine bastırdım kendimi.

"Yaramaz..."

"Hmm~"

Ellerini bedeninden çektikten hemen sonra bana boşluk hissini tattıracak şekilde benden uzaklaşmış, karşımda ayaklanmıştı. Önümde bana mükemmel bir manzara sunan kumaş pantolonundan bile belli olan penisini görmemle, yatakta doğruldum ve ellerimi arkaya atıp oturdum.

"İçime girmeyecek misin?"

Kıkırdadı.

"İyi bir ağız işi verirsen, neden olmasın?"

Dilimi dudak piercingimde gezdirirken ellerimi yataktan çektim ve pantolonunun kemerine doğru götürdüm. Siyah deri kemerini yavaş hareketlerle çözerken bir yandan da eğilmiş, penisine kumaş üzerinden öpücükler kondurmuştum.

Ah... Dudaklarım değmese bile, hissediliyordu sertliği. İçimde kayıp gidişi, sonum olacaktı sanki.

"Hiç kötü bir ağız işi verdiğimi gördün mü?" dedim gözlerimi hiç gözlerinden çekmezken. Elini yumuşak saçlarıma atmış, bir baba edasıyla okşamıştı.

"Sen benim hiç ağzını boş bıraktığımı gördün mü?"

Kısacası, artık yap şunu demeye getiriyordu.

Kemerinden kurtulup bir kenara attıktan sonra elimi pantolonunun düğmesine atıp açtım ve fermuarını indirdim. Pantolonunu indirmeyip sadece sıyırdığım sırada, bana oradan selam veren baksırına yaklaşıp altında gizlenen aletine dilimle ıslak bir yol çizmeye başladım. Islaklığı anında emen kumaş, penisini seğirtmiş; gururumu okşamıştı.

Baksırını sıyırıp delisi olduğum büyük penisini ile karşılaştım. Anında dikleşmiş, karnına vurmuştu. Bir elim sıyırdığım alt kıyafetlerini tutarken; diğeri aletine uzanmış, dibinden ucuna kadar sıvazlamıştı. Dudaklarından kısık bir inleme duyduğum an yemin etmiştim kendime.

Tüm bu ağız işi boyunca, bir kere bile olsun bozmayacaktım göz temasımızı.

Kahvelerim, yeşillerinde kaybolacak; teni tenime karışacaktı.

Yüzümü ona doğru kaldırarak elimle sıvazladığım penisine doğru yaklaştım ve ucuna ıslak bir öpücük kondurdum kıkırdayarak.

Dilimle aletini baştan sona gezmeye başladığım sırada, aleti tekrar seğirmiş penisinin ucuna yine gelmemi sağlamıştı. Dudaklarımı araladım ve dilimi çıkartarak penisini ağzıma aldım. Tam o anda, sadece ucunu almama rağmen, öyle boğuk bir inleme duyulmuştu ki dudaklarından... Bu işe her şeyimi koymamı sağlamıştı.

"Ağzın. Sıcacık bebeğim..."

Elimi hayalarına götürüp okşamaya başladığım sırada bir yandan da penisinin ortalarını emmeye başlamış, gitgellerimi hızlandırmıştım.

Gözlerimin kusursuz yüzünden ayrılmaması en doğru kararım olmuştu, keza ellerim arasında nasıl bozguna uğradığını görmek Tanrı'nın bir lütufuydu.

Tam emmeyi bırakıp tekrar ucuyla ilgilenmeye başlayacağım sırada Taehyung elini saçlarıma geçirmiş, penisinin tamamını boğazıma vurmuştu. O anda öğürmediğime o kadar çok sevinmiştim ki...

En köküne kadar boğazıma çarparken, bir saniye bile duraklamıyor; kelimenin tam anlamıyla ağzımı sikiyordu. Başı geriye düşmüş, ağzı aralanmıştı. Bu manzara bile onun gitgellerine yardımcı olmamı sağlarken ağzımda olabilirmiş gibi daha da büyüyen aleti ile gerçek anlamda ağzımın yarılacağını sanmıştım.

Elleri saçlarımı yarını yokmuş gibi çekerken, penisi ağzımı deliğim zanneder gibi beceriyordu. Boğazımda büyüyen penisinin olabilirmiş gibi daha da şişmeye başlamasıyla boşalacağını anlamış, hızlanmıştım. Bir kaç saniye içerisinde gelmeden hemen önce ağzımdan çıkmış, eliyle penisini sıvazlamaya başlamıştı. Dilim dışarıda bir şekilde onu beklerken, çok geçmeden tatlı menisini dilimde hissettim.

"Ahh..."

Dilime düşenleri yutkunurken, o penisini bir kaç kere daha çekerek kalan menilerini yüzümün farklı köşelerine sıçratmış; kıkırdayarak gözlerimi yummamı sağlamıştı. Eli penisinden ayrılıp çenemi bulurken, gözlerimi açtım ve gözleriyle buluşturdum.

Kısıktı bakışları.

"Doğmamış çocuklarım yüzünü süslerken, her şeyden güzel görünüyorsun."

Kıkırdamamla tekrar üstündeki yerini bulmuş, beni belimden kavrayıp yüz üstü çevirmişti. Elini bel oyuntuma yerleştirdiği sırada, kalçam istemsizce havalanmış; deliğim kasılmıştı. Beni kendine göre pozisyona sokacağını anlayınca, hakimiyeti ona bıraktım.

Dizlerim üzerinde olacak şekilde kalçamı havalandırmamı, yüzümü yatağa yaslamamı sağlamıştı. Saten geceliğimi belime doğru sıyırarak deliğimi gözler önüne sermişti. Aniden girişimde hissettiğim ıslaklık ile kollarımı tamamen uzatmış, kendimi gevşetmiştim.

İlk olarak tükürüğüyle ıslatmış, ardından diliyle ufak baskılar bırakmaya başlamıştı. Deliğime minik bir öpücük kondurdu ve dilini sadece tek seferliğine sokup çıkarttı. Ardından ise tekrardan dudakları arasına aldı hassas tenimi.

Kalçamı ona itmek için hareketlendiğim sırada, odada tok bir ses çıkartan şaplağı kendimi durdurmamı sağlamıştı.

Ah benim minik bebeğim... Baskınlığını korumak istiyordu. Hoş, bu konuda bir itirazım da yoktu zaten.

Dilini hırçınca deliğime gönderirip gitgel yapmaya başladı. İşte tam o sırada zevki tatmış, kendimi hazza bırakmıştım. Ellerini kalça yanaklarımın iki yanına yerleştirip onları ayırıyor, kendine ideal bir alan yaratıyordu.

Dilinin tam olarak ortasındaki top piercingi içime vururken dudaklarım arasından zevk'in tohumlarını ektiği bir inleme duyulmuştu.

"Hmm~ Ahm T-Taehyung..."

Dili ağız içimi talan ederken bir eli kalçamdan inmiş, şişen penisime gitmişti. Bir kaç kere sıvazladıktan elini çekti ve aletimi yalnız bıraktı. İster istemez dudaklarım büzülmüş, gözlerim dolmuştu.

Başımı ona dönebileceğini kadar döndürdüğüm sırada kısık yeşilleriyle karşılaştım. Deliğimden bir anlığına uzaklaşıp bana göz kırptıktan sonra aniden -biraz önce penisinden ayrılan elini kaldırarak- orta ve yüzük parmağını içime itti.

"Ahmm!"

Makas hareketleriyle deliğimi genişletirken kalçamı ona itmemle diğer iki parmağını da içime itip hızlı bir şekilde gitgel yapmaya başladı. Ciddi anlamda içimde bükülen dört parmak deliğimi yırtacak gibi olsa da; bana verdiği haz, itiraz etmememi sağlıyordu.

"Ha-Hadihm~ İçime gir.. Ahhm!"

Dört parmağını da aynı anda bükmesi ile acı dolu bir çığlık attım.

Tanrım! Parmaklarını değil, onu istiyordum! İçimde büyümesini, deliğimi kanatmasını, bedenimi altında bir beşik misali sallandırmasını istiyordum.

Bir kaç gitgelin ardından parmaklarını deliğimden çekti ve ıslaklığım ile girişimi sıvazlarken üzerime doğru eğilip kulağımın arkasına -hassas bölgeme- bir öpücük kondurdu.

"Ne istiyorsun güzelim, söyle bana.."

Yüzümü sağımdaki yüzüne döndürdüğümde gördüğüm tutku ve şehvet yoğunluğu ikimizi de derinden etkilemiş, dudaklarımızı birleştirmemizi sağlamıştı. Islak bir sesle ayrıldığımızda kalçamı üzerime eğilen bedenin sertliğine doğru kaldırıp sürtündüm. Bakışlarım dudakları ve yeşilleri arasında geziniyordu.

"Doğmamış çocuklarının bacak aramdan akmasını istiyorum Kim, yetmez mi?"

Diliyle dudaklarını ıslatıp tekrar birleştirdi dudaklarımızı. Tekrarlanan kısa öpücüğü yine ıslak bir sesle ayırıp eski pozisyonuna geçti.

Eliyle tekrardan erekte olan penisini sıvazlayıp zevk suyumun aktığı girişime konumlandırdı.

"Yeter de artar."

Kıkırdadım dediğiyle.

"Ahh! Ta-Taehyunghmm!"

Fakat bu kıkırdama içime aniden ittiği penisi ile anında son bulmuş, belim yay gibi gerilmişti. Yeterince genişlettiği deliğimde durmadan gitgel yaparken ellerimi arkamda duran kasıklarına götürmemle ikisini de tutmuş, bel oyuntumda birbiriyle üst üste olacak şekilde kenetlemişti.

"Ahh sikeyim! Seni hazırlamama rağmen, nasıl hâlâ bu kadar dar olabiliyorsun...?"

Bir eli ellerim üstünde diğeri kalçamı sıkarken, alışmaya başladığımı fark etmemle onu yapabildiğim kadar orta yolda karşılamaya başladım. Bir anda penisini köküne kadar içime yerleştirdiğinde içimde inanılmaz bir acı yaşanmış, çığlık atmamı sağlamıştı.

Dibine kadar aldığım penisi içimde olabilirmiş gibi daha da şişerken yaşadığım haz, kapanmak bilmeyen ağzım geceye karışan inlemelere ev sahipliği yapmıyordu. Canım her ne kadar yansa da, bacak aramdan soğuk bir sıvı aksa da... Umrumda bile değildi. Şehvete kapılmıştım.

"Siktir..."

Aniden durdu ve içimden çıktı. Bununla beraber deliğimde inanılmaz bir acı yaşanırken ona döndüm meraklı gözlerle.

"Kanıyorsun."

Biliyordum.

"İçime gir Taehyung-"

"Jungkook. Deliğin kanıyor diyorum."

Güldüm dediğine. Ondan iş çıkmayacağını anlayınca elimi penisine atıp deliğime konumlandırdım.

"Kanat beni."

Derin bir nefes alışverişi yaptıktan sonra beklemeden penisini içime itti ve hızlı gitgellerine devam etti. Akan kan içimi daha da kaygan hâle getirmiş gibi, daha çok zevk vermişti bana.

"Ahh! Hızlanhmm Taehyung!"

Daha da hızlanmıştı. Deliğimi kendine boyuyor, bana sahip oluyordu. Tenime karışan teni, kırmızıya boyanan ruhu...

Benim mutlak zaafımdı.

Kim Taehyung benim doğmamış çocuklarımın yaratıcısıydı.

Aniden içimden çıktığında tekrar yaşadım o boşluk hissini. Kanımla boyanan kıyafetlerini çıkarttı ve ardından üzerime eğilip siyah saten geceliğimi de çıkarttı.

Bedenimi kucağına aldığı sırada ellerim hızlı bir şekilde boynuna sarmalanırken, kalçalarımdan destek aldı ve çok geçmeden penisini deliğime konumlandırarak içime itti.

"Ahmm~ Hızlı ol Kim..."

Dudaklarımızı birleştirerek içimde gitgel yapmaya başladı bu sefer de. Bir yandan deliğimi sikiyor, bir yandan da ağzımı sikiyordu sanki. Dudaklarımı patlatmak ister gibi emip dişleriyle çekiştirirken ona yapabildiğim kadar karşılık vermeye çalıştım.

Fakat bu karşılığı bir anlığına durdurmak zorunda kalmıştım. Keza büyük penisi en derinlerimde zevk noktamı bulmuş, keskin vuruşlar yapıyordu.

"Ahhm! Du-Durma Taehyung... Orası- Ahm-Siktir!Evet!"

Dudaklarından kısık bir kıkırtı duyulmasını gram umursamadan hızlı bir şekilde yapıştım dudaklarına. Karşılığını bulduğum anda dilimi dudakları arasına yollayıp dilini buldum ve dudaklarım arasına aldım. Dilini usulca emerken; içimdeki vuruşlar hâlâ zevk noktamı kaybetmiyor, beni orgazma doğru sürüklüyordu.

Diline çektiğim sakso kısa bir süre sonra son bulmuş, keza gelen orgazm haberiyle dudaklarından ayırılıp çığlık çığlığa inlemiştim.

"Ahmm! Ah... Ta-Taehyung~"

Göğüslerimiz arasında sıkışan penisim havalanırken, kaslı göğsüne patlamıştım. Boşalmamla kasılan deliğim onu da orgazma sürüklüyor olmalı ki, içimdeki şişliği son büyüklüğünü buldu.

Bir saniye bile durmadan; daha önce hiç bir seksimde görmediğim bir hızla içime köklenirken bir süre sonra tam da içime, en derinime kendini bırakmış, resmen içi su dolu bir balon misali patlamıştı.

"Ohh güzelim.."

Yaşadığım en güzel seksin ardından ikimiz de yorgun düşünce kucağında bedenimle yatağa ilerleyip yattı ve beni de üzerine bıraktı. Elleri belimi sarmalarken ben hâlâ boynuna sarılmış hâldeydim.

Kıkırdamıştım şu an alt bedenimde yaşanan his ile. Ciddi anlamda akıyordu doğmamış çocukları bacak aramdan.

Gözlerimi yumduğum anda saçlarıma kondurulan öpücük ile mayıştığımı hissettim.

Bakışlarım biraz öncenin aksine gözlerine bakmaya korkarken kısık, titrek bir tınıyla başladım konuşmaya.

"Hâlâ arkadaştan öte değil miyiz gözünde Taehyung?"

Sorumun ardından sadece bir sessizlik çökmüştü.

Evet, tıpkı düşündüğüm gibiydi.

Gözlerim dolmaya başlarken, alt dudağımın titrediğini hissettim. Normalde seks sırasında bile ağlamayan ben, onun yüzünden ağlamamak için kendimi çok zor tutar hâle gelmiştim.

Şimdi ne olacaktı peki...?

Arkadaş mı kalacaktık?

Tam tekrar dudaklarımı araladığım sırada ellerini yüzüme getirmiş, beni kendine döndürmüştü. Gördüğüm ilk şey yeşil gözlerinin doğrudan bana bakıyor oluşuydu.

"Arkadaşlar birbirini tatmazlar Jungkook."

Ondan -bir kaç hafta önce kendi ağzımdan çıkan- sözleri duymam, şaşkın şaşkın ona bakmamı sağlarken aniden birleşen dudaklarımız, nabzımın atışının kulaklarımda yankılanmasını sağladı.

Elini şakaklarıma götürüp dudaklarıma sayısız minik öpücük kondurdu. O an ilk defa yüzümün kızardığını hissediyordum. Arsız tarafım sanki bir yere uçmuş, diğer bir kişiliğim ortaya çıkmıştı.

Dudaklarıma son kez dudaklarını bastırıp uzunca öptükten sonra çekilip kızaran yanaklarımı öptü. Ardından ise çekilip yüzlerimizi karşı karşıya getirdi. Gözlerini ise gözlerime kenetlendi.

"Seninle arkadaştan öte olmak istiyorum, kamelya."

°

°

°

Son.

Bölüm sonu

6 yorum