“Gerçeği saklayanlar, gerçeği arayanlardan her zaman bir adım önde olmak ister.”
⸻
Mağaranın girişindeki ateş yavaş yavaş sönüyordu.
Lina, elindeki sıcak çayı tutmasına rağmen üşüyordu. Bunun nedeni soğuk değildi. Son birkaç günde öğrendikleri, bütün hayatını altüst etmişti.
Elara, masanın üzerine büyük bir harita serdi.
“Bugüne kadar yalnızca saklandık.”
Haritada birkaç noktayı işaretledi.
“Ama artık saklanarak hiçbir yere varamayız.”
Arven başını salladı.
“Haklısın.”
Lina haritaya yaklaştı.
“Kırmızı işaretler neyi gösteriyor?”
“Bunlar eski çıkış tünelleri.”
“Eski mi?”
“Evet. Kubbeler inşa edilirken onlarca acil çıkış yapılmıştı. Yönetim yıllar önce çoğunu kapattı.”
“Çoğunu…”
Elara hafifçe gülümsedi.
“Demek ki hepsini değil.”
⸻
Ertesi sabah Lina, Noa ve Arven küçük bir keşif ekibi olarak yola çıktı.
Amaçları, haritada işaretli en yakın tünele ulaşmaktı.
Orman sessizdi.
Kuş sesleri rüzgâra karışıyordu.
Lina yürürken durdu.
“Garip.”
“Neymiş?” diye sordu Noa.
“Burada her şey düzensiz.”
Arven gülümsedi.
“Doğa böyledir.”
“Ağaçların boyu farklı… Çiçekler farklı renklerde… Hiçbiri aynı değil.”
“Kubbede ise her şey aynı ölçüde.”
Lina ilk kez fark etti.
Yıllarca yaşadığı şehirde kusursuzluk vardı.
Buradaysa kusursuzluk yoktu.
Ama hayat vardı.
⸻
Yaklaşık iki saat sonra eski bir beton yapıya ulaştılar.
Üzerini sarmaşıklar kaplamıştı.
Kapının üzerindeki yazının yarısı silinmişti.
“…ÇIKIŞ NOKTASI 14”
Noa kapıyı itti.
Açılmadı.
Arven diz çöktü.
“Elektronik kilit.”
“Cihazın çalışması mümkün mü?”
“Eğer ana enerji hattı kesilmediyse…”
Çantasından küçük bir cihaz çıkardı.
Birkaç kabloyu birbirine bağladı.
Kilitten kısa bir bip sesi geldi.
Sonra ağır kapı yavaşça açıldı.
⸻
İçerisi karanlıktı.
Duvarlarda eski lambalar asılıydı.
Yerde paslanmış raylar uzanıyordu.
Lina el fenerini açtı.
Rayların yanında devrilmiş küçük bir vagon vardı.
Tozların arasında dikkatini bir oyuncak ayı çekti.
Eğilip aldı.
Oyuncağın kulağı kopmuştu.
Üzerinde küçük bir isim yazıyordu.
Ece
Lina’nın boğazı düğümlendi.
“Buradan insanlar geçmiş…”
Arven sessizce cevap verdi.
“Evet.”
“Çocuklar da…”
Kimse konuşmadı.
Sessizlik bazen cevaplardan daha ağırdı.
⸻
Koridorun sonunda kalın çelikten yapılmış ikinci bir kapı vardı.
Kapının üzerinde solmuş bir uyarı levhası duruyordu.
YETKİSİZ GİRİŞ YASAKTIR
Kapının hemen yanında eski bir güvenlik odası bulunuyordu.
Lina içeriyi incelerken masanın altında ince bir defter buldu.
Sayfaları sararmıştı.
İlk sayfada şu satırlar yazıyordu:
“Eğer biri bu defteri bulursa bilsin ki dışarı çıkmak mümkündü. Ama bize kapıları açmamızı yasakladılar.”
Sayfaları çevirdi.
Bir başka not…
“İnsanlar dışarıdaki radyasyondan değil, içerideki korkudan ölüyor.”
Lina defteri kapattı.
Bu cümle uzun süre aklından çıkmayacaktı.
⸻
Tam o sırada Noa elini havaya kaldırdı.
“Ses duydunuz mu?”
Üçü de olduğu yerde kaldı.
Uzaklardan metal sürtünme sesi geliyordu.
Tak…
Tak…
Tak…
Arven fısıldadı.
“Birileri geliyor.”
Işıkları söndürdüler.
Ayak sesleri giderek yaklaştı.
İki güvenlik görevlisi koridora girdi.
“Bölge temiz görünüyor.”
“Yine de kontrol et.”
Lina nefesini tuttu.
Görevliler birkaç metre ötedeydi.
Tam ayrılacaklarken biri durdu.
“Bir dakika…”
Yerdeki ayak izlerini fark etmişti.
Elini telsize götürdü.
“Burada birileri var!”
Arven hiç düşünmeden cebinden küçük bir ses bombası çıkardı.
Bombayı koridorun diğer ucuna fırlattı.
Şiddetli bir gürültü yankılandı.
Görevliler sesin geldiği yöne koşunca üçlü ters yöne doğru kaçmaya başladı.
⸻
Tünelden çıktıklarında hava kararmıştı.
Uzaktan Kubbe-7 bütün ihtişamıyla parlıyordu.
Lina durup kubbeye baktı.
İçeride milyonlarca insan normal hayatına devam ediyordu.
Hiçbiri gerçeği bilmiyordu.
Noa sessizce yanına geldi.
“Sence bizi dinlerler mi?”
Lina gözlerini kubbeden ayırmadı.
“Bilmiyorum.”
“Ama denemeden vazgeçmeyeceğim.”
O sırada Elara’nın telsizinden cızırtılı bir ses yükseldi.
“Elara… beni duyabiliyor musun?”
Ses kesildi.
Sonra tekrar geldi.
“Merkez Kule… beklediğimizden erken harekete geçti…”
“Onlar…”
“…bir hafta içinde bütün çıkış tünellerini yok edecek.”
Telsiz sustu.
Ormana yeniden sessizlik çöktü.
Lina’nın gözlerinde kararlı bir ifade belirdi.
Artık zaman daralıyordu.
Eğer gerçeği insanlara göstermek istiyorlarsa, bunu çok geç olmadan yapmak zorundaydılar.